Derviş Ergün: Bilgi Kirliliği

Share Button

           Patricia Piccinini

Son günlerde toplum önünde olan sanatçı ve ya diğer kişilerden, kendi kültürüne efendisinin ağzıyla konuşan küçümsemeler duyuyoruz. Doğal olarak bizde bu yanlış bir tavırdır diyeceğiz elbette. Küresel gücün kültürel özelliklerini ülkemiz için de geçerli olan dayatmaları karşısında çözülen aydınlar için; aydın kimdir? Kime aydın denir? Aydın nasıl olunur? Aydınlanma ile aydının bir ilişkisi var mıdır? Küresel güç karşısında aydın niçin çözülüyor? Aydınlarımız niçin batı kulübünden kendini ayıramıyor? Aydın ihaneti niçin önemseniyor? Bir ülkeyi aydınlar mı kurtarır? Aydınların inandırıcılıkları nereye kadar sürer? Dönmeler hala aydın sayılır mı? gibi sorulara cevap veren bir yazı hazırlarken, önceliği bilgi ve bilgi kirliliği öne çıktı. Böylece öbür ayın yazısını da ağzımızdan kaçırmış olduk.

Derviş Ergün, Vatanadaş

Bilgi kirliliğini deşifre etmek için o bilginin gerçekten kirli olup olmadığını sınayabilecek bilgiye sahip olunmalıdır… Bu ayıklamayı yapabilmek için ilk başta tarafsız eleştiri olgunluğuna erişmek gerekir. Edinilen bilgi ve deneyimlerin ne derece sindirilip idrak edildiği, eleştirel bilgiye nasıl yansıdığına geri beslenerek, çıkarılacak özette aranabilir. Son kertede tekrar gözden geçirilen eleştirel bakış, doğru içinde mevcut olan doğal sapma hata payını gözden geçirmek içindir. “Ben öyle demek istemedim” ve ya “sen beni yanlış anladın ben aslında şöyle demek istedim” gibi düzeltmeleri çok duyarız. Bunun anlamı sarf edilen bilginin, doğru karşısında tutunamamasından kaynaklanır. Çoğu zaman anlık duygusal tavırlar, taraf tutma alışkanlıkları, zaaf ve kompleks gibi bastırılmış duyguların devreye girmesi, vb nedenler, edinilen bilgi ve deneyimleri devre dışına iter. Ve bu bakış tarzıyla eleştiri devreye girer ki bazen kirli bilgi aklanır, tertemiz bilgi kirlenir. Ancak bu tavır aklın doğru karşısında bilgiye muhalefet edebilme becerisine bağlı olarak aşılabilir. Diğer bir yanlış eksik bilgilenmedir. İlk defa elde edilen bir bilgiye teslim olmak ya da o bilginin tesiri altında yapılan analizin tamlığına güvenmek gibi. Bilgiye kuşkuyla yaklaşılması gerekir düşüncesini, yine başka bir bilgi tetikler. Bilginin aşılması noktasında gösterilen manasız direnç elde var olan bilginin doğruluğuna olan güvenin yitirilme korkusundandır. Bilgi edinimiyle taraf tutma arasında oluşan geçirgenlik tam bu arada başlar. Doğru kabul edilen bilginin yanında yer alarak o bilginin militanı olmak, o bilgiyi dogma olarak görme anlamına gelir. Bağımsız bilgilenme metodunun hayata geçirilememesinin asıl sebeplerinden birisi budur.

Wang Ruilin

Böyle durumlarda bilginin sloganlaşması kaçınılmazdır. Bir sonraki aşamada bilginin sloganlaşması, bilginin metalaşmasına dönüşecektir. Metalaşan bilgi; bilginin içinde barındırdığı tez, anti tez eleştiri kuramını askıya alan bilgi olduğundan, bu bilgiye ya tarafsındır ya da karşısındasındır. Bu anlayış siyasi ergin tam istediği ortamdır. Sistemli bir öğreti ile metalaşan bilginin tabana yayılmasıyla kendilerine politik bir rezerv oluşturacaklardır. Sloğanlaşan bir düzine bilgiyle milyonlarca insanı yönetmek çok kolay hale gelecektir. Bilgi yoğunluğu karmaşası içinde öne çıkan sloğanların siyasi argüman olarak günümüzde nasıl kullanıldığını görüyoruz. Bu gerçeğin arkasındaki asıl nedeni,  Post-modern düşünce ikliminde öne çıkan iki gerçeği doğru okumak gerekir. Birincisi yoğun bilgi bombardımanı ile bireyi sersemleten kirlilik, diğeri bu karmaşadan sıyrılıp öne çıkan slogan bilgiyi bir yaptırım aracı olarak kullanan kirlilik. Yani bilginin idrak edilmesi değil bilginin nasıl algılandığı meselesidir. Bu durum gerçek bilgiye ulaşmaya gerek duymayan bir ahlakı aşılamaktadır. Bu yozlaşma bir toplumun geleceği için çok tehlikelidir. Temel bilgiden yoksun bireyin algısını yönetmek çok daha kolaydır. Totaliter rejimlerin uyguladıkları yöntem de tam bu algı psikolojisidir. Gerçeğin bilgisi değil algının gerçeği pazarlanmaktadır.

Walker Evans

Post-modern düşünce sisteminin inandırıcılığı kalmadı, yani şapka düştü kel göründü. Kendileri açısından yapılacak tek bir yol var bilgi kirliliğini olabildiğince yaymak, toplumlar arasındaki kültürel farklılıkları derinleştirmek ve bu karmaşadan çıkar sağlamak. Ve uygulamalarıyla küresel ölçekte toplumları nasıl yozlaştırdıkları, değerlerini nasıl alt üst ettikleri gayet açık görülüyor. Ancak toplumlar başlarına gelen tehlikeyi önleyebilecek olgunluktan çok uzak olduklarından, kan ve gözyaşı Müslüman coğrafyaya yayılmış durumda. Müslüman coğrafya dogma düşünce ikliminden çıkma niyeti göstermedikçe, küresel güç gelecek yüz yılı garantilemiş demektir. Kapitalist dünya geleceğini ancak bu yaptırımlarla hayatını sürdürebileceğini açık bir dille anlatıyor, anlayana. Bu düşüncelerin aktif halde kalması ve dünyada itibar kazanması için destek fonları kuruldu. Bu fonlardan nemalanan yeni bir sınıf ortaya çıktı. Bu sınıfa dâhil kişiler orta ölçekli bir fabrikadan daha fazla gelir elde eder hale geldiler. Kimler arasından seçildi bu akilli kişiler; mezhepçi, etnik ayrımcı, gazeteci, siyasetçi, akademik görevde olan, spor ve sanat çevresinden, yazar, çizer takımından ve solculardan. Toplum önünde model oluşturan ya da oluşturacak bu zatların itibarı üzerinden, sözü edilen programın toplumları etkilemesi veya ikna edilmesi istenir. Ödenen yüksek ücretler bu görev içindir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır