Barış Kurt: Prolekült Hareketi ve Devlet Kültür İlişkisi

Share Button

Grigori Efimovich Shpolyanski
Grigori Efimovich Shpolyanski

Bu ayki yazımız daha ziyade bir tanıtım yazısı niteliğinde olsun, gelecek ay da “kültürün bakanlığı” üzerine; daha açık bir ifadeyle, “oluşumu yüzyılları hatta bin yılları aşan kültür gibi çok geniş kapsamı olabilecek bir tanımın ‘bakanlık’ gibi kestirme olabilecek bir anahtarla çözülebilmesi ve düzenlenebilmesi mümkün müdür?”sorusunun cevabı üzerine çalışılacak. İktidar, Sanat ve Propaganda üzerine ilk yazımdan ve bu ayki bu tanıtımdan ve gelecek ayki yazımdan sonra, bu üç yazıyla tek bir noktaya işaret etmeye çalıştığımı dikkatli okurlar görürlerse ne mutlu bana, eğer bir bağlantı kurulamıyorsa bu benim beceriksizliğim olacaktır.

Proletkült hareketi; 1917 yılında Sovyetler Birliğinde kurulmuş uzun ismi “proleter kültür ve eğitim hareketi” olan Proleterskaya Kultura örgütünün başlattığı bir kültür hareketi olup, başlangıçta toplumun kültürel yaşamını zenginleştirme, çoğaltma ve işçi sınıfının gerçek sanatını üretmek amacıyla kurulmuştu. Aleksander Bogdanov ve yakın arkadaşı Anatoly Lunacharsky tarafından idare edilen bu hareketin, devletin de desteklediği bağımsız yapısıyla kültürel bir dönüşümün mimarı olacağı düşünülmüştü. Ancak özerkliği elinden alınınca kültürün devlet eliyle gelişemeyeceğinin geçmiş örneklerinden birini temsil eder hâle geldi. Bu cümlenin altını çizdik; çünkü başta belirttiğimiz diğer yazılarla bir noktaya işaret etmesi bu şekilde olacaktır.

Geli Korzhev, Before a Long Journey,

Geli Korzhev, Before a Long Journey,

Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilecek olan “sanat ve kültür politikası”nın belirlenmesinde birinci derecede rol oynayan Lunacharski, hareketi olması gereken ekseninde tutmak için (o dönem hem devletle kültür hareketi arasındaki müdahil ilişki tarzı olsun hem de hareketin içindeki kimi yanlış fikirlere karşı olsun) oldukça gayretkeş bir çaba göstermiştir. Şubat devriminden sadece iki gün sonra Lenin ve Lunacharski tarafından kaleme alınan bir kararnameyle “ işçi, köylü ve askerlerin kültür ve eğitim alanındaki bağımsız sınıf örgütlerinin hem devletin merkezî mevzilerine hem de belediyelere ait merkezî mevzilere karşı tamamen ve bütünüyle özerk oldukları” kabul edilmiştir.

Devrimden sonra değişik alanlardaki sınıf örgütlerinin bağımsız bir şekilde olumlu gelişmeleri için öngörülen bu uygulama, zamanla hareket içinden kimi üyeler ve yöneticiler için yer yer parti karşıtı ve siyasal fikirlerini savunmak üzere bir dayanak olmuştu. Bir yandan parti siyasetiyle kendi siyasî fikirlerinin çeliştiği noktalarda kararnamede yer alan “tam özerklik” maddesinin sığınak olarak kullanılması, öte yandan kimi sayıca az ama etkisi güçlü “saf proleter kültür ve sanat” yanlısı üyelerin yanlış fikirleri (geçmişin kültür ve sanat birikimini tamamen reddeden saf bir proleter kültür ve sanat), Parti içinde proletkült hareketinin ve onun örgütlenmelerinin dağıtılması gerektiği yönünde fikirlerin ortaya çıkmasına neden olunca Lunacharsky hem parti içindeki bu fikirlere karşı hem de proletkült içindeki yanlış fikirlere karşı mücadele yolunu seçmiş, makalelerinde kendi fikirlerini dile getirmiştir. Bu arada art niyetli olabilecek kimi fikirleri engellemek açısından hemen belirtelim ki Lunacharsky -sadece proletkült hareketinin gelişimi için değil-sanat ve edebiyattaki diğer tüm akımların temsilcilerine de devletin tüm yayın olanaklarını açarak devrim öncesi doğan akımların (fütürizm, akmeizm, imgeciler gibi..,) yeni boyutlar kazanmaları için ön ayak olmuştur. Tartışmalar içinde hızla büyüyen hareket 1920 yılına gelindiğinde 80 bin üyeye 400 bin aktiviste sahipti. Lunacharsky’nin önayak olduğu 3-10 Kasım tarihlerinde düzenlenen ilk kongresinde Bolşevikler çoğunluğu kaybetmişti, bir de üstüne hareketin dağıtılması gereğini savunan parti üyeleriyle, hareketin bağımsız kalması gereğini savunanlar arasındaki tartışma devam ede dursun, Lenin “Proleter kültür üstüne” adlı karar tasarısıyla son noktayı koyarak proletkült hareketlerinin tam bağımsız değil, eğitim işleri halk komiserliği bünyesinde yarı özerk statüde çalışmaları gerektiğini belirtti.1922 yılındaki tasarıyla hayata geçirilen ancak giderek etkinliğini yitiren hareket 1932 yılında tamamen kapanmıştır.

Gely Korzhev
Gely Korzhev

Teori de belki de gerçekçiliğin ya da katı gerçekçiliğin farklı bir durağı olabilecek özelliklerini içinde barındıran “proletkült hareketi”, bunu en iyi teorisyen Aleksei Gastev’in kaleminden çıkan manifestoyla gösterir:

“…Yeni sanayi proletaryası ve onun psikolojisi, kültürü açısından karakteristik olan şey, her şeyden önce sanayinin ta kendisidir. Yapılar, borular, sütunlar, köprüler, vinçler, yeni bina ve tesislerin bütün o karmaşık konstrüksiyonları, yıkıcı güç, engellenemez dinamizm; işte proletaryanın gündelik bilincine sızan şeyler bunlardır. Modern sanayi yaşamının her köşesine, hem örgütlülük, hem de katı bir nedensellik çerçevesine yerleştirilmiş yıkıcı bir güç (katastrofa) ve hareket işlemiştir. Yıkıcı güç ve devasa bir tempoyla zincirlenmiş dinamizm… Proleter psikolojiyi aydınlatan temel hususlar işte bunlardır…”

Korzhev_Quixote
Geli Korzhev, Quixote

Manifestonun göze çarpan özelliklerinden biri Proleter sınıfın sosyopsikolojik analizidir. Zamanının diğer akımlarıyla hesaplaşmayı göze almaya çalışması da göze çarpan diğer özelliğidir.

“İyi niyetli bir çaba da olsa devrim öncesi ortaya çıkıp Sovyet hükümetinden aldığı destekle serpilen diğer akımların çıkardığı gibi dünya çapında bir usta çıkaramayan bir harekettir.” eleştirisine, en geçerli itiraz “On yılda işçi sınıfının akımı olabilecek bir edebî akım çıkar mı?” sorusu olacaktır ve devamla diğer sistemlerde hakim sınıfın edebiyatta olsun, tiyatroda ya da sinemada olsun akımı ortaya çıkaranları ya da önemli temsilcileri yine kendi sınıfından insanlardır. İşçi sınıfının kendi içinden böyle temsilcilerin çıkması bırakın bir on yılı bir ömürü aşan zamanda zordur.

Yazımızı bitirirken şu soruyu sormalıyız; devrim öncesinin yanlış ve çarpık bir bilincine sahip işçi sınıfının bilincini doğru rotaya koymanın araçlarından biri olarak düşünülen, iyi niyetli bir çabanın ürünü olan proletkült hareketi, geçmişin sadece hüzün verici başarısız girişimlerinden biri olarak mı değerlendirilmelidir yoksa sosyoloji biliminin devasa bir laboratuarı olarak niteleyebileceğimiz toplumsal devrim zamanlarının benzeri girişimlerine esin kaynağı olabilecek bir deneyim olarak mı?

Nikolay KaracharskovSanatçı

Nikolay Karacharskov

Kaynaklar:

1- http://sarapdumanlari.wordpress.com/2011/09/10/zamyatin-biz-ve-proletkult/
2-https://eksisozluk.com/proletkult–1675502?nr=true&rf=proletk%C3%BClt

Share Button

Yorumlara kapalıdır