Vecdi Uzun: Chaled Res’in sanatında kaligrafiler

Share Button

Vecdi Uzun: Avrupa, Körfez ve Ortadoğu ülkelerinde önemli sanat etkinliklerinde bulunmanız, uzun süredir Türkiye’de yaşamanız, bir Türk ile evli olmanız ve iki sergi de yapmanıza rağmen Türk Sanatseverlerin sizi yeterince tanımadığınızı düşünmekteyim. Sanatseverlerin sizi yeterince tanıması sağlamak için yaşam ve sanat süreçlerinizi anlatır mısınız?

Chaled Res: 1965 Suriye doğumlu ve Alman vatandaşıyım. Sizin de ifade ettiğiniz gibi bir Türk ile evli olmam nedeniyle İstanbul’da yaşıyorum. Sanat eğitimimi Almanya da Kunsthochschule Kassel de tamamladım.

IGBK (Berlin Uluslararası Güzel Sanatlar Birliği),  IAA üyesiyim. (Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, UNESCO Paris), BBK (Güzel Sanatlar Birliği, Almanya ) ve Güzel Sanatlar Birligi Fransa üyesiyim. 2001 – 2005 Gottingen Üniversitesi bünyesinde sanat akademisi “Free Academy of Art’’ın kuruculuğu ve yöneticiliğini yaptım. (Freie Akademie der Künste Göttingen)

1988-1997 yılında Suriye’de çeşitli şehirlerde 12 adet sergilere katıldım. 1998 yılında Almanya’daki ilk sergimi düzenledim. (House of Artists Gallery in Berlin)

 “The Black” (8 dakika/2012), “Where to go” (9 dakika/2010), “The tents” (9 dakika/2011) adlı üç adet kısa filmin yönetmenliği de yaptım.

Uluslararası birçok sergiye, çalıştaya, fuara ve sempozyuma katıldım. Bu arada Suriye, Lübnan, Çin, Romanya, İsviçre, İspanya, Kuveyt, İran, Monako, Suudi Arabistan, Fransa, İngiltere, Almanya, Tunus, Güney Kore, Türkiye Katar, Avusturya, Hollanda, Mısır, Dubai, Umman, ABD, Fas gibi ülkelerde eserlerim bulunmaktadır.

Türkiye’de de 2016 yılında İstanbul’daki Galeri Eksen’de ve 2014 yılında Konya’daki Medaş Sanat Galerisi’nde olmak üzere iki kişisel sergi düzenledim.

V.U.: Sizi sanata yönelten köşe taşları nedir? Sanat dünyasında yer alma çabanızın temeli nedeni nedir?

C.R.: Arap alfabesinin korunmuş estetiğine ve görsel müziğine, kelimenin kendisine yaklaşmadan derinlemesine bakmaya çalışıyorum. Çizgiden ve tasarım ilke ve kurallarından uzak çalışıyorum.

Arap yazısını kendine has şekli, eğriliği derinliği ve yükseklikleri olan bir cisim olarak görüyorum, yumuşak şefkatli ve hassastır. Yazıyı okunabilir boyutundan değil, görsel perspektifinden ele alıyorum ve görsel bir metin (resim) oluşturmak için derinliğine dalıyorum.

Benim düşünceme göre harfler, kaligrafi, genel Arap kaligrafisi ve uygulama şekillerine göre Arap kaligrafi türleri arasında fark vardır. Arap kaligrafisi; planlama, standardizasyon, kurallar bütünü ve disiplin demektir. Kendine has bir kalıbı olduğu için spesifik bir yapı olup, bu sistemin içerdiği kurallarının dışına çıkma olasılığı yoktur. Bir sanatçı olarak ilgi alanıma girmediği ve benimle doğrudan konuşmadığı için Arap kaligrafisine ulaşmaya çalışmıyor ve sanatsal çabamı da buraya yöneltme ihtiyacı da duymuyorum. Kaligrafi ve harf başka kavramlar olup, benim ilgi alanım harftir.

Benim sanatımda harfler; Arapça kaligrafi ile hiçbir ilgisi olmadan tamamen görsel bir metin türetmek için asemik, soyutlama ve estetik boyutları araştıran bir dünya anlamına geliyor. Arapça dâhil tüm dillere ait harflerin etnik kökenleriyle ilgileniyorum. Sadece harfler için değil,  bu dünyadaki herhangi bir şey için etnik referansları kabul etmiyorum. Harfin yazı dilinin bir elemanı olmasından daha çok, her bir harfin zengin estetiğine içinde yer alan tüm görsel, kültürel, felsefi ve insani referanslarla tüm insanlık için hitap ediyorum

Beni sanata yönelten sanatçı olarak doğmuş olmamdır.

