1/10, CKM Sanat Galerisi, (20 Ocak – 20 Şubat 2016)

Share Button

1/10

1/10 SERGİSİ

Mustafa Orkun Müftüoğlu
Geriye, bu güne ya da arda kalan nedir diye bir sorgulama yaparak sonrasını kurgulamak sanatçıların ya da sanatın ana sorunsalı olmamakla birlikte bu olgu her yerde sanatla bağlantılı olan herkeste bir yargı oluşturma bağlamında yer almaktadır.  Belkide önce olanla, şimdi ve olacak olan arasındaki süreçlerin tanımlanması ve anlamlandırılması sanatçıların konumlanmasında önemli bir etken ve bir hat oluşturmaktadır.

Tam da bu, bilinçli ya da bilinçsiz konumlanma gayreti buna iten ana faktörlerle sanatın yüzeysel bir olgu olarak yeniden varlık kazanmasına zemin oluşturmaktadır.

Sanatçıyı çevreleyen etkin bir şekilde dış faktörlerin oluşturduğu “zahiri çember” yüzeysel/yapay sanat üretimlerinin ortaya çıkmasında sanatçıyla beraber esas aktör olarak rol oynamaktadır. Esasen zahiri çemberi sezmek ya da fark etmek bugün sanatın ya da sanatçının konumlandığı yeri anlamak ya da anlamlandırmakla eşdeğer olmaktadır.

Aynı zamanda da çemberin içinde kalma arzusu elde edilmiş olan değerleri kaybetme korkusuyla özdeşleşmektedir. Çoğu kimse kendi pozisyonunu koruma adına çember içinde sabitlenmeye çalışmakla birlikte; yüzeysel, suni ve kaygan zeminde alan hesabı yapmakta sanata odaklanma önceliklerini ötelemekte, sanatı önemli önemsiz, değerli değersiz, iyi kötü gibi olgularla da eşleştirerek sanatta/sanatla var olma sorunsallarını hiçe sayarak bu konumlanmayı kendilerine hedef almaktadır.

Yine bu sabitlenme, alan oluşturma heves ve gailesi çemberin farklı bir yöne kayması ya da yönlendirilmesi ile kursakta kalmakta yeni vaziyet planları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla sanatçı farkında olmadan ya dışarıda kalmakta ya da çemberin hareketine göre koşusunu, ritmini ve olgularını düzenlemekte, özü kaçırmaktadır.

Tamamen çemberin dışında kalan fakat içeriye dâhil olmak için adım atanlar da aslında çemberi var edenlerin oluşturduğu aurayla da yönlenenler olmaktadır. Sanatçı kendi öznesini yani varlığını hiçleştirmekte ve yok etmekte, dolayısıyla sanat da kendi nesnesini kaybetmektedir. Sonuçta, tüm bu paradoksal durumlaryüzeysel ve suni bir şekilde “bir sanat olgusu” nu da oluşturmaktadır.

Buraya kadar olan ifadeler, bir algısal durum ve bir saptama olarak ortaya çıksa da, sanatın ne olup ne olmadığıyla bugün doğrudan bağlantı oluşturmaktadır.

Sanatçıyı yönlendiren, etkileyen, sınırlayan, kısıtlayan etkenler her zaman her dönem olmuştur bu gün de var olmakla beraber olacaktır da. Fakat bugün için, samimi olmayla oluşan inandırıcılık yok sayılır halegelmekte ve getirilmektedir.

Yapıt üzerinden yol alınırsa bugün için geriye kalan iki temel etmeni de sanki azıcık da olsa göz ardı etmemek gerek. Bu etmenlerden birisi, içinde bilinç dışı süreçler olsa da, yapıtın sanat yapma amacıyla ya da bilinciyle oluşturulmasıdır. İkinci en önemli etmende sanatçının varlığına dair ipuçları – aklı, duygusu, dünyaya bakışı, hissiyatları, takıntıları, hassasiyetleri gibi kendisine dair olandır. Bu varlık değerlerini yapıttan/nesneden çektiğimizde geriye ne kalır? Oluşan ya da oluşturulan zahiri çemberin ya da başkalarının varlık sebep ya da değerleriyle yol almak sanat ve sanatçı için ne kadar ehemmiyet arz etmektedir? Cevabınıda içinde barındıran bu iki soru beklide sanatla ilgili-ilintili herkesin az da olsa hissetmesi/ fark etmesi gereken olgular olarak durmaktadır karşımızda.

Yeni zahiri bir çember ve değerler oluşturma gayretiyle yan yana gelmemiş 1/10 adlı sergideki sanatçılar, tabii ki zahiri çemberden herkes gibi etkilenmekle birlikte, kendi varlık izlerini eserlerinde nesnelleştirme uğraşları yapıtlarında izlenmektedir.

Ceyda Güler’in biçimsel birimlerle oluşturduğu soyut dünyası, Ayça Karaca’nın kaotik ekspresyonu, Derya Ülker’in insan toplum eksenindeki sorgusu, Veysel Kurucu’nun doğa ve insana kurgusal ve analitik bakışı, Ekin Akalın Kurucu’nun insan ve nesneyi realist bağlamda irdeleyişi, Zeynep Bingöl Çiftçi’nin doğa sevgisi ile kurgusal-romantik ifadeciliği, Deniz Gökduman’ın insan eksenli kavramsal ifadesi ve lirizmi, Umut Kayapınar’ın soyut dışavurum biçimselliği ile haykırışı, Güliz Baydemir’in insansız mekanlarda yalnızlık duygusu ve Mehmet Göktepe’nin janr resmine odaklanışı ve insan ifadesini vurgulayışı 1/10 adlı sergideki yapıtlarında kendi varlıkları-kendi çemberlerini oluşturma gayretleri bağlamında anlam kazanmaktadır.

1/10 adlı sergideki bu 10 sanatçının (Ayça Karaca, Zeynep Bilgöl Çiftçi, Ceyda Güler, Derya Ülker, Ekin Akalın Kurucu, Güliz Baydemir, Mehmet Göktepe, Umut Kayapınar, Veysel Kurucu, Deniz Gökduman) varlık sorunsallarını sorgulamak, anlamak ya da hissetmek için 20 Ocak-20 Şubat tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki eserleriyle yüzleşebilir ve zahiri çemberin neresinde olduklarını ya da olduğunuzu irdeleyebilirsiniz.

CKM-SANAT GALERISI-1,10 KARMA RESIM SERGISI-2016_FACE KARE

Share Button

Yorumlara kapalıdır