Hakan Erol: Prometheus Desmotes (Zincire Vurulmuş Prometheus)

Share Button
Pprometheus Bound, Peter Paul Rubens, 1610-1611

Pprometheus Bound, Peter Paul Rubens, 1610-1611

Mitolojinin kökü “mit”ten gelir. Mit, masal demektir. Antik Yunan’da yaşayan insanlar, çözemedikleri, anlayamadıkları ya da bilmedikleri her şeye, olağanüstü bir anlam yükleyip onları mitleştirmiştir. O dönemde yaşayan insanlar, çevreyi ve doğayı anlayacak bilgi birikimine sahip değildi. Mesela yağmur ve fırtınanın çıkmasının sebeplerini bilmedikleri için, düş ve hayallerini yardıma çağırmışlardır. Her toplumun kendine özgü farklı mitleri vardır.Antik Yunan’dan günümüze kadar da bu süregelmiştir. Bir iki örnek verecek olursak eğer: Osmanlı-Bizans savaşında, Osmanlı’nın İstanbul’u alacağı kesinleştiği sırada, hava kıpkırmızı olur ve bu ışık gösterisi 1-2 dakika boyunca da sürer. Bizanslılar bu hava olayını Tanrı’nın bir işareti olarak görüp, “savaşı kaybettiklerini” ifade ederken, Osmanlılar da Tanrı’nın bir mesajı olduğunu belirtirler, ancak ‘’kazandıklarının’’ bir işareti olarak vurgularlar. Aslında olan şey ise Yeni Zelanda’daki lav patlamasının etkisidir. Yani, insanlar anlamlandıramadıkları şeylere, olağanüstü güç yüklerler. Bugünden bir örnek de verebiliriz. Tarlaları için yağmur duasına çıkanlar, yağmurun Tanrı’nın elinin değmesiyle, onların dualarını kabul etmesiyle yağacağını düşünüyorlar. Yağmurun nasıl oluştuğunu bilmeyenler, yardımı mitte buluyorlar. Demek ki Antik Yunan’dan bugüne değişen bir şey pek de yok gibi…

Prometheus, Christian Griepenkerl, 1903

Prometheus, Christian Griepenkerl, 1903

Antik Yunan’ın tragedya denildiğinde en önemli üç ismi vardır: Sophokles, Euripides, Aiskhylos… Sophokles’in yazdığını tahmin ettiğimiz tam 127 oyun vardır. O dönem bilgisayarın, Word dosyalarının olmadığını düşününce ve hepsinin elle yazıldığını bilince ortaya korkunç bir rakam çıkmış oluyor. Ancak Sophokles’in 127 oyunundan sadece günümüze 7 tanesi ulaşabilmiştir. Bu büyük bir talisizliktir. Sophokles’in en büyük oyunu ise Kral Oidipus’tur… Euripides, insanları bekleyen gerçek ve zorlu sorunları ortaya koyarak, onları düşünmeye zorlamıştır. Yunan sahne geleneklerine ilk defa darbeyi Euripides indirmiştir. Sahneye bir dilenci ilk defa gerçek bir şekilde, üstü başı yırtık ve paçavrayla çıkmıştır. Bu, dönemin seyircisi üzerinde büyük bir etki bırakmıştır. Euripides’in 90’a yakın oyunu olduğu tahmin edilmekle beraber günümüze ancak 18 tanesi ulaşabilmiştir. Aiskhylos salt yazar değildi, döneminin en etkin politik düşünürlerinden olup, iyi bir de savaşçıydı. 525/24 yılında doğmuştur. Atinalı tiyatro seyircisi, Aiskhülos 456/55’te öldüğünde bile, ondan çok sonra tragedyalarını sık sık tiyatroda izleme fırsatı bulmuştur. Aiskhylos’a duyulan büyük saygının en büyük kanıtıdır bu… Aiskhylos’un günümüze değin gelen ve bizim bildiğimiz 7 oyunun birbirinden farklı birçok kopyası bulunur. 80 kadar oyununun ise sadece adını biliyoruz…

M.Ö 447’de, Atinalılar, hararetli bir tartışmanın ardından tapınakların inşası için oy kullanmışlardır. Atina halkı, yukarıda saydığımız büyük drama yazarlarını bu şekilde izleme fırsatı buldular. Dönemin bütün tragedya yazarları, belirli bir refah seviyesine ulaşmış olan kişilerdir. Zaten bu refaha ulaşamayanların, bu işlere vakit ayırması mümkün de olmamıştır.

Tragedya Aristotales’e göre başı sonu olan, belli bir uzunluğu bulunan bir eylemin taklididir. Soylu sınıfına hitap eder… Halkı kontrol amacında tutmak için tiyatro gösterilerinin düzenlendiğini söyler. Ayrıca dönemin tiyatroları edebi dil bakımından çok ağırdı. Üstelik sahneye çıkanların büyük çoğunluğu yüzlerine maske takardı. Rolü oynayan kişi teşhir olmaktan sakınırdı… Tiyatronun kelime kökeni ise ‘’izlemek’’ anlamını taşımaktadır…

Elimize ulaşmış olan Zincire VurulmuşPrometheus’un, Aiskhylos’un olup olmadığı bir tartışma konusudur. Grek uzmanı olan Wilhelm Schmidt, Prometheus’un, Aiskhylos’a ait olmadığını, bir ateistin bu oyunu yazdığını iddia eder. ‘’Prometheus, Aiskhülos tarafından yazılmadığı gibi o hayattayken yazılmış da değildir.’’ der.

Oyuna gelecek olursak eğer, Prometheus, Karadeniz sahilinde İskit ülkesinde geçer. Oyun boyunca, başoyuncu gerçek hiçbir harekette bulunmaz. Zincire vurulmuştur. Diğer oyuncular sırayla onu ziyaret eder.

Prometheus, Kratos ile Bia’nın zoruyla Hefaistos tarafından kayalığa zincirlenir. Kratos gücü ve kuvveti, Bia ise zorbalık ve şiddeti simgeler. Hefaistos’a ise, Zeus ve Hera’nın oğludur. Ateş Tanrısı olarak bilinir.

Prometheus yarı tanrıdır. Bildiği bir “giz” vardır. Zeus bunu öğrenmek ister. Zeus iktidarın kişileştirilmesi, Prometheus ise aklın kişileştirilmesidir. Prometheus, ateşi Zeus’tan alıp insanlara vermesinden dolayı, Zeus tarafından acımasızca cezalandırılır. Prometheus’u zincire vurur. Kartal onun karaciğerlerini yer. Zeus, Prometheus’a Hermes’i, yani Maia’dan olan oğlunu, gönderir. Tanrıların en hızlısı ve en kurnazı Hermes, Prometheus’tan “giz”i söylemesini talep eder. Prometheus, bu “giz”in Zeus’u mehvettiğini bilir. İktidarını kaybedeceğini, tahtın değişmesine neden olacağını belirtir. ‘’Giz’’in kendisini kurtaracağını bildiğinden ötürü, Prometheus bu “giz”i söylemez.

Prometheus, ölümlüleri, ölüm üzüntüsünden kurtardı. Ayrıca onlara ateşi verdi. Böylece onlara tüm sanatları öğretecektir. Zeus, onu bu yüzden cezalandırır. Burada bahsedilen elbette ki gerçek ateş değildir. İnsanoğlu, ateşi bir tesadüf sonucunda bulmuştur. Doğa olayı, yani ağaca yıldırım düşmesinden sonra, ona yaklaşıp, dokunma isteğiyle birlikte yanan insanlar, bir süre sonra bir şeyleri birbirine sürterek kıvılcım çıkarmışlardır. Bu oyunda bahsedilen ateş ise en uzak tahminle bir metafor olabilir ancak.

Oyunun sonunda iktidar gücü ile akıl, yani Zeus ile Prometheus uzlaşacaklardır. Aiskhylos’a göre Zeus, akıl ile gücün birliğidir.

prometheus_bound_by_scott_eaton_c1996-1

Prometheus’un kelime anlamı “düğümleri çözen” demektir.

Oyunun çevirisini çoğu yayınevi yapmış bulunmakta. Benim elimdeki Furkan Akderin çevirisinden, Mitos Boyut’tan olanı, 54 sayfadan oluşuyor…

Tragedyalara ilgisi olanların, Antik Yunan’da yazılmış ve günümüze ulaşmış büyük tragedya yazarlarının oyunlarını okumaları gerekmektedir. Çünkü Antik Yunan’ı ve tragedyaların doğuşunu anlamadan modern tiyatroları da anlamak mümkün değildir… Tragedyanın doğuşunu ise Aristotales’in Poetika’sı belirler. Başlangıcı bu eserle yapmak, okunan oyunlarında temelini sağlamlaştıracaktır…

prometheus04

Share Button
Hakan EROL

Hakkında Hakan EROL

92 yılında İstanbul’da doğdu.Kırklareli Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Müjdat Gezen Sanat Okulu Yaratıcı Yazarlık Bölümünde bir süre okudu. Yazarkafa, Ayı gibi dergilerde Duvar ve Gündemedirne gibi gazetelerde edebiyat üzerine yazıları yayımlanan Hakan Erol, uzun süredir düzenli olarak soL Haber Portalı’nda Serbest Kürsü’de yazmakta. Şimdilerde ise polisiye bir roman üzerinde çalışmakta…

Yorumlara kapalıdır