İdil Mirata Tokdemir: Sanatta Acıyı Deneyimleme ve Eylemsel Mutilasyon (2)

Share Button
Hermann Nitsch “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Hermann Nitsch “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Bedeni bir otorite nesnesi olarak sorgulayan Dr. Hülya Ulaş Feyzioğlu, çalışmalarını, özellikle bedenlerine acı çektirerek sahneleyen sanatçıları şöyle değerlendiriyor:

Çalışmalarında bedenlerini derilerinden arındırarak, onları kimliklerinden soyunduranlar, bedenlerine bizzat kendileri acı vererek, bedenin acı eşiklerini zorlayanlar, bedenlerini bazen mekan, bazen de sanatsal çalışmaların malzemesi olarak işleyen sanatçılar arasında Hermann Nitsch, Marina Abramoviç, Stelarc, Carolee Schneemann, Orlan gibi sanatçılar dikkat çekmektedirler. Bu sanatçıların çalışmalarında, her türlü bastıma, sıkışma “direnç noktası” olarak bedende görünür hale gelmektedir. Beden bir karşı duruşun imgesi, iktidarı analiz edebileceği bir araç durumuna gelmektedir. (H.Ü. Sanat Yazıları 19, Feyzioğlu 2011:92)

Avusturya’lı aktivist, performans sanatçısı Hermann Nitsch (1938), “Theatre of Orgies and Mysteries” (Cümbüş ve Gizem Sahnesi) isimli çalışmalarını 1962-1998 yılları arasında, yaklaşık 100 performans olarak sahnelemiştir. Özellikle müzik ve dans eşliğinde dini ayinler olarak, büyük baş adakların çarmıha gerilerek katledildiği; etlerin ve iç organların katılımcıların çıplak bedenlerine adapte edilerek ritüelin kanlar içinde sürdüğü bu gösteriler daha sonra bedenleri sargı bezleri ve kumaşlarla sarma eylemine dönüşüyor. Acı çekmeyi, kan akıtrmayı ve vahşeti, gösteri sanatıyla izleyiciye imrendiren Hermann Nitsch, kanların oluşturduğu etkileri ayrıca tuvallerine de taşıdı. İzleyiciyi şiddet duyguları ile büyülediği tartışılan sanatçının, sahnede aşırı tabu imajlar, hayvan leşi, kan ve çıplak insan bedenleri kullanması, üç kez  cezaevinde yatmasına sebep oldu. (Resim 8-15)

Hermann Nitsch “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Hermann Nitsch “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

3

 

45

Hermann Nitsch, “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Hermann Nitsch, “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Hermann Nitsch, “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Hermann Nitsch, “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

 

Hermann Nitsch, “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Hermann Nitsch, “Theatre of Orgies and Mysteries” 1962-1998

Yugoslav asıllı Marina Abramoviç (1947), deneyüstü, sarsıcı, aşkın, efsanevi yapıtlarının her birinde ölüme meydan okudu: “Yaşamımız boyunca, hem gerçek anlamıyla, hem de metaforik anlamıyla ölmemiz gerekiyor; ancak bu sayede kendimizi ölüm düşüncesinden özgürleştirebiliriz.” [1]

Alman yazar Eckart Tolle’nin (1948), acıya direnme ve ölümü irdelerken sergilediği yaklaşım şöyle:

“Direnmeyi bırakıp, incinmeye açık hale gelmek, gerçek asli incinmezliğinizi keşfedebilmektir… Istırabın kabullenilmesi ölüme bir yolculuktur. Derin acıyla yüzleşmek, onun olmasına izin vermek, dikkatinizi ona vermek ölüme bilinçle girmektir. Siz bu ölümü geçirdiğinizde, ölüm diye birşeyin olmadığını ve korkacak hiçbir şeyin bulunmadığını idrak edersiniz.” (Tolle 2003:102,121)

Abramoviç’in sanatı, ilkel toplumlarda yapılan günah çıkarma ve arınma ritüelleri gibi aşkın bir ruh hali içinde gerçekleşen törensel bir oyuna benzetilebilir. Sanatçı bu oyunu oynarken içine girdiği bir trans hali ve yükseliş’ten bahsediyor. Şaman inanç ve geleneklerinde yapılan ibadet ve tapınma şekilleri, ya da dini törenler esnasında deneyimlenen türde bir yükseliş yaşayarak kendinden geçmesi mümkün. Bu sayede bedenini korumasız, savunmasız, her türlü eziyet ve acıya açık tutarak uyguladığı kesikler, yaralar, darbeler ve akıttığı kandan hiçbir şekilde etkilenmiyor. (Resim 16)   Aksine, onlarla arınıyor, güçleniyor ve huzur buluyor.[2] “Şaman töresel bilgilere göre paranormal güçlerin, bedensel yaralanmalar ve acılara dayanıklılık sağladığı ve bu yaraları mucizevi bir şekilde, herhangi bir iz bırakmadan iyileştirdiği ıspatlanmıştır. Bu sonuç, bir şamanın spiritüel ve dünyevi varoluşu arasında meditasyon ve odaklanma gibi eylemsizlik anlarında kendi bedenine zarar vermesiyle, acı ve ızdıraba karşı gösterdiği pasif tepki sayesinde kesin olarak kanıtlanmıştır.”[3]

Abramovic Marina, Seven Easy Pieces (Yedi Kolay Parça), 2007, Guggenheim Museum, New York.

Abramovic Marina, Seven Easy Pieces (Yedi Kolay Parça), 2007, Guggenheim Museum, New York.

 

Marina Abramović, Rhythm 5  (Ritim 5),  1974, Belgrad.

Marina Abramović, Rhythm 5 (Ritim 5), 1974, Belgrad.

 

Sanatçının ilk ritüelistik performanslarından biri olan komünist yıldızını yakma gösterisi-eylemi Rhythm 5, 1974 yılında, Belgrad’ın bir meydanında gerçekleşti. Fiziksel ve zihinsel bir arınmayı yansıtan bu çalışma, özellikle sanatçının içinde bulunduğu politik bir geleneğe de dikkat çekiyordu. Bu yakma, arınma performansının en son aşamasında, her köşesi yanmakta olan yıldızın içine yatan sanatçı, kısa bir süre içinde dumandan zehirlenerek kendinden geçmiş ve gösteriyi izlemekte olan bir doktorun yardımı sayesinde kurtarılmıştır. (Resim 17)  [4]

 

Marina Abramović – (Ritim 10 ‘Yıldız’)  Rhythm 10  "The Star", 1973 ve 1999.

Marina Abramović – (Ritim 10 ‘Yıldız’) Rhythm 10 “The Star”, 1973 ve 1999.

Marina Abramovic, Spirit House, 1999, Video Installation, Holland.

Marina Abramovic, Spirit House, 1999, Video Installation, Holland.

M. Abramovic, in Nude With Skeleton.

M. Abramovic, in Nude With Skeleton.

Self-Portrait With Scorpion (Open Eyes)

Self-Portrait With Scorpion (Open Eyes)

Abramovic Marina, Seven Easy Pieces, 2007, Guggenheim Museum, New York.

Abramovic Marina, Seven Easy Pieces, 2007, Guggenheim Museum, New York.

Abramoviç  performansları süresince (Resim 18-22) özümsemiş olduğu birçok ezoterik bilgiyi temel almakta; zihninin gücünü bedensel gücünün üstüne çıkarmayı başarmaktadır: “Tibet ve Aborijinlerde katıdığım Sufi Ritüeller esnasında şunu gördüm; bedenin fiziksel sınırlarını zorlayarak, zihinsel bir sıçrayış yapmak; acı çekme ve ölüm gibi, bedensel tüm korkuları ve korkuların yarattığı limitleri ortadan kaldırarak yücelmek mümkün. Bizim Batı Kültüründe olmayan bilgiler bunlar… İşte, Performans Sanatı benim için bu sıçrayışı başarmamı sağlayan tek araç oldu.” [5]

Bu inanç, düşünce ve adetler Batı Kültürüne uzak olmakla  birlikte,

“Batı kültürü beden ve zihin arasında bir bağ olduğunu çekinerek kabul etmiş ancak Zen meditasyonu, Sufi dansı, T’ai Chi, Şaman davulu gibi tekniklerinin,  beyinde farklı bilinç halleri ve farklı dalgalanmalar yarattığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Belli bir kesim, bedenin manipule edilmesi esnasında yapılan meditasyonun spiritüel bir içgörü, kavrayış ve yükseliş yarattığını deneyimleyerek keşfetmiştir.” (Hewit 1997:15)

Sanatçı öğrencilerini eğitirken, onların spiritüel deneyimler yaşayabilmeleri ve performans sanatını uygulamadan önce gerekli gücü toplamayı öğrenmeleri için arınma programları hazırlamış; onlara, günlerce sadece su içerek, zor hava şartlarında, çıplak, korumasız ve konuşmanın yasak olduğu kamplar yaptırmıştır.

“Performans Sanatı için bir içsel temizlik; yani rutin duyulardan arınmak ve farklı algıların ortaya çıkması için yol açmak gerekmektedir. Bunun için zor şartlarda doğa ile bütünlük, açlık, sessizlik ve yalnızlık gerekmektedir.” (Abramoviç, Cleaning The House Workshop – Ev Temizliği Uygulaması, 1995)

Acı ve zorlukların deneyimlendiği süreç içinde beş-duyu yavaş yavaş geri çekilerek, dünyevi algılar uzaklaşır; zihin dalgaları sakinleşir, zihin berraklaşır, genişler ve daha yüce algılar için boşluk oluşturur.  Beş-duyunun geri çekilme hali Hint kökenli Vedanta Felsefesi’nde [6]  Pratyahara aşaması olarak deneyimlenmektedir. “Pratyahara haline ulaşıldığında, duyulardan geri çekilmiş sinirsel enerjinin serbest bırakılması ile psikosomatik[7] dengesizlik kendiliğinden giderilmektedir. Bu enerji yıpranmış doku, bez ve organların iyileşmesi, canlanması ve yenilenmesi için kullanılmaktadır.” [8]

[1] ABRAMOVİÇ, Marina. Cleaning the House, Academy Editions, Art and Design Monographs, Academy Group , 1995.

[2] Tokdemir, İdil. Günümüz Sanatında Mistik Etkileşimler Ve İçseli Bulma, Y.Lisans Tez Raporu,

Hacettepe Üniversitesi, G.S. Heykel Bölümü, 2013:64.

[3] http://books.google.com.tr/books/Shamanic+Self-Mutilation+Self-Initiation

[4] Tokdemir, İdil. Günümüz Sanatında Mistik Etkileşimler Ve İçseli Bulma, Y.Lisans Tez Raporu, Hacettepe Üniversitesi, G.S. Heykel Bölümü, 2013:64.

[5] ABRAMOVİÇ, Marina. Cleaning the House, Academy Editions, Art and Design Monographs, Academy Group , 1995.

[6] En eski Hindu özdeyişleri üzerine kurulmuş olan felsefe. Bu görüşe göre, her yaratığın ve her nesnenin özünde yatan ve onların gerçek benliği olarak kabul edilen öze Atman;  bu gerçekten evrensel görünümü içinde söz edildiği zaman, ona Brahman denir. (Yoga Sutra, Patanjali)

[7] Psikosomatik, psikolojik kökenli olan fiziksel hastalıklara verilen genel addır. Yunancada ruh anlamına gelen “psyche” ile beden anlamına gelen “soma” kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikosomatik)

[8] MANAF, Akif. Yoga Pratyahara Duyu Kontrolü ve Astral Teknikler, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2009:291.

Share Button

Yorumlara kapalıdır