Hülya Küpçüoğlu: Umudu Aramak

Share Button
pinhan_13

Tülay Baybağ ,Pinhan

Tülay Baybağ, ‘Umudu Ararken’ adlı yeni sergisini  Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde açtı. Sergi umut teması çevresinde sanatçının farklı malzemeleri bir araya getirerek ürettiği eserlerden oluşuyor. Umut, sanatçı için hayatın en kuvvetli duygusu. Bilim ve inanç ise ona ulaşabilmek için kullandığımız araçlar.

Hülya Küpçüoğlu:Serginin oluşumu nasıl bir süreçte gerçekleşti?

Tülay Baybağ: Bu serginin oluşumu benim için çok özeldi. Her ne kadar daha önce yaklaşık 20 adet karma ya da kişisel sergiye iştirak etmiş olsam da bu, koleksiyonundan temasına; afişinden davetiyelerine; cateringinden müziklerine kadar organize ettiğim ilk sergi. Biraz yorucu olmuş olsa da çok fazla şey öğrendim. Bu işi çok seviyorum ve her adımında yapılması gerekenleri büyük bir heyecanla öğrenerek yerine getirdim. Elbette öncelikle bana kapılarını açan Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne bu nadide fırsat için teşekkür ederim. Açıkçası serginin oluşum süreci ruhumda çok güzel bir tat bıraktı. Umarım ziyaretçiler de benzeri güzel hisler deneyimlerler.

H.K.: Sergide, insanoğluna dair hangi gözlemlerinizi doğa ve doğaüstü ile ilintiliyorsunuz?

T.B.: Umut hayatın her alanında var. Günlük hayatta bile pek çok ritüelle bunu dışa vuruyoruz. Maçlarda totem yapıyor, olmamasını istediğimiz bir şey söylediğimizde tahtaya vuruyor, uğurlu olduğuna inandığımız nesneleri yanımızda taşıyoruz. Bunları çoğu zaman düşünmeden yapıyoruz.  Bu sergide umudu temsil eden pek çok farklı motif görmek mümkün. Türkiye ve yurt dışından bine yakın insanın umudunu yazıp da tuvale işlediğim modern bir “dilek tuvalin”nden değişim ve gelişimi simgeleyen kelebek motiflerine; gizliden açığa sıyrılan “Pinhan” işlerimden umut dolu bir yaşamı simgeleyen ve üzerinde gelinliklerden toplanmış kumaş ve materyalleri bulunduran işlerime kadar  “umut” bu projenin pek çok yerinde gizli.

H.K.: Kendi hayatınızla hangi noktalarda ilintilendiriyorsunuz?

T.B.: Benim de kendi totemlerim var. Belki işlerimde de bunları gözlemleyebilirsiniz. Ancak bunları söylememeyi tercih ediyorum, hem ziyaretçilerin hayal güçlerini özgür bırakmak  hem de umutlarımın mahrem kalmasından hoşlandığım için.

binbirdilek_25

Tülay Baybağ, Binbir dilek

H.K.: Umut temasını ön plana almanızı aynı zamanda tıp doktoru olmanızla da ilişkilendirebilir miyiz?

T.B.: Kesinlikle. Her gün durumlarından şikâyetçi olan ve iyileşmeyi uman insanları dinliyor ve onların dertlerine deva bulmaya çalışıyorum. Umudu o insanların gözlerinde görüyorum. Tıp ve sanat belki içinde en çok umut barındıran iki meslek. Hatta daha öteye gideyim. Ben iyi bir hekimin aynı zamanda iyi bir sanatçı olması gerektiğini düşünüyorum. Bunu düşünen ilk kişi de ben değilim, hatta bu görüşüm belki de hiç orjinal değil. Bunu ilk dile getiren kişi tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat’tı. Kısaca tıp da karşıdaki insanı gerçekten görmeyi ve gözlemlemeyi belki de gizlide kalmış sıkıntılarını açığa çıkartıp ona kendini iyi hissettirmeyi umut ediyor, tıpkı sanat gibi.

H.K.: İşlerinizde doğal malzemeler çoğunlukta. Malzemeleri edinme ve araştırma süreci sonrası eser oluşumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

T.B.: Bu çok yerinde bir gözlem. İşlerimde doğal malzemeleri kullanarak ağaç veya görsel olarak ağacı anımsatan yaprak formlarına sıkça yer veriyorum. Bunun elbette bir nedeni var. Ağaç benim için hem doğayı ve doğal olanı hem yaşamı (örn. Hayat ağacı) hem inanışı (örn. Dilek Ağacı) hem de kişisel geçmişi (örn. Soyağacı), simgeliyor. Bunun ötesinde işlerimde rastgeleliğe de dikkat ediyorum, bir nevi keşif yolculuğu gibi. Önce bu doğal malzemelere tuval üstünde kendilerini ifade etme fırsatı veriyor, sonra da onları istediğim gibi hem kendi estetik anlayışımla hem de ortaya dökmek istediğim duygularım doğrultusunda şekillendiriyorum.

H.K.: Sergide, izleyici hangi semboller veya ritüellerle karşılaşacak?

T.B.: Çoğunlukla dilek ağaçları ve binbir dilek serileri yer alıyor. Bunun yanı sıra tanıdık umut sembolleri var. Örneğin Bereket, Nazar, Fatma eli gibi… Kelebekler ise sevinç, değişim ve etkileşimi (kelebek etkisi) simgeliyorlar. Bir de gizli olanlar var. Bunlar son işlerim ve onlara Pinhan serisi ismini verdim. Bu işlerdeki semboller kendilerini sanki tuvali yırtarak açığa çıkartıyor gibiler. Bir nevi herkesin kendine ait tılsımları… Buna benzer tılsımları kimse bilemez. Ama bu bilinmezliğin gizemi ve görsel olarak ifade edilişinin estetiği ise kendi içinde bir sembol, bir ritüel.

pinhan-3

Tülay Baybağ, Pinhan

H.K.: Hem bilim hem de sanatla uğraşan bir kişi olarak çağdaş sanatta bilim ve sanatın kesiştiği noktalarla ilgili gözlemleriniz neler?

T.B.: Sanat tarihinde her dönemde olduğu gibi bilim sanattan ilham alıyor. Bilim de sanat da hayal ile başlar. İnsan hayal eder ki hayallerini gerçekleştirebilsin. Sanat ve bilim birbirlerini hem fikir hem hayal hem de malzeme olarak destekler. Yağlı boyanın bulunuşu, matbaanın bulunuşu sanatı daha da geniş kitlelere taşıdı. Sanat bilim sayesinde yepyeni fikirler ve malzemeler edinir, bilim ise sanat sayesinde ufkunu olabildiğince genişletir. Leonardo da Vinci’yi düşünsenize, belki tarihin en popüler sanatçısı olan Da Vinci zamanının çok büyük bir bölümünü icatlara ve bilime ayırmıştı. Öte yandan bilimin bize sunduğu imkânlar her dönemde sanatı yönlendirmedi mi? Sanat hep en modern bilimsel buluşlardan faydalandı. Newton’un ışık tayfından camera obscura’a, hatta şu anki dijital görsellere… Şu anda bir uzay teleskobu olan Hubble’ın sunduğu görseller dahi saniyesinde sanata aktarılabiliyor. Bu alışveriş hep vardı ve tarih boyu da sürecek. Bu yüzden sanatla bilimin iletişimini son derece ilham verici buluyor ve fırsat buldukça da bilinçli bir şekilde gözlemliyorum.

H.K.: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

T.B.: Bugünlerde doğadan kopan insanoğlu bilimin çaresiz kaldığı durumlarda yine umudu doğada ve kadim sembollerde arıyor, arayacak. Sanat insanın içini görür, insanı insan yapar. Başka hiçbir canlı sanat yapmıyor. Bu gurur verici özelliğimizi olabildiğince tecrübe etmeli ve paylaşmalıyız. Şayet ziyaretçilerimin “Umudu Arayışını” bir şekilde kendim ve işlerim üzerinden temsil edebildiysem ne mutlu bana. İşte bu beni çok sevindirir.

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır