Prof. Dr. Ayla Ersoy: Sanat ve Barış

Share Button

1. Banksy

                                               

Birey olan insanın kökeni toplumdur. Aristotales “ İnsan toplumsal bir canlıdır.” Der Bu düşüncenin ışığı altında insanı toplumsal bir varlık olarak belirlersek, insanın yaşamını da toplumsal yaşamdan soyutlamak mümkün olmaz. İnsanı insan yapan değerlerin başında sanat gelir. İnsan toplumsal bir varlık olduğuna göre onun ürettiği sanat yapıtı da toplumsal bir ürün olacaktır. Sanat bireysel olarak insan bilincinde aracısız bir şekilde doğar anlam kazanır. İnsanın emeğinin bir ürünüdür. Ancak herhangi bir ürün değildir. Başkasının yapmadığını yapmaktır. Hatta var olma sebebi yaratma ve dışa vurmadır. Düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan bir eylemdir. Somut kavramlara soyut anlamlar yüklemektir. Sanat salt insanı anlatmaz, o insan, hangi toplum içinde yaşıyorsa, o toplumun kültürüne, tarihine katılması gerekir. Sanatın estetik özünü toplumsal olaylar, insanların toplumla olan çok yönlü ilişkisi oluşturur. İnsanın bilincini belirleyen onun toplumsal varlığıdır. Estetik yansıtmanın konusu da her zaman insandır. Tek bireyden hareket ederek insanın doğa ve toplum karşısındaki duygu ve düşüncelerini çizgi, renk, biçim ses ve söz aracılığıyla ifade etme çabası olarak sanat, insanın sonlu yaşamından evrenin sonsuz yaşamına bıraktığı bir gerçekliktir. Burada insan görülmeyen ve duyulmayanı ifade edebilmek ve diğer insanların algılamaları için gereken, görülen ve duyulan özellikleri biçimleme eylemine başvurur. Düşlediği ve hissettiğini başkalarına düşlettirmek ve hissettirmek isteğiyle gerçek alanla bir bağ oluşturarak geçmişle gelecek arasında bitmeyen sürekli bir iletişim sağlar.

İnsanların ve onların içinde yaşadığı toplumların inanç, düşünce ve insan yapısını kültürel, tarihsel, siyasal ve dinsel özellikler oluşturmaktadır. Sanat da insanların düşüncelerini birbirlerine ulaştırmak için yarattıkları bir araçtır. Sanatı toplumdan ve gerçeklerden soyutlayıp her türlü mücadelenin dışında algılamak, yaşamdan ayrı daha yukarıda tek bir yere koymak mümkün değildir. Sanatçının ruh, zekâ, duygu birlikteliği ile dışarı yansıttıkları onun özgürlüğü ve özgünlüğünün bir göstergesi olarak sanat yapıtına yansırken, dolaylı bir şekilde o sanatla ilgilenenlerin eğitimine, öğretimine katkı yaptığı gibi, eleştirir ve değişimini de sağlar. Kuşkusuz sanatın amacı tüm bunlar değildir ama sanatın olduğu yerde bütün bunlar da kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Belki insanları da dünyayı da top yekûn değiştiremez ama az da olsa bazı insanları değiştirir. Dünyası değişen insanlar da yaşadıkları toplumu giderek de dünyayı değiştirirler.

Sanatın önce kurtarıcı bir işlevi vardır. Sanatçının kişiliğinde ve yaşamında bunu görebiliriz. Aynı kurtarıcı etkiyi toplum üzerinde de görmek olası. Sanat insanları birbirine bağlar, zevklerdeki birlik ruhlardaki birliğe dönüşür. Bu etki de ulusal sınıfları aşarak genelleşir ve evrenselleşir. Sanatın etkilerinden birisi de töreleri yumuşatması ve arıtmasıdır. Sanat insana kendini göstererek eğilimlerinin ve tutkularının şiddetini azaltır, düşüncesini ve duygusunu bir ülküye, ideal bir düşünceye bağlayarak yaşam deneyimini çoğaltır. Yaşamın gerçekleri doğumu, ölümü, savaşı, barışı daha derinlemesine irdeleyerek bize önderlik eder. Yaşantı çeşitlerini gösterir ve kişinin kendi yaşamı ile herhangi bir olay arasında ilişki kurabilmesini sağlar. İnsanı geçmişe ve geleceğe götürür.

Sanat insanların birbirini daha iyi tanımasını, anlamasını ve hoşgörülü olmasına yardım eder. Daha sıcak ve yakın iletişim kurmalarına yardımcı olur. Bu bakımdan yaşamın vazgeçilmezidir. Mustafa Kemal Atatürk “ sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri yoktur” tanımlamasıyla bu düşünceye vurgu yapmaktadır.

Atatürk ve Sanat

Atatürk ve Sanat

Yaşam bir bütün, sanatçı da yaşadığı toplumsal sürecin bir parçasıdır. Toplumun yaşadığı ekonomik, siyasal ve sosyal gerçekleri bir birey olarak her insan gibi yaşamaktadır. Yaşanan bu gerçekliği yeniden üreten biri olarak yaşamın her alanında dün olduğu gibi bu günde var olan her türlü sömürüye, baskıya, zulüm ve adaletsizliğe karşı olmak ve bu anlamda bir duruş sergilemek sanatçının sorumluluğudur. Sanatçı insana özgü duyguları yüreğinde duyduğu, insan sevgisini duygusal olmaktan çıkarıp düşünsel düzeye taşıyarak belleğinde var ettiği sürece, insanın onuruna, kişiliğine, özgürlüğüne ve var oluşuna yönelik her eylemin karşısında yer alır. Böyle bir duruş da sanatında temel var oluş sebeplerinden birisidir. Barış içinde bir yaşam için her insanın yapabileceği bir şeyler olduğu gibi en çok da sanatçılara, yazarlara, ressamlara, müzisyenlere, şairlere görev düşüyor günümüzde.  En kötü barış bile en haklı savaştan daha iyi olduğuna göre, o zaman barış için uğraşmak, sonsuz çaba harcamak insanlığın en önemli görevi olmalı. Toplu ölümlere,  büyük yıkımlara neden olan kanlı savaşlara dur demek, kalıcı barış sağlamak için çalışmak gerekir. İnsanların savaştan, yokluktan, açlıktan kırıldığı, toplumsal adaletin ve eşitliğin olmadığı, özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda barışı sağlamak ne kadar mümkün olabilir? Sanatın hangi alanına bakarsak bakalım ortaya çıktığı günden bu güne merkezinde hep “İNSAN” olmuştur. Sanat yaşama tutkusu üzerine kurgulanan bir alan olduğuna göre “Barış” düşüncesi çağdaş sanatın ve sanatçının her zaman gündeminde yer almaktadır. Toplumların politik, ekonomik, dinsel sebeplerle açık veya gizli olarak savaştıkları bir dünya düzeninde, sanatçının tüm bu oluşumlara kayıtsız kalması düşünülemez. Sanatçıların kötüye karşı tavır almaları da tarih öncesinden başlayarak günümüze dek uzanır. Tarihsel süreç boyunca insanların barışı algılama biçimi değişmiş olsa da günümüzde savaşa karşı insanlığın geliştirmiş olduğu bilinç epeyce yol almış olmakla birlikte yeterli mi acaba?

İnsani duyarlık gelecek nesillere kalacak olan her çeşit üretilmiş sanatsal ürünlerle, yaşamsal değeri olan her şeyin korunabilmesi için savaşa karşı barıştan yana olunması gerektiğini gösterir. Barışı savunmak geleceği savunmaktır.

Savaşın olmadığı bir durum barış değildir. Barış bundan daha fazlasını ifade eder.  Özgürlüğün, eşitliğin ve adaletin olmadığı yerde barıştan söz edilemez. Savaşın veya şiddetin olmaması yeterli değil. İnsanı açlığa mahkûm etmek de, yerinden yurdundan sürmek de, kimliğini, kültürünü yok etmek de, zenginin fakiri sömürmesi de, erkeğin kadını ezmesi yok sayması da farklı şiddet ortamları yaratmıyor mu?

Barış sömürünün, açlığın, zulmün ortadan kalktığı bir dünyaya duyulan özlemin bir ifadesidir. Şiddeti yaratan ekonomik ve sosyal nedenler irdelenmeden, çözümlenmeden, demokratik hak ve özgürlükler gerçekleştirilmeden barışı sağlayabilmek çok zor, neredeyse imkânsız.

Sanat ve barış kavramları insanın evrimleşme sürecinin en önemli aşamalarıdır. Bu bağlamda barışa taraftar olmak sanatçı kimliğinin sorumluluk alanına girer. Bu sorumluluk her türlü önyargı ve koşullandırmanın karşısındadır. Sanat hoşgörüyü, paylaşmayı, fikirlere saygılı olmayı zevk ve duyguları geliştirmeyi ilke olarak benimsediği gibi, zararlı ve kötü alışkanlıklardan uzaklaşmayı, zamanı olumlu bir şekilde değerlendirmeyi de içerir.

Goya

Goya

Sanat söyleyecek sözü olanların işi olduğuna göre, barış kavramı da bu duyarlıkla değerlendirilecektir. Barıştan yana olmak sanatçının aydın kimliğinden gelen sorumluluğu da vurgular. Zaten hiçbir sanatçı da savaşa, zorbalığa, şiddete karşı kayıtsız kalmamıştır. Sanat ve edebiyat tarihi bunun örnekleriyle doludur.  Dostayevski insanı özgün bir varlık olarak kötüden sorumlu tutarak, kötü olan her şeyle mücadele etmek gerektiğini savunur. Büyük sanatçıların hepsinin insanlık sorunuyla ilgilendiğini, bu ilginin dünya barışını sağlamakta önemli katkılar sağlayacağından Goethe söz eder. Neruda, Aragon, Sartre, Nazım ve daha pek çok yazar görevlerinin barış için mücadele etmek olduğunu savunmuştur. Sanat ve edebiyatın bize bıraktığı miras ve birikim sanatçının ve yazarın baskıya, zulme ve savaşa karşı tavrını çok net olarak ortaya koyan örneklerle doludur.Sanatsal duyarlık gelecek için yaşamsal olan her şeyin korunmasını savaşa karşı barıştan yana olunmasını öngörür. Barışı savunmak yarını ve insanlığın geleceğini savunmaktır. Edebiyat tarihinde roman, şiir ve hikâyelerin yanı sıra çok sayıda politik içerikli metin de yazılmıştır. Tolstoy, Hugo, Balzac, Camus savaş karşıtı metinlere imza atan yazarlar olarak politik duruş sergilemişlerdir. Sanat tarihinde de Ucello’nun savaş kompozisyonları, Velazques’in Breda Kalesinin fethi, Goya’nın 3 Mayıs katliamı, Picasso’nun Guernica’sı savaşların yarattığı acıları ve parçalanmayı anlatan resimler değil mi?

Dünyayı politika, ekonomi veya sanat hiç birisi tek başına değiştiremez. O bir bütün olarak tüm bu ögelerin uyumudur. O uyumun sağlanmasında bazen bir tek sanat yapıtının, bir şiirin, romanın,  tek bir tablonun veya bir müzik parçasının önemi vardır. Sanat özü gereği barışçıdır. Çünkü her zaman insanı ve insanla ilgili olanla ilgilenmiştir. Yaşamı düzenlemenin, yönetip yönlendirmenin, geliştirme ve değiştirme veya dönüştürmenin temel aracı bilgi,  bilinç ve eylemdir. Bir bakıma değişim ve dönüşüm yaratıcıdır. Sanatçının yaratıcı gücünü oluşturan onun özgünlüğünü ortaya koyan sanatsal içerik de bilgi bilinç ve eylemle donatılmıştır.

