Şeref Akşit: Küratöryal Sergiyi Düşlemek: Gözüm Üzerinde

Share Button

big_brother_is_watching_you_by_carbalhax

Dikizlemek, herkes hakkında her şeyi bilme ve öğrenme arzusudur. Bu arzuyu tatmin karşılığında herkesin sizin hakkınızdaki her şeyi öğrenmesine de izin vermiş olursunuz. Herkes, her şey hakkında hepsini bilmek istiyor, herkesin de her şeyi görmesini, bilmesini istiyor. İlk başta twitter ve facebook olmak üzere, instagram, pinterest, bloglar… bunun birer parçası, herkes dikizlemeye/dikizlenmeye hizmet ediyor.“Dikizleme Kültürü” yaşamlarımızın dijitalleştiği ve elektronik ortamlara kaydığı bir çağı imler. Bir yandan bizi izleyenlere teşhir vadederken diğer yandan her an daha da sanallaştığımız için “gerçek” anlamda ilişki kuramaz hâle geliyoruz. Buna rağmen ister kabul edelim ister etmeyelim bu kültürün birer parçası, hatta biraz iddialı bir ifade kullanacak olursak, nesnesi, metasıyız. Belki bütün arkadaşlarımız yapıyor diye, belki hoşumuza gittiği için, belki de yalnızca “zamanın ruhu”ndan geri kalmamak için hayatımızı herkesin gözü önünde fotoğraflarla, otobiyografik yazılarımızla, çektiğimiz videolarla arşivliyoruz. Bir de bu durum, toplumsal/bireysel, genel geçer/günlük, iş/özel hayatımızı ve alışkanlıklarımızı belirler hâle geldi. Dikizleme kültürü, hızla yayılmasını ve bu yayılmanın beraberinde getirdiği cazibeyi elektrik ve internet şebekelerine borçludur. Elektrikten, internetten, bilgisayar programlarından ve yazılımlardan güç alan yirmi birinci yüz yılın tekno-toplumunda adına ister eğlence, ister narsistik kişisel gösteri, ister özel hissetme arzusu, dikkat çekme diyelim bedenleri ve ruhları ile sürekli soyunan ve bu bitmeyen striptizi izleyen milyarlarca kalabalığa dönüştük.

Dikşizleme günlüğü

Hal Niedzviecki, konuyu şöyle genişletiyor: “Dikizleme Kültürü’nü hayatımıza sokan görünmez güç, bizi bilinmeze doğru sürüklerken bilinçsizce hareket eden bir topluma da dönüştürmeyi mi amaçlıyor yoksa? Doğrusu bu ya, masumiyetini çoktan yitirmiş bu kültür peşin hükümlü ve göz boyayıcı bir nitelik taşıyor. Ayrıca her sırra, her skandala ve her suça bir etiket yapıştırarak fiyat veriyor; ama bir yandan da biz bu kültürü, demokrasinin ve eşitliğin toplumun her zerresine işlemesini sağlayacak bir fırsat olarak görüyoruz. Bağlanmaya, iletişim kurmaya, derdimizi paylaşacak birini bulmaya çabalıyoruz. “Dikizleme Kültürü”,  ‘insanlığını yitirmiş insanlık’ sorununa bulunmuş çarpık bir çözüm. Dikizlenerek, ne kadar özel, ne kadar farklı olduğumuzu başkalarına göstermek istiyoruz. Bu aynı zamanda son derece sıradan, son derece normal insanlar olduğumuz anlamına geliyor; çünkü herkes gibi bizim de bir başkasına ihtiyacımız var.”

Peep by Gökhan Karaağ

“İsterseniz buna “siber etki” diyelim, bunu hissetmek bizi rahatsız ediyor. İnsanlar teknolojiyle daha fazla haşır neşir oldukça, yaşamları da bir projeye, bir ürüne dönüşüyor. Artık insanların tıklanma ve izlenme oranlarına,  gişe başarısına, kısacası sayılara indirgendiği bir toplumda yaşıyoruz. Hiç olmadığımız kadar siber yaratıklarız artık, birbirimizin varlığından besleniyoruz. Artık yeni sistemler, kişisel bilgilerin deşifre edilmesi üzerine inşa edilecek. Siber dedikodunun zirveye çıktığı bu “Dikizleme Çağı’nda kaynağın güvenilir olması, görünenin gerçek kabul edilmesi için hiçbir zaman ön koşul değil. Bir bilgiyi gerçek kılan şey, kaç insanın o bilgiye link verdiğine, bilgisayarına indirdiğine ya da paylaştığına; yani bilginin ne kadar dağıldığına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Dikizleme Çağı’na girdiğimizden bu yana Büyük Birader’den de korkmuyoruz artık. Hatta tersine, Büyük Birader gözlerini üzerimize çevirsin, diye çıldırıyoruz. Dahası, bizzat Büyük Birader olmak istiyoruz! Onun sonsuz, her şeyi gören ve en önemlisi medyayı elinde tutan gözlerine sahip olabilmek için yapmayacağımız şey yok. İnsanların sızlanmalarını, devirdikleri çamları, talihsiz açıklamalarını en önce biz duymalıyız. Ayrıca izlemekle kalmamalı, izlenmeliyiz de!  Bizi izlemeye devam edin… Bu kaçınılmaz… Artık saklanacak bir yer kalmadı…”

peep_by_y5y6-d3h6kem

Yazar Hal Niedzviecki bu etkiyle güncel işler yapan sanatçılara, dikizlemeyle ilgili yapılan sergilere de değiniyor: “Londra’da yaşayan Lübnanlı sanatçı Mona Hatoum, bedenindeki çeşitli deliklere kameralar sokmuş, bunlardan elde ettiği fotoğraf ve videolarla da vücudunun içini gösteren bir sergi açmıştır. Berlin’de yaşayan Kanadalı sanatçı Michelle Teran ise, arka sokaklara ve bebek odalarına koyduğu kameralarla bir film hazırlamıştır. New Jersey’li bir sanat profesörü Hasan Elahi, FBI onu yanlışlıkla terörist şüphelisi listesine eklediğinde yirmi bin fotoğrafı, çekildikleri yeri ve saati de not ederek internet sitesine koymuştur. Margot Lovejoy’un insanların hayatlarındaki önemli anlara dair yazdıkları metinlerden oluşan TURNS’u, Whitney Amerikan Sanat Müzesi’nde sergilemiştir. Sergiyi gezenler benzeri metinleri yazmaya teşvik edilmiştir. Dikizleme Kültürü’nün en çarpıcı örneğini ödüllü Alman sanatçı Gregor Schneider, ölmek üzere olan birini galeriye sokarak sergilemiştir. Schneider projesini Londra Times’a verdiği röportajda şöyle anlatıyordu: “Ölmekte olan kişi, durumu kötüleşmeden evvel her şeyi kendisi planladı; çünkü ilgi odağı olmak istiyordu. Geri kalan düzenlemeleri de akrabalarının onayıyla yaptık. Seyirciler ölümü, ölüme saygısızlık etmeden izleyecekti.”

peep_show_by_andrewfphoto

Kitabın konseptine ve yüzyılımızın, bu fiber kablolarla döşenmeye devam eden siber çağın tercümesi olan kitaba eş başkan, henüz yolun başında bir küratör olarak, dikizleme çağına uyumlu bir adımla sanatlararası, disiplinlerarası bir sergi düşledim. Her yerde bu kadar kamera, kayıt sistemi, izleyici, şahit, güvenlik görevlisi varsa, sürekli birilerini izleyen birilerinin başkalarının da onu izlediğini, dinlediğini düşünmesi Hal Niedzviecki’in imlediği “Dikizleme Çağı”nın zorunlu sonucudur. Sanatçı, günümüzde yaratılan bu ‘kolektif paranoya’yla, herkesi izleyen bir göz yaparsa ve herkes o gözü izlerse, her an izlendiğini gören ve bilen kişi huzurlu, güvenli bir duyguyla etrafı gezmeye devam ederken bilinmeyen, görülmeyen gizli gözler ise herkesi izlemeye ve videoya kaydetmeye devam eder. Sanat yapan robotu yapan sanatçı, kendine düşen teknoloji simülatörü görevini yerine getirmekten başka çaresi olmadığını bilecek kadar çaresizdir.  “Sanat belgesellere benziyor, belgeseller de reality şovlara, televizyon ise hayatın ta kendisine… Peki bu arada hayat neye benziyor? Hayat da az önce saydığım şeylerin toplamına dönüşüyor.” diyor yazar. Hal Niedzviecki’nin “Dikizleme Günlüğü” kitabından esinlenen sergi, Big Brother, Türkiye’ye “Biri Bizi Gözetliyor” olarak uyarlanan programa da gönderme yaparken aynı paralellikte George Orwell’ın 1984, Big Brother Is Watching You’suna da selam gönderemeden edemiyor. Sergi, Dikizleme Çağı’nda, sistem ve çarkları arasında sıkışıp kalmış halkın büyük bir ikilemle ‘güvenli çaresizliği’ni gözler önüne seriyor, sergiliyor. Yağlıboya, akrilik, karışık teknik tablodan, yerden ve duvarlardan taşan 3D sanata, heykele, illüstrasyona, fotoğrafa, videoya, seramiğe, yerleştirmeye, dijital işlere.. farklı disiplinlerin ve yöntemlerin sinestetik birleştiriciliğiyle kullanılacağını düşlediğim sergi.

Elbette göremeyecekleriniz sizi gözetleyecek ve videoya kaydedecekler. Kâğıt, metal paranın gözü, topyekün izlendiğimizi imleyen tavuskuşu tüyünden gözleri, iki iri memenin ardından bakan şuh kısık gözleri, eski kameralardan yapılan retro gözleri, fotoğraf makine lensli gözleri olan adamı, alafranga telefon ahizeli gözü, şişman timsahın gözü, şahin/akbaba gözü, büyük kalçanın içinde vajina yerine büyük gözü, anüs yerine şahin gözü, bir gözünü dikmiş, nişan almış avcının hedefe kilitlenmiş gözü, RA’nın gözü, kaset şeklinde iki kirpikli kadın gözü, dürbün gözlü penis, bir Bizans dönemi ikonadan esinlenmiş gökyüzünde, bulutlar arasında Tanrı’nın gözü, akıllı telefonların grup selfielerinde çekilmiş en önde çıkan lensli gözü, anahtar deliğinden bakan bir dikizcinin gözü, “gözüm üzerinde” işareti yapan diktatörün gözü, projeksiyonun her şeyi önceden kaydetmiş hâliyle yansıttığı spotlu gözü göreceklerimiz arasında, göremeyeceklerimiz ise bizi izlemeye ve kaydetmeye devam edecek. Umarız ki göze gelmezsiniz, ama hazırlıklı olunuz, güven duygusuyla gezeceğiniz yerlerde göreceğiniz ve görmeyeceğiniz tüm gözler üzerinizde olacak, buna emin olabilirsiniz!

Share Button

Yorumlara kapalıdır