Işıl Savaşer, Sanatta Cinsiyet ve Feminist Eleştiri

Share Button

Sanat alanında kadın cinsiyetinin erkek egemen bir sanat anlayışına ve üstünlüğüne karşı vermiş olduğu mücadele ve bu bağlamda yapılan çeşitli sanat hareketleri önemli yer tutmuştur. Erkek egemen bakış açısıyla sanat eserlerinde kadın bedeninin bir arzu nesnesine indirgenmesine karşı çıkan feminist akım, sanat üretiminde ve kullanılan ölçütlerde kadının sadece eş ya da anne gibi toplumsal rollerde yüceltildiğini ortaya koyarak, kadını ve kadına bakışı yüceltmenin önemini vurgulamaktadır. Yakın bir geçmişe kadar sanat tarihi kitapları ve müze koleksiyonları incelendiğinde kadın sanatçıların az olduğu vurgulanmaktaydı.

“Sanatta erkek egemen ‘kanona’ girmenin yolu ise, bir zamanlar Hans Hoffman’ın Lee Krasner’in resimleri için söylediği türde övgülere mazhar olmaktan geçer.  O kadar iyi bir resim ki, bir kadının yaptığını anlayamazsınız.” (Antmen, 2013, s.93)

ABD’de 1985’te bir grup kadın sanatçının, sanat dünyasının alışılagelmiş kalıplarını yıkmak için oluşturduğu Gerilla Kızlar (Guerilla Girls) kuramla pratiğin iç içe geçtiği bir alanda gerçekleştirdikleri eylemleriyle sanat tarihinde cinsiyet ayrımcı yaklaşımların yıkılması amacıyla feminizmi bir araç olarak kullanmışlardır. Bu eylemlerin temel noktası, erkek egemen kültürün yarattığı toplum düzeni içinde sanatın ideolojik olarak ele alınması ve sanat alanındaki ayrımcılığın geçmişten günümüze uzanan süreçte gözler önüne serilmesidir.

Sanat tarihinin feminist bakış açışıyla sorgulanması Linda Nochlin’ in 1971’de yazdığı “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” başlıklı makalesiyle başlamaktadır. Nochlin, kurumsal etkenlerin sanatsal başarının belirlenmesinde birincil rol oynadığını vurgulamış, deha denilen gizemli, kutsal niteliklerle donanmış büyük sanatçı mitine meydan okumuştur. “Nochlin makalesinde, büyük erkek sanatçı kültü, kadın duyarlılığı efsanesi(içe dönüklük, kırılganlık, malzeme odaklılık) erkek egemen toplumların ‘kadın sorunu’ sorunsalı ve tarihsel göz ardı edilmişlik gibi olguların üzerine giderek sanat pratiği ve tarihi açısından kadın meselesinin tartışıldığı ve tartışılacağı zemini tüm netliğiyle gözler önüne serer.” (Peterson-Mathews, 2013, s.109)

Nochlin’e göre sanat üretiminin kendi içinde tutarlı bir dil gerektirmesi önemlidir. Bunun uzun süren eğitim ve deneyimlerle öğrenilmiş olması gerekir, eğitim, üretim ortamları toplumsal bağlamdan soyutlanabilecek bir olgu değildir.

Nochlin’in iddialarına en aşırı tepki, Cindy Nemser’den gelmiştir. (1975)                          Burada deha kavramına atfettirilen anlam, “kadınlar da başarır” iddiası, kadınlarla erkekleri karşı karşıya getirmiştir. Sanat üretimini kadın ya da erkek olarak ayırdığımızda kadınların üretimini özellikle görünür kılmaya gayret ettiğimizde o nesnelerde “kadına özgü” olanı aramaya başlarsak, kadınları farkında olarak ya da olmaksızın ötekileştiririz.

Sanatta feminist hareketler 1960’lı yılların sonunda kısa bir süre öncesindeki feminist hareketin ve siyasi aktivizmin etkisiyle başlamıştır. ABD’nin batısındaki sanatçılarla doğusundaki sanatçıların ön plana çıkardığı konular farklı olmuştur. New York sanatçıları kurumsal cinsiyet ayrımcılığını eleştirmişler, ekonomik eşitliği ve sergilerdeki eşit temsil hakkını hedeflemişlerdir; batıdaki sanatçılar ise estetiğe ve kadın bilincine yer vermişlerdir. Batı yakasında Miriam Schapiro 1979’da diğer sanatçılarla beraber varlığını bugün de sürdürmekte olan Feminisit Sanat Enstitüsü’nü kurmuştur.

1972’de sanatın tüm alanlarındaki kadınları bir araya getirmek amacıyla Kadın Sanat Komitesi oluşturulmuştur. 1975’te Women Artist Newsletter kurulmuştur. (1978’den beri Women Artist News adıyla yayınlanmaktadır.) Bugün yayınlanan en önemli dergilerden Heresies, sanatın ve politikanın feminist bir perspektifle irdelenmesini ilke edinmiş bir fikir dergisidir.

Geleneksel sanat eleştirisi birinci kuşak feminist sanatın sorunları ve idealleri için elverişli olmadığından feminist eleştirmenler alternatif arayışlara girmişlerdir. Lucy Lippard, ayrılıkçı sanat eleştirisinin erken döneminin en önemli figürüdür. Lippard, feminist bir sanat eleştirisi oluşturmaya çalışan ilk yazar olmuştur. Düşünce tarzında radikal değişiklikler gerçekleştirmiş ve feminist sanatı desteklediğini belirtmiş olduğundan daha geleneksel sanat dünyasındaki ününü tehlikeye atmıştır. Feminist sanat hareketleri, 1970’lerin ilk yıllarında ABD’nin dışında İngiltere’de de aynı sıralarda doğmuştur. İngiltere’deki feminist hareketin ilk evresinde ABD feminizmi, özelikle Lucy Lippard’ın, Linda Nochlin’in çalışmaları ve feminist Art Journal etkili olur. Almanya, İsveç ve Danimarka’daki feminist etkinlikler de 1970’lerin ilk yıllarında başlamıştır.

Miriam Shapiro, Joyce Kozloff ve Harmony Hammond, “güzel sanatlar” dan zanaata doğru inen yanlış hiyerarşiyi bozmayı hedeflemişlerdir.  Kadın deneyimini içeren geleneksel kadın yaratıcılığı ürünlerinin büyük bölümü sanat eseri sayılmamış ve niteliksel olarak “yüksek” ve “düşük” ayrımına dayalı estetik hiyerarşisi oluşturularak ürünler “zanaat” kategorisine havale edilmiştir.

Broude’nin Miriam Schapiro hakkındaki makalesinde açıklığa kavuşturduğu gibi, yakın zamana kadar “dekoratif sanat ve dekoratif saikler” erkek sanatçılar için özgürleştirici katalizör işlevi görürken, kadınların yarattıkları geleneksel dekoratif sanat “kadın işi” olarak kabul edilmektedir. Çünkü fayda boyutunu aşamamıştır.

Psikoloji, edebiyat, sanat, müzik, sosyoloji ve eğitim alanlarında yakın geçmişte yapılan araştırmalar kadının, şu veya bu şekilde gerçekliği erkeğe göre farklı algıladığını dolayısıyla insanın deneyimine ait farklı beklentiler geliştirip, farklı tepkiler ortaya koyduğunu vurgulamıştır. Post-modernist sanatçılar ve yazarlar, toplumdaki kadın-erkek farklılığının kökeninde temsil olgusunun yattığına inanmışlardır. John Berger, kadının sanatta erkek korkularının ve arzularının cisimleşmesi olarak var olmasını kesin bir dille ele almaktadır.

Berger, Vanity (kendine hayranlık) kişiselleştirilmesini erkeklerin kadın nü aracılığıyla ahlak dersi vermelerinin örneği olarak kullanır. Örneğin; çıplak kadın resmi yapılıyordu, çünkü çıplak kadına bakmaktan zevk duyuluyordu; kadının eline bir ayna veriliyor ve resme “kendine hayranlık” deniyordu. Böylece çıplaklığı zevk için resme geçirilen kadın ahlak açısından suçlanıyordu.

“Kadının gösterilişinin simgesi olan aynanın gerçek işlevi kadının kendisini her şeyden önce ve her şeyden çok seyirlik bir şey olarak gördüğünü anlatmak” tı. (Berger, 1986, s.47)

Berger bu pasajda kadının çıplaklığının erkek merkezli bir toplumda riyâkar bir ahlakçılığın malzemesi olduğunu erkek sanatçının çıplaklığı resmetmekten, erkek müşterinin de çıplaklığına sahip olmaktan zevk aldığı, kadının ahlaki açıdan yargılandığı ve kadını “seyirlik” bir şey olarak kendi nesneleştirilmesine suç ortağı etmek için aynanın kullanıldığını gözlemlemiştir.

Carol Duncan, kadın imgelerinin analizi için farklı bir yaklaşım geliştirmiştir. Duncan sanatçıların tablolarındaki çoğunlukla yüzleri resmedilmemiş kadın nü’lerin güçsüz imgelerinin ve “edilgen, hazır beden” lerinin sanatçının cinsel gücünün kanıtı olduğu sonucuna varır.

“Bu kadınlar, ‘öteki’ olarak ve ayrı bir ırk olarak uygar ve insanca ne varsa tümüyle karşıtlık içinde temsil edilirler. ” (Peterson-Mathews, 2012, s. 47)

Feminist eleştiri sanat tarihi boyunca toplumsal rollerin dışında bir bedene indirgenen kadın kimliğinin arzu nesnesi konumundan kurtuluşu için mücadele etmiştir. Erkek ressamlarla her fırsatta kıyaslanarak kadınların niçin büyük sanatçı olmadığını, her türlü engele rağmen kadın sanatçıların sanata getirdikleri farklı bakış açışı ile irdelemiş ve sanat tarihi kanonuna uzun süre önce eklenmesi gereken kadın sanatçıların eserlerinin değerini ortaya koymuştur.

 

KAYNAKLAR

  • PETERSON Thalia Gouma – MATHEWS Patricia, 2008, Sanat Cinsiyet (Sanat Tarihi ve Feminist Eleştiri) (Çev. Esin Soğancılar ve Ahu Antmen), İstanbul, İletişim Yayınları, 2008
  • BERGER, John 1986, Görme Biçimleri (Çev. Yurdanur Salman), İstanbul, Metis Yayınları, 1986
  • ANTMEN, Ahu, Kimlikli Bedenler- Sanat, Kimlik, Cinsiyet, Sel Yayıncılık, 2013

 

 

 

 

Share Button

Yorumlar kapatıldı.