Kamuran Suphi H.: Ece Temelkuranın Müze Algısı ve ve Orta Sınıf Sinizm

Share Button

arkeoloji

Ece Temelkuran’ın Birgün gazetesinde yazdığı “dışarısı”1 başlıklı yazısını okurken aklıma şu soru geldi.

Mühim bir köşe yazarının kişisel duygularını anlatmanın ötesinde toplumsal sorumlulukları var mıdır?

Ne kadar mühim olursa olsun bir köşe yazarının müzesever olmadığını itiraf etmesi, fikir özgürlüğü çerçevesinde, kimilerince bir kahramanlık göstergesi olarak bile okunabilir.

“Ece Hanım’ın entelektüelliğini müzeseverlik üzerinden ölçmeye ya da müze algısını eleştirmeye hakkınız yok.” diyenler de çıkabilir, hatta müzesevmeme fikrini gazetesindeki köşe yazısında dile getirmesinde de bir sorun yok, diyeceklerdir.

Elbette Ece Hanım müze sevmeme özgürlüğünü kullanıyor olabilir ancak müzeyi neden sevmediğini açıklasaydı bizi de meraktan kurtaracaktı. Burada kendisinden müze antipatisine ilişkin önceki yazılarında oldu gibi derinlemesine ve duygusal bir analiz beklerdik doğrusu…

Bu madalyonun bir yüzü, diğer yüzüne gelince…

Kapitalizmin ağır baskısı altında ezilen, adeta nefes alamayan birçok insan yurtdışına gitme, üstüne üstlük orada müze gezme imkânı bulamazken Ece Hanım “kitabım geldi” bahanesiyle ana akım medyaya dönüştürdüğü Birgün gazetesinden tası tarağı toplayıp sıvışınca soluğu her zamanki gibi Avrupa turunda alır. Tıpkı F tipi cezaevleriyle ilgili kitabının yayınlanmasından(?) sonra yaptığı gibi…

Bu orta sınıf şımarıklığından başka bir şey değil. “Sınıfsız Domates” başlıklı yazısında olduğu gibi.

Mesele Ece Hanım’ın müze sevip sevmemesi değil, müze olgusuna aynı orta sınıf şımarıklığı üzerinden bakmasıdır.

O mo kara do,

sime sime sime do,

la pa tika la pa ti ka bil men do

ele san do,

bir ce ket, bir pal to

Müzeye girsem mi? girmesem mi?

Kahve içsem mi? İçmesem mi?

Kahve içsem de mi müzeye girsem?

Kahve içmeden mi müzeye girsem?

Kahve dersem çık, müze dersem çıkma…

Türkiye’de “vicdani solculuğun” en önemli kalemlerinden anlı şanlı Ece Hanım kahramanlığını bir kez daha tescillerken Türkiyede sol liberal tuzu kuru solculuk nasıl yapılıyor bir kez daha gösteriyor. O nedenle burada safdilli, vicdani solculuğun hazcı ve yarı histerik bir sinizm algısıyla, müze algısının buluşması kombinasyonunu hoş görmeliyiz.

Ece Hanım’ın orta sınıf solculuğunda oldukça yaygın olan bu safdil iyimserliği içinde yazdığı yazıda evindeki yardımcısı ile kendisi arasındaki sınıfsal farka dikkat çekerek sözüm ona samimiyet gösterisin de bulunmuştu. Hanımefendi yardımcısına verdiği bir aylık maaşla kendisine bir ayakkabı aldığını yazmıştı.2

O ülke senin bu ülke benim gezerken romanını yazan (bu arada, roman yazmak için ülke dışına çıkmak da moda oldu) büyük köşe yazarı bahçesindeki domateslerinin özlemiyle yanıp tutuşurken, alt sınıftan olan yardımcısının çantasına koyduğu domateslerin kendisini nasıl duygulandırdığını, domatesin sınıfsız ilişkinin nesnesi olarak nasıl ikonlaştığını okumuştuk. Aynı sinizm içinde müzeye kadar gidip kapısından sıvışmanın gerekçelerini melodrama dönüştürerek ballandıra ballandıra anlatmayı muhtemelen aynı safdil iyimserliğinin ve samimiyetinin göstergesi olarak yazmış olmalı.

Bir yurtdışı seyahat esnasında her şeyden daha fazla bahçesindeki domateslerini merak eden Ece Hanım, yardımcısının alt sınıf haliyle kendisini düşünüp çantasına domates koymasından çok etkilenmişti. Bu günlerde Avrupa’nın önemli müzelerini dolaşırken Ece Hanım, girsem mi? girmesem mi? karasızlığı sonucunda vazgeçip kahvesini yudumlarken alt sınıfların oralara gidemeyip müze gezemeyeceğini düşünüp duygusallaşmış mıdır acaba?

Domatesleri çantasına koyan yardımcısı için gözleri dolan Ece Hanım’ın, alt sınıfların ekonomik çaresizlikleri karşısında da gözleri dolmuş mudur acaba? Ya da Müzenin bahçesinde yetişen sebzelerden yapılan menemeni yiyemedim diye ağlamış mıdır?

Ece Hanım patetik, samimi hümanizmiyle, orta sınıf şımarıklığını sergilerken alt sınıfları yazılarında metalaştırmaya daha ne kadar devam edecek acaba?

(1) http://birgun.net/yazi-goster/ece-temelkuran/14-11-2013/disarisi-1117.html

(2) http://www.haberturk.com/yazarlar/ece-temelkuran/666896-sinifsiz-domates

Share Button

Yorumlara kapalıdır