Hülya Küpçüoğlu: KADINLIK HALLERİ

Share Button

IMG_2387

Çiler Süyev, Ulus Özel Musevi  Okulu Sanat Galerisi’nde açtığı ‘Kadın-ım’ adlı sergisinde “kadın”ın farklı hâlleri üzerinden bir okuma ile bir taraftan kadını kutsallaştırırken bir taraftan da kadının yaşam içindeki rollerine  de gönderme yapıyor. İsyan-kabulleniş; olgunluk ve çocuksuluk gibi olguları ele aldığı çalışmalarında Süyev, kadının  anne, arkadaş ve kardeş olarak toplumsal  statüdeki  konumuna da atıfta bulunuyor.Çiler Süyev’in  19 Ocak’a kadar görülebilecek olan çalışmaları, dingin kurguları ile derinden gelen bir sessizliği izleyiciye sunuyor.

Hülya Küpçüoğlu: Resimlerinizde genelde kadın imgesi söz konusu. Sizi kadın imgesine yönelten etmenler neler?

Çiler Süyev: Her şeyden önce ben de kadınım. Yüzyıllardır hemcins atalarımızdan genlerimize aktarılan ağır bir karmik geçmişimiz var.  Tarihte kadınlar, özellikle “dinsel istismar” ile aşağılanmış, nesneleştirilmiş ve duyguları, yaşamları hiçe sayılmıştır. Bu durum modern dünya aldatmacasında da hâlâ tüm zulmüyle devam etmektedir. Bunlar bilinen ama görmezden gelinen ve insanlığın az gelişmişliğinin göstergesi olan gerçeklerdir.  Kadın erkek yan yana olmadıkça da bu düzen böyle devam edecektir. Duygusal zekâsı gelişmiş bir varlık olarak kadın tüm bu döngü içinde, iç dünyasının değerli ama anlaşılamayan hislerini kendine saklamayı yeğ tutmuştur. Ben de resimlerimde bu kadınların dile getiremediklerini ama veryansın hâlde içten içe paylaşmak istediklerini,  tuvalim aracılığı ile tercüme etmeye gönüllü oldum. Başladığım bir resmin bittiğini,  kadına özgü o ifadeyi yakaladığımda anlıyorum.

H.K.:  ‘Kadın-ım’ derken tam olarak nelere atıfta bulunuyorsunuz?

Ç.S.: “Kadın-ım” derken; yaşamın hüzünlerine, aldatmacılarına, yalnızlığına, adaletsizliğine, dayatmalarına, hayal kırıklıklarına, söyleyecek sözünün hep boğazında takılı kalmasına rağmen kadınlığıyla barışık olan güçlü insanları kastediyorum. Ayrıca “Kadın-ım”; ben de tüm bu cümleye dâhilim demek istiyorum.

H.K.:  Kadın’ın hâllerine dair ne gibi göndermeler söz konusu?

Ç.S.: Kadın hâlleri çoğuldur. Gün içinde bile birkaç karaktere bürünebiliriz. Kadının gizemli, anlaşılamaz hâli de bu özgün yapısındandır. Resimlerimde kadının kutsal, değerli yalnızlığına, hemcinsiyle olan güven bağına, gücünün daima farkında olmasına, gözlerindeki derin manaya gönderme yapmayı önemsiyorum.

IMG_3275

H.K.:  Resimlerde kadına dair ne gibi karşıtlıklar izleniyor?

Ç.S.: Resimlerimdeki her bir kadın, ruha ve kimliğe sahip boyutsal varlıklarına rağmen, “imge”nin tabiatındaki değişkenlik gibi,  “isyan” ile “kabulleniş”, “olgunluk”  ile “çocuksuluk”, “bekleyiş” ile “kendiyle tam olma” gibi karşıtlıklarla kendini belli eder.

H.K.:  Popüler kültürün kadına dayattığı ‘kadın’ imgesinden oldukça uzak duran sergideki kadınların izleyiciye iletmek istediği bir mesaj var mı?

Ç.S.: Popüler kültürün “o güzel kadın” dayatmasına inat, resimlerimdeki kadınlar, özgün zerafetleriyle izleyenlerle yüzleşebilir ve onlara bakanlar da empati geliştirebilirler. Kendimce ruh üflediğim figürlerim popüler kültürün kendi ticari dilince tanımladığı “güzellik” anlayışına uymaz.  Tüm saf hâlleri ve eşsizlikleri ile karşımızdadırlar.

H.K.:  Resimlerinizdeki mekânlar oldukça yalın ve sessiz, bunu tercih etmenizi nasıl yorumlamalıyız?

Ç.S.: Benim için resimde duygusal bağ kurabileceğimiz  figürler önemlidir. Dikkatin gereksizce etrafta dolaşmasına gerek yoktur.  Atölyemde çalışırken de mutlak sessizlik ortamı isterim.  Mekânda boşluk diye adlandırdığımız espas ise aslında uzaydaki kara enerji gibi var olana biçimini verendir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır