Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Hanoi Film Festivali’nden 2 Film: ‘Tatlı 20 Yaş’ ve ‘Yen’in Yaşamı’

Share Button

yens-life1

ulasbasar@gmail.com

43 ülkeden 146 filmin gösterildiği 4. Hanoi Uluslararası Film Festivali, kendi alanında uluslararası bir gelenek oluşturma çabasında bu yıl da göz doldurdu. Bu yazıda, bu festivalde gösterilen 2 Vietnam filmini ele alıyoruz. Baştan söyleyelim: Bu yazı, tatkaçırıcı/ oyunbozan (spoiler) içermektedir.

İlk film, ‘Tatlı 20 Yaş’ (Sweet 20, Vietnamcası: Em là bà nội của anh (‘Sen Benim Babaannemsin’ anlamında). Film, 70 yaşında bir babaannenin mucizevi bir biçimde 20 yaşına dönme öyküsü. Güldürüyor, güldürürken hayat ve geçen günler üstüne düşündürüyor(1). Babaanne klasik kaynanalık modunda, sürekli olarak geliniyle takışmaktadır. Torunlarına aşırı sevgi göstermekte, bu da anne-babanın disiplin kurallarına aykırı düşmektedir. Kaynana gelinin yemeklerini hiç beğenmez. Ona göre onun yemeklerinin tadı tuzu eksiktir. Babaannenin iki yakın arkadaşı vardır. Biri, aile zengin olduğu yıllarda, 50 yıl önce babaannenin konağında uşak olan dededir. Diğeri de 60 yaşındaki Xuan Teyze’dir. Dai (babaannenin adı) Xuan’la sürekli yarı şaka yarı ciddi takışır. Oğlunun bütün yoksulluğa ve babasızlığa karşın nasıl da Vietnam’ın tanınmış bir profesörü olduğunu hemen hemen her gün konuşmalarına meze eder. Kaynana-gelin çatışması öyle bir noktaya varır ki, gelin kalp krizi geçirir. Babaanneye evin kapısı görünür. Oğul, eşiyle kaynanası arasında kalmıştır ama istemeyerek annesine kapıyı gösterecektir. O gece bir mucize olur ve cenazesi için fotoğraf çektirmeye gittiği fotoğrafçıdan (ki Vietnam’da ölünün güzel, sağlıklı bir fotoğrafının duvara asılması yalnızca kültürel değil dinsel (Budist) bir gelenektir) 50 yaş gençleşerek ayrılır. Bu kez aile evine torununun 20 yaşındaki arkadaşı olarak girer. Saçma sapan şarkı sözleriyle bir gıdım ilerleyemeyen torununun heavy metal grubunu yola getirir, onlara nostaljik şarkılar çaldırır, kendisi de grubun solisti olur. Öyle ki ülkenin en büyük müzik yarışmasına bile davet edilirler.

Bu anlatı, bizi bir yandan güldürürken bir yandan da 50 yıl öncesinden bugüne bakma olanağı veriyor. Örneğin 20 yaş görünümlü babaanneye asılan ve 70 yaşındaki eski uşağın üstüne yürümeye kalkan 20’li yaşlardaki dövmeli ve kaslı gence babaanne yaklaşık olarak şöyle çıkışır: “70 yaşındaki adama el kaldırmaya utanmıyor musun? O senin yaşındayken orduya yazıldı, ölümü göze alıp düşmanla çarpıştı. Sen hiç hayatında bomba gördün mü? Ölüm gördün mü? Onlar olmasaydı sen burada gününü gün edemezdin. O kadar güçlüysen yapılıysan git orduya katıl, vatanı koru, bari bir işe yara.” Babaanneye aşık olan olanadır: Televizyon yapımcısı ve sonra kendi torunu! Belki 20 yaş görünümüyle ailesine pek bir faydası olmaz, ama torununa çok büyük etkisi olur. Onu olgunlaştırır, sorumluluk sahibi kılar.Eski yaşına döndüğünde gerçekte babaannenin de olgunlaşmış olduğunu görürüz ve bundan sonra daha uyumlu bir kaynana olacağını tahmin ederiz.  Filmde oyunculuklar harika, film müzikleri muhteşem ve görüntü yönetmeni övgüyü hak ediyor. Bu film, ikinci filmle birlikte, Vietnam sinemacılığının büyük aşama kaydettiğini gösteriyor.

İkinci film (‘Yen’in Yaşamı’, ‘Yen’s Life’, ‘Cuộc đời của Yến’)  ‘ geleneklere göre 10 yaşında evlendirilen bir Vietnamlı kızın öyküsü’ diye tanıtılmış; ancak bu tanıtım, filme büyük haksızlık. Üstelik, böyle bir gelenek bugün Vietnam’da varmış ve yaygınmış gibi bir yanlış anlamayı da besliyor. Film, aslında, Fransız sömürge döneminden (20’ler, 30’lar ve 40’lar) sosyalist döneme geçişte, Vietnam aile yapısının dönüşümüne dair başarılı bir anlatı (2). Sömürge döneminde kimi aileler eski Çin’den esinlenme gelenekleri sürdürmektedir. Bunlardan biri de ‘beşik kertme’nin bir benzeri olarak ‘yatak kertme’ olarak adlandırılabileceğimiz çocuk yaştaki evliliklerdir. Aileler karar verirler ve geleneklere göre kız çocuğu erkeğin evine taşınır. Ailede baba bir eski zaman alimidir. O zamanlar Vietnamca Çin harfleriyle yazılıyordu ve çok az kişi okuma-yazma biliyordu. Sosyalist dönemden bu yana (1945 ve sonrası) Latin harfleriyle yazılıyor. Hikayemiz Çin harfleri döneminde geçiyor. Baba oğluna okuma-yazma öğretiyor ama gelinine asla. Gelini toplumun dayattığı geleneksel roller içinde kendinden memnun yaşayıp gidiyor, büyüyor, olgunlaşıyor. Alimin öğrencilerinden biri gerilladır; Fransız sömürge yönetimine karşı onu bahçelerinde saklarlar. Sonra yıllar geçer; anlatı bize ne olup bittiğini söylemez ama sezdirir. İşte bu bir anlatı ustalığı.

