Vecdi Uzun, Her Müze Müze midir?

Share Button
235795,istanbul-arkeoloji-muzesi-resimlerijpg
                                                                                  İstanbul Arkeoloji Müzesi

 

“Son dönemde ‘müze’ adı altında müze olup olmadığı belli olmayan çok sayıda sergi yeri faaliyete geçti. Sanatseverler ve müze izleyicileri  yasal olmayan bu sahte müzelerin gerçek müze olup,  olmadığını nasıl anlasın?”

Son dönemde özellikle belediye, üniversite ve kişilerce açıldığı iddia edilen müze sayısında ciddi bir artıştan hareketle konunun incelemesinde yarar vardır. Bugüne kadar bu konuda ciddi bir araştırma yapılmamış olması düşündürücüdür.  Konunun birçok paydaşı bulunduğu için bu konuda bir araştırma yapılması ve  sonucun ortaya konulması hâlinde bu durumdan çok kişinin etkileneceği hususunda çekince olması muhtemeldir.

Sorun Kültür ve Turizm Bakanlığı  bünyesindeki  kamu müzeler i haricindeki özel ve kamu niteliğindeki müze unvanıyla hareket eden  sergi yerlerinden kaynaklanmaktadır.

MÜZE NEDİR?

Müze nedir? Hangi yapılar müze kapsamı içine girer, hangisi girmez? Bunu belirleyebilmek için müzenin tanımını yapmakta yarar var.

Müzeler; bilimsel, kültürel, sanatsal ve tarihi özelliği ve önemi olan eser ve objeleri toplayan, muhafaza ederek koruyan, yorumlayan,  bir disiplin içinde sürekli ya da geçici sergilerle halkın hizmetine sunan  özel veya kamu kurumlardır.

Müzelerin, halkın geneli yanında çeşitli araştırmacıların ve farklı uzmanların ihtiyaçlarına da cevap vermek gibi değişen misyon ve amaçları vardır.

Müze kavramının; halk, kamu oyu, müze çalışanları, müze ziyaretçileri, bilim adamları, tarihçiler, öğrenciler, eğiticiler, yerel, merkezi kamu ve özel müze yöneticileri gibi  konuya ilgileri açısından farklı bakış açılı paydaşlar tarafından  tanımlanması mümkündür.   Bazıları müzelerin misyonunu bilginin yaygınlaştırılarak artırılmasıyla toplumun eğitilmesi ve entelektüel kapasitesine katkı sağlamak olarak değerlendirirken,  bazıları ise  müzeleri  özellikle entelektüeller için bir eğlence ve zaman geçirme mekânı olarak görmektedir. Bir başka kesim ise müzeleri  zamanın sabitlediği birer nokta ve bu noktadan hareket ederek yapılan çalışmalar için araştırma merkezleri olarak değerlendirmektedir.

Uluslararası Müzeler Komitesince (ICOM) 2007 yılında müze “Toplumun ve gelişiminin hizmetinde olan, halka açık, insana ve yaşadığı çevreye dair tanıklık eden malzemelerin üzerinde araştırma yapan, bu malzemeleri toplayan, koruyan, bilgiyi paylaşan ve sonunda inceleme, eğitim ve zevk alma doğrultusunda sergileyen, kâr düşüncesinden bağımsız, sürekliliği olan bir kurum” olarak tanımlanmıştır.

Sonuçta ülkemizde müze tanımı altında bir faaliyet sürdürmek isteyen  kurumlar yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler İç Yönetmeliği’nin  4.maddesinde  müze tanımı şöyle  yapılmıştır:

“ Müze : Kültür varlıklarını tespit eden, ilmi metotlarla açığa çıkaran, inceleyen, değerlendiren, koruyan, tanıtan, sürekli ve geçici olarak sergileyen, halkın kültür ve tabiat varlıkları konusundaki eğitimini, bedii zevkini yükselten, dünya görüşünü geliştirmede tesirli olan daimi kuruluştur.”

Dünyadaki müzelerin  ülkelere ve yaklaşıma göre çeşitliliği ve farklı amaçlara hizmet ettiği düşünülürse  kamu ve özel  müze kurucu ve yönetim yapılarının öncelikle bu mevzuata uyması , bu mevzuat çerçevesinde  gerekli yasal ve etik hesapları  vermesi gerekir.  Bu mevzuatın eksikliği ile bu mevzuatı tanımadan müzecilik yapmak ayrı tutumlardır. Müzeciliğimizin arkeoloji müzecilik mantığından kurtulamadığı ve  müzecilik mevzuatında çok ciddi eksiklikler olduğu gibi çok  sayıda eleştiri yapılabilir.  Bunların hiç biri müze mevzuatı ortada iken müze adı altında müze belgesi sağlanmadan müze açmanın haklı gerekçesi olamaz.  Mevzuat gereği müze açmanın gerektirdiği bina ve donanım yanında özel müzeler için en büyük engel eserlerin müzelerinin kamuya ait olma sorunudur.

Müzecilik bir kamu faaliyeti iken, bir taraftan müze olmanın psikolojik şemsiyesine girme bir taraftan özel mülkiyeti kamuya devretmeme en büyük çelişkidir.  Diğer taraftan müze kurulduktan sonra işletmeciliği için gerekli fonların  sağlanamaması ayrı bir sorundur.

MÜZE ÇEŞİTLERİ:

Birçok müze türü bulunmaktadır.  Müzeler;  bilim, sanat, folklor ve antikalar gibi farklı konularda  toplanmış eserleri sunabileceği gibi doğa tarihi, etnografya ve havacılık gibi tek konuyu veya temayı  içeren eserleri de sergilerler.  Sınıflandırma detaya inildikçe artırılabilir. Başlıca müze türleri şunlardır.

          a.Arkeoloji Müzesi

Arkeologların yapmış  oldukları kazılardan sonra ortaya çıkarılan eserlerin sergilendiği müzelerdir.

          b.Etnografya müzeleri

Eski uygarlıklara ait gelenek, görenek, giysi veya hayatla ilgili eserlerin sergilendiği müzelerdir.

           c.Tarih Müzeleri

Bir ülkenin, toplumun veya bir kişinin tarihsel gelişimini düzenli bir biçimde inceleyen ve açıklayan müzelerdir. Bu müzelerde yazılı ve görsel belgeler toplanır ve ziyaretçilerle birlikte araştırmacıların hizmetine sunulur.

          ç. Güzel Sanatlar Müzesi

Resim, müzik veya heykel gibi güzel sanatlara ait eserlerin sergilendiği müzelerdir.

          d. Açık Hava Müzeleri

Tiyatro, arena gibi kapalı yerlerde sergilenemeyecek yapıtların sergilendiği yerlerdir.

          e.Kent Müzeleri:

Özellikle kent tarihi ve kültürünü anlatmak amacıyla kurulmaktadır.

          f.Bilim Müzeleri

Bilim ve teknolojilerin tarihi bu müzelerde sergilenmektedir.

           g.Askeri Müzeler

Değişik zamanlara ait olan askeri malzeme ve silahların sergilendiği müzelerdir.

           h.Özel Müzeler

Bir kişi yada kuruluş tarafından, değişik konularda toplanmış eserlerin sergilendiği müzelerdir.

 

ÇAĞDAŞ MÜZECİLİK:

Dünyada müzecilik bizdeki arkeoloji müzeciliği mantığından çıkmış, yaşanan mekânlar haline gelmiş ve çeşitlenmiştir. Bu çeşitlilik de ayrı yapılanmaların gerektiğini ortaya koymuştur. *1

ÖZEL MÜZE:

Türkiye’deki özel müzeciliğin sınırı da aynı kurumca çıkarılan Özel Müze Yönetmeliği ile belirlenmiştir.*2

Kültür ve Turizm Bakanlığı listesindeki müzelerin varlığı üzerinden hareketle adı müze olan, ama özel müzeler listesinde adı bulunmayan çok sayıdaki bu tarz yapılara e-mailler yoluyla “Müze Belgesi”nin   olup/olmadığı konusunda sorular sordum. Bazılarına da bilgi edinme yasası kapsamında sorularımı ilettim. Bazılarından da   CİMER aracılığıyla  cevap almak istedim.  Bunu yapınca  müze olmadan müze olduğunu iddia eden bazı çevrelerce sanata engel olduğum konusunda da açıktan eleştiriler aldım.  Müze belgesi olanlar ise müze belgelerini bana ilettiler.  “Hangisi özel müze değil?” sorusunun cevabı ise Bakanlıkça belirtilen listenin dışındakiler müze değildir oldu.

Çok az sayıda kişi de konunun detaylarını ileterek yaşanan sıkıntıları dile getirdiler ve konuyu detayları ile tartışmakta yarar olduğunu ilettiler.

Gelen ve gelmeyen bilgiler çerçevesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Özel Müzeler kapsamına alınan listede  yer almayan, ama kendini müze tanımlaması içine alan çok sayıda kamu, üniversite, belediye, özel kurum ve kişilerin olduğu ortaya çıkmaktadır.

