Hülya Küpçüoğlu: Fahri Özdemir ‘Bu şehirden kazandıklarımızı bu şehre vermek gibi bir derdimiz var’

Share Button

hakkimizda-team

 

İzmir’de yaklaşık 2 sene önce kurulan Folkart Gallery,  şu sıralarda Suriyeli şair Adonis ve Türk çağdaş sanatının önemli temsilcilerinden Habip Aydoğdu’yu ağırlıyor.  Proje direktörlüğünü Fahri Özdemir’in yaptığı ‘Kan Kırmızı’ adlı serginin küratörü ise Zeynep Yasa Yaman. Sergide, sanatçıların ortak ürettikleri işler, hem kendi disiplinlerine hem de ortak bir paydaya işaret ediyor. Bu ortak payda, Orta Doğu’nun derin tarihi yanı sıra günümüzde yaşanan savaş dönemine, şiddete, yaşamdan veya topraktan kopuşlara, ayrılıklara işaret ediyor. İçinde yaşadığımız şu günlerde iki farklı disiplinin ve iki farklı kültürün bir aradalığı ortak bir söz söyleme, birleştirme ve barış adına önemli bir rol oynuyor. Sergide, sanatçılar birbirlerinin ürettiklerine müdahaleleri, kaligrafik, imgesel ve çizgisel titreşimlerle tuval ya da kağıt yüzeyinde uyumlu ancak farklı, renkli ama sesli, toplumsal ama bireysel, gerçek ama düşsel, gergin ama çelişkili ilişkiler ve ikilemler üzerinden sözünü söylüyor.

26 Aralık’a kadar izlenebilecek olan ‘Kan Kırmızı’ adlı serginin proje direktörü ve her iki sanatçıyı bir araya getiren, projenin oluşmasında önemli katkıları olan Fahri Özdemir ile Folkart Gallery’nin kuruluşu, bir galeri olarak izledikleri yol ve projeleri hakkında konuştuk.

img_0103

Hülya Küpçüoğlu: Folkart Gallery ne zaman ve nasıl kuruldu?

Fahri Özdemir : Yaklaşık 2 yıl önce bir sergi getirmek istedim İzmir’e ve sponsorlukla ilgili bir başvuruda bulundum ‘Folkart’a. O zamanlar istediğimiz 1-2 galeri vardı ama onlar olmamıştı. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mesut Sancak ile görüştüğümüzde, burada bir galeri yapma fikri doğdu.

H.K.: Sonra neler oldu?

F.Ö.: Sayın Mesut Sancak, “galerinin başına geçeceksen yapalım, sonuna kadar da arkanda dururum’ dedi. Ben de söz verdim. İşe başlar başlamaz bir danışma kurulu oluşturdum.

H.K.: Kimler var danışma kurulunda?

F.Ö.: Doğan Hızlan, Hüsamettin Koçan, Hanefi Yeter, Çerkez Karadağ, Kemal Tufan, Habip Aydoğdu gibi isimler bulunuyor. Bu kurulla beraber beş yıllık bir program yaptık.

H.K.: Beş yıllık?

F.Ö.: Evet, açılalı 18 ay oldu ve 80 bin kişi sergilerimizi izledi. Bu çok ciddi bir rakam ve çok yoğun çalışıyoruz. Şöyle bir şey yaptık. İstanbul’un getireceği sergileri biz İzmir’e getirdik. Mesela Bir Salgado sergisi gibi… Hedefler büyük olunca,  dolayısıyla istediğimiz seyirci ivmesini yakalıyoruz. Tek handikapımız, şehir merkezinde olmamamız, merkez de olsak, bu rakam çok rahat 3 katına çıkabilir. Hoşuma giden şu; Buraya gelen 80 bin insanın bilinçli olarak gelmeleri, geldiklerinde rahatça burada çaylarını kahvelerini içebildikleri gibi sohbet edebilecekleri yerler de mevcut.

H.K.: Peki sonraki sergi projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

F.Ö.: Ocak ayının 12’sinde Bedri Rahmi sergisi açıyoruz. Çok kapsamlı bir retrospektif olacak ve bugüne kadar hiç sergilenmemiş, ortaya çıkmamış eserleri sergileyeceğiz. Bazı koleksiyonerlerin elinde bulunup da hiç sergilenmemiş olan eserler de olacak.

img_0107-1

H.K.: Sadece koleksiyonerlerden mi eser aldınız yoksa ailesi ile de temasa geçtiniz mi?

F.Ö.: Eserlerin çoğu ailesinden ama dediğim gibi bilinmeyen ve daha önce sergilenmemiş eserler olacak sergide. Bazı eserleri de şu an restore ediliyor, onları da koyacağız sergiye.

