IŞIL SAVAŞER, SENTETİK KÜBİZM PABLO PİCASSO, GEORGE BRAQUE, JUAN GRİS

Share Button
Juan Gris

20. Yüzyılda sanat alanında önemli değişimler gözlenmiştir. 20. yüzyılın başlarında doğa birimlerindeki değişimlerin sonucu olarak, kültürel ortamdaki sorgulama anlayışı sanat alanında da görülmüştür. İlkel kavimlerin sanatı fotoğrafını gelişmesi ve Cezanne’ın öğretileri yeniden ele alınarak, resimde yeni bir gerçeklik sorgulaması dönemine girilmiştir. Kübizm, 20. yüzyıldaki akımlar içinde yeni bir biçim dili ortaya koymuş tek akımı olmuştur. Gerçekliği sorgulayarak, bu gerçekliği nesneleri parçalayarak yeni bir bütün oluşturmakta bulmuştur. Aynı zamanda anlayışına uygun yepyeni bir tekniği de sanat alanına sokmuştur. Bu teknik, 20. yüzyıla kadar süsleme aracı olarak kullanılan ‘kolaj’ tekniği dir. Kübizmde kolaj ile gerçeğin taklidin yerini alması, kübizmin amaçlarının dahilinde bir araç olarak görülmüştür.

Kübizm 1908’den itibaren İspanyol Pablo Picasso (1881-1973), Fransız George Braque (1882- 1963), öncülüğünde gelişmiştir.

Louis Vauxcelles, bir yazısı sonunda Kübizm olarak adlandırmıştır. 1909’dan itibaren Bağımsızlar Salonu’nda daha sonraki yıllarda Sonbahar salonunda Albert Glezies, Jean Metzinger, Fernand Leger gibi sanatçıların sergileri ile yaygınlık kazanmıştır. Gerçekte kübizme adını veren Henry Matisse’dir.

Matisse, 1908’de Sonbahar salonu’, nun jürisinde yer almış ve sergiye katılmış olan Braque’ın ‘LEstaque’ çalışmalarını şematik olarak küçük küplere benzeterek Vauxcelles’in de bu durumdan etkilendiğini ifade etmiştir.

Ünlü sanat eleştirmeni Guillaume Apollinaire, kübizmin öyle zannedildiği gibi küp küp resmetmek sanatı olmadığını belirtmiştir. Apollinaire’ ye göre kübizm, Fransa dönemindeki en yüce sanat akımı olup, fovizmin kompozisyonu ve rengi temelden dönüştürmesi gibi kübizm de biçim ve çizgiye odaklanmış yeni bir dildir.

20. Yüzyıl başı yeni bir biçim dili aranması ve sanatın sorgulanmasının önemli olduğu bir dönemdir. Bu çabaların ortak noktası, gerçeğin taklidine bir karşı çıkış ve sanatçının eserlerinin biçimlenmesinde özgür olması gerektiği ön plana çıkmıştır. İzlenimciliğin reddedilmesi ile ortaya çıkan ve gerçekliğe karşı bir tavır olan bu durum, yüzyılın büyük tepkisel hareketi olarak ifade edilmektedir. İzlenimcilik ile analitik bir gerçekliğe geçilmiş, sonra gelen pek çok akım sentez sonucu oluşmuştur. İzlenimcilik de ise nesneler ile ilgili kuramsal bilgi yerine duyu yoluyla yapılan deneysel bilgiler ön planda olup, analizin sonucu olduğu görülmektedir. Cezanne’ın amacı, nesneleri ve doğayı duyusal görünüşlerinden soyarak onlara biçimsel bir varlık kazandırmak olmuştur. Kübizmde nesnelerin düzeni parçalanarak bozulmakta, nesneler göründüğü gibi değil de düşünüldüğü gibi kavranmaktadır. Bu durumda alışılmış biçimsel düzen yok edilir, nesneler biçimleri bozularak yeni bir düzen içinde yerleşip sunulmaktadır. Kübizmin 1908-1912 yılına kadar olan dönemi rengin ikinci plana atıldığı dönem olmuştur.

Yeni bir resimsel dil ve görme biçimi olarak dönemine damgasını vurmuştur. Geleneksel perspektif kurallarını reddederek Batı sanatının yüzlerce yıllık alışılagelen görsel temsil sistemini kökünden değiştirmiştir. Bu anlamda kübizm, 20. Yüzyılın en radikal sanat hareketlerinden biri olarak değerlendirilmiştir. Doğanın betimlemeci değil, kavramsal yorumunu yansıtmışlardır. Kübistler, resim yüzeyinde üç boyutluluk yanılsaması yerine resim yüzeyinin iki boyutlu olduğunu vurgulayarak eş zamanlı olarak bir nesneyi pek çok açıdan göstererek bir tür dördüncü boyut kavramını gerçekleştirmişlerdir. Görsel bir devrim yaratmışlar ve resimde yeni zaman – mekan ilişkisini görünür kılmışlardır. Bu durumu 1905’te Einstein’ın ‘Görecelik’ kavramı ile ve atomun parçalanması ile ilişkili olduğunu ifade edenler olmuştur.

Picasso ve Braque ‘ın etkilendiği en önemli kaynak Cezanne olmuştur. Picasso, resimlerinde üç boyutu gölgelendirme ve geleneksel perspektif ile değil, renk tonalitesiyle ile elde eden Cezanne’ın yeni görsel önerilerini 20. yüzyıla taşınmasında etkili olmuştur. Cezanne, doğadaki nesneleri geometrik bir öz halinde: küreler, silindirler ve koniler gibi algılamış, kübizmin temelinin atılmasında etkili olmuştur. 1908-1912 yılları arasındaki Analitik Kübizm (Çözümsel Kübizm) olarak isimlendirilen dönemde Picasso ve Braque, Cezanne’nın başlatmış olduğu yoldan ilerlemişlerdir. Nesneleri adeta optik bir parçalanmaya uğratarak radikal bir görsel tavır sergilemiş erdir. Bu dönemde kübist resimlerinde renkler yeşil, kahve ve gri tonları ile sınırlı kalmıştır. Bunun nedeni rengin, biçim ve espas odaklı yeni arayışlar uğruna bilinçli olarak geri plana bırakılmasını.

 
Picasso, Ayna Karşısındaki Kız, 1937                                                         

Braque, Mandolinli Kız, 1910
      

1912 yılından sonra önce Braque, sonra Picasso resimlerinde şablon harfler kullanmaya başlamıştır. Boyaya kum, talaş gibi malzemeler katılması ile resimsel dokuyu zenginleştirmişlerdir. Dolayısıyla Sentetik Kübizme (Bireşimsel kübizm) geçilmiştir.

1912-1914 yılları arasında arasındaki bu sürecin en önemli özelliği ise önce Picasso ve daha sonra Braque’ın kullanmaya başladığı ‘kolaj tekniği’dir. Picasso, 1912 yılından itibaren çalışmalarına kağıtlar ve baskılı kumaşlar yapıştırmaya başlamış, atık malzemeler de kullanarak kolaj tekniğini üçüncü boyuta taşımıştır. Dolayısı ile asamblaj tekniğinin de ilk örneklerini sergilemiştir.

Braque da papier colle olarak isimlendirilen kendinden yapışkanlı kesik kağıt parçalarını resim yüzeyine yapıştırarak kendine özgü bir kolaj tekniği elde etmiştir. Kolajın, 20. yüzyılın en önemli sanat tekniklerinden biri olarak gelişmesi, afiş, gazete, kartpostal gibi kitle kültürüne özgü basılı malzemelerin de bu çağda gelişmiş ve yaygınlık kazanma olması ile ilişkilendirilmiştir.

Kübist kolaj çalışmaları, aynı zamanda sanat nesnesinin statüsüne ait soruları da gündeme getirmiştir. İlk defa geleneksel malzemelerin dışında kitle kültürüne özgü, sıradan malzemeler de sanatın ögesi haline gelmiştir. Kolaj, sanat ve yaşam arasındaki keskin sınırların bir ölçüde kaybolmasında etkili olmuştur. Kolaj, 20. yüzyılın sonraki dönemlerindeki sanatsal çalışmalara da öncülük etmiştir. Dada kolajlarına, pop kolaj larına fotomontajlara ve günümüzdeki dijital kolajlara da temel oluşturmuştur. Picasso ve Braque ile yeni aşamalar geçiren Kübizm, 1910 yılından itibaren Juan Gris(1887 – 1927), Robert Delaunay (1885 – 1941), Fernand Leger, Albert Glezies gibi sanatçılarla birlikte yaygınlık kazanmıştır. Sentetik kübist natürmortları ile tanınan Gris, renkçi yaklaşım sergilemiştir. Fernand Leger, 1909’dan itibaren kübist bir tarz benimsemiştir. Ancak nesneleri Picasso ve Braque ‘dan farklı olarak keskin bir biçimde parçalamak yerine, kendine has tüp görünümlü biçimsel bir dil geliştirmiştir.

Juan Gris, 1918

        Juan Gris, 1918

Leger’in figürleri metalik robotlara benzetilmektedir. Robert Delaunay ise ‘Orfik Kübizm’ ya da ‘orfizm’ olarak bir yaklaşım sergilemiştir. Delaunay’ın resimleri, renk ve hareket arasındaki ilişkiyi incelemiş, resimlerinde canlı renkler ile şekillendirilen biçimler kübik değil, yuvarlak ve kıvrımlı bir görünüm sergilemiştir. Delaunay’ın bu tarzına, müziği andıran soyut değerlerinden ötürü müziği ile en vahşi hayvanları bile sakinleştiren mitolojik kahraman Orphesus’tan kaynaklanan Orfizm denilmiştir. Kübizmin sanat anlayışında uygulanan kolajlarda, nesnenin yapısal özelliğindeki biçimi korunmuş ve geometrik alt yapıya bağlı kalınmıştır. Kolajda iki önemli ifade önem kazanmıştır. Birincisi, boşluk ile biçim yaratılması, diğeri de izleyicinin biçimi zihinlerinde tamamlamasıdır. Kübizm anlayışında nesne kullanımı kolaj kompozisyonlarında da gelişmiştir. Kadeh, şişe, oyun kartları, meyve tabakları, gazete müzik aletleri, yazılar gibi….

Fernand Leger, Kedili Kadın, 1921                                   

Robert Delaunay, 1930

Gerçek gazete parçaları ile oluşturulmuş gazetede bulunan yazılar ile nesnenin sıradanlığı da eklenmiştir. Sanatçılar, gazetelerin başlıklarından aldıkları sözcük ve parçalar ile kimi zaman sözcük oyunları ya da gönderme yaparak basılı yazıları da birer ifade aracı olarak kullanmışlardır. Picasso, Braque ve Gris’in 1912’den başlayan ortaklıkları 1914’te kadar sürmüştür. Önce boyaya çizimi eşlik eden yapıştırılan malzemeler, daha sonra kendi başlarına birer yapıt olma özelliği kazanmışlardır. Picasso, Braque ve Gris ‘in kolaj tekniklerinde her biri kendi biçem farklılıklarını da sergilemişlerdir. Gris, eserlerini gerçekleştirirken felsefesini ve metodunu da açıklamıştır. Gris, daha teorik ve entelektüel bir yaklaşım sergilemiştir. Üç sanatçının biçem farklarını uygulamalardaki yaklaşımları malzemeleri kullanım biçimleri renk ve düzen anlayışları oluşturmaktadır.

Picasso, Braque ve Gris, pastel, guaj ve yağlı boya gibi çeşitli geleneksel sanat tekniklerini de katarak yapıştırılan malzemeler ile birlikte kolajlarında kullanmışlardır. Braque, eserlerini yapıştırılmış kağıtlara genellikle karakalem çizimleri ile birlikte kullanmış, daha sade bir dil geliştirmiştir. Picasso ve Gris ise çok farklı tekniği bir arada kullanmışlar, daha ayrıntılı karmaşık eserler üretmişlerdir. 1912 yılı çalışmalarında Braque ‘ın eserlerinin sadeliği ile Gris’ in koyu renkli karanlık atmosfer taşıyan eserleri birbirlerine tamamen zıttır. Picasso ise, sade bazen de karmaşık yapıda eserler üretmiştir. Her çeşit teknik ve yöntemi de bir arada kullanılmıştır.

Her üç sanatçı da kolaj çalışmalarında aynı motiflere karşı bir eğilim göstermişlerdir. O dönemde birlikte üretmelerinin ortaklığı bu noktadan kaynaklanmıştır. Müzik aletleri, bardaklar, kadehler, tütün paketleri gazete, içki şişeleri, oyun kartları, pipo gibi nesnelerle zenginleştirmişlerdir. Gris, mekan kullanımında Braque ve Picasso’ya göre belirginlik göstermiştir. Gris, nesnelerle oluşturduğu kompozisyonlarında, mekanı ayrıntılı olarak ele almıştır. İç mekan anlatımını kullanmıştır. Üç sanatçı da kolaj larında kübizmin anlayışında parçalarını gösterdikleri nesnenin biçimini izleyicinin zihninde tamamlaması ilkesine önem vermişlerdir. Picasso, biçimleri oluşturduğunda boşluk doluluk anlayışını değişik tekniklerle tersine çevirmiş, karışık ve bir arada kullanılmıştır. Braque ise ayrıntıları çizimle oluşturmuş, nesnenin yapısal özelliğini taşıyan kağıtları ipuçları vererek kullanmış, izleyicinin bütünü oluşturabileceğini düşünerek soyut bir anlatım sergilemiştir.

Gris, nesne hakkında daima bilgi verici kullanmıştır. Önce kafes, sonra dikey parçalardan oluşturduğu sistemler içine nesnelerini yerleştirmişler. İleri geri hareket eden planlar ile izleyici nesneleri zihninde bütünleştirerek tamamlamıştır. Braque’ta yapıştırılmış kağıtların biçimleri tamamen geometriktir. Nesnenin yapısal özelliğine gönderme yapmaktadır. Gris, kendi resimlerindeki parçaların soyut olduklarını iddia etse de Braque’ın kompozisyonlarındaki parçalar daha soyuttur. Gris’in kolajlarındaki gazete kağıtları diğer kağıtlar gibi nesneye ait özellik taşımaktadır. Gazete, O’nun için bir gazeteyi temsil etmektedir. Braque, kağıtların üzerlerindeki yazıları nesnelerle anlam bütünlüğü yaratmak için kullanmıştır.

Braque, Picasso ve Gris gibi yapıştırılan kağıtları sadece karakalem çizimleri ile beraber kullanmıştır. Resimlerinin rengini yapıştırılmış kağıtlar oluşturmuştur ve rengi daha sınırlı olarak kullanmasına neden olmuştur. Gris kolajlarındaki güçlü etkiyi, seçtiği canlı renkler ve rengi kullanım şekline borçludur. 1914 yılında Picasso, Braque ve Gris’in kolaj çalışmaları, yağlı boya resmine eş değerde bir ifadesel içerik yüklemiştir. Kübizmde kolajin getirdiği yenilik nesnelerin ve konunun sıradanlığından ziyade, sanatçıların bu sıradanlığı ortaya koydukları biçimler olmuştur. Parçalanmaya dayanan kübizmin biçim dili ile, insan yapımı nesnelerin parçalarının kullanılması bütünleşmiştir. Nesnenin sorgulanması konusunda da çeşitli sanatsal yaratımların temeli oluşturulmuş, sanatın gelişmesi ve sınırlarının kaldırılmasında da etkili olmuştur.

Kaynakça

  • Öndin, N., Modern Sanat, Hayalperest Yayınevi, İstanbul, 2019
  • Turani, A., Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2013
  • Gombrich, E.,H., Sanatın Öyküsü, Çev. Erol Erduran, Ömer Erduran, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2004
  • Norbert, L., Çev. Cevat Çapan, Sadi Öziş, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2015
  • Thompson, J., Modern Resim Nasıl Okunur, Çev. Firdevs Candil Çulcu, Hayalperest Yayınevi, İstanbul 2014
Share Button

Yorumlar kapatıldı.