Serkan Azeri: Güçlü Bir Kurgu Ressamının Yarattığı Görsel Sahneler

Share Button

Rising Up, 180x130 cm

(Eser Afacan, Rising Up, 130 x 180 cm.)

Geçmişten günümüze, resim sanatının tarih içerisindeki yolculuğuna şöyle bir göz atacak olursak, özellikle geleneksel ve modern resimde bu sürecin oluşturucusu olan sanatçıların her birinin, zinciri oluşturan halkalardan biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Biçim anlayışlarının ve ifade etme şekillerinin süreç içerisindeki ilerleyişi, sanatçıların kendilerinden önceki sanatçı üretimleriyle bağlantı kurup gözlem ve sorgulamalarıyla, yenilik getirme yolundaki çaba ve üretimleriyle, kendilerinden sonraki kuşaklar için oluşturdukları bir köprünün inşa edilişi gibidir.

Yukarıda bahsettiğimiz bu sürecin farkında olan ve yoğun bir çalışma disipliniyle ürettiği resimleriyle bunu gerek görsellik gerekse de,  boyama anlamında uyguladığı tekniklerle somut biçimde ortaya koyan bir ressam Eser Afacan…

Eser Afacan’ın yaşamının merkezinde sadece resim vardır. Yıllarca bu şekilde çalışmıştır.  Piyasanın beklentilerinin, manipülasyonların, çıkar isteğine dayanan yapay insan ilişkilerinin kendi açısından hiçbir önemi yoktur. Çevresinde gelişen bu durumların farkındadır.  O, bu yapılanmanın dışında kalarak sadece kendi resmini yapmış, kendini bu şekilde ifade etmiştir. Gerçek anlamda resim tutkusuna sahip olan ve yol açıcı birçok ressamın geçmişte yaptığı gibi…

Dışarıdan bakıldığında tesadüf gibi görülen durumların altında çok derin ve farklı nedensellikler yatar. Tesadüf gibi görünen olaylar, aslında farklı bir gelişim sürecinin ve açılımın başlangıç noktası olabilirler. Tıpkı Eser Afacan’ın,1976 yılında Manchester’da  “Golden Eggs” isimli restoranda otururken, restoranın hemen yanındaki bir pasajın camında asılı olan Norveç uçak bileti afişini görmesi ve birden bire verdiği kararla, cüzdanındaki 500 paundluk hükümet çekini yanındaki arkadaşına vererek ondan o uçak biletini satın almasını isteyerek, aynı gece o uçakla Norveç’e gidip orada yaşamaya karar vermesi gibi… Birdenbire ve cesurca verilen bu karar ve buna araç olan o afişle karşılaşması,  ilk bakışta tesadüf gibi görünse de, Afacan’ın hayatında bir dönüm noktası ve resim yolculuğunda yepyeni bir maceranın başlangıcı olacaktır.

Sister of The Wind, 150x140 cm

(Eser Afacan, Sister of The Wind, 140 x 150 cm.)

Norveç’te bulunduğu yıllarda üniversite eğitimi devam ederken gördüğü resimler onun bir anlamda kendi içine dönüp kendini sorgulaması ve daha fazla kendi üzerinde çalışması için araç oldular. Özellikle de,  eğitimine devam ettiği Bergen Üniversitesi duvarında gördüğü Andreaas Baader’in bir resmi…

Odd Nerdrum, resimlerindeki atmosfer anlayışıyla, boya yapısı, doku etkisi ve fantastik kurgusuyla, Modern Norveç resminin yaşayan en büyük isimlerden biri. Türlü zorluklarla Norveç’te geçen yaşam mücadelesi içinde, Odd Nerdrum ile tanışması, Nerdrum’un atölyesine devam ederek çalışma ve incelemelerde bulunması da resim sürecinde çok önemli fırsatlardan biri olmuştur Eser Afacan için. Resimleri bu süreçte dikkat çekmeye ve ismi Norveç sanat çevresinde ön plana çıkmaya başlar. İşte kısaca böyle özetleyebiliriz Afacan’ın Norveç’te gelişim gösteren resim yolculuğunu…

Eser Afacan’ın resimleri, görsellikleri ve teknik özellikleri bakımından eski ustalarla bağlantı kuran, fakat fantastik kurgu anlayışıyla tuvalde biçimlenen bakış açısı anlamında kendi iç dünyasının derin gücünü ortaya koyan örnekler olarak karşımıza çıkıyor.

Bu resimlerin hemen hepsinde figürlerde gördüğümüz desen sağlamlığı ve iç dünyanın yansıdığı yüzlerde biçimlenen kuvvetli ifade anlayışı, Kuzey Avrupa resminin tarihsel süreçteki temel noktaları ile bağlantı kuruyor.  Boya dokusu ve boyanın etkisini belirgin bir biçimde resim yüzeyinin belirli noktalarında hissettiren farklı malzemeleri kullanma anlayışı ise, özellikle on yedinci yüzyıl Hollanda resmini ve bu dönemin en büyük temsilcisi Rembrandt’ın uygulamalarını hatırlatıyor bizlere. Arka planlardaki atmosfer uygulamaları, zaman ve mekân kavramlarının eriyip gitmesi ve dinamik, devinimsel biçim oluşumları bir Turner’ı, birden fazla figürlü kompozisyonlarındaki simgesel, fantastik yapılanma ise bir Willam Blake’i hatırlatabiliyor.

Love and Shadow, 115x95 cm (2)

(Eser Afacan, Love and Shadow, 115 x 95 cm.)

Resimlerin yapısında ve detaylarda karşımıza çıkan bu etkiler, Afacan’ın kurgusuyla farklı bir biçimde bir araya gelen ama asla detaylar olarak bütünden ayrılması söz konusu olmayan bir boyutta. İşte bu bağlamda irdelendiğinde Afacan’ın resimleri, eski süreçlerden almış olduğu enerjiyle, geçmişle bağlantısını koparmadan, kendi algısını ve vermek istediği etkiyi ifade edeceği bir noktada bütünleşiyor. Kurgu gücü ile birlikte artık bir bütün olarak anlam kazanıyor.

Afacan’ın resimleri, zaman ve mekân kavramları hakkında en ufak bir ipucu vermiyorlar bize. Resimlerin arka planının ve yapılanmasının bizlerde bıraktığı etki zamansızlık hissi. Yani bu yönleriyle izleyici gözünde anlam kazanan ve farklı okumalara açık olan resimler bunlar. Gerçekçi ve fantastik bir anlayışla biçimlenen karakterler sanki farkı zamansal süreçlerden çekip çıkarılmış ve getirilmişler. Geçmiş ve gelecek tek bir anda bütünleşiyor. Kendi iç gerçeklikleri ile kendi yüzleşmelerini yaşıyorlar. Belki de, bir bakıma bir iç hesaplaşmaya girişiyorlar. Resmedilen karakter veya karakter grupları, bir çeşit sorgulama hâlini gözler önüne seriyor. İç dünyanın etkisiyle tutku, isyan, başkaldırı veya arka plandaki belirsizlikle bütünleşen yok oluş kavramlarını düşündürüyor.

Eser Afacan, tavır olarak günümüz sanat piyasasının beklenti ve yönlendirmelerinin içerisinde olmayan, bugünün dünyasındaki yapay yaşam modellerinin ve belirlenmiş kalıpların tamamen dışında kalarak, sadece “kendi iç dünyasına” odaklanıp merkezine aldığı “resim yapma” düşüncesiyle gerçekleştirdiği üretimiyle, bir sanatçının nerede durması gerektiği sorusuna karşı, farklı bir bakış açısıyla yaklaşmayı düşündüren bir ressam. Zaman içinde hep böyle davrandı, böyle üretti. Gelecekte de, bu anlayışıyla “sadece resim yapmaya” devam edecek.

Share Button

Yorumlara kapalıdır