H.K.: Galeride sergilenen eserlerin satışını yapmadığınızı duydum. Siz bir galerisiniz, sergiler yapıyorsunuz ama satış yapmıyorsunuz. Öyle mi?

F.Ö.: Biz satışa kapalıyız. Folkart Gallery, Saya Holding’e bağlı Folkart Yapı’nın sosyal sorumluluk projeleri içinde değerlendirilmesi gereken bir kurum. Sanatseverlere karşılıksız hizmet eden bir kurum burası.

H.K.: Gelecek aylarda yurtdışından gelecek sergiler var mı?

F.Ö.: Evet, yurtdışından sergi anlaşmalarımız var. Mesela Magnum’la 2 ortak projemiz olacak. Bazı vakıflarla da görüşmelerimiz devam ediyor. Biz galeri olarak proje bazlı çalışıyoruz. Mesela yine önümüzdeki aylarda Goran Bregoviç ve Kemal Tufan’ın bir sergisi olacak. Kemal Tufan, Bregoviçin müziklerini heykelleştirecek

H.K.: Peki yaz ayları İzmir’de nasıl geçiyor? Galerinizde sergilere devam ediyor musunuz?

F.Ö.: Yaz aylarında, Haziran ayından Eylül ayına kadar kapalıyız. Bu süreçte 200 tane öğrenciye burada ücretsiz resim kursları veriyoruz. 5-11 yaş grubuna. Sadece resim de değil, okuma alışkanlıklarını geliştirme gibi başka dersler de veriliyor. Bizim, bu şehirden kazandıklarımızı bu şehre vermek gibi bir derdimiz var. Sanatla şehrimize daha faydalı olacağımızı düşünüyoruz.

H.K.: Dışarıdan projelere açık mısınız?

F.Ö.: 5 yıllık projeleri biz kendimiz yaptık. Dışarıya kapalı değiliz. Ticari amaç olmayan, ciddi bir proje olursa açığız.

H.K.: Şu anda izlediğimiz sergide olsun veya 2018’de planladığınız müzik ve heykel sergisinde olsun, farklı sanat dallarını bir araya getirmeyi seviyorsunuz sanırım?

F.Ö.: Herhangi bir sergi ya da retrospektif sergiler bana çok sıradan geliyor. Burada bir yanlış anlaşılma olmasın. Tabii ki ölmüş olan sanatçılar için başka alternatif yok. Yaşayan sanatçılar için buna karşıyım. Yaşayan sanatçılarla proje bazlı çalışmalar üretmek yanlısıyım. Örneğin şu anda içinde olduğumuz sergi, bu yılın en önemli sergilerinden biri olarak adlandırılıyor.

H.K.: Bu projeye geleceğim ama öncesinde bir şey sormak istiyorum. Farklı sanat dalları ve sanatçı eşleştirmelerini nasıl yapıyorsunuz? Neye göre belirliyorsunuz?

F.Ö.: Öncelikle Türk sanatçıyı belirliyoruz. Hangi disiplinle çalışmak istediğini soruyoruz. Sonra o disiplinle ilgili dünyada çalışan önemli bir sanatçı bulmak gerekiyor. Dolayısıyla da bir müzisyenle mi çalışacağız, dünyanın en iyilerinden biri olmak zorunda, bir şairle mi çalışacağız, dünyanın en iyilerinden biri olmak zorunda…

Habip Aydoğdu & Adonis

Habip Aydoğdu & Adonis

H.K.: ‘Kan Kırmızı’ adlı projede, Habip Aydoğdu ve Adonis’i bir araya getiren sizsiniz. Burada iki sanatçının bir araya getirilmesi nasıl oldu?

F.Ö.: Adonis de Habip Aydoğdu da benim yakın dostlarım. 2013 yılında Adonis benim konuğum olarak İzmir’e gelmişti. Tesadüf eseri Habip Aydoğdu’nun da burada sergisi vardı. Sergiyi gezmeye gittik ve Adonis çok etkilendi. Bu proje aklımdaydı zaten. Aradan 6-7 ay geçti ve ben bu kurumun başına geçince önce Habip Aydoğdu’yu aradım ve projeden bahsettim. ‘Resim ve şiir buluşmasına var mısın?‘ dedim. ‘Varım, ama kim olabilir?’ dedi. ‘Hemen Adonis’i aradım. Projeden bahsettikten hemen sonra neredeyse haftasında Türkiye’ye geldi ve görüştük.  Ankara’da çalıştılar. Ardından İzmir’de çalıştılar. Müthiş bir proje çıktı ortaya.

Share Button

Yorumlara kapalıdır