Sabahattin Şen: Sanat Kazası

Share Button

DSCI0016
Sanatta zorlanmalar, anlamamalar arttıkça yanıtsız kalan birçok sorunla karşılaşılır. Bu nedenle sanatsal çalışmalar yapmak da olanaksızlaşır. Sanat, sürekli yeni atılımlarla bizleri şaşkına çevirebilmekte; karşımıza her zaman türlü zorlamalar ve anlamakta zorluk çekilen sorunlar çıkarabilmektedir. Günümüzde sanatın hızı birçok kişiye havlu attıracak denli hızlı bir gidiş içinde. Sanat yaptığını ve anladığını sanan birçok kişi bu hıza yetişemeyeceğini anlayınca havlu atmak yerine kendilerini bu zor durumdan kurtarıp kuyruğu kaptırmama yolunu seçerler. O güne dek öyle ya da böyle sanat adına edindikleri yeri yitirmek istemezler. Bu yeri korumak için türlü oyunlara ve sözlere başvururlar; kendilerine uygun düşen düşünceleri derleyip kendi yapaylıklarının anlaşılmaması için çalışırlar. Kimilerinin işlerine gelen sözlerin arkasına sığınmaya kalkarlar. Anlayamadıkları yeniliklere karşı savaş açarlar.

DSCI0021
“Sanat Kazası” “sözü de böyle bir anlayış doğrultusunda ortaya atıldı. Birden bire karşılarına çıkan Kavramsal Sanat karşısında bocalamalar başlayınca yetersizliklerini anlama çarpıntısı içine düşmeleri yetersizliklerini gündeme getiriverdi. Sanattan anladıklarını ve sanat yaptıklarını sanarak edindikleri yerin de yapay bir yükselti olması düşme korkusuna dönüşüverdi. Neden anlayamadıklarını anlamaya kalkacaklarına son dönemdeki sanatın konumuna karşı bir saldırıya kalkarak kuyruğu kurtarmaya kalkmak kısa bir yol seçimi olarak görülmekte. Oysa anlamaları gereken gerçek şu: O güne dek gerçekten de sanatı yeterince anlamamışlar. Anlayabilselerdi günümüzün sanatını anlamakta güçlük çekmezlerdi.
DSCI0068

Bu beni öğrencilik dönemimdeki Sanat Tarihi dersine götürdü. Sözüm ona Sanat Tarihi öğretmenliği yapan bir öğreticimiz bir gün sınıfta “Ben Picasso’nun 1960 yılından sonra yaptıklarını anlayamıyorum.” demişti. 1971 yıllarıydı ve ben de: “1960 yılına dek anlamış olsaydınız 1960’dan sonrasını da anlardınız.” dedim. Daha o yıllarda ve öğrenciliğimde söz konusu sanat olunca bilgisizliği ve anlayamamayı örtmenin yöntemlerinin sanatın içinde çok kolay öğrenildiğini yaşadım. Yıllar sonra bu öğretici uzun yıllar eleştirmenlik yaptı. Yazılarının ne denli sanatın gerçeğinden uzak olduğunu benim anlamam yetmedi. Başkaları gerçekten yazdıklarının sanatla ilgili olduğunu sanıp onları okuyarak sanatı o eleştiriler doğrultusunda anlamaya kalktılar. Daha doğrusu anlamak yerine anlamamayla karşılaştıklarını anlayamadılar. Bugün gelinen noktada günümüzün evrensel ve çağdaş sanatını anlayanlar yerine anlamayanlar, sanat yaptıklarını sanarak çoğaldılar. Gün gelip de karşılarına sanatın dev yüzü ve hızı çıkınca buna bir yanıt bulmaları ve vermeleri gerekiyordu. Kurtuluşu “Sanat Kazası” na sarılmakta buldular.

DSCI0086

Avrupalı da Amerikalı da sanat konusunda tartışır, bir yığın söz söyler. Söylenenlere sanat dünyası ve sanatçılar aldırmaz. Sanatlarını yaparlar; kendilerini bağlamaz. Bir tartışmanın içine girip de zaman yitirmezler. Kim ne söylerse söylesin son söz sanatçıların yaptıklarındadır. Bizde ise sanatta yer edinememenin eksikliğini, eksiklik anlaşılmasın diye bu tür söz ve tartışmaların içinden seçilen sözlerle gidermeye çalışırlar. Günümüzde sanatın kazaya uğradığını bilmem kimin öne sürdüğünü belirterek sonuçta sanatın kendi yaptıklarına dönüş yaparak sağlığına kavuşacağını öne sürer ve savunurlar. “Avrupa’da sanat öldü.” sözüne sığınanlar gibi…

DSCI0101
“Sanat Kazası” konusu ve sorununu dile getiren Fransız mimar ve felsefeci olan Paul Virilio’dur. O kendine göre bir saptama yaparak sorunlara yanıt bulmaya çalışmış. Sanatta varabildiği yerden yeniliklere ayak uyduramayacağı duygusu yaşamaya başlayınca ileriye gidemeyeceğini, yeni atılımlara ayak uyduramayacağını düşünmüş olabilir. Sorunu kendinde arayacağına çılgınca bir yola girenlerin sanatta bir kazaya neden olacaklarını kurgulamış diye düşünelim. Her şey yolunda gitmeyi sürdürdüğüne göre… Geçekten de her çılgınlık sanat diye ortaya çıksa da sanat onlara değil, onlar sanata toslar. Böylece geriye sanata uyan ve sanatla bağdaşan çılgınlıklar kalır. Sanatı bugüne dek kazaya uğratan olmamıştır.

