• Translate

Hülya Küpçüoğlu: Tomur Atagök ile ‘Doğa’, ‘Kadın’ ve ‘Anılar’ Üzerine

Share Button

 

Tomur Atagök, rh+ Sanat Galerisi

Tomur Atagök, rh+ Art Project

Tomur Atagök, rh+ Art Project’de ‘Doğa’, ‘Kadın’ ve ‘Anılar’ adlı bir sergi gerçekleştirdi.  Sergide sanatçının farklı yıllara konumlanmış eserleri yer alıyor. Gerek tuval üzerine yaptığı gerekse malzeme kullanarak gerçekleştirdiği yapıtlar, sanatçının kendi hayatından izler taşıdığı gibi, doğaya ve doğaya karşı verilen mücadeleye, kadına ve kadının ana tanrıça kültü ile baş tacı edilmesinden, günümüze uzanan macerasına gönderme yapıyor. 3 Mayıs’a kadar izlenebilecek olan sergi, yıllarını sanata adamış bir ustanın, bilgece kurguladığı resimleri ve kullandığı malzemeler ile deneyimlerini sunuyor.

Hülya Küpçüoğlu: Temel olarak serginiz insan ve doğa üzerine kurulu. Genel olarak serginizin protest bir yanının olduğunu söyleyebilir miyiz?

Tomur Atagök: Eserlerimin genel olarak bir protest yanı olduğunu söylemek istemem. Asıl amacım, insanlara sanat yoluyla düşünmeye yönlendirerek yaşadığımız ortamın ve insanların bir biriyle ilişkilerinde huzurlu ve anlayışlı bir yaşama yönlenmeleridir. Doğanın korunması ve insanların sevgiyle birbirine davranmaları gerektiği konusunda odaklanıyorum.

 

Tomur Atagök, rh+ Sanat Galerisi

Tomur Atagök, rh+ Art Project

H.K.: Çalışmalarınız insandan yola çıkarak kadına odaklanıyor. Eserlerinizde nasıl bir kadın figürü var?

T.A.: Eserlerimde güçlü kadın simgesi olarak Anadolu tanrıçaları ile Türkiye’nin sanat ve bilim alanlarında tanınmış kadınlarımız güçlü birer simge olarak yer alıyor.  100 x 70 cm. ve daha küçük boyutlarda resimlerdeki kadınlar ise “Sıradan kadın” dizileri kadının veren, karşılığında kullanılan fakat anlayış ve sevgi alamayanları içeriyor.  Bu kullanılan kadınlar zaman zaman tacize uğruyorlar ve onları anlayan ve koruyan sergimdeki “Kadınları Koruyan Yine Kadınlar”la belirttiğim gibi yine kendi cinsleri oluyor.

Özetle sergimde hem örnek almamız gerekenler hem de yaşamlarında kullanılmaya ve şiddete karşı korunması gereken kadınlar bulunuyor.

 

Tomur Atagök, rh+ Sanat Galerisi

Tomur Atagök, rh+ Art Project

H.K.: Sizinle yaptığımız bir görüşmede ‘Ana tanrıça kültüne gereken önemi vermiyoruz’ demiştiniz. Neden bir türlü önem veremiyoruz?

T.A.: “Ana Tanrıça Kültüne” gereken önemi vermiyoruz, çünkü İslam kültürü kadını erkeğe hizmet veren bir kimlik olarak görüyor. İslamiyet’e kadar kadın ve erkek eşitliği Türk kültüründe yer almışken, dini bir anlayış sosyal yaşamımızı olumsuz etkilemiştir.

H.K.: Sizin gerek aile hayatınıza gerekse günlük hayatınıza atıfta bulunan ‘Günceler’ serisinden de eserler sergide yer alıyor. O belgeleri doğal akışı ile mi konumlandırıyorsunuz?

T.A.: “Günceler” 90’lı yıllardan itibaren sadece fotoğrafı değil, kullandığım birçok bilet, yiyecek ve içeceğin kâğıt atıklarını da içeriyordu. Anılar odasındaki işlerim ise yaşamımda hatırladığım, ama tarihlerini bile anımsamakta zorlandığım önemli sanat ve müzecilik olayları, dostlar ve öğrenciler adına yapılmış işlerdir. Çoğunluk fotoğraflardan oluşan bu işler önemine rağmen geride bıraktığımız günlerin anılarımızda olduğu gibi gidip gelmesi, renkler içinde de hareket halinde olmalarıyla ifade edildiği söylenebilir… Bu işler arasında, aile, Uğur Mumcu’dan çok önem verdiğim bir görüş ve Leonardo da Vinci’den sözler bulunmaktadır.

Tomur Atagök, rh+ Sanat Galerisi

Tomur Atagök, rh+ Art Project

H.K.: ‘Açık Yapıt’, izleyiciye farklı okumalar sunar ki üzerine farklı söylemler bulunuyor. Mesela Umberto Eco’nun aynı adlı bir kitabı da var. Siz ‘Açık Yapıt’ tanımlamasını ‘Günceler’ serisi bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?

T.A.: Aslında sadece “Günceler” bağlamında değil, son yıllarda bir çok işimde bir “açık yapıt”  özelliği var. “Doğa” bölümünde “Kaçamayanlara İlk Yardım” kuşlara olduğu kadar kadınlara da ilk yardımın gerektiğini ifade edebilir. Kadınlar da bir kuş gibi yardıma muhtaç olabilirler. Yine “Kanatlarını verenler maalesef uçtuklarını göremedikleri için üzgündür” işim de her canlı için geçerlidir.  Birisi kanatsız kalmış, diğeri kolsuz kalmış, yaşamında zorlanmıştır. Tüm bunlar izleyicinin kendi yorumu ile anlam kazanır ya da kaybeder…

H.K.: Malzeme kullanma anlamında ‘Günceler’ serisi ile paralellik kurabileceğimiz, 2000’li yıllarda yapmaya başladığınız ‘Art Boxes’lara da değinebilir miyiz?

T.A.: “Art Box”lar aslında metal kutular içinde 1991’de “Derimod Kültür Merkez”inde açtığım sergide büyük boy olarak yapılmış “Günceler”in devamı denebilir. Doğanın güçlü ve güzel bir ortamında 1990’ların başında yaşamaya başlamak beni özellikle bu güzelliğin korunması gerektiği inancına getirdi. Düşüp ölen kuşlar, bir süre canlıyken birden ölen arılar, doğada bulduğum kemikler ve insanların attığı birçok malzeme beni bu kutulara yönlendirdiği.  Küçük kutularda parafin içinde sanki yaşamlarını sürdürmeleri mümkün kılıyor. Onları güzelleştirmek işim değil, yaşatmak işim. Yıllardır yaptığım işlerle doğayı koruyorum…

Tomur Atagök, rh+ Sanat Galerisi

Tomur Atagök, rh+ Art Project

H.K.: Son olarak sormak istiyorum, ‘Doğa’, ‘Kadın’ ve ‘Anılar’ sergisi farklı yıllara tarihlenen eserlerinizi bir araya getiriyor. Bu seçkiyi neye göre yaptınız?

T.A.: Kadın konusu sanatımın her anında sürdü. Doğanın korunması konusu ise da anne olduğum tarihlere gider. İki oğlumu yetiştirirken kâğıt ve plastik kullanımıyla ilgili olarak sürekli bilgiler beni doğa konusunda eğitti diyebilirim. Sınırlı bir alanda izleyiciyi etkileyecek işleri seçerken dikkatli bir eleme yaptığım söylenebilir. İzleyiciye hitap ederken onları düşünce ve duyarlılığa yönlendirecek,  sorgulamada bile yaşamın olumluluğunu hissettirecek bir sergi oluşturmak istedim.  Sergileme benim için tatmin edici oldu. Sergim umarım amacına ulaşmıştır.

 

Tomur Atagök, rh+ Sanat Galerisi

Tomur Atagök, rh+ Art Project

Share Button

Comments are closed