Evrim Altuğ’dan, Tevfik İhtiyar’ın “Konuştuklarımız” Kitabı Üzerine…

Share Button

konuştuklarımız

Evrim Altuğ: Binbir lezzetli vızıltı kovanı

Akademik sanat tarihi yazımında, ortaya konulan tezlerde referans alınan en değerli kaynaklar, sanatçıların bizzat bu konuda günü gününe tarih yazan kalemlerle periyodik yayınlar aracılığıyla kurdukları doğrudan ilişkiler oluyor.

Gazeteler, dergiler arasında,  çeyrek asrı geride bıraktığı sanat gazeteciliği ve eleştirisinde Tevfik İhtiyar da, röportajlarında Türkiye sanat tarihinin erken Cumhuriyet, geç modern, çağdaş, güncel, başına ne getirirseniz getirin, bu tarihi yazan aktör ve aktrisleriyle oturup, bir şeyleri anlamaya, açıklık getirmeye ve onlarla dertleşmeye çalışıyor.

İhtiyar, elinizdeki bu dokümanda mütevazı bir tavırla kendileriyle çoğu kez atölyelerinde, evlerinde tüm sırdaşlığı, doğallıyla ‘konuştukları’nı elle dokunur, gelecekte de başvurulur bir güvenilir kaynak haline getirmeye niyetleniyor.

Tevfik İhtiyar’ın konuştuğu kişiler, kendi kendilerince hayattan topladıkları binlerce renk ve biçim ile bu kitabı bir arı kovanına dönüştürüyor. Buradan çıkan, Türkiye sanat tarihi kavanozundaki balın  organik lezzeti de burada.

Anlamayana vızıltı gibi gelebilecek bir çok önemli tartışmalı cümle, saptama, yargı, eleştiri, bu kitaptaki onlarca sanatçının, arının bizzat ağzından, yer yer tüm iğneli dobralığıyla  dökülüyor; bu kovandaki balın, kolektif belleğin oluşumuna kesin katkı sağlıyor.

Söyleşilerin bir aradalığı, peşinde hep koşula gelen doğrunun ne olduğu ve olmadığı konusuna da hizmet ediyor.

Ara Güler’den Kristin Saleri’ye, Ömer Uluç’tan Yüksel Arslan’a, Mithat Şen’den Şükran Moral’a, Neş’e Erdok’tan Komet’e, Ferruh Başağa’dan Özdemir Altan’a, Nur Koçak’tan Yusuf Taktak ve Şenol Yorozlu ile Kezban Arca Batıbeki’ye, oradan Bedri Baykam’dan, Adnan Çoker ve Mehmet Güleryüz’e kadar bir çok isim var bu sayfalarda.

Sanatçılar büyük bir susamışlıkla, galericilik, müzecilik, müzayedecilik ve sanatta ekol gibi eskimemiş, pek de eskiyeceği benzemeyecek bir çok tartışmaya, bu kitapla, İhtiyar’ın soruları karşılığında, verimli bir tavırla dahil oluyor.

Normalde bir araya çok zor gelebilecek, birbirlerine herhangi bir tartışma platformunda güç tahammül edebilecek bu çalışkan arılar, kitabın ürettiği sınırsız lezzetli kovan bereketinde buluşarak, çok büyük bir vızıltıyı, son derece değerli bir sese dönüştürüyor.

Zaten bundandır ki, İhtiyar’ın alanındaki yeni nesillere teşvik yüklü genç kalemiyle oluşturulmuş bu kitap, ülkemiz sanat tarihi yazımında sorulara da, yanıtlara da, eşit seviyede tahammül edebilmenin bir delili olarak gösterile bilmeyi hak ediyor.

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır