Haluk Öner: Baykuş’un Gör Dedikleri / Kör Baykuş’u Okuma Biçimleri

Share Button

Hedayat_Stencil_art_by_farnood

Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç,
kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya.
Yeryüzünün güçlülerine avuç açanlar, yaltaklanmasını bilenler için.

Duygu kimi zaman insanın kaburgasında kaynayan kimi zaman da ilikleri donduran, gülümsetip ağlatan garip soyutluktur. Tarifi güçtür çünkü yazının icadından beri anlatmaya çabalar insan, ancak yazarsa hisleri dökülür, temizlenir kirli göğsü insanlığın. Bu yüzden son çare “gölgesine” anlatır yapayalnızsa ve sınırlarındaysa deliliğin. Tam da bu akıl-his savaşının çalkantılı köpüğünde hayat bulan bir roman “Kör Baykuş.” (Hidayet, 2001) İran kültürünün karanlık yalnızlığıyla yoğrulan Sadık Hidayet’in deliliğe övgü ve başkaldırı niteliğindeki eseri bütün çıplaklığıyla ortaya döküyor, mantığın duygulara yenilişini ve yenilginin intihara sürükleyişini. Hislerinin kontrolsüzlüğü mantığını bastırır, delirmesine sebep olur Râvi’nin. Anlatıcının delirişinin trajediyle sonlanması kaçınılmazdır, bu Râvi’nin intiharıdır. Kahpe’yi öldürerek varoluşunu sapladığı son kayayı da parçalar ve kendini hayatın sonsuz uçurumuna atar. Hayatının bir bölümünü İran ve Hindistan’da geçiren ve Şark kültürünün etkilerini yabancılaşma kavramıyla yoğurup yaşadığı krizleri bu bileşik yapıda anlatan Sadık Hidayet’in klasikler arasına giren romanı Oğuz Demiralp’ın ‘tam metin’ olarak tanımladığı bir yapıya sahiptir. Her okunduğunda nitelikli bir okur tarafından tamamlanan, farklı biçimlerle okunulabileceğinin keşfedildiği bir başyapıt.

Bu yazı Kör Baykuş’un her okunuşunda farklı bir yorumsamayla okunabileceğini alt başlıklar altında inceleyecektir. Kör Baykuş’u okuma biçimlerindeki çokluk metnin bir defadan fazla okunmasını da gerekli kılmaktadır.

KARAKTER ANALİZİ BAĞLAMINDA OKUMA

Varoluşu varlıkla yokluk arasında varlıktan ziyade yokluğa yakın hissederek yaşayan Ravi, Ravi’nin var oluşunu ve duygularını doğrudan etkileyen Kahpe, babası, annesi, diğerleri… Öncelikle karakterleri Ressam ve Râvi olarak ikiye ayırmalı, Dr.Jekyll ve Mr.Hyde gibi bu karakterler de aynı kişinin savaşan tarafları gibidir. Her ikisinde de yoğun bir varoluş sancısı, hayattan bıkma ve kaçış arayışı vardır. Ölümü durmaksızın düşünmektedirler, baktıkları her yerde “gölgeler” onları görür gibidir. Roman boyunca defalarca tekrarlanan “oda-tabut” benzetmesi de onların çoktan ölü olduklarını göstermektedir, yıllarca bir tabutun içinde yaşadığını düşünen biri ne kadar hayatta olabilir? Sürekli esrik ve sıkkın, kimseyle ilişki kuramamış olmaları karakterlerin metin boyunca yalnızca yabancılaşma bağlamında bir kez daha okunması gerektiğini gösterir.

HERMENEUTİK OKUMA

Hıristiyan teolojisi alanındaki yorum tartışmalarından ortaya çıkan bir anlam ve metodoloji bilgisi biçiminde tanımlanabilecek Hermeneutik, sonraları teolojinin dışına taşmış ve daha genel anlamda yorum araştırmalarıyla ilgili felsefi bir disiplin hâline gelmiştir. Yorum Bilimi olarak da tanımlanabilir. Kör Baykuş çok yönlü, çok anlamlı bir metin olduğu için Sadık Hidayet’in yaşamı, Şark kültürünün etkisi, Modernizm ve bununla birlikte gelen yabancılaşma kavramı bağlamında bu etkilerin tamamı birlikte düşünülerek ya da ayrıştırılarak okunabilir.

OTOBİYOGRAFİK OKUMA: UYUMSUZ YALNIZ

Sadık Hidayet’in aristokrat bir aileden gelmesi, ailesini sevmemesi, korumacı bir annenin denetiminde büyümesi, eğitimini farklı coğrafyalarda ve dillerde almış olması, vejetaryenliği, esrar ve içki kullanması, onun varoluşsal sorunlar üzerinde düşünmesine ve bölünmüşlük hissini metne aktarmasına imkân vermiş olabilir. Çokkültürlü bu yaşam çok boyutlu bir biyografik okumayı da beraberinde getirir.

Fransızca eğitim veren bir okula giden yazar sırasıyla Belçika-İran-Fransa-İran-Hindistan-İran ve Fransa’da yaşar. Doğu ile Batı arasında gidip gelen bir yaşam, metinlerindeki kaygan kültürel zemini açıklayabilir. Bu kaygan zemin yüzünden İran’da çalıştığı kurumlardan kısa sürede ayrılır.

Hidayet’in amcasının eşiyle yasak bir ilişki yaşadığına dair şifahi iddialar vardır. Bu iddianın doğru olduğu savıyla yapılacak bir okuma Ravi ile Kahpe arasındaki ilişkinin yorumlanmasını farklı noktalara taşıyabilir.

Yaşamı boyunca intihar eğilimi olan Sadık Hidayet’in ait olduğu ya da hissettiği bir ideoloji yoktur. Fars Milliyetçiliği ve Sosyalist Parti sempatizanlığı gibi iki kutbun ortasında kalan ve yaşamını Paris’te sonlandıran Hidayet’in bu metni otobiyografik unsurlar dikkate alınarak bir kez daha okunabilir.

blind_by_bluecrow10-d6cvrt2

“İZM”LER BAĞLAMINDA OKUMA

Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk)

Romandaki varoluşçu izleri Ravi’nin düşünüş ve yaşam biçiminin bütün ayrıntılarında fark etmek mümkündür. Ravi’nin yabancılaşmış yaşam tarzı, intiharla uyumlu ilerleyen tutum ve düşünceleri, ayaktakımını anlatışı, babasının amcası, amcasının babası olma ihtimali, Ravi ve okur dahil kimsenin gerçeği bilememesi…

Kaotik birlikteliğe son vermek için kendi mükemmel sonunu yaratan Ravi’nin varoluşçu bir bakışla metni kendisinin anlatması romanın tutarlı bir metin olduğunu da göstermektedir.

Sürrealizm

Ravi’nin gördüğü rüyalar, evlerin biçimleri Şark kültürüyle yetişmiş bir ressamın betimlemelerini andırır. Karakterlerin zaman ve mekândan kopuşu sürrealist kompozisyonlarla dile gelir. Örneğin Ressam at arabasıyla yolcuğunda etrafa bakar: “kâh basık, kâh yüksek, geometrik, konik biçimlerde, kül rengi, üç köşe, küp prizma biçimli evler” (sf 30-31) görür, sonra “uzay yaratıkları için mi yapılmıştı bu evler?” diyerek dış dünyadan kopuşunun büyüklüğünü tanımlar adeta.

Uyku ile uyanıklık, gerçekle kurmaca arasında geçen, bazen anlatıcının bile emin olmadığı belirsiz hâl Kör Baykuş romanını bilinçaltıyla oynanan bir oyuna dönüştürür.

Romantizm

Ravi’nin aşkı yaşama ve hatırlama biçimindeki melankoli –onu bütün komplike duygularından arındırdığınız zaman- okuru Romantizmle karşılaştırır. Aşkın zamanla tutkuya ve ileride saplantıya dönüşünde; nefretini, tutkusunu, duygularını yaşama ve anlatma biçimindeki naiflik Romantizme teğet geçen bir metnin varlığına işaret eder.

Psikanaliz

Öldürmenin, ana rahmine dönme isteğinin yer aldığı bir romanın Psikanalitik okumayla incelenmesi gerekli bir hâl alır. İkiz duyguların (korku ve ölüm) romandaki birlikteliği, Ravi’nin uyku hâli ve bunun bilinçaltına işaret etmesi, Narsizm ve bastırılmışlık kavramları romanı Psikanalitik açıdan yorumlamaya elverişli bir noktaya getirir. Sevgi ve paylaşım yerine ölme-öldürme içgüdülerinin izleri olan saldırma-parçalama hislerini taşıyan zavallı anlatıcının Psikanalizmin kollarına düşmesi kaçınılmazdır.

Sadizmden Mazoşizme Geçiş

Anlatıcı, Kahpe’yi öldürerek, anlatı boyunca herkesten tiksinerek okuru Sadizme yönlendirir. Bütün bunları yaparken çevresindeki herkesten tiksinmesi Sadizmden Mazoşizme geçişin başladığı noktadır. Çünkü Ravi’nin tiksindiği herkes kendisinden birer parçadır. Herkesten iğrenirken ’ben’ini de bu iğrenmenin hem öznesi hem de nesnesi konumuna taşır.

BAŞKASINI VE KENDİNİ ÖLDÜRME BAĞLAMINDA OKUMA

Romanı cinayet ve intihara giden bir yol haritası çıkararak okumak da mümkündür. 26 yaşında intihar girişimi olan Hidayet’in kendini öldürme kararı süreç sonunda verilmiş ve hiç vazgeçmediği bir arzunun gerçekleşmesidir. Romanda da cinayet (Kahpe’yi öldürme) uzun bir hazırlık sonunda verilmiş ve vazgeçilmeyen kendini öldürme yolunda alınmış bir karardır. Bu kararlılığı Ravi’nin gölgesine anlatmak için başladığı ilk cümleden yaşamın son hamlesi olan ölüme gittiği yola kadar takip etmek mümkündür.

ANLATIM BİÇİMİ BAĞLAMINDA OKUMA

Satır aralarında fark edilen öfkeli, sıkkın, miskin beklentilere karşılık vermeyecek kadar bitik bir anlatıcının, anlatının bütününe kattığı ruh üslubun temelini oluşturur. Beklentilere karşılık vermeyerek kusursuz ve ‘tam’ bir metin ortaya çıkaran Hidayet, “üst kurmacalı” bir anlatımı romana yakıştıranların da beklentisini karşılıksız bırakır. Böylece anlatım biçimiyle de tam ve özgün bir metin yaratmış olur.

kor

KADIN VE CİNSELLİK BAĞLAMINDA OKUMA

Bütün metinlerinde kadını erkek ideolojik söylemle anlatan Sadık Hidayet, Kör Baykuş romanında kadını (Kahpe’yi) Ravi’nin yaşadığı sorunların temel nedeni sayarak kurgunun odağına yerleştirir. Romanı kadın ve cinsellik perspektifinden –bir kez daha- okurken tek taraflı aşkın duyarsızlıkla tetiklenerek –nekrofili, kadın düşmanlığı, masumiyetin kayboluşu gibi güdülerin de etkisiyle- düğüm bölümüne gelindiğini fark ederiz.

Ravi’nin adeta içindeki kadını öldürme güdüsüyle geçirdiği öfke nöbetlerinin Şark kültüründe ahlak kavramıyla birlikte yürüyen kadın algısıyla dolaylı ilgisi vardır. Genel ahlak kurallarının dışına taşarak Ravi’nin öfkesini artıran Kahpe’nin öldürülmesindeki esas neden bu değildir.

Anlatıcının kadın imajı daha çok yaşadığı ve karşılığını bulamamış duygularının etkisiyle oluşmuştur. Bu etkinin içerisinde, romandaki bütün karakterlerin Ravi’ye dönüşü ya da ondan bir parça oluşu dolayısıyla kendinden nefret güdüsünün yer aldığını da hatırlamak gerekir.

KARŞITLIKLAR BAĞLAMINDA OKUMA

Hidayet’in çelişkileri ve bu çelişkiler arasındaki uçurum anlatılarının ruhuna da yansır. Fars milliyetçiliği ile Sosyalist Parti sempatizanlığı, vejetaryenlikle içki ve esrar bağımlılığını aynı yaşama taşımış ve bunları tutarlılıkla bir araya getirememiş olan Hidayet’in Kör Baykuş’unda da çok karakter-tek karakter, ölme-öldürme, yaşam-ölüm, kadın-erkek gibi birlikteliği zor unsurlar tek anlatıda ustaca birleşmiştir. Böylece yaşamında birleştiremediği karşıtlıklar metinlerinde tutarlı bir birliktelikle bir aradadır.

Karşıtlıkların biraradalığını romanın eksenine yerleştirerek yapılacak bir inceleme bağımsız bir makaleyi de aşacak dolgunlukta malzeme ile doludur.

MİSKİNLİK VE YOKSULLUK BAĞLAMINDA OKUMA

Şark kültürü ve yaşamının yarattığı imajlardan ikisinin bir arada oluşu hiçbir zaman yadırganmamıştır: “miskinlik ve yoksulluk.” Bunlardan hangisinin neden hangisinin sonuç olduğu da belli değildir. Romanın satır aralarında miskinliğe övgüler dizilirken Ravi’nin yaşadıklarının özgün nedenlerinden biri olarak miskinlik gösterilirken, yoksulluk bu durumu kurumsallaştırmış, meşrulaştırmış bir güçle anlatılır. Yoksulluk yalnızca Ravi’nin değil mekân betimlemelerinin, diğer karakterlerin yaşayışının da her zerresinde vardır. Miskinlik ve yoksulluk romanın yardımcı karakterleridir.

HER ŞEYE RAĞMEN SEKÜLER BİR ANLATICININ ROMANINI OKUMA

“Zerdüştlük”, “İslamiyet” ve “inanç bağlamında Osiris Söylencesi”ne göndermeler yapılsa dahası dini içerikli cümlelere sık rastlansa da bunlardan uzak yaşayan, bazen öfkelense de bunlar yokmuş gibi yazan bir anlatıcının metnidir, Kör Baykuş.

ÖMER HAYYAM-ŞARAP VE ESRAR BAĞLAMINDA OKUMA

Sadık Hidayet, romanında Hayyam’ın rübaileri ile getirdiği erken Modernizmi 1936 yılındaki Modernizmle birleştirerek metinlerarası ilişkinin de örneğini verir. Hayyam’dan etkilendiğini her fırsatta dile getiren yazarın, şarap ve esrar bağımlısı Ravi’yi yaratırken Hayyam’dan ilham aldığı açıkça anlaşılabilir.

Şarap ve esrar, yalnızca anlatıcının ruh durumunu anlatmaya yardımcı unsurlar değildir. Yanı sıra Hidayet’in Hayyam’dan mülhem aforizmalarının da kaynağıdır. Kör Baykuş romanında yalnızca esrar ve şarabın öyküsünü takip ederek Hidayet’in aforizmalarla dolu dünyasına girebiliriz.

SONUÇ

Sadık Hidayet’in Kör Baykuş romanı çok anlamlı olmaktan öte çağrışımlarının derinliği ve zenginliği ile bir başyapıttır. Derinliğini yakalamak için uzun bir anlatı yerine içeriğinde net ve keskin dönüşümlerin yaşandığı kısa bir anlatıyı tercih eden Hidayet’in Kör Baykuş romanı defalarca okunabilen her okunuşunda farklı okuma biçimleriyle yeni bir anlatı hâline dönüşen bir başyapıttır.

Share Button

Yorumlara kapalıdır