Vecdi Uzun: Ben Bilinçli Asosyal Bir Ressamım

Share Button

A6

AĞIT UĞUR ULUDAĞ

“Güncel sanat olarak nitelendirdiğimiz özünde sanatçıların bireyselleşmelerine dayanan durum giderek yeni fikirlerin akımlaşmasına dönüşecektir. Sanatta bir fincan çay kadar sıcak samimiyet rüzgârı esecektir. Yaratıcılık fikri, basitleştirilmiş ve ‘yorumlama’ adı altında özünden uzaklaştırılmış sanata, yeniden hâkim olacaktır.”

 

Vecdi Uzun: Sanata İlk Adım Atış Sürecinizi anlatır mısınız?

Ağıt Uğur Uludağ: Yeryüzündeki bütün anneler gibi benim de annem mutfak tezgâhını sildikten sonra el bezlerini tezgeha dizerdi. Yapmam gereken şey ona çaktırmadan beyaz renkli olanlardan birini almak ve bir defterin üzerine gerip arkasını sabitlemekti. Bu benim için bir tuvaldi. Ardından renklerin bazılarının çoktan eridiği altılı sulu boyamı alıp televizyon karşısında BOB ROSS’un Resim Sevinci adlı programını beklemek olurdu. Hayatımda rahmetli Bob Ross’un o etkisini hiç bir zaman yakalayamamışımdır.

Ne yaparsam yapayım, bezin üzerine dağılan sulu boya oradaki gibi ağaç, dağ yada su görüntüsü oluşturmuyordu. Beni fazlası ile üzen bu başarısızlığımın üzerine annemin hafif sertlikteki tokadını daenseme yemek işin tuzu biberiydi. Tüm bunlar 1989 ve Adana doğumlu olan şahsım için henüz Dört ya da Beş yaşlarında her hafta gerçekleşen bir çeşit ritueldir. Kendimle ilgili hatırladığım en eski şeylerde hep bir yerleri karalamak yada boyamak vardır.

İşin aslı küçüklüğümde bende Astronot olmak istiyordum. Resim sadece zihnimdeki fikirleri kağıda dökmekti. Yıllar sonra ellerime bulaşan boyanın tüm hayatıma bulaşacağını nereden bilebilirdim?

Mona Lisa’nın dünyanın en güzel kadını olduğu için her yerde onun resmini gördüğümüzü sandığım yıllar ilkokul yıllarımdır. Bu yıllarda başka bir şehirde yaşayan dayım harika bir mektup arkadaşı ve çalışmalarımın tek sanat izleyicisidir. Hep okuma ve boyama konusunda üzerimde etken olmuştur. Bu sayede 2008’de derece ile kazandığım Mersin Nevid Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar Lisesine kadar hiç resim yapmayı bırakmadım. Ardından artık ne olmak istediğimden zaten emindim. 2008 yılında Anadolu Üniversitesi GSF Resim Bölümü’ne başladım ve bölüm birincisi olarak 2013 yılında mezun oldum. Tüm bu süreç ve şu an içerisinde halen Bob Ross gibi tek vuruşta bir ağaç dalı yapamamaktayım.

A1

V.U.: Çalışmalarınız Ve Çalışma Prensiplerinizi Nasıl Özetleyebilirsiniz?

A.U.U.: Benim için tuval yaşayan bir varlıktır. Kesinlikle sadece çalışma için bir atölye tutuporaya bırakamam kendisini. Bazen tamda yatağımın karşısına koyar, gece uyanıp biraz göz gezdirir ve sabah ilk olarak kendisi ile karşılaşırım. Üzerinde çalıştığım bir resim benim gerçek anlamda can yoldaşımdır. Resmim tamamlayana kadar beni, tamamlandıktan sonra izleyicisini rahatsız etmekle mükelleftir.

Çalışmalarımda deneysel bir yol izlemeye çalışıyorum. Buradaki deneysellik Avangard ya da Post Modern anlayıştan öteye konu bakımından çeşitliliktir. 1900 sonrası hayran olduğum Rothko, Van Gogh gibi ustaların etkisini çalışmalarımda görmek söz konusu bile olamaz. Teknik anlamda herhangi bir “Tesadüfi” leke ve renk çalışmalarımda yer almaz. Bu konuda oldukça dikkatli davranmaya çalışırım.  Hiçbir zaman mutluluğun ressamı olamayacağımı sanıyorum. Bu durumdan kaynaklı olarak trajedi, mistisizm, öz yıkım ve yer yer doğa olayları çalışmalarımın genelini oluşturmaktadır. İzleyicilerin çalışmalarıma baktığında görmeleri gereken şey mutluluktan farklı şeyler olmalıdır.

Çalışmalarımın çoğunu önceden rüyamda gördüğüm için resme başlarken taslak çıkarmadan direk olarak boyamaya başlıyorum. Elbette bu sanatın temeli olan desene önem vermediğim anlamına gelmemektedir. Seksenden fazla desen defteri bitirdim.  Bir kahve içer gibi desen çizmeyi seviyorum. Bununla birlikte ülkemizin ve dünyadaki müzelerin bazı galerilerin web sayfalarını yakından takip ediyorum

İyi bir okuyucu olarak Spinoza, Deleuze, Sartre ve Foucault gibi ustaların zihnimde uyandırdıkları ile kendi kendimi algılama biçimimi bazen bir sis perdesi altında figürlerime yansıtmaktayım. Ne derece başarılı olabileceğime de tarih karar verecek.

A3

V.U.: Sanatın Geleceği Üzerine Ne İletmek İstersin?

A.U.U.: Sanat benim için tam da Freud’un özetlediği biçimde bir delilik ürünüdür. Ölümün tarihi kadar eski tarihe sahip sayılı şeylerdendir. Doğada şüphesiz iyi bir tasarımcı ve sanatçıdır. Erken Modernizm olan Romantizmden 1960 sonrası anlayışa kadar yüz yıllara dağılan sanatta yenilikler çok kısa sürede gerçekleşmeye başladı. Avangard’ın açtığı sınırsızlık kapısından pek çok akım türedi, Fluxus’un Happening’in Kavramsal Sanatın gücü işi bir dönem ‘Tuval Resmi Bitti’ önermesine kadar getirdi. Ancak bitmedi!  Şahsi fikrim dünya yavaş yavaş tekrardan geçmişe doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Belki de kilise etkisi olmadan Rönesans’ın nasıl olacağını göreceğiz. Güncel sanat olarak nitelendirdiğimiz, ancak özünde sanatçıların bireyselleşmelerine dayanan durum giderek yeni fikirlerin akımlaşmasına dönüşecektir. Sanatta bir fincan çay kadar sıcak samimiyet rüzgarı esecektir. Yaratıcılık fikri, basitleştirilmiş ve ‘yorumlama’ adı altında özünden uzaklaştırılmış sanata, yeniden hâkim olacaktır.

A4

V.U.: Ülkemizde Sanatın Geleceği Nedir?

A.U.U.: Çağdaş Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana en zorlu sürecinden geçtiğine tanık olmaktayız. Hayatta kalma sorununu aşma içerisindeki toplumumuza bizler yeni nesil olarak neler katacağız? Sanatı yalnızca ‘idea’ dünyasında tutup kurumsallaştırıp, galerileri herkesin gitmediği yerlerden ibaret mi kılacağız? Çin’de seri üretimden geçmiş baskı tadındaki resimlerle mi toplumumuzu sanatı sevdireceğiz? Ya da sadece bunu dert edinip, sanatın genel var oluş tözünü es mi geçmeliyiz? Ülkemizde sanatın gelişmemesinin nedenlerinden biri sadece, betimlemeciliğe olan yasakların olduğunu düşünmek sığ bir bakış açısıdır. Sorunun temel nedenlerinden birisi Avrupa’daki Mediciler, Lorenzo’lar gibi sanatı, bilimi destekleyerek ve bir şeylerin tohumlarını ekecek derebeylerimizin ve aristokratlarımızın olmamasıdır. Biz genç sanatçılar olarak, ülkemizdeki plastik sanatın tek nefeslik evrimine nasıl bir katkıda bulunabileceğimiz üzerine ciddi ciddi konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Şu an genel olarak konuşulan sanatçının bir kopyacı mı, yoksa gelenekselci mi olduğunu irdelemesinden ibarettir. Elbette böyle olmasında yeteri kadar beslenememiş, bir görselde yakaladığı etkinin kendisine ne hissettirdiği üzerine düşünmeden ve onu olduğu gibi kullanma eğiliminin de olanların da büyük payı vardır.

A9

V.U.: Son Olarak Kolaj Art Okuyucularına Ne iletmek İstersiniz?

A.U.U.: Bir ampulü bile takmakta sıkıntı yaşayan biri olarak hayatta yapabildiğim en iyi şey resim yapmaktır. Bilinçli bir asosyalliğin ve sosyalleşmeye çalışan tuvalleri arasında telvesine buğulanan uykusuz sabahlar geçirmem bana büyük bir keyif veriyor. Hayal gücümün gelişmesinde katkısı olan Jules Verne’den, Dickens’a, Rollo May’den Yaşar Kemal’e kadar tüm ustalara teşekkür ediyorum. Caravaggio’dan J.M.W Turner’a Fikret Mualla’ya kadar nasıl resim yapabileceğimi öğreten ustalara da, sonsuz teşekkürler. İzninizle ben bir resim daha yapacağım…

A10 Puslu Sabah 40.40 cm

Ağıt Uğur Uludağ:

1989 Adana doğumluyum. 2008 yılında Mersin Nevid Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldum. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne başladım ve 2013 yılında birincilikle bitirdim. Hayatım boyunca yaptığım en iyi şeylerden biri sanattır. Sonrasında yaşamımın kendisi oldu.

A11 SON1

Share Button
Vecdi Uzun

Hakkında Vecdi Uzun

Vecdi UZUN 1959 Mersin Doğumludur. İşletme Fakültesi mezun olup, uzun yıllar Banka ve Finans sektöründe üst düzey yönetici olarak çalıştı. Halen bir dış ticaret şirketinin ortağıdır. Yayınlanmış romanları ve bazı resim sanatçıları anlatan biyografik kitapları bulunmaktadır. Şu an düzenli çeşitli gazete ve dergilerde başta “Genç Ressamlar” olmak üzere plastik sanatçıları tanıtıcı yazılar yayınlamaktadır.

Yorumlara kapalıdır