DSCI0127
Bu bağlamda sanat hiçbir zaman kazaya uğramamıştır. Böyle bir sorunu yoktur; bundan sonra da olamaz. Paul Virilio’yu kurtarıcı olarak görüp sanatın kazaya uğradığı düşüncesine sarılmak sanatta yetersiz olanların can simidi arayışlarıdır. Batıda böyle bir tartışma yoktur ve Virilio’nun düşüncesine saygı duyulur. Herkes bildiğini yapmayı sürdürür. Batılı sanatın özünü ve yapısını, ne yapması gerektiğini çok iyi bilir. Yepyeni sanatsal çalışmalarla sanatın geleceğine yepyeni ufuklar açar. Gerçek şu ki, her zaman herkesin ipin ucunu kaçırmadan sanatla uğraşını sürdürmesi gerekmektedir. Başarısızlıklarına can kurtarıcı aramamalıdır.
DSCI0153

Yaratıcı güç ve izlediği yol bir yere dek gidiyorsa orada duraklama başlar. Kendini yinelemeler çoğalır. Sanatın atılımlarına yanıt veremediği, o güne dek yaptıklarının gerçekten sanat değerini taşıması nedeniyle kendi kendine bir açıklama yapma gereğini duyabilir. Kendinin değil de sanatın kazaya uğradığı görüşüne tutunma ağır basar. Bir yere ve döneme dek gerçekten sanat yapmış olsalar onların çıkmazlarına bir yere dek anlayış gösterilebilir. Bu anlayış da kişinin kendi sorunları olarak değerlendirilir. Sanatta sorunlar yaşayanların düşünceleri, diğer sanatçıları bağlamaz, bağlamıyor da… Sanatçılar kim ne derse desin kendi yolunda gitmeyi sürdürür.

DSCI0155

Geçmişe baktığımızda, bu kimilerine göre sanat kazalara uğramıştır. En belirgin kaza İzlenimciliktir. O güne dek kendilerini sanattan anlar diye gösterenler İzlenimciliğe savaş açmışlardır. Onlara göre sanat ölümcül bir kazaya uğramıştır. Van Gogh, sanatın kazaya uğradığını savunanların kazasına uğrayan bir sanatҫı oldu. Sanatın bu kaza nedeniyle en önemli kurbanıdır, Van Gogh. Arkasından daha yeğni bir kaza görünümlü dışavurumculuk gelir. Sanatı tam sağalttıklarını sandıkları anda hiç anlayamadıkları çok büyük bir kaza daha çıkar ortaya: Kübizm… Her şeyin yerle bir olduğu düşünülür, gerҫekten. “Avignonlu Kadınlar” Matisse’in de alay konusu olmuştur. Picasso’nun Matisse’i bu anlamda hiçbir zaman bağışlamadığı bilinir. Elbette böyle bir bağışlamazlık 2. Dünya Savaşı’nda zor durumda kalan Matisse’e yardım etmesine engel olmamıştır. Eninde sonunda, Kübizm’e karşı yanılgıya düşse de sonuҫta Kübizm’in gücünü anlayıp şapka ҫıkarmasını bilmiş büyük bir sanatҫıdır. Bir sanatçı bir başka sanatçıyla ilgili olarak yanılmış olsa da o sanatçının sanattaki yerini yitirmesine engel değildir. Bu düşman olmalarını gerektirmiyor. Matisse gibi bir sanatçının da yanılabileceği gerçeği ortaya çıkıyor; bu Picasso’yu daha da yüceltiyor. Buradan çıkan sonuç, Kübizm’le sanatın nasıl bir kazaya uğradığı düşüncesinin ne büyük bir yanılgıya neden olduğudur.

DSCI0178

Ülkemizde günümüzdeki “Kavramsal Sanat” olgusunu sanata kavram katmak olarak düşünenlerin algılama yanlışlığı sanatta sapma ve sapkınlıklara yol açtı. Ülkemizde ağır aksak sanat yapmaya ve çağdaş sanata ulaşmaya çalışırken Kavramsal Sanat’ın kavranamayışı bizim sanat yolumuzda büyük bir kaza yarattı. Sanatta kazaya uğrayan biziz; sanat değil. Anlayamadığı bir olguyu hiç kimse doğru olarak kavrayamaz ve değerlendiremez. Durum böyle olunca Kavramsal Sanat’la karşılaşınca sanatın kazaya uğrayıp yoldan çıktığını düşünür. Oysa kendi gittiği yoldaki hızı sanatın gittiği yolun ve hızının çok gerisinde ve ulaşamayacağı bir uzaklıkta kalmıştır. Bulunduğu yeri ve yolu korumak için de suçu sanatın kaza yaptığına yüklemekle kurtulmak istenmektedir.

DSCI0197
Joseph Bueys’un sanatı ulaştırdığı bu uzak yeri görmeyen gözler sanatın kaza yaparak uçuruma yuvarlandığını düşünebilir. Böyle bir düşünceyse böyle düşünmeleri nedeniyle kazaya uğradıklarını kanıtlıyor. Geçmişte olsun son yıllarda olsun sanat uluslararası anlamda hiçbir kazaya uğramadan yolunda gitmeyi sürdürmektedir. Burada görülen çalışmalar son iki yılda uluslararası etkinliklerdeki çalışmalardan alınmıştır. Ortada ne bir kaza ne de sanatı yolundan alıkoyan bir neden var. Anlaşılmıyorsa, eksiklik anlayamayanlardadır.

Share Button

Yorumlara kapalıdır