Şöhret Doğruyol: Contemporary İstanbul Üzerine

Share Button

e9724795a31a6686e2a86b8747ec6f66

İngilizce’de “çağdaş” anlamına gelen “contemporary” sözcüğü, bu yıl sekizincisi düzenlenen “Contemporary İstanbul Sanat Fuarları” ile dilimize iyiden iyiye yerleşmeye başlıyor. “Güncel sanat” kavramını daha çok karşılayan sözcüğün “modern” şeklinde çevirisinin yapılması kavram kargaşasına yol açabilmektedir.  Oysa sözcüğün tam karşılığı olan “çağdaş” kelimesi, modern dönem çalışmalarının yanı sıra postmodernizm veya diğer akımlarla sınıflandırılamayacak üsluptaki işleri de kapsayabilecek bir forma sahiptir. Fakat “çağdaş” kelimesinin, çağın sonunda yitip gidebilecek olanı karşılamasından ötürü “güncel sanat” ifadesinin amaca daha çok hizmet eden bir tabir olduğu da savunulabilir.

 

Contemporary İstanbul Fuarları’nın Tarihçesine Bir Bakış

Türkiye’deki ilk çağdaş sanat fuarı olma niteliğine sahip olan fuar, ulusal ve uluslararası galerilerin katılımıyla çağdaş sanatın sunulduğu uluslararası bir platform statüsüne sahiptir. Fuar, düzenlenmeye başlandığı 2006dan bu yana İkon Fuarcılık tarafından organize edilmektedir. Contemporary İstanbul ile beraber başlayıp yıl boyunca süren etkinlikler -konferans, sergi, panel vb.- her yıl ülkenin farklı şehirlerine de yayılarak fuar kapsamında gerçekleştirilmektedir. Fuarın bu boyutu, çağdaş sanatın geniş kitlelere ulaşmasına hizmet etmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır.

 

Contemporary Fuarlarının ilki 2006’nın aralık ayı sonlarında, Avrupanın en önemli çağdaş sanat fuarlarından Londra Friezein de ana sponsorluğunu yapan Deutsche Bank’ın ana sponsorluğunda gerçekleşmiştir. Deutsche Bank, bu fuarla Türkiye’de gerçekleşen bir sanat etkinliğine ilk kez sponsorluk yapmıştır. 1. Contemporary İstanbul’un direktörlüğünü Orhan Taner yapmıştır. Fuara 9’u yurtdışından, 40’ı yurtiçinden olmak üzere toplam 49 galeri katılmıştır. Bu fuarda, Ada Parsiyan’ın verdiği bilgiye göre sergilenen eserlerin toplam değeri 12.500.000 TL olup, eserlerin % 74 satılmıştır.

30976_10151260508929525_2045342937_n

2007 Contemporary İstanbul’a, -koleksiyoncuların danışmanlığında- 39’u yurt içinden, 34’ü yurt dışından olmak üzere toplam 73 galeri katılmıştır. Galeri sayılarında bir önceki yıla oranla epey büyük bir artıştır bu. Bu fuarda 10 kâr amacı gütmeyen kurum, 9 ayrı inisiyatif grubu ve 150yi aşkın sanatçının resim, heykel, fotoğraf, video art ve dijital sanat eserleri sergilenmiştir. Fuarın direktörlüğünü, 2006 yılında olduğu gibi yine Orhan Taner üstlenmiştir. 2007 Contemporary İstanbul’un ana sponsorluğunu bu kez Akbank Private Banking yapmıştır. Sergilenen eserlerin toplam değeri 9.220.000 TL olup, eserlerin % 61’i satılmıştır.

 

2008 Contemporary İstanbul, ekim ayı ortalarında, 14’ü yabancı, 42’si yerli, toplam 56 galerinin katılımıyla gerçekleşmiş, 90’ı yabancı, 148’i yerli olmak üzere toplam 238 sanatçının eserleri sergilenmiştir. Yabancı galeri sayısında bir önceki yıla göre yarıdan da fazla bir düşüş yaşanmıştır. Fuarın ana sponsorluğunu, üç yıl süreyle Akbank Private Banking üstlenmiştir. Fuar, üçüncü yılında, yurt dışı tanıtımına da önem vererek 13 ülkeden, tirajları 3.5 milyonun üzerinde olan 28 sanat dergisiyle de anlaşma yaparak daha geniş kitlelere ulaştırılmaya çalışmıştır. Fuarın direktörlüğünü Dr. Emin Mahir Balcıoğlu yapmıştır. 2008 Contemporary İstanbul’da, Burhan Doğançayın, o sıralarda en büyük ebatlardaki (2.7 x 5.0 m) olan “Stonewall” adlı eserine, 1 milyon USD bedel biçilmesi ile eser, Türkiye sınırları içindeki tüm zamanların en pahalı çağdaş sanat yapıtı olmuştur. Fuarda “International Video Screening” adı altında, farklı ülkelerin sanatçılarına ait videoların gösterimlerinin gerçekleştirildiği bir bölüm de yer almıştır. Bu bölümü, ülkede dijital sanat fuarları olmamasının eksikliğini kapatmak adına atılmış -ufak da olsa- bir adım olarak görmek mümkün. Fuar, her yıl bu alana biraz daha önem vererek gelişimini sürdürmektedir. Fuarda sergilenen eserlerin toplam değeri 19 milyon TL olup, eserlerin % 56’sı satılmıştır.

 

2009 Contemporary İstanbul, 22’si yurt dışından, 51’i yurt içinden olmak üzere toplam 73 galeri ve 12 sanat kuruluşu ile aralık ayı başlarında, Emin Mahir Balcıoğlu’nun direktörlüğünde gerçekleşmiştir. Berlin-İstanbul kardeş şehir kutlamalarının 21. yılı münasebetiyle fuarda 6 adet Berlin galerisine de yer verilmiştir. 4. Contemporary ile birlikte her yıl yeni bir ülkeye yer verilecek olan “Yeni Ufuklar” adlı bir proje başlatılmıştır. Ortadoğu ülkelerine yer verilecek olan bu proje dâhilinde,  fuara o yıl Suriye davet edilmiş ve bu kapsamda Suriye’den altı sanatçıya yer verilen ayrı bir bölüm oluşturulmuştur. Suriye’nin dışında Dubai ve Ukrayna’dan gelen galerilere de ev sahipliği yapılmıştır. Bir önceki yıla oranla genç sanatçıların eserlerine daha az yer verilen fuarda “Video Clup” adlı bir bölüm oluşturularak genç sanatçılara bu bölümde yer verilmiştir. Sergilenen eserlerin toplam değeri 20 milyon TL olup, eserlerin % 68’i satılmıştır. En yüksek fiyatlı eser, 3 milyon dolar ile “This has been done before” adlı Bedri Baykam çalışması, en çok eseri satılan sanatçı ise Devrim Erbil olmuştur.

 

2010 Contemporary İstanbul, kasım ayı sonlarında gerçekleşmiştir. Türkiye`den 37, yurt dışından 43 galerinin katıldığı fuarda, toplam 420 sanatçının 2000 eseri sergilenmiştir. Toplam 15 ülkenin katıldığı 5. Contemporary İstanbul’da, bir önceki yıl olduğu gibi Berlin Galeriler Birliği ile işbirliği yapılarak Berlin galerilerine de yer verilmiştir. Direktörlüğünü yine Dr. Emin Mahir Balcıoğlunun yaptığı bu fuarda sergilenen eserlerin toplam değeri 50 milyon TL olup, eserlerin % 83’ünün satılmış olması dikkat çekici bir gelişmedir. Fuarı izleyen toplam ziyaretçi sayısı 53.000 olmuştur. Fuarda en pahalı eser 3,5 milyon TL ile Ahmet Güneştekin’e ait “Güneşe Açılan Kapılar” iken, satışı yapılan en pahalı eser ise 1,5 milyon TL ile yine Ahmet Güneştekin’e ait olan “Çağ Tufanı” olmuştur. O yıl Ahmet Güneştekin’in eserlerine alışılmışın üzerinde değer biçmesi, başta Burhan Doğançay olmak üzere diğer katılımcı sanatçılarla birlikte toplumun tepkisine sebep olmuş, eser fiyatlarının ölçüsü konusunda tartışmalar yaratmıştır.

 

2011 Contemporary İstanbul, kasım ayı sonlarında tekrar Akbank Private Banking sponsorluğunda, Stephane Ackermann’ın artistik direktörlüğünde gerçekleşmiştir. Fuarın genel koordinatörlüğünü Hasan Bülent Kahraman yapmıştır. 42’si yurt dışı ve 48’i yurt içi olmak üzere 22 ülkeden, 90 çağdaş sanat galerisinin katıldığı fuarda, Türkiye’den 550 sanatçının 3000 çağdaş sanat eseri sergilenmiştir. Ayrıca fuara, Sabancı Müzesi, Akbank Sanat, İstanbul Modern Müzesi, İKSV ve Doğançay Müzesi gibi kurumların da yer aldığı 11 sanat kurumu katılmıştır. Fuarın her yıl farklı ülkelerin sanatına yer verilen “New Horizons” (Yeni Ufuklar) bölümünde Körfez Bölgesi Ülkeleri’nden (Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Suudi Arabistan) yedi sanat galerisine yer verilmiştir. Ayrıca fuar süresince Çağdaş Türk Sanatı’nın bugünü ve yarınının tartışıldığı; koleksiyonerler, sanatçılar, sanat kurumu yöneticileri ve sanat eleştirmenlerinin katıldığı CI Dialogues panelleri de gerçekleştirilmiştir. Fuarda sergilenen eserlerin toplam değeri 80 milyon TL olup eserlerin % 75’i satılmıştır.

 

2012 Contemporary İstanbul kasım ayı sonlarında 55i yurt dışı, 45i yurt içi olmak üzere 100 çağdaş sanat galerisinin katılımı ile gerçekleşmiş, sergilenen eserlerin toplam yüzde 66’sı satılmıştır. 7. Contemporary İstanbul’da 1 buçuk milyon euro değerindeki Andy Warhol işi, en dikkat çeken eserler arasında yer almıştır. Hollanda – Türkiye Diplomatik İşbirliğinin başlamasının 400. yılı nedeniyle düzenlenen etkinlikler dâhilinde “Yeni Ufuklar” bölümünde Hollanda’dan önemli galerilere; son iki yıldır olduğu gibi “Ermenistan’dan Sanat” başlığı altında Ermeni sanatçılara; Kore’den Çağdaş Sanat başlığı altında Kore’den sanatçılara; Türkiye’den ve dünyadan 10 sanat inisiyatifi, 14 sanat kurumu ve 16 sanat yayınına da fuarda yer verilmiştir.

this has been...

8. Contemporary İstanbul

2013 Contemporary Istanbul, 7-10 Kasım 2013 tarihlerinde her zamanki adresi, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Kongre Merkezinde gerçekleşmiştir. Bu yıl sekizincisi düzenlenen fuara 21 ülkeden 96 çağdaş sanat galerisi katılırken 650 sanatçının 3000 işine yer verilmiştir. Fuar yönetimi, fuardaki işlerin toplam değerinin 180 Milyon TL olduğunu açıklamıştır.

 

Fuarda pek çok genç, çağdaş sanatçının işlerinin yanı sıra önemli sanatçıların eserlerine de yer verilmesi dikkat çekiciydi. Bunlardan en göze çarpanlarını Marlborough Gallery standında Picasso, Manolo Valdes ve Matisse; Andipa Gallery standında Banksy, Damien Hirst, Andy Warhol; Pera Müzesi standında Sophia Vari; Gallery Frank Pages standında Stephen Chambers olarak sıralayabiliriz.