Uccello

Uccello

Öyleyse barışı sağlamak için ne yapmak gerekir? Sanat insanlar arasında barışı sağlamak için tek araçtır. Ulusal, uluslar arası karışıklıklar için barış yapıcı çalışmalarda sanattan yararlanmak gerekir. Karışıklık içindeki insanlara kendilerini ifade etme alanı yaratmak, stratejik yollar bulmak gerekir. Bunun için sanatın toplumlar üzerindeki etkisinden yararlanılabilir. Çocuklar,  gençler, yetişkinler müzikle, resimle,  heykelle, tiyatro ile yaşadıkları travmalardan kurtulmaları için bir iyileştirme yolu olarak yararlanılabilir. Tiyatro projeleri ortaya konarak diyalog sağlanabilir, gelir düzeyi düşük gençlerle kurulan bir orkestra onların sosyal yaşama katılımını ve özsaygı kazanmalarını sağlayabilir. Ya da sanatçılar performanslarıyla barış konseptini irdeleyerek farklı din ve kültürden olan halkların yan yana var olma fikrini güçlendirebilir.  Tabii ki sanat barış alanın da marjinal kalır. Çünkü sanat olaylara yumuşak bir yaklaşım sağlar. Sanatçılar yapıtlarında sosyo politik ve sosyokültürel açıdan doğrudan açıklama ya gereksinim duymazlar ama sanatın kendini ifade etme doğasını açığa çıkarır şekilde her teşebbüs onu az veya çok politik yapar. Sanatın iletişim ve değişim işlevi insanlar arasında ulusal veya global karışıklıklarda dinamikleri değiştirebilir. Sanat yoluyla kendi kendini iyileştirip düzelterek uzlaşma ortamı sağlayabilir.

Barış için sanatı kullanmanın farklı stratejileri vardır.

Pablo Picasso

Pablo Picasso

1-Şiddet içermeyen karışıklıklarla mücadele

2-Doğrudan şiddetin azaltılması

3-İlişkilerin değişimi

4-Yapıcı kapasite

1-Şiddet içermeyen mücadele: karışıklıkların olduğu yerlerde güç dengesizdir ve çok az insan bunun farkındadır. Çoğu zaman karışıklık yaratanlarla uzlaşmak da çok zordur. Böyle durumlarda şiddetsiz mücadele stratejisi önemli olabilir. Stratejik olarak şiddet içermeden doğrudan karışıklığı açığa çıkaran şekilde söz ederek o konuya karşı ilgiyi artırmak ve farkındalığı çoğaltmak mümkündür. Böylece barış yaklaşımı içinde konuya dikkat çekilerek gerekli olan şartların olgunlaştırılması sağlanabilir.

Diego Rivera

Diego Rivera

Sanatçılar şiddet içermeyen karışıklıklarla mücadelede çok yüksek ve provakatif sanatsal platformlar yaratarak güç dengesini sağlayabilirler. Sanatçılar sosyal yargı farkındalığı çoğaltabilir, bölgesel konular ve karışıklıklar hakkında özel sanatsal etkinliklerle tiyatro, film yapımı, duvar resmi, enstelasyon veya müzikle doğrudan karışıklık yaratan konulara dikkat çekebilirler. Örneğin: Meksika duvar resimleri sosyal, politik ve ekonomik yapıya, karşı fikirli iletişim sağlayan şiddet içermeyen mücadelenin uzun bir tarihine sahiptir. Diego Rivera ve José Clemente Orozco gibi sanatçılar ekonomik yapıya meydan okuyarak işçi sınıfının devrimci mücadelesini duvar resimlerinde elit tabakaya karşı işleyerek sosyal yargıyı ifade etme yöntemi olarak ün kazanmışlardır. Orozco’nun resimleri işçi, asker ve köylüler arasındaki sosyal dinamiklerin iletişimidir. Bir ayna gibi karışıklıklara karşı halkın farkındalığını gösterir. Rivera gibi dünyanın diğer ülkelerindeki sanatçılar da toplumların sosyal, politik, endüstriyel ve bilimsel değişimlerini öngören sembolize edilmiş çalışmalar yapmışlardır.

Hip-Hop müzik, başka güzel bir örnektir. Bütün dünyada Özellikle Afrika’da sanatçılar ve aktivistler gençlik organizasyonlarında bir platform olarak Hip-Hop etkinlikler kullanarak sosyal ve politik değişimleri başlatmakta, farkındalığı artırmaktalar. Globalleşme, kadın hakları, yoksulluk, AİDS, yargı, çocuk istismarları, tecavüz gibi konularda aydınlanmayı ve fikirlerin olgunlaşmasını sağlamaktadır.

Justin Forbes

Justin Forbes

2-Doğrudan Şiddetin azaltılması: amacı suç işlemeyi azaltmak, engellemek, şiddete uğramış kurbanları kurtarmak ve barış için güvenli bir alan yaratmaktır. Sanatçılar görsel, edebi, performans ve sanatsal formlar aracılığıyla duyusal, ruhsal, fiziksel ve psikolojik çemberi kesintiye uğratarak barışı güçlendirirler. Sanatın değiştirici gücü yardımıyla şiddeti kesebilirler. Sanatı kullanarak şiddeti azaltmak veya yok etmek kolay bir iş değildir. Sanatın önleyici gücü vardır. Müzik ve dans binlerce insanı şiddetten uzaklaştıran en güçlü sanat dallarından birisidir.

3- İlişkilerin Dönüşümü: Dönüşüm barış sağlayıcı bütün programların temel anahtarıdır. Sanatçılar sanatsal araçları kullanarak kişisel veya toplumsal travmaları bütün negatif enerjileri pozitife dönüştürülmesi için kullanırlar. Görsel sanat terapi, drama terapi, hareket terapi, müzik terapi, tiyatro, ritüel ve imgesel tiyatro bu alanda faydalı olabilir. Yaratıcı eğitim için özellikle çocuklara uygulanabilir.1989-1995 yılları arasında Bosna’da savaş yıllarındaki acılar sanat projeleriyle açık açık konuşularak gelecek için olumlu dönüşüm sağlanmaya çalışılmıştır.

Sanat ve Terapi, Singapore International Foundation

Sanat ve Terapi, Singapore International Foundation

4-Yapma kapasitesi: Barış sağlayıcı geniş bir kavram olarak yapma kapasitesi var olan kapasitelerin geliştirilmesini hedefler. Bu hedef eğitim ve deneyim, gelişme araştırma ve değerlendirmeyi kapsar. Barış güçlendirilebilir. Kültürü destekleyen yapıyı inşa etmeyi amaçlar. Şiddet ve karışıklığı bitirmenin ötesinde, barış yapıcı kültür ve barış için kapasite yaratmayı arar. Bu, uzun vadeli düşünme ve planlama gerektirir. Yapısal ilişki örnekleri halkla çevre arasındaki insan kaynakları ve yetenekleri denetler. Böylece insan ihtiyaçları karşılandığı gibi kendine güven ve kendini ifade etmeyi de inşa eder. İnteraktif tiyatro forumları düzenlemek yapı kapasitesi girişimleri içindedir.

Son söz olarak: sanat temelli barış yapıcı yaklaşım bir stratejidir. Tüm güzel sanatlar, medya ve eğitim sistemi insanlığın kullandığı barış yapıcı araçlardır. Bu araçlar yapıcı veya yıkıcı amaçlı da olabilir. Düşmanlık ve bölücülüğe ilham verebildiği gibi dostluğa ve barışa da yardımcı olabilen çok güçlü araçlardır. Çok geniş olarak şiddete başvurmadan barış için kullanılması dileğiyle.

8. interaktif_tiyatro

KAYNAKÇA

Ersoy Ayla, Sanat Kavramlarına Giriş, 2002, İstanbul, Yorum kitabevi, s.54

Şimşek Aydın, Sanat ve İktidar, 2000 Ankara,  Ümit yay. S.256

http/ sinirdergisi.blogspot.com.tr  201/08/ sanat ve barış.09.03.2016

Demirer Temel, “devrimci Sanat barış İçin Savaşır.”http/ adhk.de/p5775. 09.03.2016.

Michael Shank,” Strategic Arts based Peacebuılding”, Art and Peace, august 2009, s.1-11

Share Button

Yorumlara kapalıdır