“AL GÖZÜM SEYREYLE” BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU RETROSPEKTİF SERGİSİ (14 Aralık’a kadar Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde – KÜÇÜKÇEKMECE )

Share Button

 

Screen Shot 2017-09-29 at 4.06.33 PM-2

Küçükçekmece Belediyesi oldukça kapsamlı bir çalışma ile 2017-2018 kültür sanat sezonu açılışını gerçekleştirecek.

Türk sanatının tartışmasız en önemli isimlerinden biri olan Bedri Rahmi EYÜBOĞLU sergisi, konseri ve sanatçının İstanbul’da kamusal alanda bulunan mozaiklerinin gezilebileceği, Bedri Rahmi’nin İstanbul Haritası ile Küçükçekmece’de kültür sezonu başlamış olacak.

Türk sanatının en önemli isimleri arasında yer alan Bedri Rahmi Eyüboğlu Ressam, Şair, Akademisyen, Eğitimci, Yazar kimliği ile sayısız çalışmaya imza atmış ve Türk sanatına pek çok isim kazandırmıştır.

“Al Gözüm Seyreyle” başlıklı bu sergi Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir şiir imgesinden yola çıkılarak sanatçının ilk dönem çalışmalarından son dönemine kadar olan bütün yıllarından retrospektif bir sunumun niteliğinde. Serginin en önemli özelliklerinden birisi ise bugüne dek ilk kez sanatseverlerin karşısına çıkacak eserlerin bu sergide görülebilecek olması. Sergide ayrıca sanatçının mektupları, fotoğrafları, özel eşyaları, farklı disiplinlerde yaptığı eserlerine yer verilmekte.

Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın yapmış olduğu sergi aynı zamanda Küçükçekmece Belediyesinin yeni kültür sanat sezonu açılış programını oluşturuyor. Eyüboğlu Ailesinden alınan yaklaşık yüz eser sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Sergi kapsamında ayrıca Bedri Rahmi’nin İstanbul’da kamusal alanda bugün yerlerinde mevcudiyetlerini koruyan mozaiklerine geziler düzenlenecektir. Sanatçının mozaik uygulamalarında asistanlığını da yapmış olan Teoman Südor eşliğinde rehberli gezi düzenlenecek.

Sergi açılışından sonra Hakan AYSEV, Derya TÜRKAN ve Hüseyin KÖROĞLU’nun yorumlarıyla Bedri Rahmi EYÜBOĞLU şiirleri orkestra eşliğinde yorumlanacak. Bedri Rahmi’nin bestelenmiş şiirleri, dinlemekten kendisini alamadığı Halk Türküleri ve artık hemen herkesin bildiği şiirleri seslendirilecek.

Bedri Rahmi Eyüboğlu (1911-1975)

Giresun Görele’de doğmuş,  21 Eylül 1975’te İstanbul’da vefat etmiştir.

1927’de Trabzon Lisesi’nde okurken, bu okula resim öğretmeni olarak atanan Zeki Kocamemi’nin öğrencisi olmuş, onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne (şimdi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) girmiştir. Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı’nın derslerine katılmıştır. 1932 yılında Paris’e, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu’nun yanına giderek 1 ay süreyle AndréLhote’un atölyesinde resim çalışmıştır. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu (Ernestine Letoni) ile de burada tanışmıştır. Bu tarihlerde Matisse, Brague ve Chagall’ın resimleri ile Türk geleneksel sanatlarını incelemiştir.

Bedri Rahmi, 1934 yılında, Yeni Adam dergisinde ressam olarak çalışmaya başlamış ve bu dönemde şiirleri de edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlamıştır. Akademi Diploma yarışmasında “Yol İnşaatı” konulu resmi ile üçüncü olan Bedri Rahmi, bu sonuçtan memnun kalmayarak yeniden yarışmaya hazırlanmak için mezun olmamayı göze almıştır. 1934 yılında 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katılmıştır. 1935 yılında ise ilk kişisel sergisini Bükreş’te açmıştır.

 

1936’daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci olmuştur. Cumhuriyet devrinin ilk yurt dışı sergisi olan ve Moskova’da gerçekleştirilen Türk Resim ve Heykel Sergisi´ne üç resim ile katılmıştır.

 

1937’de Cemal Tollu’yla birlikte Akademi’nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy’nin asistanı olan Bedri Rahmi, birçok ressamın katıldığı CHP’nin kültür programı çerçevesinde “Yurt Gezileri” kapsamında resim yapmak için 1938’de Edirne’ye gitmiştir. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu’ya özgü görünümler egemendir. 1939 yılında Birinci Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda “Figür” adlı yapıtı ile üçüncülüğü Arif Kaptan ile paylaşmıştır. 1941 yılında ‘Yaradana Mektuplar’ adlı ilk şiir kitabını yayımlamıştır.

1940’lardan sonra duvar resimlerine yönelen Eyüboğlu, 1941’de de yine ‘Yurt Gezileri’ ile Çorum’a ve İskilip’e gitmiştir. İskilip gezisi onun resim anlayışı üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Resimlerinde han avluları, halay çekenler, çocuk emziren kadınlar, saz çalan âşıklar gibi temaları işlemeye başlamıştır. 31 Ekim1942 tarihinde Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda ikincilik ödülünü kazanmıştır.

 

İlk duvar resmini 1943’te İstanbul’da, Ortaköy’deki Lido Yüzme Havuzu için yapmıştır. 1947 yılında ‘10’lar’ grubunun kurucularından biri olarak Bedri Rahmi, 1950 yılında Ankara’da ‘retrospektif’ (geçmişe, geriye dönük) bir sergi düzenlemiş ve büyük ilgi görmüştür. Bedri Rahmi aynı yıl Paris’te bulunan İnsan Müzesi’nde (Musée de l’Homme) ilkel kavimlerin sanatını incelemiştir. Bu incelemeleri, onu “güzel”in aynı zamanda “yararlı” da olabileceği, “yararlı” olmanın “güzel”in gücünü eksiltmeyeceği” düşüncesine ulaştırmış ve sanatını bu felsefe yönlendirmeye başlamıştır.

 

Mozaik çalışmalarına 1950’lerde başlayan sanatçı, 1958’de Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²’lik bir mozaik pano gerçekleştirmiş ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın madalyayı kazanmıştır. Bundan bir yıl sonra Paris’teki NATO yapısı için, şimdi Brüksel’de bulunan, 50 m²’lik bir mozaik pano hazırlamıştır. 1960 ve 1961’de ABD’ye gitmiştir. 1969’da Sao Paolo Bienali’nde Onur Madalyası kazanmıştır.

 

1940’ta 2. Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda resim dalında üçüncülük, 1943’te aynı yarışmanın 4’üncüsünde ikincilik ve 1972’de de 33. yarışmada birincilik ödülünü alan Bedri Rahmi; ölümünden sonra 1976’da Ankara’da “Yaşayan Bedri Rahmi” adıyla ve İstanbul’da da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde adına düzenlenen bir sergiyle anılmıştır. 1984’te İstanbul’da “Bedri Rahmi-Her Dönemden” adlı bir toplu sergisi açılmıştır.

 

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Akademi’deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini Paris’te AndréLhote’un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy ve Matisse’i kendine daha yakın bulmuştur. Paris’ten döndükten sonra Anadolu ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerde, İstanbul görünümlerinde Dufy’nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür. Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi, halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır. Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramış, minyatürlerden de esinlenmiştir. Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri; çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. Ancak yalnızca motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir. Çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir. Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür.

 

İki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de, yaşamının son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür. Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir. Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür “nakış”a dönüştüğü izlenir.

 

Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1927’de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi’deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur.

 

Bedri Rahmi’nin edebiyatçı yönü de onu önemli kılmaktadır. 1928’de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine, 1933’ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılâpçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir. 1941’den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlamıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi birçok türüne duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri, kendine özgü bir biçimde kullanarak, şiir dilini halk diline yaklaştırma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemeyi sürdürmüştür.

 

Şiirlerinde masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanan Eyüboğlu, insan ve doğa sevgisi, yaşama sevinci, toplumsal sorunları ele almıştır.

Share Button

Yorumlara kapalıdır