 

Fuarda bazı sanatçıların işlerinin devamlarını farklı stantlarda da görmek eğlenceliydi.  Peter Demetz ve Botero bunlardan en göze çarpanlarıydı. Minik ve ilginç duruşlu heykelleriyle ironik bir ifadede sanatını şekillendiren sanatçı Volker März’ı geçen yıllarda sergilemiş olduğu işlerin çoğunlukta olduğu bir seçkiyle izlemek biraz hayal kırıklığına sebep oldu. Bazı genç sanatçıları da kanıksadığımız işleri ile fuarda izlemek bir başka dikkat çekici konuydu. Genç sanatçıların sürekli kendini tekrardan ziyade yeni arayışlar içine girerek işlerini bir öte boyuta taşımaları beklenen, izlenilmek istenilen bir durumdur.  Fuara bazı galeriler tek sanatçı ile katılırken bazı galeriler de mümkün olduğunca fazla sayıda sanatçıya yer veren bir politika izlemişti. Sanatçı sayısındaki yoğunluk ile en çok göze çarpan galerilerden bazıları: 27 sanatçı ile Dirimart, 36 sanatçı ile Galerie Frank Pages, 20 sanatçı ile Marlborough Gallery ve The Empire Project’ti. Sanatçılar galeriler sayesinde temsil edilmekte ve dolayısıyla sanatçıların pazara en etkili ve hızlı sunumları fuarlar sayesinde yapılmaktadır. Bu sebepten sanat galerilerinin, mümkünse temsil ettiği çoğu sanatçıya fuarda yer vermesi, onların misyonları olmalıdır. Bu arada Marlborough Gallery standında Ahmet Güneştekin’in bir işine de yer verilmişti.

 

Fuarda sergilenen işlerin % 50’si Balkan, Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz bölgesi; %50’si ise Avrupa ve Amerika kıtası sanatçılarından oluşmaktaydı. Fuarda dünyanın en önemli galerileri arasında yer alan Marlborough Gallery: New York, Galerie Lelong: Paris, Andipa Gallery: London, Opera Gallery: Cenova, Galeria Filomena Soares: Lizbon, Galeria Javier Lopez: Madrid, Senda: İspanya, Michael Schultz: Almanya; Klaus Steinmetz: Kosta Rika gibi galerilerin varlığı, fuarın uluslararası statüdeki iddiasını teyit eder gibiydi.

 

Fuarın ana sponsorluğu yine Akbank Private Banking’e aitti. Vestel sponsorluğu ile oluşturulan “Plug-in İstanbul” bölümü fuarın bu seneki en dikkat çekici sürpriziydi. 14 ülkeden 24 katılımcı ve 80’in üzerinde sanatçının konuk olduğu bölüm, fuarın 1.000 m2’lik alanını kaplıyordu. Güncel çalışmalarla disiplinler arası bir statüye kavuşan sanat, genellikle fuarlarda kısıtlı imkânlar dâhilinde sunuluyor ve çoğu kez galeri sahipleri, kurulum maliyetinin yüksekliğinden dolayı yeni medya sanatına dair işlere kısıtlı bir şekilde yer veriyordu. Bu sebepten çağdaş sanat fuarına bu denli bir teknolojik desteğin sağlanması çok isabetli bir atılımdı. Ses ve ışık enstalasyonlarına, interaktif ve jeneratif sanat işlerine, iç mekân mapping projelerine ve robotik tasarımlara yer verilen bu bölüm, ülkede bir ilk olması ve diğer çağdaş sanat fuarlarına da model olması açısından İstanbul’un dijital sanat tarihine geçecek bir projeydi.

 

Fuarda bir başka yenilik de “Diyalog: Viyana’dan Sanat” adlı bölümün varlığıydı. “Diyalog: Viyana’dan Sanat” projesi, alanlarında isim yapmış on küratörün seçimleriyle oluşturulmuş bir bölümdü. Jakob Lena Knebl, Brigitte Kowanz, Hans Scheirl, Constantin Luser, Gabriele Edlbauer, Rudolf Polanzsky, Rita Nowak gibi sanatçıların işlerine yer verilen bu bölüm, fuar kapsamındaki en görülmeye değer bölümlerden biriydi. Viyana Aksiyonizmi’nin kurucularından Hermann Nitsch’in, modern sanat ayinini andıran 66. Boya Aksiyonu’nu (Malakt; Painting Performance) fuar boyunca (belirli saatlerde) sergilemesi de fuara hareket getiren bir performanstı. Fuarın “Yeni Ufuklar” bölümünün bu seneki konuğu Rusya’ydı. Fuarda her yıl yeni bir ülke sanatının tanıtımının yapılması, fuarı gezen sanatçı ya da sanatçı adayları açısından da önemli bir boyut oluşturmakta.

 

Fuarın bu yılki rekor fiyatı 1.900.000 €’ya “Nu allonge et tete dhomme de profil” isimli eseri ile Picasso’ya aitti. Fuarla birlikte Ardan Özmenoğlunun eseri de, Fondation Jan Michalski koleksiyonuna girmiş.

 

Fuarın sergilenme süresinin bu sene üç güne düşürülmüş olması, fuar izleyicilerinin imkânlarını zorlamış olsa da gezilmeye, görülmeye değer bir fuar olduğu aşikârdır. Ahşap heykel sayılarında artış yaşanan fuarda, geleneksel üslupta üretilmiş heykel görmek neredeyse imkânsızdı. El emeği/göz nuru swarovski taş kaplı pisuardan, fast-food beslenmeden dolayı obezleşmiş Barby bebeğe, bienal ironisinden, ülke cumhurbaşkanlarının toplu halde verdikleri uykusuz (Atatürk hariç) hatıra pozuna kadar çeşitliliğin bol olduğu fuar, neredeyse her tarzdan izleyiciye hitap eder boyuttaydı. Contemporary İstanbul, geniş bir alana yayılmış olması dolayısıyla, izleyicilerini biraz yorsa da fuarda sergilenen işlerin çoğu, bu yorgunluğu unutturacak ölçüdeydi.

 

Contemporary İstanbul ile birlikte, ülke içinde ve dışında konferans, panel ve sergi gibi yan etkinliklerin de düzenlenmesi, çağdaş sanatın ülkemizdeki hâkimiyetinin artırılmasına katkıda bulunmaktadır. Fuara katılan galeri ve fuarı ziyaret eden kişi sayılarında her geçen yıla oranla artışın yaşanması, fuarın her geçen yıl kendini daha da profesyonelleştiren organizasyonuyla eşdeğer gitmektedir. Fuarın, Körfez ve Doğu Avrupa ülkeleri sanatçılarını da her sene konuk etmesi; fuarın kapsamını genişleterek önemini artırmaktadır. 2012 yılından bu yana Kültür Bakanlığı’nın yabancı yayınlarda ilân desteği de vermesiyle uluslararası düzeyde tanınırlığı daha da artmaya başlamıştır.

 

2006 yılından bu yana gerçekleştirilen Contemporary İstanbul Sanat Fuarları, şüphesiz ki Türkiye’de eksik olan çağdaş sanat fuarı açığını kapatma konusunda öncülük etmiştir.  Contemporary İstanbul Çağdaş Sanat Fuarları, Uluslararası İstanbul Bienalleri’nden sonra, İstanbul’un sanat ortamına hareketlilik getirerek, İstanbul’u uluslararası düzeyde bir adım daha öne çıkartmıştır. Fuar, kurduğu yabancı, önemli sponsorluklar ve uluslararası basın tanıtımlarına verdiği önem sayesinde ülke içi bir etkinlik olmaktan sıyrılıp uluslararası bir fuar olma niteliğini yakalamıştır. Bunun en büyük kanıtı, çağdaş sanatta dünyada hatırı sayılır yere sahip galerilerin de son birkaç yıldır fuarda boy gösteriyor olmasıdır.  Aynı zamanda uluslararası basında da fuara yönelik haberlere, yorumlara yer veriliyor olması; Contemporary İstanbul’un dünyada tanınırlığının arttığına bir göstergedir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır