Hakan Erol: Bitmeyen Kavga…

Share Button

Alfred Currier, Abundance, 30x48 cm., t.ü.y.b.

 İnsan, doğası gereği okuyan, düşünen ve sorgulayan bir varlıktır. Okumak bir temel ihtiyaçtır; tıpkı su gibi, ekmek gibi, hava gibi…

Türkiye’de her 6 kişiye 1 kitap düşse de, yukarıda sıralanan kriterler “olması” gerekendir aslında.

Kitap okuyanla, okumayan arasında uçurumlar vardır. Bunu tepeden bir bakış açısıyla veya “elit” bir tavırla söylemiyorum. Ortada bir realite söz konusudur.

Uçurumdan da ötedir aslında durum…

Kitap okumak bir kültürdür aslında. O kültürü oluşturamamış, o kültürün tadına varamamış, onu yaşamamış insan hayata bir sıfır yenik başlamış demektir. Toplumların okuma oranlarına baktığımızda Türkiye’nin bu kadar geri olması mevcut hükümeti ortaya çıkaran koşullardandır aynı zamanda. Okumayan toplumların, dinle -şükretmeyle- ve milliyetçilikle kandırılması kolaydır. Bu nedenle egemen güçler insanların okumasını, düşünmesini istemez. Memleketin durumu bugün biraz da bu… Okumasın, sorgulamasın biat etsin anlayışı.

Kitap okuyan insanın hayata bakış açısı değişir, bir dünya görüşü olur, yaşama isteği artar, insanları anlar, vicdan sahibi olur, düşünür, sorgular… Ve en önemlisi en önemlisi umudunu bulur ve kolay kolay da kaybetmez onu. Ve mücadele eder…

Bundan 4-5 yıl önce elime bir kitap geçti. Nasıl oldu, nereden geldi bilmiyorum ama iyi ki gelmişti!

Mevsimlik işçilerdi kitabın konusu…

Alfred Currier, Glow, 48x60 inç., oil impasto

İlk aşkını unutamaz ya insan,  aynı öyledir okuduğun ve etkilendiğin kitaplar da. Büyük bir tutkuyla ve aşkla bağlanırsın onlara. Sevgiliye duyulan hasreti ve özlemi kitaplarla örtersin bir nevi. Steinbeck’in “Bitmeyen Kavga”sı işte böyle bir kitaptır benim için, kahramanla kendimi özdeşleştirdiğim, onunla aynı duyguları hissetmenin tadına vardığım.

Kitapta sempatizan Jim’in ve parti üyesi Mac’ın mevsimlik işçileri örgütleme ve greve hazırlaması anlatılıyor. Tabi grev varsa “grev kırıcılığı” da vardır orada…  İşte böylesine bir ortamda; işçilerle kaynaşılması, risklerin alınması ve hayatların ortaya konulmasına değiniliyor kitapta.

Büyük bir heyecanla okumuştum ve tek solukta bitirmiştim bu kitabı…

Bitmeyen-Kavga1

“kitap insan hayatında ne kadar önemli olabilir ki?” sorusunu soranlara Bitmeyen Kavga’yı öneririm. Hayatın kendisiyle iç içe geçmiş bir roman…

Kitabın unutamadığım en önemli bölümü ise doktor olmadığı hâlde, işçilerin güvenini kazanabilmek için doktor rolü yapıp, çadırda işçi bir kadının kızının doğumuna yardımcı olması Mac’ın… Hastane’de yer yok (!) denilerek mevsimlik işçilere bakılmaması ve işçi kızının çadırda doğurmaya zorlanması… Hiçbir bilgisi olmadığı hâlde Mac’ın bunu başarması ve Jim’e dönüp: “Mecburdum! Elimize geçen her fırsata asılmak zorundayız. Şans yüzümüze gülmüştü. Bunu iyi kullanmak zorundaydık. Kıza yardımcı olmakla iyi iş yaptık ama ölebilirdi de. Ne var ki, bu riskleri göze almamız şart:” demesi,  romanın bana kalırsa en can alıcı sahnesi.

Her şeyden önce hayatınızda ‘’farkındalık’’ yaratmak istiyorsanız, kavganızı ve mücadelenizi en başta kitap okuyarak verin…  “Bitmeyen Kavga” ile başlayın, eminim gerisi zaten gelecektir…

Share Button
Hakan EROL

Hakkında Hakan EROL

92 yılında İstanbul’da doğdu.Kırklareli Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Müjdat Gezen Sanat Okulu Yaratıcı Yazarlık Bölümünde bir süre okudu. Yazarkafa, Ayı gibi dergilerde Duvar ve Gündemedirne gibi gazetelerde edebiyat üzerine yazıları yayımlanan Hakan Erol, uzun süredir düzenli olarak soL Haber Portalı’nda Serbest Kürsü’de yazmakta. Şimdilerde ise polisiye bir roman üzerinde çalışmakta…

Yorumlara kapalıdır