Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin: Bangkok: Cennet mi Cehennem mi?

Share Button

06bangkok

ulasbasar@gmail.com

Bu yazı, bir ölçüde günce tadında olacak: Asya’daki ilk işim 2003’te Tayland’da bir köyde bilim öğretmenliğiydi. O zamandan beri ara ara gelir giderim Tayland’a. Bu yazıda, bir ölçüde, son gelişimdeki izlenimlerimi paylaşıyorum.

Çamaşır konusunda Bangkok’ta oteller de çamaşırhaneler de acayip kazıkçı. Bir kere, kilo yerine parça başı fiyat veriyorlar. Sonunda pek kimsenin yolunun düşmediği bir yol sonunda amatörce yerleştirilmiş çamaşır makinelerini görüyorum. Baktım, şirket değil, geçinmeye çalışan esnaf bir aile. Üstümü başımı oraya bırakıyorum, kiloyla uygun bir rakama…

1

Bugün çamaşırları almaya gittim. Baktım çamaşırcı kadın (eskiden ‘teyze’ derdim onlara ama şimdi ben de ‘dayı’-‘amca’ kıvamında yaşlardayım:)), tertemiz hazırlamış giysileri. Esnaf mekanı olduğundan, ne fiş var ne fatura… O yüzden biraz temkinliydim, neyse ki, korktuğum başıma gelmedi. Asıl konu, bundan sonra başlıyor. Baktım, çamaşırcı, çat pat İngilizce konuşuyor; ben de 14 yıl önceden kaldığı kadarıyla Tayca sözcükler anımsıyorum. Yarı İngilizce yarı Tayca başladık muhabbete… Gururla duvardaki resmi gösterdi. Biri 20 öteki 21 yaşında iki kızı varmış. Kızlarını okutmuş; biri, Kuzey’de memleketindeymiş, Loei’da (‘Lıııy’ diye okunuyor, Tayca yazılışı เลย).  Diğer kızı Bangkok’ta bir hastanede çalışıyormuş. Eşiyle yıllar önce ayrılmışlar, kızlarına tek başına o bakmış. Öyle gururluydu ki… Onun bu gururunu görüp çok mutlu oldum.

 Nicolo Cavalli

Nicolo Cavalli

Ama bütün sokak, seks işçileriyle dolu, evinin-dükkanının bulunduğu sokak sonu dışında… Tayland’ı ve özellikle Bangkok’u seksten ibaret görenler için öteki Bangkok adına bir örnek… Ayrıca, Bangkok dışına çıkıldığında çok daha farklı bir Tayland tablosu ortaya çıkıyor; tutucular aslında. Bangkok’ta seks işçiliği sektörü dışındaki ortalama bir Tay genci (kız-erkek), cinselliği baskılayan bir toplum yapısı içerisinde olmadığından, zaten sevişmek için para vermiyor. Gençlerin çoğunun evlenmeden önce çokça ilişkisi oluyor. Evlilik yaşı, birçok toplumda olduğu gibi ileri atılmaya başladı. İçki nedeniyle boşanmalar olduğunu da yıllardır duyarım.

3

LGBTİ Cenneti ve Kapitalizm

Ülke, LGBTİ’ler için en rahat ülkelerden biri. LGBTİ’leri toplumun hemen hemen her kesiminde görebilirsiniz. Seks işçiliğine mahkum edilmiş değiller; ancak Bangkok’ta seks işçiliğinde de onları çokça görürsünüz. Ülkede kimse LGBTİ’leri yadırgamaz, kimse onlarla dalga geçmez. Bir birey kendini nasıl hissediyorsa, toplumun onu öyle tariflemesini ister, toplum da öyle yapar. Bunun en önemli yollarından biri, Tayca’daki kadın-erkek ayrımını belirten ifadelerdir. Örneğin, merhaba ya da teşekkür ifadelerinin sonunda erkekler ‘kap’ (ครับ) der, kadınlar ‘ka’ (ค่ะ). Bir birey erkek görünümündeyse ve ‘kap’ yerine ‘ka’ diyorsa, toplum onun kendini erkek bedeninde bir kadın olarak hissettiğini anlar ve ona göre davranır. Öte yandan, tuvaletlerde 3. cins için ayrı bir kategori bulunmuyor. Bir birey kendini nasıl hissediyorsa, oraya gidiyor.

4

Tayland, en fazla cinsiyet değiştirme operasyonlarının yapıldığı ülkelerden biri. Üst tarafları yaptırmak, alt tarafları yaptırmayla karşılaştırıldığında daha pahalı olduğundan olsa gerek, çok çekici memeleri olan, ancak alt tarafı operasyon geçirmemiş çokça kıtıy (กะเทย , trans kadın ya da kadınsı görüntüde eşcinsel erkek anlamında) ile karşılaşabilirsiniz. Ayrıca, Bangkok, en çok Afrikalı seks işçisinin bulunduğu ülkelerden biri olarak dikkat çeker. Akşam ve gece saatlerinde sokaklarda seks pazarlığı yapıldığını, tezgahlarında dildolar başta olmak üzere seks oyuncaklarının ve Viagra başta olmak üzere çeşitli seks ilaçlarının satıldığını görürsünüz. Bütün bunlar düşünüldüğünde, bir yandan, toplumun cinsel konulardaki açıklığını olumlu bir özellik olarak görebilirsiniz, ancak öte yandan seksin kapitalizmin eliyle ticarileştirilmesi ve meta haline getirilmesi, herhalde övgüye değer bir özellik olmasa gerek.

Tayland, LGBTİ’ler için yaşanır bir yer evet ve bu durum, büyük oranda Budizm’in hoşgörüsüne bağlı. Arakan’da yaşananlar nedeniyle Türkiye’de Budizm’e ilişkin olumsuz bir algı oluşmakta olsa da, aslında Budizm, birçok ülkede hoşgörüyle eşanlamlı bir sözcük. Ancak kapitalizm burada da baskın ve Bangkok’taki gökdelenleşme hızı inanılır gibi değil. Yıllardır Bangkok’a herhangi bir otelde yer ayırtmadan gelirdim, çünkü merkezi bir caddede bir otelim vardı ve orada her zaman boş bir yer olurdu. Sonra 2016 başında bir geldim, koskoca otel buharlaşmış ve onun orada olduğuna ilişkin tek bir iz bile kalmamış. 50-60 katlı bir servisli apartman inşa edilmiş onun yerine. Bu kadar gökdeleni bu kadar dar alana dikerseniz devasa bir trafik sorunu sizi bekler. Öyle de olmuş, Bangkok’un trafiği daha beter olmuş. Bir insanın, çok çalışarak Bangkok’ta ev (daire) sahibi olması çok çok zor. Ev sahibi olanlar genellikle bilmemkaç kuşaktır Bangkok’ta yaşayan köklü ailelerin üyeleri. Dolayısıyla, toplumsal adaletsizlik pergeli de hızla açılıyor. Bunun istisnaları küçük bir azınlığa karşılık geliyor…

 Deniz Gökduman, İşim Başımdan Aşkın, 200 x 140 cm., T.ü.akr.b. - 2016.13.

Deniz Gökduman, İşim Başımdan Aşkın, 200 x 140 cm., T.ü.akr.b. – 2016.13.

Cennet Nasıl Bir Yerdir?

Ortalama bir Batılı, Tayland’ı barışçıl, huzur içinde, evet efendim sepet efendim bir yer sanıyor. Oysa kazın ayağı öyle değil. Tayland’ın tarihinde çok sayıda askeri darbe, ayaklanma ve katliam var. İnsanlar, adaletsizliklere karşı sessiz değil. Demokrasi Anıtı, bunun bir kanıtı. Ülkede şu an bile fiili askeri darbe olması, sokakta bunun hiç bir etkisi hissedilmiyor olsa da, aslında Tayland’ın cennet gibi bir yer olmadığı biçimindeki görüşe bir destek sunmuş oluyor.

Hem düşünün, dinsel anlamda olsun laik anlamda olsun Cennnet nasıl bir yer olabilir ki?.. Bir yerin Cennet olabilmesi için sınıfsız bir toplum kurulmuş olması gerekir. Özel mülkiyetin kalktığı, kimsenin bir diğerinin çalışanı, kölesi, kiracısı vb. olmaması gerekli… Oysa Bangkok’ta başta Myanmarlılar olmak üzere önemli oranda yerli ve göçmen nüfus ya kölelik koşullarında ya da köleliğe yakın koşullarda yaşıyor.

İşin aslı şu: Nereye giderseniz gidin, sınıf gerçeğinden kaçış yok. Sınıflı toplumlar, cennet olmaktan son derece uzak. Yok eğer siz Cennet’ten, birisinin emeğini sömürerek, başkasının sırtından geçinmeyi anlıyorsanız, o zaman patron olduğunuz, ezen olduğunuz her yer size Cennet, başkalarına Cehennem olmuş olur. Bu durumda bile şöyle bir sorun var: Kapitalizm, hiç bir zaman çoğunluğu zengin etmemiştir; kapitalizmde zenginler hep bir azınlıktır çünkü Marx’ın deyişiyle sermayenin tek elde toplanma ve böylece tekelleşme eğilimi vardır. Yani ancak mutlu azınlığın bir parçası olursanız dünya size Cennet olur; ama peki buna neden izin versinler? Egemen sınıflar kendi sınıfsal konumlarını perçinlemek için büyük paralar harcarken, sen Yaşar Usta, seni neden aralarına katsınlar…

5

Senin Cennet’in Benim Cehennem’im…

Özetin özeti: Cennetin temel koşulu, sınıfların kaldırılmasıdır ve hatta yalnızca sınıfların değil sınıflar dışındaki ikincil tahakküm ilişkilerinin de… Başka türlüsünde, senin Cennet’in benim Cehennem’im, benim Cennet’im senin Cehennem’in olur…

Teşekkürler Bangkok! Teşekkürler Bangkok’un emekçileri, çamaşırcıları, bize bütün bu düşündürdükleriniz için…

Share Button

Yorumlara kapalıdır