xemphimso_em-la-ba-noi-cua-anh

Sosyalist döneme geliriz artık. Anne-baba çoktan ölmüştür. Çocuk yaşta evlendirilen oğlan ve kız, birer yetişkin olmuşlardır. 3 çocukları vardır. Artık tarlalar kamusallaştırılmıştır; kooperatif usulü üretim söz konusudur. Evet sosyalizm vardır ülkede ama kötü insanlar bu düzende bile çıkar sağlayabilmektedir. Başkişimiz, haksız yere, zimmetine para geçirmekle suçlanır. Onu komün toplantısında tek koruyan, genç muhasebeci kız Lanh’dır. Başkişimiz komünden atılmakla kalmaz, zimmetine geçirdiği iddia edilen parayı da geri ödemesi istenir. Hoparlörlerden nasıl bir ‘hain’ olduğu anlatılır. Artık köyde duramaz hâle gelmiştir; borcu ödemesi de olanaksızdır. Üstelik bu borç, ödeyemezse ailesine yıkılacaktır. Köyü terkeder, ‘Yeni Ekonomik Bölge’ olarak adlandırılan yerde çalışıp para biriktirmeye başlar. Ancak, Lanh da peşinden gelir, karı-koca hayatı yaşamaya başlarlar. Okuması-yazması olmayan baş kadınımız 3 çocuğuyla geçinmeye çalışmaktadır. ‘Evin reisi’, aileyle bağını tümüyle kesmiştir. Para yollamayı bırakın, haber bile yollamaz. Bu süreçte kadıncağız çocuklarından okuma-yazma öğrenir. Çocukları sosyalizm döneminde okuma-yazma öğrenmiştir; ama geleneksel toplum, kadıncağızı bu temel haktan mahrum bırakmıştır. Kocası da ona okuma-yazma öğretmeye yanaşmamıştır. Yani aslında kocanın sosyalizm döneminde bile geleneksel rolleri koruduğunu görüyoruz. Lanh ise, okur-yazardır, sosyalizmin yeni insanlarından biridir. Dolayısıyla, bu anlatıda, geleneksel Vietnam’ın eski kadını ile sosyalist Vietnam’ın yeni kadını arasındaki toplumsal olmasa da kavramsal bir çatışmaya tanık oluruz.

Kadıncağız sonunda okuma-yazma öğrenir. Orağın ‘c’ gibi olduğunu, kuyununsa kocaman bir ‘o’ olduğunu hayretle farkeder. Bir tanıdığın kamyonuna atlar, yalınayak ormanlar aşıp kocasını bulur. Biraz konuşurlar, ona kitaplarını verir. Kitapların arasında ona notlar yazmıştır. O sırada Lanh gelir. Başkişimiz çocuklarını özlemeye başlar. Üstelik karısı ona önemli bir haber verir: Kooperatifte ona kumpas kuranların foyası ortaya çıkmış, itibarı iade edilmiş, borcu silinmiştir. Sonunda dönecektir. Bu filmin doğa manzaraları muhteşem. Köylü yaşamı başarılı bir biçimde verilmiş. Aslında filmin açıkça olmasa da hafiften verdiği ileti şu: Kadının özgürleşmesi yine kadının elinde.

Az önce belirttiğimiz gibi, bu iki film de, Vietnam sinemacılığının ileri bir noktada olduğuna ikna olmak için yeterli. Vietnam sinemacılığının bir dönemi belgesel tadındaki Vietnam-Amerikan Savaşı filmleriyle geçti. Artık ülke daha sanatlı ve konu genişliği açısından daha çeşitli bir noktada. Görüntü yönetmenliği üst düzeyde, oyunculuklar başarılı, anlatılar ise insanı içine çekiyor. Bu filmlerin ödül almasına şaşmamak gerek.

Share Button
Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

Hakkında Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu Gezgin, Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 17 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 14 kitabı, internette yayınlanmış 16 elektronik kitabı, yayınlanmayı bekleyen 5 kitabı olmak üzere toplam 35 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi, gazete yazısı ve yazınsal çalışmaları bulunmaktadır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır. Son dönem çalışmalarına yazın ve toplumbilim tartışmalarıyla yüklü güncelerini de katmıştır. Çalışmalarını Orta Vietnam kenti Hoi An’da, 1983’de babasının ölümünün ardından 2017’de yitirdiği annesinin anısı için oluşturduğu Edibe Gezgin Sanat Evi’nde sürdürmektedir. 1990’dan bu yana tüm yapıtlarının dökümü için bkz. Gezgin Kaynakça (1990- ) https://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka

Yorumlara kapalıdır