Hülya Küpçüoğlu, Colleen O’Brien’la ‘Işığa Doğru’

Share Button

Halka Sanat Projesi’nin düzenlediği konuk sanatçı programlarının Şubat ayı konuğu Kanada’dan Colleen O’Brien’dı. Sanatçı kaldığı 1 aylık süreçte İstanbul üzerinden edindiği izlenimler üzerine resimler yaptı. İlham kaynağını kimi zaman insan kimi zamansa İstanbul manzaraları oluşturdu. Sanatçı çalışmalarını, ‘Işığa Doğru’ adı altında geçtiğimiz günlerde izleyicilerle paylaştı.

Colleen O’Brien

Colleen O’Brien

Hülya Küpçüoğlu: Bu Türkiye’ye ilk gelişiniz. Öncelikle sormak isterim, nasıl bir İstanbul gördünüz?

Colleen O’Brien:Tanıştığım ve sokakta rastladığım insanlar kibar, yardımsever ve iyi izlenim veren kişiler oldu hep. Halka sanat projesi gelmek için tam doğru yermiş;  bana hem kenti tanımak, deneyimlemek için ihtiyaç duyacağım alanı tanıdılar hem de her ihtiyacım olduğunda yardım ettiler. Böylesi unutulmaz bir kentte vaktini resim yapmaya ve bu kente dair resim yapmaya adayabilmek bulunmaz bir nimet.

Hülya Küpçüoğlu: Müzeleri, galerileri gezme fırsatınız oldu mu?

Colleen O’Brien: En çok zamanı anıtsal nitelikteki tarihi yapılarda, camilerde ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde geçirdim. Taş yontan, seramik yapan eski sanatçılar muazzam ürünler vermişler ve bu çağlar boyu süren bir gelenek olmuş. Ayrıca modern Türk zanaatkârlarına ve kumaşla, metalle, mücevherle, deriyle çalışan sanatçıların üretimlerine de hayran oldum.

Colleen O’Brien 2

Hülya Küpçüoğlu: ‘Işığa Doğru’ adlı serginiz hangi etkilerle oluştu?

Colleen O’Brien: Çok hızlı akan modern dünyada ben de çevreme ilişkin hızlı bir izlenim edinmeye gayret ediyorum ve bunu resme dönüştürüyorum. Bunu yaparken de hızlı kuruyan bir malzemeyi, akrilik boyayı tercih ediyorum.

İlk izlenim benim için çok önemli, özellikle burada bir ay geçireceğimi bildiğim için. Belki burada yaşayan sizler için bu kente ilişkin vizyonum “günlük” ya da sıradan ama benim için her şey yeni: gemiler, kuşlar, çiçek satıcıları, eski dar sokaklar ve birbirini öpen binalar… Gördüğüm bazı yüzler bana Sanat Tarihi eğitimimi hatırlattı ve onları tarihsel, kültürel ve sosyal bağlama yerleştirdim.

Hülya Küpçüoğlu: Kendinizi Group of Seven’ın çizgisinde giden bir sanatçı olarak tanımlıyorsunuz. Group of Seven’ı anlatabilir misiniz?

Colleen O’Brien: Bundan yüz yıl önce Group of Seven Kanada’nın bilinmeyen köşelerine yolculuk yaptı. Bu yerlere ulaşmak için kanoyla yola çıktılar, dağ yürüyüşleri yaptılar. Yanlarında yağlı boya ve küçük tuvaller vardı. Ne ülke içinde ne de uluslararası ölçekte keşfedilmiş Kanada’nın doğal hazinelerine ait çalışmalar yaptılar. Doğaya verdikleri yanıt aniydi. Bu tavır Kanadalıların kendi manzaralarını algılayış biçimini değiştirdi.

Colleen O’Brien

Colleen O’Brien

Hülya Küpçüoğlu: Siz hangi yönlerden kendinizi bu grupla bağdaştırıyorsunuz?

Colleen O’Brien: Işığa ve karanlığa verdiğim güçlü yanıt, tüm bu küçük tuvallerin içerdiği hareket ve ilk izlenimler kendi içlerinde birer küçük hazineye dönüşüyor. Küçük eskizlerim atölyeme döndüğümde daha büyük tuvallere geçip daha bitmiş hâle bürünüyorlar. Yediler Grubu da yolculuklarının sonunda ortaya çıkan çalışmaları daha büyük resimlere dönüştürürdü.

Hülya Küpçüoğlu: Empresyonizmin tekrar yükselişte olduğuna dair söylenceler var. Sizce?

Colleen O’Brien: İzlenimcilik sanat dünyasında çok büyük bir kırılma idi. Öyle güçlü yayıldı ki bugün hâlâ modern ressamları etkiliyor.

Hülya Küpçüoğlu: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Colleen O’Brien İstanbul’un tarihi, coğrafyası ve içindeki kültür katmanları ile sanatsal üretim beni iki biçimde etkiliyor: Bir yandan sanatçı olduğum için gurur duyuyorum, diğer yandan ise böylesi bir büyüklüğün karşısında insanı aciz hissettiriyor.

 

Share Button

Yorumlar kapatıldı.