V.U.: Çalışmalarınızda kaligrafi büyük önem içermektedir. Sanatseverlere resimleriniz hakkında ne anlatmak istersiniz? Resminizi nasıl tanımlayabilirsiniz? İzleyiciler vermek istediğiniz mesaj nedir? Çalışmalarınızda bu mesajlarınızı yansıttığınızı düşünüyor musunuz? Yansıttıysanız eserlerinizdeki yansımaları ve ipuçlarını nasıl görebiliriz?

C.R.: Arap harfleriyle çalışıyorum diyerek benim çalışmalarımı dinle alakalı olduğu düşünülmemelidir. Resmim üzerinde yorum yapan herkesin düşüncesine saygı duyuyorum, ama her sanat eserinde bir hikâye aramak ve onu kategorize etmeye çalışmak ciddi bir sorundur. Bu da temelde sanat ve görsel eğitim eksikliğinden kaynaklanır. Sanatçı sınırlar koyarak düşünmez ve hiçbir zaman da düşünmemelidir.

Harflerle oldukça tutkulu bir ilişkim var. Onların müziğini duymaya, estetiğini ve görsel müziğini yakalayıp kelimelere ulaşma kaygısı olmadan harflerin görsel boyutlarına inerek çalışıyorum. Arap harflerinin kendilerine has şekli olmasından hareketle onların figüratif yapılarının üç boyutlu, kavisli, derinlikli, yumuşak, narin, şefkatli olması ve dahası onları bir insan vücudu gibi düşünmem sonucunda harfleri kendilerine has görsel perspektiflerinden izleyerek onların derinliklerine dalıyor ve sonuçta “Visual text” görsel metnime ulaşıyorum. Bir taraftan harflerin dansını hissederken, onlar beni kendi müzik dünyalarına götürüyor.

Verdiğim mesajlar öncelikle güzellik, barış ve sevgidir. Bunları soyut görsel metnimde yansıtmaya çalışıyorum, ama izleyicinin bunu anlayıp anlamaması bir sanatçı olarak benim dışımdadır Bir sanatçının da tüm çalışmasını sanatsever düşünceleriyle sürdürmesi söz konusu değildir. Bu ilkeyle yola çıktığım için çalışırken sanatsever ne düşünüyor diyerek eser üretmem. Sanatımı öncelikle kendi görsel arayışım için yapıyorum. Bugüne kadar tüm çalışmalarımı başkaları mutlu olsun diyerek yapmıyorum.

V.U.: Çalışmalarınızda kullandığınız malzeme ve süreçler ile resminizin ana teması olan kaligrafiyi  soyut resim ile birlikte kullanmaktasınız. Resminizde hangi aşamaları geçerek buraya geldiğinizi anlatır mısınız?

C.R.: Gençliğimde realist çalışmalarla başladım, ama sonra uzun yıllar sonunda elde ettiğim tecrübeyle ve çok  çalışma sonucunda bu noktaya geldim ve son on beş  yıldır  sadece harflerle çalışıyorum.

V.U.: Farklı sanat disiplinlerinde çalışan bir sanatçı olarak sizce sanat nedir? Sanatın hangi dallarıyla ilgilenmektesiniz? Sanatın yönü nereye yönelik olmalıdır? Sizin sanat üretiminizde çizdiğiniz bu yol sizi nerelere getirdi ve daha da nasıl sanatınızı ilerletecek?

C.R.: Sanat; hayat, sevgi,  güzellik ve sudur. Sanat; insan olarak bizim kirliliğimizi arındıran bir su gibidir. Çünkü oldukça kirli olan bu dünya ve bu dünyada yaşayan insanlığın kirden arınması ve temizlenmesi için sanata ihtiyacı vardır. Müziksiz resim yapamam ve çalışmaya başlarken müzik benim ruhumu tamamen doldurmalıdır ki; o duygularla resim yapabileyim.  Bunun mutlu ya da üzgün olmamla da ilgisi yoktur. Burada önemli olan benim müzikle doymuş olmam ve kendimi hazır hissetmemdir. Bu nedenle benim resmimin temelinde müziğin etkisi çok önemlidir.

Sanat; sevgi ve aşkta plansız ve duygulu olma hali olup, bu hali içinde de bir çeşit yaptığı iş için hasta olmayı göze almaktır. Her aşkta olduğu gibi bu aşkın da korunmak için bir şeye ihtiyacı vardır. Bu da bilgidir. Bilginin olması duygunun korunması ve güçlü olması için çok önemlidir. Bu da benim için öncelikle sevginin, aşkın ve sanatın bilgisidir.

Bir arayış demek olan sanatımı seviyorum,  bu nedenle sürekli arıyor, araştırıyor,  üretiyor,  her zaman üstüne koyarak daha iyiye ve daha güzele doğru gitmeye çalışıyorum. Benim çizgim; duygularımın zemininde arayış ve deneyimlerimle kendiliğinden ilerleyen, ama nereye gittiğimi bildiğim bir yoldur.

V.U.: Sanatta özgünlük konusundaki düşüncelerinizi açıklar mısınız? Sizin resminizi özgün yapan özellikler nelerdir? Sizin diğer sanatçılardan farkınız nedir?

C.R.: Benim kimliğim beni diğerlerinden ayırandır. Benim özgünlüğümün ölçüsü; esere baktıkları zaman henüz imzama bakmadan, bunun bana ait olduğunu bilmeleridir. Bir sanat çalışmasında bu kimliğin olması ve sanat eseri ana özelliklerine sahip olması sanatta önemlidir. Tüm bunları kendi arayışım, deneyimlerim ve çok çalışmayla zaman içinde oluşturdum.

V.U.: Türkiye’de yaşadığınız için ülke ve  Türk insanlarını tanımaktasınız. Türkiye’de resim sanatı ve sanatçıları hakkındaki düşünceniz nedir?

C.R.: Türkiye’deki bazı sanatçılar çok çok önemli ve çok önemli sanat eserleri yapıyorlar.

V.U.: Sizi ve sanatınızı etkileyen sanatçılar kimlerdir?  Bu sanatçıların hangi özellikleri sizde ne gibi bir etki yarattı?

C.R.: Sanat tarihindeki tüm sanatçılardan etkilendim ve hayranlık duydum, ama en çok etkilendiğime gelecek olursak bu da benim kendi sanatımdır.

V.U.: Sanat eseri oluşturma sürecinde eserinizle ilgili kaygılarınız oluyor mu? Kaygılarınız varsa neler?

C.R.: Tabii ki normal kaygılarım oluyor, çünkü sanat yapmak deney yapmaktır. Çalışmalarımı bazen iyi bulurum bazen de çok kötü ve bu normal bir durumdur. Eğer kötü hissedersem tamamen çöpe atar,  tekrar ve yeniden baslar,  mutlu olana kadar ve istediğim gibi olana kadar çalışır ve bitiririm.

Resim yapmaya gittiğimde ne yapacağımı bilmiyor ve sadece resim yapmak istediğimi hissediyorum.  Hiçbir zaman bir eser için belirli bir planım, skecim ve ön çalışmam olmuyor. Genellikle sanatçılar ön çalışma yapsa da benim tarzımda ön çalışma bulunmaz. Atölyeme giriyorum, başlangıçta ne yapacağımı tam olarak bilmiyorum, saatlerce çalışıyorum, sonra doğru noktaya ulaştığımı hissettiğimde kendi kendime “Evet! Şimdi başladık.” diyene kadar bu devam ediyor ve sonra esere başlıyorum.

Sanatçı hiçbir yerde durmamalı ve ölene kadar sanat için sürekli değişimin içinde olmalıdır.

V.U.: Gelecek ile ilgili hedefleriniz nedir? Siz şu an kendinizi sanat yolculuğunda nerde görüyorsunuz ve nerede görmek istersiniz?

C.R.: Hedefim her zaman arayışıma devam etmek ve sonsuza kadar sanatımı üretmektir.

Share Button

Hakkında Vecdi Uzun

1959 Mersin doğumludur. İşletme ve Felsefe Lisans mezunu olup, Sanat Tarihi eğitimine devam etmektedir. Başlangıçta banka ve finans sektöründe üst düzey yönetici ve daha sonra bir dış ticaret şirketinde ortak olarak iş hayatını sürdürmüştür. Yayınlanmış romanları ve bazı resim sanatçıları anlatan biyografik kitapları bulunmaktadır. Şu an düzenli olarak çeşitli gazete ve dergilerde başta “Genç Ressamlar” olmak üzere plastik sanatçıları tanıtıcı yazılar ve sanat yazıları yayınlamaktadır.

Yorumlar kapatıldı.