Fırat Arapoğlu,Unutulamayan Gelecek…

Share Button

versusAya gitmeyi seçtik.

John F. Kennedy 12 Eylül, 1962

Bu son iki on yıl boyunca yoğun bir zaman-mekan sıkışması evresi yaşamakta olduğumuzu, bunun politik-ekonomik uygulamalar, sınıf güç dengeleri ve kültürel ve toplumal yaşam üzerinde, insana yönünü şaşırtan, sarsıcı bir etki yaptığını ileri sürmek istiyorum.

David Harvey, Postmodernliğin Durumu

 

ABD Başkanı John F. Kennedy’nin Rice Üniversitesi’nde Ay’a seyahat programını açıkladığı anı hayal edin ve bugünü; yani içinde bulunduğumuz “Mars’a Yolculuk” dönemini. Kendimize şunu soralım: Dünya yıllar içerisinde nasıl hızlı bir değişime uğradı? Ya da gerçekten değişmekte mi? Krassimir Terziev, Unutulamayan Gelecek sergisinde, bize yaklaşık yarım yüzyıllık bir geçmişi, kendi lensleri üzerinden gösteriyor ve şu soruları gündeme getiriyor: Sahiden, biz bu dönemi geride bıraktık mı? İçinde bulunduğumuz zeitgeist’a dair neler söyleyebiliriz? Sanatçının çalışmaları, bizlere siyasal olgular, otoriteryen tutumlar ve özgürlükler konusunda zamanın belirli bir mesafesinden mesaj verirken, bu kavramların hem geçmişin hem de günümüzün gerçeklikleri olduğunu iletiyor. O halde, bu serginin geçmiş ve gelecek arasında salınan bir boşlukla ilgili olduğunu ve çözümlerin/yorumların bu boşluktan çıkacağını varsayabiliriz. David Harvey’in belirttiği gibi, “mekan ve zamanın nesnel niteliklerinde öylesine devrimci değişikler olur ki, dünyayı görüş tarzımızı, bazen çok köklü biçimlerde, değiştirmek zorunda kalırız”. Terziev’in yaklaşımında, tarihin bilişsel göreliliği ve tarihteki her şeyin karşılaştırılabilir olma olgusu, bu zaman-mekan sıkışması önermesi ışığında okunabiliyor.

İmgeler çağındayız ve bu imgeler kavramsal, deneysel ve belgesel-yönelimli olarak gruplandırılır ve bu imgeleri, akademik ve analitik bir biçimde ele almak ve üzerlerine görsel-sessel bir biçimde eleştirel yaklaşımlar geliştirmek oldukça önemli. Ancak böyle bir eleştirel yaklaşımla günümüzde sanat, medya ve teknoloji arasındaki etkileşim tam anlamıyla kavranabilir ve Krassimir Terziev, sanatın günümüzdeki farklı ifade olasılıklarını kullanarak, bizleri bir tür zaman yolculuğuna çıkartıyor ve sergi, sanatçının geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkiye dair stratejik yaklaşımlarını ve bu ilişki arasındaki konumunu görünür kılıyor. Terziev’in zaman-mekan (uzay) ve birey arasındaki ilişkilere dair gözlemlerine tanık oluyoruz ve çalışmalarındaki görsel kayıtlar, sinematik dil ve yeni anlatılar yaratma arasındaki sınırlarda salınmakta.

Geçmişin imgeleri ve günümüzdeki yansımasıyla, bizleri büyük anlatılar döneminin ütopyalarında bir yolculuğa çıkartan Terziev, “görülmeyen” ama “hayal edilebilen” bir paradigmayla, insanlığın dünya-dışı gezegenlerde yerleşme ütopyasını işlerinde bize anımsatıyor. Terziev’in kozmik ütopyaları, hayvanların insanlardan önce uzaya seyahatlerine de referans vererek, bizi efsanelerle birleştiren bir düşsel dünyaya götürüyor.  Diğer bir olgu ise, teknolojik aygıtlar ve kullanıcı arasındaki ilişkiye dair. Artık çalışır halde olmayan tablet ve televizyonlar gibi yüzeylerinde kullanıcılarının imajlarını taşıyan aletlerle, zamanın donduğu an’ın kalıcılaşmasını temsil ediyor. Öte yandan, NASA’nın Mavi Bilye olarak adlandırılan, binlerce kilometre mesafeden çekilen yörünge fotoğrafı üzerine, dünyaya içkin egzotik bir palmiye ağacı siluetini ekleyerek, farklı ilişkilere dair okumalar geliştirilebilecek bir manzara resmini de izleyicisine sunuyor.

Yeri gelmişken bu yörünge konusu Terziev’in çalışmaları için oldukça önemli. Yerküredeki kıtaların bir karmaşa içerisinde görüldüğü, ama aslında kültürel iletişimin günümüzdeki halinin ustaca görsel-veri haline geldiği işleriyle, son kertede, çağımızın ürettiği görsel dil ön plana çıkıyor. Böylece, totalde, teknolojinin bağımsızlığının geleceği mercek altına alınırken, artık insana gerek kalmayan imge üretimi ve değişen perspektifler sorgulanıyor, çünkü artık çizgisel değil, dikey bir perspektif çağındayız, hepimiz.

Aile, ulus ve insanlık, hayvanlar ve topyekün dünyasal yaşam kültürünün uzay-mekanla ilişkisine değinen çalışmalar, kolaj, imge-metin birlikteliği, ışıklı-kutu ve video gibi teknik ifade araçlarını kullanarak zaman ve mekan arasındaki ilişkiyi şeffaflaştırıp, yeni bir geçici-hakikat üretiyor. Sanatçı tarih, bellek, rüyalar ve imgelemin nasıl bir formatta sunularak, çağın görselliğini yansıtabileceğini ustaca görselleştiriyor. Çağdaş Bulgaristan Sanatı’nın önde gelen isimlerinden birisi olarak Krassimir Terziev, çağdaş yaşam kültürü, ulusal değerlerin gizemlileştirilmesi, bellek ve toplumsal belleksizlik konularına temas ediyor. Ne diyelim? Yolculuğa hazır mısınız?

 

Share Button

Yorumlar kapatıldı.