Burak Boyraz: İmge Armonilerinin İzinde Genç Bir Sanatçı; Nebahat Karyağdı

Share Button

image2

Sanatçıların yapıtlarına yön veren ve kitlesel sanat algısının şekillenmesine ön ayak olan referans noktaları temelde toplumsal hareketlerle yakın ilişki içinde olan olay örgüleridir. Sanat tarihi parantezi içinde açıklamak gerekirse bugün herkesin bildiği gibi milletler arası hukuku küresel ölçekte etkileyen dünya savaşları, “sanat akımları” çatısı altında gruplanan girişimlerin kitlesel aksiyonlara dönüşmesinde oldukça etkilidir. Yeniden hatırlarsak I. Dünya Savaşı’nın (1914-1918) toplumlar üzerinde yarattığı katı, militarist ve barbar etki çok sayıda sanatçının protest bir tutum sergilemesine sebep olmuş ve Dadacılık gibi sürdürülebilirliğe inanmayan, sosyal felsefe tabanlı sanat hareketlerini doğurmuştur. II. Dünya Savaşı (1939-1945) ise Batı genelindeki sanat anlayışında bambaşka bir döneme girilmesine yol açmıştır. Bu anlamda tarihin en kanlı muharebelerine tanıklık eden savaşın bitmesiyle galerilere başlarda soyut dışavurumcu eserler hakim olmuş, tüketim toplumuna geçiş süreciyle mevcut pentür estetiği, popülizm ve çağdaş sanat kavramı üzerine yeni tartışmalar başlamıştır. Bütün bu yaşananlarla birlikte de John Rajchman’ın ifade ettiği gibi savaş sonrasında eleştiri ve sanat arasındaki ilişkinin sınırları kaymış, yeni temas noktaları keşfedilmiştir (Rajchman, 2013, s.28). Buna ek olarak yine yazarın aktardığı gibi görsel sanatlar ve sanat kurumları 1945’i takip eden yıllarda, başka sanat türlerinde karşılığı olmayan yeni bir rol üstlenirken, güncellenen sanat ortamında artık müzik yerine “ses sanatı”, şiir yerine “dil sanatı”, inşa yerine “an-arkitektur”, tiyatro yerine de “performans sanatı” kavramları öne çıkmıştır (Rajchman, 2013, s.28).

image1

Metnin ana teması olan 1983 Antalya doğumlu Nebahat Karyağdı’nın pentür üretimleri de sosyal olaylardan referanslar alan, yer yer popüler kültür ikonlarına değinen ve sembolik ifadenin yalın gücünü vurgulayan dışavurumcu eserler olma özelliğini taşımaktadır. Bu çerçevede sanatçının çalışmalarını mercek altına aldığımızda karşılaştığımız ilk detay, 20.yy’ın ikinci yarısında kendini baskın bir şekilde hissettiren Yeni Dışavurumculuğun yoğun pentür katmanlarıdır. Zira N. Karyağdı’nın pek çok yapıtında tuş vuruşları tual yüzeyine kalın tabakalar halinde uygulanmış, renkler doğal dokular aracılığıyla resme aktarılmıştır. Fakat bu noktada şunu belirtmek gerekir ki Gerhard Richter ve Anselm Kiefer gibi geçmişle hesaplaşma olgusu üzerinden hareket eden Alman dışavurumcu sanatçıların kalın boya dokuları, N. Karyağdı’da daha lirik bir amaca hizmet etmiştir. Sanatçının 2015 öncesindeki sergilerinde sıklıklıkla karşımıza çıkan “Şaman Ağacı” serisinde de görülebilecek bu pentür estetiği, son dönem yapıtlarına kadar N. Karyağdı’nın doğayla bütünleşme ve öze duyulan gereksinim konularına gönderme yapmasına yardımcı olmuştur. Buna karşın güncel yapıtlarında “Şaman Ağacı” serisindeki boya katmanlarını ve renk skalasını yineleyen sanatçı bu defa ölüm temasın ele alarak var olmanın dayanılmaz hafifliğini izleyiciye bir kez daha hatırlatmıştır. Böylelikle tıpkı dadaistler gibi sürdürülebilirlik olgusunu tartışan N. Karyağdı, 2015 yılındaki üretimlerinin dikkate değer bir bölümünde bahsi geçen temayı vurgulaması için İngiliz sanatçı Damien Hirst’in de tercihleri arasında yer alan kurukafa imgelemeni seçmiştir.

image3

Popüler kültür ikonları ise pentür estetiğinin ötesine geçtiğimizde kurukafa imgelemi ile birlikte sanatçının güncel yapıtlarında öne çıkan ilk değişimdir. Zira önceki kompozisyonlarında ayakkabılar, balonlar, dışavurumcu figürler ve oyuncak ayılar kullanan N. Karyağdı, bu defa Star Wars filmlerinin kült karakteri Darth Vader’i ele alarak ilerleyen süreçte tema skalasına ikonlaşan imajları da ekleyeceğinin müjdesini vermiştir. Fakat bu noktada bir parantez açarak, sanatçının sinema tarihinde iyiden kötüye evrilme konusunda bir sembol olarak kullanılan Darth Vader imgelemi aracılığıyla insani duyguların değişken doğasına bir gönderme yapma amacı taşıdığının da muhtemel olduğunu belirtmek gerekir. Hatta sanatçının önceki serilerinden olan çocukluk düşlerinin devamı niteliğindeki yapıtlarda da bu türde bir yaklaşımın izlerine rastlamak mümkündür. Ancak metnin birinci paragrafında vurgulanan; toplumsal hareketlerle yakın ilişki içinde olan olay örgüleri olgusu, asıl olarak N. Karyağdı’nın kentleşme ve şehir yaşamının zorluklarını betimlediği bisikletli çalışmalarında vücut bulmaktadır. Çünkü, arka plan olarak bloklaşmış binalara yer verdiği kompozisyonlara bisikletleri ekleyerek günümüz medyasında da sıkça tartışma konusu olan çevresel problemlere gönderme yapan sanatçı bu sayede kitlesel sorunlara da kayıtsız kalmayacağını işaret etmiştir.

Sonlandırırsak kavramsal üslup olarak geniş ölçekli bir yelpazeye sahip olan N. Karyağdı, genç yaşına rağmen olgun ve kararlı bir biçimde bilinçli eserler üretmekte, söz konusu eserleri uluslararası platformlarda sergileyerek de kabül edilebilirliğini günden güne arttırmaktadır. Bu çerçevede daha şimdiden çok sayıda önemli koleksiyonda eserleri bulunan sanatçı, yakın dönem çalışmalarıyla üslubunu uzun vadede tekrar tekrar güncelleyebileceğini gösterirken, büyük ölçekli sanat projelerine de hazır olduğununun sinyallerini vermektedir.

Kaynaklar

Rajchman, J. (2013). “Çağdaş: yeni bir fikir mi ?”, Ali Artun ve Nursu Örge (ed.). Çağdaş Sanat Nedir ? (s.19-40). İstanbul: İletişim Yayınları.

Share Button

Yorumlara kapalıdır