  • Bazı üniversite ve belediyelerin e-maillerime cevap vermemesi ise düşündürücüdür.
  • Bazı güzel sanatlar fakültelerinin müze belgesi olmadan müze adı altında müzecilik yapmış olması akademik ortamdaki hiçbir etik kurala sığmaz.
  • Bir belediye başkanı yaklaşan seçimlerde çok sayıda müze açtığını ifade ediyor. Nedense bu müzelerin birkaçının belgesi varken ve diğerleri sadece sergi yerleri kapsamında olmasına rağmen seçim afişlerinde müze adıyla anılmaktadır.
  • Nüfusu sadece birkaç bin olan  ve her geçen gün düşen bir küçük yerleşim yerinde sanatı halka tanıtmak için  zaman sıkıştırılmış hızlı çalıştaylarla eser toplayıp, müze değilken müze adını kullanmak bir çeşit halkı kandırmak değil midir?  Çalışma üretenler “Neyi?  , Kime?”  teslim ettiklerini bilmemektedir. Sanatçıların orada bulunmaları nasıl açıklanabilir?  Özgeçmişlerinde müzede eseri olduğu bilgisinin yer alması bu ressamlara ne kazandırır?
  • Sergi veya biriktirme faaliyetini devam ettirmek isteyene hiçbir yasal engel olmamakta iken, bu mevzuat dışı faaliyetleri “MÜZE” adı altında sürdürmek   hiçbir yapıya uygun değildir.  Eser toplayıp sergilemesinde hiçbir yasal engel yoktur. Müze adı neden kullanılır? Müze prestijini haksız yere kullanmak bir çeşit yalancılık değil mi?
  • Bazı ressamların öncülüğünde Anadolu’nun her tarafında yapılan çalıştaylar sonucunda toplanan veya bağış yoluyla sağlanan çalışmalarla açıldığı iddia edilen müzelerin önemli kısmı da müze belgesine sahip değildir.  Büyük çoğunluğu kent müzesi olma niteliğindeki bu yerlerin  sanata hizmet etmek amacıyla birer cazibe merkezi olduğu, burada gördüğü bir tablonun özellikle öğrencilerin sanata bakışında olumlu etki sağladığı iddia edilmektedir. Bunu yapmak için müze olmadan müze gibi davranmaya gerek yoktur. İyi planlanmış bir galeri bu hizmeti sağlayabilir. Buraya bağışlanan eserler cami avlusuna bırakılmış bir bebekten farklı değildir.  Sanatına ve eserine son derece önem verdiği iddia eden bir topluluğun bu tarz davranmasını anlamak mümkün değildir. Birkaç yıl sonra bu çalışmaların büyük çoğunluğu çöpe ve başka ellere geçmektedir.
  • İş o kadar büyüdü ki; bazı şahıslar her yıl müze açacağını iddia ederek çalıştaylar yapmakta, ressamlardan çalışmalar toplamakta ve ortada müze bulunmamaktadır.

Müze bir üst çıta ise, bu çıtalar çok rahat aşağıya indirilerek  sanata hizmet etmenin arkasında sadece mevzuatın arkasından dolaşmak yatmamaktadır. “Müze” gibi büyük kavramların arkasına saklanıp,  imajlar ön plana çıkartılmakta ve sanatsever vasata  (Ortalama) razı edilmeye çalışılsa da, çoğunda ortada vasat bile bulunmamaktadır.

NETİCE:

Konunun tüm paydaşları bir araya gelerek sorunu bir masaya yatırmalı ve buradan çıkan sonuçları kamuoyuyla paylaştıktan sonra ilgili kurumla görüşmeleri başlatmalıdır.    Bu yazı da kamuoyunda bu konuyu tartışmaya açmak için bir başlangıç olarak hazırlanmıştır.

Bu kötü gidişata sanat camiası ve kamu tarafından dur denilmezse; bir kısmı  belgeli ve ilkeli çalışanlar istisna sayılırsa,   kısa bir süre sonra  gerçek özel müze  (kavramının içinin boşalacağı ve sergi salonları veya galerilerin müze olarak anılması sonucunda) kavramının  sadece sözlüklerde kalacağını görebilmekteyim.

Müzeye önce müze olduğu, daha sonra sergiledikleri kültürel değerler için gidilir.  Müze olmanın kuralları  ortada iken, kural dışı davranarak sanata hizmet edildiği görüntüsü vermek etik değildir.  Her şeyin tek adam üstünde döndüğü yerde belge bile olsa müze  havası solunamaz.

Müze adında faaliyette bulunan sergi yerlerinde kapıdan girer girmez ilk iş olarak müze belgesinin varlığını soruşturunuz. O belge yoksa müze izleyicisi mantığıyla ziyaret etmeyiniz.

Müze nedir? Her müze gerçekten müze midir?  Bunu düşünmenin zamanı geldi.

Kaynakça:

1.http://cagdasmuzebilim.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/384/2016/04/%C3%87a%C4%9Fda%C5%9F-M%C3%BCzecilik-E%C4%9Fitimi-Degerlendirme-ve-Politika-%C3%96nerileri.pdf

2.Bu sınırlar içinde çalışarak özel müze belgesi almış müzeler aşağıdadır.

http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR-135633/ozel-muzeler.html

https://www.google.com/search?q=%C3%B6zel+m%C3%BCze+y%C3%B6netmeli%C4%9Fi&oq=%C3%B6zel+m%C3%BCze+y%C3%B6ne&aqs=chrome.1.69i57j0.6777j0j4&sourceid=chrome&ie=UTF-8

 

 

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır