Şeref Akşit, Galeri Ziyaretleri 1: Mine Gülener’le Mine Sanat Galerisi Üzerine

Share Button

Şeref 1

 

Sanat faaliyetlerine 1985 yılında Altıyol, Kuşdili caddesindeki ilk mekânında başlamış olan Mine Sanat Galerisi, ilk sergisini galerinin kurulmasına fikirleriyle destek vermiş olan Adnan Çoker, Mustafa Ata, Zekai Ormancı, Serhat Kiraz, Yusuf Taktak ve Nur Koçak’ın çalışmalarıyla açmıştır.

İstanbul ve İstanbul dışında katılım sağladığı fuar ve organizasyonlar, düzenlediği dia gösterimleri, sanat sohbetleri ve performans sanatı çalışmalarıyla ve yaklaşık otuz yıllık geçmişiyle çağdaş sanatın Türkiye’deki gelişimine katkısı azımsanmayacak düzeyde olan Mine Sanat Galerisi’nin yöneticisi Mine Gülener’le Kolajart okurları için görüştük.

Şeref Akşit: 30 yıldır sanat galerisi işletiyorsunuz. Bunca yıldır bu kaygan zeminde var olmak ve ayakta kalabilmeyi sürdürmek çok zor. Bunu iyi bir şekilde başarmış bir galericisiniz. Bu yolda asla taviz vermediğiniz ilkeler, etik kurallar var mı ya da tam tersi başarılı olabilmek için nelerden taviz vermek zorunda kaldınız?

Mine Gülener: Etik ilkelerimi otuz yıldır koruyorum. Belki belli bir yerde ikamet etmede istikrar konusunda tavizler verdim. Ekonomik zorluklardan dolayı çok yer değiştirmek zorunda kaldım. Tabii ilk Anadolu yakasındaydık ve uzun yıllar o tarafta kaldık ama şimdi Teşvikiye dolaylarında, ne varsa Anadolu yakasına, Caddebostan tarafına taşıdım yıllarca. Anadolu yakası kültür seviyesi yüksek ama faaliyet olarak düşük bir yer, bu durumu elimden geldiği kadar dengelemeye çalıştım. Avantajımız eşimin Melodi Müzik Mağazası’ydı. Orada epey zaman ikamet ettik, ayrıca kira ödemedik, birbirimizi destekledik.

Ş.A.: Sanat galerisi tabi kirası, faturası, belli sabit giderleri, götürüsü olan ticari bir mekân. Galerinin ticari tarafını bir kenara bırakırsak bir galericinin nasıl bir misyonu olduğunu düşünüyorsunuz?

M.G.: Evet bu saydığınız şeyler dışında koleksiyonerleri yönlendirme ve bilinçlendirme uğraşılarım epey zaman almasına rağmen çok verimli oldu. Onları doğru bir şekilde modern sanat, çağdaş sanat konusunda yönlendirdim, sanat danışmanlığı da yaptım, bu sayede doğru yatırım gerçekleştirdiler. Kazandığım koleksiyonerler bana bu güvenle diğer koleksiyonerleri getirdiler. Hatta kimileri kendilerini daha fazla geliştirip galeri de açtı.

Ş.A.: Koleksiyonerlere danışmanlık yapmak ve doğru yönlendirmek en önemli misyonlarınızdan herhalde?

M.G.: Evet, elbette ki. Dediğim gibi kimi koleksiyonerlerim galerici oldu, kimisi müzayedeci…

Ş.A.: Galerici olarak sanatçılarla koleksiyonerler arasında köprü görevi yapıyorsunuz. Sanatçılarla çalışmak zordur, kibirleri, duygusal gel-gitleri, istekleri… Diğer yandan koleksiyonerlerin de -çoğunlukla zengin insanların oluşturduğu bir kesim olduğu için- kibirleri, bazı keskin tavırları, dediğim dedik çaldığım düdük davranışları var. Aradaki dengeyi kurmak güç. Hangileriyle uğraşmak, anlaşmak daha zor?    

M.G.: Çok zor bir soru! Çünkü sanatçılar benim için çok kıymetli, sanatçı olmak çok zor. Gerçek sanatçı satmak için eser yapmaz, eğer öyleyse benim için değerli değildir. Tabi koleksiyonerlerim de çok değerli, onlar sanatçıları motive ediyor, onlara güç kazandırıyor. Tabi diğer yandan bahsettiğiniz gibi gerçekten köprü göreviyle birbirlerini desteklemelerini sağladık. Az önce bahsettiğim üzere koleksiyonerlerin sanatçıları onure etmesine karşılık sanatçılar da panellerle, çeşitli söyleşilerle yeni koleksiyonerleri bilinçlendirdiler, onlarla iç içe oldular, onların sanat algısında kültür seviyelerini yükselttiler.

Ş.A.: Tabi diğer yandan gerçekten ilgili olan koleksiyonerler sanatçılarla tanışmak, onların özel yaşamlarına dair bilgi almak, yapıtlarını ne şekilde oluşturduklarını, aldıkları sanat eserinin sanatçının hangi döneminde ne şekilde ortaya çıktığını, o eserin aslında ne anlattığını bilmek isterler…

M.G.: Tabi bu arada satış anında ben her zaman koleksiyonerin yanında olurum. Sanatçıyı da o şekilde yönlendiririm. Koleksiyoneri kişiliğine, beğenisine göre doğru şekilde yönlendiririm.

Şeref 2

Ş.A.: Bunca yıllık tecrübenize dayanarak sanatçılarla ilgili neler söyleyebilirsiniz?  Kimliğini, çizgisini oluşturmuş olanlar dışında yolun başında olanlarda farklılık ne şekilde ortaya çıkıyor? Sanatçı yetiştirmek diye bir şey var mıdır ya da sanatçı keşfetmek?

M.G.: Evet, sanatçı keşfetmek daha doğru bir ifade. Onlar zaten hocalarıyla okullarda yetişiyorlar, kendilerini geliştiriyorlar. Onların atölyelerine okuldaki etkinliklerine, mezuniyetlerine gitmek, tezlerine, çalışmalarına bakmak benim için büyük bir ödev ve keyif. Yıllarca önseziyle takip ettim. Tabi aralarında belli bir zaman sonra bu uğraşıyı bırakıp farklı alanlara yönelenler oldu.

Ş.A: Özellikle evlenip çoluk çocuğa karışanlar da oluyordur.

Gülüşmeler…

 Şeref 3

 

Ş.A: Genç sanatçıda aradığınız o özel yetenek, belki cevher nedir?

M.G.: Teknik beceri, diyelim. Teknik beceri varsa zamanla genç sanatçının değişimini de sağlıyor. Zamanla her şeyini yapabilir hâle geliyorlar, sanatçı dediğiniz böyle olmalı zaten, kendi kendine yetebilmeli. Bu çok zor bir iş ve sevilmeden, yalnızca para için yapılacak bir şey değil. Biz de öyle kapalı ortamda günün yarısı bazen daha uzun bir zaman çalışıyoruz. Sanatı sevmeyen, bununla mutlu olmayan biri bu tempoya katlanamaz.

Şeref 4

Ş.A.: Peki koleksiyonerlerin eser incelerken, beğenirken ya da beğenmezken duygusal yanı nasıl oluyor?

M.G.: Tabii bazıları önce sadece bir yatırım olarak bakıyor, sonra ilgi alaka kuruyor ve daha sonra bu ilgi sevgiye dönüşüyor.

Ş.A.: Tabii, sanat simsarlarından aldıkları tüyolarla şu işi beş bin liraya alayım, atayım depoya, iki üç senede on bin lira olur gözüyle başlıyorlar.

Gülüşmeler…

 Şeref 5               

Ş.A.: Otuz yılda karşılaştığınız  “bu da mı gelecekti başımıza” dediğiniz en ilginç, şaşırtıcı olay nedir?

M.G.: Sıkıldığınız, üzüldüğünüz şeyler oluyor mutlaka. Ama tabii, bizi şaşırtan en ilginç olay, yıllarca emek verdiğimiz bir koleksiyonerin galeri açıp rekabete geçmesi oldu. Bu sert ve kırıcı bir ders oldu benim için.

Ş.A.: Sanat piyasasındaki ilk yıllarınızla son on yıl arasında koleksiyonerler ve sanatsal gelişim açısından nasıl bir değişim görüyorsun?

M.G.: Son on yıla kadar çok ağır değişimler oldu. İstanbul Modern’in açılması ülkemizde çağdaş sanata çok hızlı bir ivme kazandırdı, diyebilirim.

Ş.A.: Son otuz yıla sanat dünyamız açısından baktığınızda neler düşünüyorsunuz? Günümüz sorunlarına nasıl çözümler bulabiliriz, ne değişse daha iyiye gider ya da tam tersi değişmeyecek diye üzüldüğünüz neler var?

M.G.: Öncelikle basının çok daha fazla ilgi göstermesini isterim. Diyelim ki TRT sanat programlarını arttırabilir. Her geçen gün basında daha az yer bulabiliyoruz, kültür sanat programları gün geçtikçe azalıyor. Eskiden TRT2 vardı, sanat ve sanatçıyla ilgili programlar daha fazlaydı. Şimdi tamamen magazinel yön ön plana çıkartılıyor ancak bir manken, bir dizi oyuncusu bir açılışa gelirse sanatsal etkinlikler televizyonlarda yer buluyor, bu olmazsa sanatçılar veya sanat organizasyonları olmuyormuş gibi davranılıyor, hiç umursanmıyor.

Ş.A.: Evet, devlet desteğinin tam olması lazım, ulusal ve hatta uluslararası büyük sanat fuarı organizasyonlarında, bienallerde vs. sanat desteklenmeli. 

M.G.: Tabi bu şekilde olmalı; ama bizim ülkede farklı ilerliyor bu işler, iyi şeyler yavaş yavaş dönüşüyor.

Şeref 6

Ş.A.: Tabi temelini daha önce atmış, sanat piyasasına girmiş bir galerici olarak 2015 yılı itibarıyla profesyonel kariyerinizin 30. yılınızı kutlayacağınızı söylediniz. Ülkemizde çağdaş sanata yön veren duayenlerle yaklaşık otuz yıldır çalışıyorsunuz. Ne gibi etkinlikler olacak buna dair?

M.G.: Mart-Nisan 2015’te otuzuncu yıl şerefine sanatçılarımızın 1985 yılında yapmış oldukları eserlerden oluşan bir sergi düzenleyeceğiz, kitap da hazırlıyoruz. Bugüne kadar sergi açmış bütün sanatçıların işleri yer alacak, paneller de gerçekleşecek. Galerinin arşivindeki 1980’lerden kalma video işleri sergilenecek. Halil Akdeniz, Bilge Alkor, Özdemir Altan, Mustafa Altıntaş, Beril Anılanmert, Koray Ariş, Özgür ARslan, Mustafa Ata, Tomur atagök, Nancy Atakan, Serkan Bayer, Bedri Baykam, Tülay Tura Börtçene, Bubi, Zahit Büyükişliyen, Nilay Büyükişleyen, Sebahat Çıkıntaş, Bülent çınar, Adnan Çoker, İsmet Doğan, Burhan Doğançay, Jale Nejdet Erzen, Berna Erkün, Candeğer Fürtun, Hüseyin Gezer, Genco Gülan, Meriç Hızal, Gül Ilgaz, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Asım İşler, Nur Koçak, Hüsamettin Koçan, Komet, Can Maden, Zekai Ormancı, Ferit Özşen, H. Avni Öztopçu, Neslihan Pala, Seçkin Pirim, Güngör Taner, Seyhun Topuz, Ömer Uluç, Utku Varlık, Pınar Yeşilada, Erkan Yaprakkıran.

Şeref 7

1987 SERGİ AÇILIŞ AFİŞİ

 

Ş.A.: Bir galeri yöneticisi ve sanat dünyamızın bir aktörü olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

M.G.: Ezber, ya da şekilci programlar değil, insanların zihnini, algısını açacak programlar yapalım. Sanat arşivleri paylaşıma açık olmalı, biz en azından kendi adımıza bunu yapıyoruz.

Ş.A.: KolajART okurlarıyla paylaştığınız deneyimler, bilgiler ve sanat dünyasına kattığınız yenilikler için teşekkür ediyorum. Sanat dünyasındaki otuz yıllık istikrarlı başarınız için de şimdiden sizi kutluyorum, nice yıllara.

M.G.: Ben teşekkür ediyorum, umudumuzu yitirmeden paylaşmaya, gelişmeye devam etmek ümidiyle.

Share Button

Yorumlara kapalıdır