Özgen Yıldırım: Anıt Ormanı: Hakan Kırdar Sergisi

Share Button

Hakan Kırdar, Nazar, Ø 90 x 30 cm., Keçe,  2015

Sosyolog&Sanat Yazarı
ozgenyil@gmail.com

 İçine doğduğun dil, yetiştiğin coğrafya ve kültür, her biri seni sarmalayarak edindiğin kimliğin birer parçasını oluşturur. Önce çevrenle kurduğun karşılıklı bağ sonrasında kendine yönelmenle birlikte kimlik algısının da gelişmesiyle, ait olma ve güvende olma duygusunu pekiştirir. Bireysel kimlik kazanma,toplumsal süreçte Durkheim’ın kolektif bilinç olarak nitelendirdiği durumda ortak inanç ve değerler ile duyguları kapsamaktadır.  Modern anlayışın içinde rağbet görmeyen kavram, gelenek kavramıyla da aynı kaderi paylaşmaktadır. Ortak inanç ve değerler, modern toplumların yitirdiği ve yerine başka bir şey koyma çabasından muzdarip topluluklar olarak ayakta kalmaya çalışan insanlardan oluşmaktadır. Modernleşme çabaları ilerleme ve bireyselleşme ile devam eden süreçlerde, açılan boşlukları teknoloji ile doldurmaya çalışırken insanı ise bir nesneye bağımlı olma davranışıyla kontrol altında tutabilmektedir. Bağımlı olma, kişisel ve toplumsal tarihinden kopma anlamında geleneğini terk etme ile sonuçlandığında, uyuşuk insan prototipi zaten istenilen kıvama gelmiş olmaktadır. Kimlik olgusu ise artık yalnızca sözsel ifade edilen, anlam yitimine uğramış bir sözcükten öteye geçmemektedir. Sistem dediğimiz her şeyin içinde zuhur eden yapı, geleneği ve kimliği ancak yok etme, ortadan kaldırma ya da tamamen dönüştürme ile gerçekleştirir. Bir süre sonra ise hafızadaki bilgiler önce birer kırıntıya sonrasında ise yaşanmamışlığa dayar kendini. Bağımlı olmak, müptela olmak sistemin bir insana, topluluğa ya da topluma yaptığı en görünmez en tehlikeli şiddet türüdür, ancak kendini en masum gösteren de yine o’dur.

Hakan Kırdar, Bayrak, 85 x 120 cm., Kumaş Üzerine Kömür Tozu, 2015

Sanatçı Hakan Kırdar’ın Sanatorium’da gerçekleşenAnıt Ormanı sergisi, yukarıda değindiğim gelenek ve kimlik olgularının sistem tarafından nasıl manupule edildiğini ve başkalaştığını gözler önüne sermektedir. Sanatçının odağına aldığı mekân İzmir de bulunan Uluslararası İzmir Fuarı’na ev sahipliği yapan Kültür Park’tır. Kültür Park şimdilerde eğlence ve park alanı olarak İzmir’in gözde mekânlarından biridir ancak mekânın tarihsel geçmişi bambaşka bir hikâye ile özdeşleşmektedir. 1922 İzmir büyük yangına kadar bu mekân “Haynots” olarak adlandırılan bir Ermeni mahallesidir. Büyük yangında oldukça zarar gören ve yıkılan bu mahalle, yangın sonrasında yeniden kurulma şansını maalesef kaybetmiştir. Aynı zamanda ermeni kültürüne özgü gelenekler ve kimlik olgusu da yangınla birlikte yitip gidenler arasında kalmıştır. Sistem üzerine düşeni yaparak bu mekânı elbette dönüştürmüştür. Fuar alanı geçmişten günümüze eğlence kültürünün birer parçası olurken geçmişine ait hiçbir izi bünyesinde barındırmamaktadır. Sanatçı Kırdar, bu noktada geçmişe atıf yapacak bir takım sanat çalışmalarını realiteye geçirmiştir. Her biri tarihsel bir ipucu niteliğinde olan çalışmalardan, kül ve kil malzemeden yapılmış Kültürpark’ın Kapıları (9 Eylül), Kültürpark’ın Kapıları (Lozan), Kültürpark’ın Kapıları (26 Agustos), Kültürpark’ın Kapıları (Cumhuriyet), Kültürpark’ın Kapıları (Montrö) Anıt Ormanın giriş kapılarını imgeleyen çalışmalar olarak ortaya çıkmaktadır. Sanatçı Kırdar, sonrasında Yangın Mahali ismini verdiği kömür malzemeden hayata geçirdiği yerleştirmesiyle zifiri karanlık içindeki dokulara dikkati çekmektedir. Yine Bayrak isimli duvara yerleştirmesinde kumaş üzerine kömürle müdahale eden sanatçı devlet/sistem olgusuna atıfta bulunmaktadır. Değiştirici ve dönüştürücü gücü temsil eden bayrak, sanatçının galeri mekânının tabanına kömürle yazdığı “Haynots” isimli yerleştirme ile neden ve sonuç ilişkisini doğrudan kurmaktadır. Buluntu nesneler ve kül malzemeyle oluşturulan Hav isimli yer heykeli ise sanatçının yangında yok olan mahallenin kültürüne özgü değerleri oluşturan hayvan figürleri, çiçek, oyuncak bebek gibi objelerle, militarizme özgü desenleri bir araya getiren sanatçı ortaya oldukça düşündürücü bir çalışma koymuştur. Her bir obje ve objelerin biraradalıkları, yokoluşla ilgili bir hikâye anlatmaktadır.

Hakan Kırdar, Hav  Hav, 400 x 240 x 15 cm., Yer Heykeli Buluntu Nesneler ve Kül , 2015

Anıt Ağaç Frotajları, Payandalar, Yalıçapkını, Nazar, Kültürpark ile ilgili dökümanlar, Kültürpark’tan Görünümler, Deney Masası ve Anıt Ormanı Ses enstalasyonu, sanatçının hafızalardaki bilgi kırıntılarına ulaşmamızı sağlayan diğer sanat çalışmalarını oluşturmaktadır. Yitip gidenlerin yeniden hatırlanması, kişisel ve toplumsal tarihimizle yeniden bağ kurmamız ve aidiyet duygularımızı yeniden canlandırmamız açısından atılması gereken önemli bir adımdır. Sanatçı Kırdar Anıt Ormanı ile bu adımı atarak kapıları açmış bulunmaktadır.

Hakan Kırdar, Kültürpark ile ilgili dökümanlar

Sergiden Genel Görünüm

Sergiden Genel Görünüm

Share Button

Yorumlara kapalıdır