Hakan Erol: Bir Usta: Orhan Kemal, “Eskici Dükkânı’’

Share Button

eskici_dukkani_2

15 Eylül 1914’te Adana’da doğmuştur Orhan Kemal. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü’dür.

Hayatında çokça zorluklarla karşılaşmıştır Orhan Kemal. Babasının gazete çıkarmasıyla beraber ve İstiklal Mahkemeleri’nde birçok defa yargılanması nedeniyle babasında öldürülme korkusu başlar. Bundan dolayı babasıyla beraber Orhan Kemal de Suriye’ye geçer. Daha ortaokul yıllarında Orhan Kemal yurdundan kısa bir süre de olsa ayrılmak zorunda kalır böylece. Tekrardan yurduna döndüğü zaman ise Adana’ya yerleşip burada işçilik yapar.

O da tıpkı diğer aydın-toplumcu ve halkçı yazarlar gibi hapishaneyle erken tanışır. Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le tanışması ise Orhan Kemal’in hayatında bir dönüm noktası olmuştur.

Yirmi yedi romanı bulunan Orhan Kemal’in öne çıkan romanlarından biridir “Eskici Dükkanı”. Olay örgüsü ve karakterlerin ‘’gerçekçi’’  anlatımı “Eskici Dükkanı”nı hayatımızda önemli bir yere oturtur.

“Romanda başkahramanımız Topal Eskici; savaş yıllarında Trablus’ta bir bacağını kaybetmiştir. Ve bu onun hayatında büyük bir yara açmıştır. Bu nedenle o her yeni tanıştığı insana veya çevresindekilere sık sık ‘Ben Trablus’ta…” diye başlayan cümleler kurar.

İki oğlu bir de kızı bulunur kahramanımızın. Topal Eskici, küçük oğlunu (Ali’yi) daha çok sever, büyük (Mehmet) ve evli oğluna ise sürekli bağırır ve kızar. Ali bu durumdan rahatsız olsa da, yer yer babasıyla tartışsa da Mehmet, kardeşini her defasında sakinleştirir ve ona “babamızdır o bizim, ona her ne olursa olsun saygısızlık yapma’’ diyerek nasihatte bulunur.

Topal Eskici’nin kendi dükkânı vardır. Ve burada iki çocuğuna iş vermiştir. Ancak bir süre sonra baba, Ali’ye dert yanar ve Mehmet’in artık başka iş yerinde çalışması gerektiğini, bu dükkânın bu kadar boğaza bakamadığını söyler. Mehmet’in tuvalete gitmesine dahi tahammül edemez artık Topal Eskici.

13617244_tn70_0

Mehmet bir karar alır, ailesiyle beraber Çukurova’ya pamuk toplamaya gideceklerdir. Ali ise abisine kendisini de götürmesi için yalvarmaktadır. Abisi en sonunda ikna olur ve konuyu babasına açar. Babası, Mehmet’in karşısında ağlar, yalvarır, “ben burada ne ederim, bu sakat hâlimle’’ der ve kendisinin de onlarla beraber gitmek istediğini söyler. Çocuklar da, anne-babaları da ikna olmuştur bu duruma, yalnız bir anlaşma yaparak. Ailenin kazanacağı parayla çocuklar yeni bir dükkân açacaklardır ve babaları da artık kendilerine karışmayacaktır.  Elci’den (ırgatbaşı) avans bile almışlardır ve dokuz kişi yola koyulurlar…

Çukurova’ya vardıklarında inmeye hâlleri kalmamıştır. Sıcak ve yol tüm aileyi yormuştur.

Ayrıca daha ilk gün başlamıştır sivrisinekler… Daha sonra ise sıtma, açlık baş göstermiştir. Topal Eskici ve karısı her geçen gün daha çok yorulsalar da kendilerini hep “çok iyi para kazanacakları’’ yönünde motive etmektedirler.

Topal Eskici’nin kızı Zeliha ise en başından beri pamuk toplama işini istemez. Havalı ve bir o kadar da “gösterişli’’ hayaller kurar. Pamuk işçiliğinin kendisini “küçülteceğini”, köşk kızı olmak istediğini söyleyip durur.

Kendilerini Adana’ya bir kamyonla getiren iki adamdan biri olan Ünal’a ise vurulmuştur Zeliha. Ünal da kızdan etkilenmiştir. Ve kendini şoföre kovdurur. Ünal bu vesileyle aileyle daha çok yakınlaşır, onlarla kalmaya başlar. Topal Eskici’ye her akşam rakı getirir, onun gönlünü hoş tutar. Böylelikle Zeliha’ya bir adım daha yaklaşır. Ali ise Ünal’dan nefret etmektedir.

Günler böyle geçerken aile çok fazla pamuk topladıklarını düşünüp sık sık dinlenmekte ve topladıkları pamukları elciye gösterip paralarını almayı dört gözle beklemektedir.

Güneşin kavurucu sıcağı, sivrisineklerin çekilmez çilesi, yemek bulamama ve en sonunda sıtmaya yakalanma… Ailenin her bireyi tek tek sıtmaya yakalanır, bunun üzerine Topal Eskici’yle, Mehmet’in şiddetli kavgası da eklenince, Topal, elcinin gelmesini beklemeden, sabah şehre dönmeye karar verir.

Mehmet’e yumruk atmıştır Topal Eskici. Mehmet’in ise yüzü morarmış, burnu kırılmıştır. Yine de babasına karşı hiçbir kin beslemez. Ali ise abisini öyle görünce çıldırmıştır. Artık ipler tamamen kopmuştur.

Topal Eskici, karısını, kızını ve Ünal’ı alıp şehre döner. Ama gidişlerindeki dinçlik ve dirençlikten artık eser kalmamıştır. Hasta bir şekilde yataklara düşerler. Topal Eskici’yi ve karısını Ünal ile beraber mahalledeki kadınlar, yardım ederek, tekrar ayağa kaldırırlar.

Topal Eskici iyileşse de oğullarını, gelinini ve torunlarını düşünmekten kendini alıkoyamaz. Üstelik Mehmet’e attığı yumruktan dolayı bin pişmandır.

Ali, Mehmet, Mehmet’in eşi ve çocukları ise pamuk toplamaya devam etmişlerdir. Elci gelmiş ancak toplanılan pamuğu az bulmuştur. Hatta verdiği avansın yarısını bile toplayamadıklarını ve kendisine borçlu olduklarını söyleyip, bir araba dolusu ırgatı oraya bırakarak uzaklaşmıştır.

Mehmet’le, Ali kara kara düşünmeye başlamışlardır. Yaptıkları plan hiç de umdukları gibi gitmemiştir. Üstelik bir de borçlu çıkmışlardır.

Durumları daha da kötüye gitmiş, sıtma hepsini mahvetmiştir.

Şehre döndüklerinde ölümlerine ramak kalmıştır. Topal Eskici, oğullarının bu durumuna dayanamaz, eskici dükkânını satıp elciye borçlarını öder ve oğullarını iyileştirir.

Umut ise hiç bitmez…

Roman emekçi halkın acılarına ayna tutması bakımından eşsiz bir değere sahiptir. Ekonomik zorlukları, geçim sıkıntısını, açlığı, sefaleti, hastalığı ve bireyin iç sıkıntılarını-çatışmalarını okuruz Eskici Dükkânı’nda.

Ama her şeyden önce umudun romanıdır bu…

Orhan Kemal’in toplumcu-gerçekçi bir anlayışla kaleme aldığı bu romanı bir solukta okumanız dileğiyle…

 

NOT: Orhan Kemal’in ailesi, 1971’den itibaren her yıl ‘’Orhan Kemal Roman Ödülü’’ ismiyle ödül veriyor. Bu ödülün ilki 1972 yılında Boynu Bükük Öldüler romanıyla Yılmaz Güney’e; sonuncusu ise 2014 yılında Çıplak ve Yalnız romanıyla Hamdi Koç’a verilmiştir.

Share Button
Hakan EROL

Hakkında Hakan EROL

92 yılında İstanbul’da doğdu.Kırklareli Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Müjdat Gezen Sanat Okulu Yaratıcı Yazarlık Bölümünde bir süre okudu. Yazarkafa, Ayı gibi dergilerde Duvar ve Gündemedirne gibi gazetelerde edebiyat üzerine yazıları yayımlanan Hakan Erol, uzun süredir düzenli olarak soL Haber Portalı’nda Serbest Kürsü’de yazmakta. Şimdilerde ise polisiye bir roman üzerinde çalışmakta…

Yorumlara kapalıdır