Sabahattin Şen: Sanat ve Görecelik

Share Button

S.5 buyuk_picasso_sword

Bizler sanatı anlaşılır mı kılmak istiyoruz yoksa anlaşılmaz mı? Bizim anlaşılır kılmamızın değeri, sanatın yapısı içinde bir değerlendirme yapabilirsek vardır. Onun dışında bilinmezliklere boğarak işin içinden çıkılmaz duruma getirilirse sanat da içinden çıkılmaz duruma getirilir. Sanatın kendisinde bir değişiklik olmayıp olduğu yerde dursa da kafaların karışmasıyla sanatın gerçeği ve yeri anlaşılmaz olur.

S.2

Sanırım birçoğumuz sanatın anlaşılır olduğunu değil de anlaşılmaz olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz. Sanatla ilgisi olmayan birçok çalışmayı sanat sanıyoruz; sanat sanılmasını isteyerek insan güzelliğini yansıtan sanatı çirkinleştiriyoruz. Sanatın bir üst yapı kurumu olduğu da düşünülecek olursa sanatı anlamanın oldukça zor olduğu da görülür. Birçok kişi bu zorluğu kötüye kullanmaya kalkar; kalkmış ve kalkmaktadır. Sanat ve insan duyarlılığının iç içe olması nedeniyle oldukça karmaşık görüşlere de neden olur. Kimi zaman tutarsızlıklarla işin içinden çıkılmaz duruma getirilir. Oysa sanatın kendi yapısını oluşturan tutarlı bir yolu vardır. Anlaşılması zor olabilir; zordur da… Bu nedenle kafamızı karıştırabilir. Tutarlılıkla tutarsızlık arasında bocalayabiliriz. Her yapıt herkesin anlamasına yönelik düşünceyle ortaya konmaz. Sanatçı kendine özgü bulduğu, bir başkasına benzemeyen, kendinden öncekilerden daha başka evrensel çizgide yeni özgün yapıtlar ortaya koyabilir. Bizlerin karar vermesini güçleştirebilir. Her zaman çok sık karşılaşılan bir durumdur. Kim tutarlı, kim tutarsız sorusuna yanıt bulmanın yarattığı soruna çözüm ararken çözümsüzlüğe de batabiliyoruz.

S.3. 1280px-El_Greco_(Domenikos_Theotokopoulos)_-_Laocoön_-_Google_Art_Project

Böyle durumlarda sanatı yozlaştırmak kolaylaşıyor. Tutarlı olup olmadığına bakılmaksızın değerlendirmenin içine sanatın göreceliği olduğu düşüncesi kondurulur. İşte bu noktada sanatı konuşmanın bir anlamı kalmıyor. Tutarlı bir düşüncenin tutarlı dayanakları vardır ve böyle bir anlayışın göreceliği de olmaz. Sanatın anlaşılmasında karşılaşılan sorunları sanatın tutarlılığındaki bir yerde aramak yerine tam anlamıyla tutarlılıktan uzak bir anlayışla “göreceli” diyerek yozlaşmayı yamamanın, bulaştırmanın sanatla hiçbir ilişkisi yok. Sanat göreceli değildir. Kimilerini ve kendini kurtarmak isteyenlerin sanatla ilgisi olmayan bir can simididir. Köşeye sıkışınca bu yola başvurarak hemen göreceliğe sarılıverirler. Böylece yozlaşmanın kapıları da ardına dek açılmış olur. Gerçeği, bul bulabilirsen…

S.4. 1280px-Van_Gogh_-_Starry_Night_-_Google_Art_Project

Sanatta çok iyi şeyler biliyormuş gibi sanatın göreceli olduğunu savunanlar kendilerini savundukça sanata ne denli yanlış yakıştırmalar yaptıklarını bilmeden boşuna konuşmayı da seviyorlar. Kendini, sanatı bilen, anlayan biri konumunda olduğunu sanıyor. Karşısında sanatı anlamayan biri varsa onun konuşmalarının ne denli yanlış olduğunu anlayamaz. Bu durumdan da çok iyi yararlanmasını bilen çok sayıda gözü açıklar var. Çok iyi bilene karşı da konuşmaktan çekinmiyorlar. Karşısındakini sanatı anlamadığına varıncaya dek suçlamalarla konuyu dağıtıp başka yönlere çekme deneyiminde ustadırlar. Ne denli yerin dibine battıklarını da anlamıyorlar; karısındakini nasıl olursa olsun alt etmektir düşünceleri. Sanat yerine yozluğun savunucusudurlar. Köşeye sıkıştıkça da saldırı başlıyor. Ne derece saldırılırsa saldırılsın, ne derece görecelik savunulursa savunulsun sanatla ilgisi olmayan bir çalışma sanatlaşmıyor. Ortada sanatla ilgisi olmayan çalışma sanatla ilgisinin olmadığını çok iyi anlatsa da anlaşılmayacak bir şey olmasa da anlaşılmamış gibi yaparak görecelikte aranıyor kurtuluş. Sanatın gerçeğini anlamadan yapılan savunmalar ne sanata ne de yapana hiç bir şey kazandırmıyor. Üç beş temelsiz düşünceyle sanatı savunmaya kalkanlar topluma ve insana zarar vermekten öteye gidemezler. Bunu göze alanlara şaşmamak da elde değil.

S.5. MALEVICH 2_Jim Sammon

Anlaşılmayan sanatsal çalışmaların eninde sonunda tutarlı bir yerde olduğu görülür. Sanatın geçmişinde buna ilişkin çok acıların ve sorunların yaşadığını bilmekteyiz. Sık, sık Bosch ve El Greco’dan söz ederim. Sanat dünyası bu iki sanatçıyı anlamak için biri için dört, diğeri için aradan üç yüz yıl gibi bir zamanın geçmesi gerekiyordu. Yine çok acı ve çok iyi bildiğimiz Van Gogh’un yaşadığı korkunç bir yaşam da var sanatın geçmişinde… Picasso’nun Kübizm çalışmaları da başlangıçta sanatın dışında bırakılmak istendi. Malevich’in siyah ve beyaz karelere varması da çok şaşırttı sanat dünyasını. Beuys da anlaşılmayanların içinde yaşadı uzun yıllar. Hiç biri ne göreceliği savundu ne de sanatın dışında bir yerdeydiler. Anladığını sandıklarımız anlayamamıştı. Onlarsa sanatın içinde olduklarını çok iyi biliyorlardı. Yaptıklarının sanatın çizdiği yolların dışına çıkmadığını anlamak zor olsa da anlaşıldığında da göreceli değil, sanatın geçmişinden bugüne dek varlığının temelleri üzerinde olduğu anlaşıldı.

S.7

Bir çalışmaya “göreceli” demeden önce kendimizin sanatın neresinde olduğumuzu gözden geçirmemiz daha sağlıklı… “Göreceli” diyerek sanatla ilgisi olmayan çalışmaların da sanatın içinde olduğu karmaşasını yaratmak sanat adına sağlıksızlıktır. Genelde “göreceli” sözcüğünü kullananlar kendilerini ve yapılan işi kurtarmak için kullanıyorlar. Eleştiri istemiyor; gerçeği de görmek istemiyor. Kimi de gerçekten sanatın gerçek yapısını hiç anlamıyor.

Buraya koymuş olduğum çalışmalar sanatçıların son yıllarda yaptığı çalışmalardan alınmıştır. Ne olduğunu anlayamayacağımız, “Böyle de örüşe göre değişen sanat mı olur?” diyeceğimiz çalışmalar olabilir. Göreceli olmadıklarıysa kesin. Herkese ve her görüşe göre değişen çalışmalar değil. Sanatçıların sanatın içindeki değerlerden kaynaklanan yapıtlarıdır.

Share Button

Yorumlara kapalıdır