UTKU VARLIK, KÖPEK BOKU VE MELEKLER

Share Button

CONTEMPORARY VE ONA ÖZGÜ TÜM ŞAMATAYI RAHAT BIRAKMAKTI AMACIM, KARARLIYDIM VE BENİ YORMAYA BAŞLAMIŞTI BU SİRK! BELKİ SİZE BİR ŞEY DEMİYOR ŞU GÖRSEL, AMA BENİ TEKRAR SÖZÜMDEN CAYDIRDI; BU MİLYONLARA SATILAN VE DE ONU ALMAK İÇİN BU FUARLARA DAHA AÇILMADAN HÜCÛM EDEN KOLEKSİYONERLER, MÜZE YÖNETİCİLERİ, ULUSLARARASI ZENGİNLER LOBİSİNİN AKIL HOCALARI, PARASIYLA BİR ŞEY OLMAK İSTEYEN AVANAKLAR, SANATI MANİPÜLE ETTİĞİ(YÖNLENDİRDİĞİ) SÜRECE ONLARI VE ENAYİLİKLERİNİ SERGİLEMEK BOYNUMUN BORCU!  

Nicholas-Pope-
Nicholas-Pope-

Geçen haftalarda belki Çağdaş Sanatın en önemli fuarlarından Frieze Art Fair Londra, 35 ülkeden 300 galerinin katılımıyla Brexit öncesi inanılmaz bir sonuçla bitti. Devasa Londra galerilerinden Hauser& Wirth’in yöneticilerinden Neil Wenman: “(…)açılışlarda hiç yaşamadık böyle bereketli bir sonucu, tüm eserler satılırken, Amerikalı sanatçı Philip Gutson’nun ( 1913-1980) işi 5 milyona gitti!”…

PHİLİP GUSTON – Painting, Smoking, Eating

 Yine tekrar ediyorum: bu “Çağdaş Sanat Histerisi” belki düşünülemez boyutlarda, sanata, onun varoluşuna, içeriğine, tekniğine, anlamına dair hiç bir endişe gütmeden sanata dair yapılan bir “orgie”! Sanki Sadom ve Gomore’nin son günleri, belki Brexit’le bu fuarlar da yok olur, taxe ve ekonomik sınırlamalar gelir endişesiyle. Ama beklenilmedik bir mucize; Güney Afrika’nın önemli galerisi “Goodman Gallery” bu fuarda en büyük mekânı kaplıyordu, yöneticisi Lisa Essers: “..şu günlerde ülkemizde önemli br ekonomik kriz var, Frieze Fuarı bizim her zaman bir kurtuluşumuz oldu, standımızda 20 sanatçı var, genellikle Güney Afrika’nın en önemli sanatçıları, örneğin William Kentridge, Yinka Shonibare… Fiyatlar 30 bin – 1.4 milyon dollar!

WILLIAM KENTRIDGE – PEYZAGE

Bu Çağdaş Sanat pazarı o kadar iyi işliyor ki, Frieze Londra ve Frieze Masters olarak iki fuar şu anda işlevde ama Tate Modern’in desteklediği buna özgü etkinlikleri de göz önüne alırsak şunu görürüz, yine bu Contemporary’nin lokomotifi İngiltere; zengin arap ülkelerini bile, “deve ve hurma” içeriğinden çıkarıp bu fuara özgü galeriler ve müzeler açarak contemporary liderliğini elinde tutuyor! Türkiye’de bunlara özenenlerin belki bilmedikleri: katiyen bu pazarın içinde olmadıkları; her şey dolarla ölçüldüğü sürece de olamayacakları! Sözüm sanat diye yapılanlar değil, modern diye sürülen bir içgüdünün kendi gerçeğiyle bağdaşamayacağı!

Yine fuara dönersek: Bu konuda tüm kafayı kaçırmış Tate Modern de kendi koleksiyonunu her yıl bu fuardan sağlıyor; 170 bin euroluk bir bütçeyle girmiş bu yıl. Satın aldıklarından bir seçme:

GİORGİO GRIFFA
EDDIE MARTINEZ

Örneğin bu Amerika’lı genç sanatçı Eddie Martinez’in işleri Galeri Timothy Taylor’da fuarın açılışında ilk saatlerde kapışılmış; çünkü fiyatları 26 bin’le, 82 bin euro!

Şimdi gelelim geçen yıllarda ölen Yunanlı Jannis Kounellis’e, bu fuarda yine tüm işlerini aynı gün satan galerici Almina Rech, Arte Povera ve Kounellis’i büyük fiyatlara satarken, aklıma ünlü giyim markası Prada’nın Venedik’teki tümüyle Kaunellis’e adanan Prada Fondation geldi. Ne garip, bilmem nasıl anlatılır; biliyorum anlatamayacağımı ama bu güzelim Venedik saraylarında “çöplük” sergileyip adını çağımız sanatı koyan bu kültür ve sanat yoksunu milyarderlere, kazandığınız paralar yaşamın daha özgün, daha faydalı, insanın ve sanatın gerekliliğini doğrulayan yerlere harcanamaz mı?

JANNİS KOUNELLIS

Şimdi bu görsellerin içeriğindeki gerçek; hayır contemporary pentürü dışlamıyor diyorlar ama sanatın içeriğindeki pentür bu değil ki! Can sıkıntılarını boyayla tuvale döksek bile bu kadar karalama ve yalama olamaz! Belki bu çağ insanı bazı konularda “yalama” yapıyor; niçin yazı, sinema varoluşunu kurtardı, çünkü kimseye zorla bir kitap okutamazsınız ya da bir filmi izletemezsiniz. Bir olguyu kavramak arkasında bir kültürü içerir ve bir zaman söz konusudur kavrama adına ama bir milyarderin yönettiği uluslararası müzayede salonunda boş bir tuvale bir baş eserdir diyerek onu üst düzeyde sınıflandırıp size yediriyorlarsa bunu kavramak yerine kabul etmek çok daha kolay; “demek böyle, ne yazık bu çağdaş sanattan anlamıyorum” son söz oluyor, ama yargıcı onlar!

Plastik sanatlara gelince: “bir olguyu ters-yüz etmek” o kadar zor değil, çünkü bu olguları sınıflandırmışız: figüratif, abstre(soyut), conceptuel(kavramsal), installation(yerleştirme), grafiti, performans vs. Ne yazık “haramilerin” bize her şeyi “empose”” ettiği 20. yüzyıl; çok az iyinin yanında bizi bu günlere getiren “ne mene” binlerce müzeyi, koleksiyonları dolduran çirkinlik! Pentürün yaşadığı bu dışlanma bence bir “iconoclasme”( geleneklere karşı çıkma vb) geçicidir; çizememek, boyayamamak, tekniği boş vermek pentürü bir kenara itmişse, Güncel Sanat müzeleriyle, sanat merkezleriyle fuarları ve galerileriyle, milyarder lobileriyle, ülkelerin kültür bakanlıklarıyla, lüks dergi ve yayınlarıyla gerçek kültürü dışlamışsa bunda ileriye dönük hiç bir umut ışığı bulamıyorum; çöktüğünde Leo Castelli’nin dediği gibi binlerce çöp bidonu bırakacaklardır! O kadar ki şu gösterdiğim zavalılıklar bir yana, Soulages’ın siyah diye katran sürdüğü tuvallerinden Jeff Koons’un kaniş balonlarına dek! Bu “Çağdaş Sanatın sonu”nun yaklaştığının resmidir!

Frieze kapılarını beklenmedik bir şekilde kapattığından hemen sonra başka bir histeri, FIAC başlıyor bu günlerde, Fuarın gözdesi Japon plastisyen Yayoi Kusama:

Kafasını beneklerle bozmuş, bu garip plastisyen bugün contemporary’nin bir  yıldızı, Fiac da ona göre davranmış! Tüm kentin alanlarını, bulvarlarını, müze ve galerilerini kapsayan etkinlikler bu kez ekonomik olarak öteki yıllardan daha güçlü olduğunu gösteriyor. Çok ilginç, bu Fiac etkinliklerine çok az da olsa bir kaç Türk galerisi katılırdı ve de İstanbul’dan tanıdık simalar gelirdi ama bu yüzlerce dünya galerisi içinde bizimkileri bulamadım, biliyorum katılmak çok pahalı ama İstanbul’da bu contemporary’nin davulunu çalıyorlar; dolar mı yükseldi yoksa çaktırmadan!

Share Button

Yorumlar kapatıldı.