Umut Yalım: Artık Fenerbahçeli Bir Şâir Mümkün mü?

Share Button

Fenerbahçe

Hâkikat, gerçeğin arkasına saklanır. Sanat ya da şiirin gerçekle işi olmaz. Sanat, özellikle de şiir, gözlerini kapayınca gören bir insan gibidir. Zâhirî olanı reddetmek sanatçının ya da şâirin en öncelikli görevidir çünkü bir tek sanatçı ve şâirler gerçeğin peşinden koşmazlar.

Fenerli olmayı, 3 Temmuz Öncesi ya da Sonrası diye ikiye ayırabiliriz. 3 Temmuz Öncesi, Fenerli biri sâdece Fenerbahçe’yi tutarken, 3 Temmuz Sonrası Fenerbahçe’yle denk Aziz Yıldırım’ı da tutmaya başladı. Bir taraftar için taraftarlıktan uzaklaşmanın ilk ve en büyük göstergesi sanırım budur: Tuttuğu takımı kişiyle özdeşleştirip, aidiyetine o kişiyi ortak etmek. Oysa ki, takım tutmak, Allah – kul arasındaki bağ gibi biriciktir. İnsan, dinini değiştirebilir ancak Allah’ını değiştiremez. İnsan; dinini, dilini, işini ve eşini değiştirebilir ancak takımını değiştiremez. Bu, 3 Temmuz Sonrası, Fenerli için değişti. Tek hâkikati Fenerbahçe olması gereken Fenerli, Aziz Yıldırım gerçeğine tutsak ve teslim oldu. Biricikliğini yitirip kişileşti; yâni, avamlaştı. Nasıl toplu ahlâk, o toplumu yozlaştırır ve avamlaştırırsa, biricikliğini yitirmiş bir sevgi de yozlaşır ve avamlaşır. Özünde, Fenerli’nin yaşadığı süreç 3 Temmuz süreci değil, deminden beri söz ettiğim bu avamlaşma sürecidir.

Aziz Yıldırım

Şiirin avamla ya da avamlaşmayla ilişkisi olabilir mi? Olamaz çünkü şiir genelle, genellemeyle ya da toplu hiçbir duygu düşünceyle yapılamaz. Şiir, takım tutmak gibi biriciktir. İnsan, şâirini değiştirebilir ancak şiirini değiştiremez. “Değiştirdim” diyorsa, o kişi yaradılışını başka bir gerçekliğe teslim etmiş ve kendi hâkikatinden kopmuş demektir. Şâir, şâirliğini ya da okur şâirini başkasıyla ikâme edebilir ancak asla şiirini değiştiremez. Anca kişi avamlaşırsa, bu sorun ortaya çıkar. Avam kişi şiir yazabilir ama artık şiir yapamaz. Fenerli şâir meselesi de tam da burada başlıyor. 3 Temmuz Süreci, Fenerli’yi, yâni doğal olarak Fenerli şâiri avamlaştırdığı için Fenerli bir şâirin yazdığı şiir de ne yazık ki avama yenik düştü; düşüyor. Burada, Kelime meselesi ortaya çıkıyor. Günlük dille şiir yapılamaz anca yazılır çünkü şiir sözcükle değil sözle yapılır. Söz, hâkikatin gözbebeğidir. Sözcüklerle anca gerçeği tâtmin edebilirsiniz. Hâkikati ise sözle. 3 Temmuz Süreci’nin sözü değil sâdece sözcükleri vardı. Fenerli bir şâirin ta o zaman ilk dikkât etmesi gereken şey de özünde bu idi: Sözcüğe yenik düşmemek. Ne yazık ki, düştü ve avamlaştı.

Peki, Fenerli bir şâir şimdi ne yapmalı? Tanrıcık gibi birine ne yapması gerektiğini söylemek tâbîi ki büyük ve ağır bir hâdsizlik. Ancak, burada söz konusu şiir olunca ve şâirlik iddiâsı vücûda gelince bir şeyler demek gerekiyor. İnsanın kişiliği tuttuğu takımı belirler. Belli kişilikteki insanlar belli takımları tutarlar çünkü nasıl insanların yaradılışları varsa takımların da yaradılışları vardır. Fenerbahçe’nin yaradılış hikâyesi ve serüveni 3 Temmuz Sonrası ciddî bir biçimde değiştirildi. Fenerbahçe’yi ifâde eden kelimelerin arasına başka kelimeler de eklendi. Hiçbir kelime başka bir kelimenin yerini tutamaz; her kelime biriciktir. En başta söz ettiğim hâkikatle gerçeklik arasındaki fârk gibi. Fenerli, gerçekliğe teslim ve tutsak oldu derken, bundan, Fenerli şâirin etkilenmemesi kuşkusuz ki olanaksızdı. Çünkü, Fenerli şâirin kullandığı söz ve söz dağarcığı gerçeğe teslim olup sözcüğe dönüşünce Fenerli şâirin yazdığı şiir gözlerini açtı. 3 Temmuz Sonrası kendisine eklenen lûgât ve ifâde biçimi bunun en büyük nedeni çünkü o süreçte hâkikati aramak yerine gerçeğe teslim olan Fenerli şâir de o lûgâte katkıda bulundu. Burada demek istediğim, konuyla ilgili destekleyici ya da yerici şiirler yazma meselesi elbette ki değil. Dillendirmeye çalıştığım mesele, süreç içersinde Fenerli bir şâirin hem Fenerli hem de şâir olamayacağıydı çünkü süreçte hakikatle gerçek kavga ediyor ve gerçek kazanıyordu. Fenerli şâir, ya gerçeğin yanında yer alıp Fenerli olacaktı ya da hakikati aramayı sürdürüp şâir olarak devâm edecekti. Ancak, zâhirî olarak (ne yazık ki) gerçek hâkikatten daha güçlü olduğu için, Fenerli şâir Fenerli olmayı seçti. Kanımca, Fenerli biri hâlâ güzel bir şiir yazabilir ancak bir daha hâkikî bir şiir yazamayacak; yâni yapamayacak çünkü şiir, Fenerli’yi çoktan terketti.

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır