Sabahattin Şen: Yaşama Sanatla Gülümseyebilmek

Share Button
Picasso, Self-Portre, Seramik, 1959

Picasso, Self-Portre, Seramik, 1959

Sanat yaşama gülümseyebilmektir. Yaşama gülümseyebilmek de sanattır. Bunları birbirinden ayıramayız. İnsanın sanatsal yaratıcı gücü en güzel duyguları en üst derecede ortaya koyabilmektir. Kendi değerlerimizi böylesine ortaya koyabilmek mutluluğun da kendisidir. İnsanın yarattığı sanattan daha üstün bir değer olmadığına göre sanat bizim için yaşamın güzellik duygusunun en zor koşullarda bile bize gülümsemesidir. Ne olursa olsun insan kendi içindeki güzellikleri her an her yerde duyumsar. Dünyanın çok korkunç olan iki büyük dünya savaşında kendi insanlık değerlerimizi duyumsayarak daha da güçlendiği gerçeğini unutmamalı.    Ölüm korkusuna karşı içimizdeki sanatsal duygular her zaman koruyucu olmuştur. O anlarda sanat bize sürekli gülümser ve biz de ister istemez can simidi gibi ona acılar ve umarsızlıklar (çaresizlik) içinde gülümseriz. Var olduğumuzun, yaşamın değerini en üst düzeyde algılamaktır. Bir hiç olmadığımızın kanıtıdır. İşte böylece sanatla kendimizin ve yaşamın güzellikleriyle birlikte mutluluğunu yakalayabiliriz.

Nazım Hikmet & Vera

Nazım Hikmet & Vera

Sanat diye yozluklarla yol aldığınızda ne sanat size gerçekten gülümser ne de sizin gülümsemeniz sanata gider. Sanatla barışık olmak ve sanatın gerçek diliyle konuşabilmeyi başarmanız gerekir. Yolunuz yapay gülücüklere, sanattan uzak anlatımlara düşmesin. Sanatın kendisi için yol aldığınızda sanata ulaşır ve birbirinizi anlayan gülücüklerin mutlu insanı olursunuz.

David Alfaro Siqueiros, 197 by Luis PR

David Alfaro Siqueiros, 197 by Luis PR

Yaşamında çok zor günler geçiren, çok büyük sıkıntılar ve yıkımlar yaşayan sanatçıların başında Van Gogh gelir. Çoğumuz onu kulağını kesen dengesiz bir ressam olarak biliriz. Böylesine sorunlar yaşayan bir sanatçının sanatını anladığımızda yaşama, duygularıyla nasıl gülümsediğini de anlarız. Onu ayakta tutan sanatın verdiği bu iç huzur ve mutluluğun yaşama gülümsemesidir. O gülümsemeyi bir an yitiren Van Gogh ne yazık ki canına kıymıştır. Bedensel sağlıksızlığına konulan ya da konulmaya çalışılan tanılar yanlıştı. Bedensel sorunları ruhsal bir hastalığı olduğu tanısına dek gitti. Buna göre sağaltımlar (tedavi) yapılmak istenirken toplum içinde de bir deli olduğu anlayışı yaygınlaştı. Ne yazık ki onun yaşama gülümsemesi bu nedenle engellendi ve canından bezdi. Bu denli etkilenmeyip yaşama gülmesi engellenmemiş olsaydı bize bıraktığı yaşama gülümseyen çalışmalarının sayısı çoğalacaktı.   Bedensel sağlıksızlığına aldırmadan yaşama gülümsemesini sağlayan sanatla mutlu ve gülümseyen bir ruhla karşılayacaktı ölümü. Her şeye karşın bize ondan sanatla gülümseyen resimleri kaldı.

Victor Jara 1973

Savaş ve zor günlerde sanatla yaşama gülümseyenlerin sayısı hiç de az değildir. Öldürüleceğini bile, bile yaşadığı son noktaya dek o güzelliğin mutluğuyla canlı kalmışlardır. Birçoğumuz anımsar mı anımsamaz mı bilemem, 1973 de Şili’deki Pinoche’nin askeri darbesinde yüz binlerce insan işkence gördü ve sayısı bilinmeyecek sayıda Şilililer öldürüldü. Onbinlercesi bir futbol stadyumuna toplandı. Bunlar arasında Victor Jara adındaki ünlü gitarist de vardı. Müzikteki başarıları geleceği de aydınlatacak güzellikteydi.  Ölmeseydi onun çok sayıdaki yapıtlarıyla daha çok gülümseyecektik yaşama. Cuntadan yana olsaydı yaşardı ama o böylesi bir uzlaşmayla artık ne sanatla gülümseyebilirdi ne de sanat ona… Yapılanlara karşı çıktı o stadyumda. Elinde gitarıyla insanların onurlu bir insan olarak yaşama gülümsemeleri için çalıyordu. Parmaklarını kestiler, dövdüler ama o gülümseyerek bu kez şarkılar söylemeye başladı. Stadyumdakiler de onunla birlikte söyleyerek yaşama gülümsüyorlardı hep bir ağızdan. Victor Jara bunu yaparken öldürüleceğini de biliyordu. 41 yaşındaydı. Ölmeden önce son bir kez daha yaşama sanatla gülümsüyordu ve gülümserken öldürüldü. Bizlere ondan kalan yapıtların gülümsemesinden çok ölürken ki gülümsemeleri çınlayan kahkahalara dönüşmüş olarak kaldı. Picasso’yu ölüm döşeğinde de sanat yapmaya iten güç, sanatın gülümsemesiyle yaşama da bırakmak istediği gülümsemedir.

İnti İllimani & Victor Jara

Binbir sıkıntılar, hastalıklar ve sorunlar yaşamasına karşın insan dünyaya yapabileceği en güzel şeyleri yapmak için gelmiştir. İnsanda var olan özellikler bunu başarmaya yeterli donanımlarla yüklüdür. İnsan iyi ve güzel şeyler yapabileceği gücünü istediğinde kötüye de kullanabilmeye çevirebilmektedir. Oysa o donanım kötülük yapması için değil kendini zor durumlarda koruma altına almak içindir. Çeşitli doğal yıkımlardan kurtulmak, kendini korumak için geliştirebileceği çok sayıda yöntemler vardır. Bunlar ne yazık ki aynı zamanda kötülük yapmak için de kullanılabilir. Kızılderililer bizonları gereksinimleri sayısında öldürürlerdi. Öldürmek elbette güzel değildi ama yaşam için zorunluluk olunca belli yöntemlere başvurmak zorunluluğu doğuyordu. Şurası kesin ki Kızılderililer bir hayvanı istemeyerek öldürdüklerinin bilincindeydiler. Bu nedenle gereksinimlerinden fazlasına kıymazlardı. Oysa beyazlar geldiğinde bizonları sürüsüyle öldürdüler. Doğayı da kirlettiler. Birbirlerini de öldürdüler. Savaşlarla daha çok öldürme planları yaptılar. Yaşama sanatla gülümseyenlerin hiç biri ne savaş ister ne de savaşmak.

Victor Jara

Kızılderililerin iç dünyalarındaki doğa ve insen sevgisi onları sanatsal bir duyarlılık düzeyine yükseltmişti. Yaşamın ve doğanın gülümsemesini kendilerinde derin bir felsefeyi, sanatsal duyarlılığı büyüttü. Bu nedenle beyaz adamların yaptıklarını anlayamadılar. Hangi sanatçı bugüne dek savaş için karar verip insanları savaşa sürüklemiştir? Bir tek örneği bile yok. Bizler de yaşama sanatla gülümseyerek dünyaya güzel şeyler yapmak için var olduğumuz düşüncesinin aydınlık yolundan ayrılmamalıyız. Böylece insan olma görevimizi sürdürerek bizden sonrakilere de yaşamlarını yaşama gülümsemeyle sürdürmeyi bırakabiliriz.

Cem Karaca

Cem Karaca

Kendini koruma duygusuyla insanlar ucuna taş bağlı sopalardan başlayarak mızrak, ok gibi silahlar yapmak zorunda kalmışlardır. Avlanmalarını da kolaylaştırdığı için beslenme gereksinimlerine de katkısı olmuştur. Ev bark yapmak için de kesici gereçlere gereksinim duyulmuştur. Mutfak bıçağı yemek yapma işinde kullanılmak için yapılsa da mutfak bıçağıyla çok sayıda insan da öldürülmüştür. Günümüze dek koruma için düşünülen silahlar atom bombasıyla insan öldürmeye dek gelişme göstermiştir. İnsanın kendini koruma ve avlanma güdüsüyle başlayan araç, gereç ve silah yapımı bugün salt insan öldürmeye yönelik ölüm gereçleri durumundadır. Artık insana yardımcı olan konumunu yitirmiştir. Tam anlamıyla en kolay insan nasıl öldürülüp yok etmeye yaramaktadır. Bu noktadan bakınca ne sanatın, ne sanatçının, ne bilimin, ne kültürlerin ne de insanın önemi ve değeri kalmamıştır.

Yılmaz Güney

Yılmaz Güney

Sağlık alanına baktığımızda bunun karşı konumu ortaya çıkmaktadır. Sağlık kurum ve kuruluşları: Sağlık alanında görev alanları yaşama, sanata gülümsemeye en yakın olanlar olarak bakmak gerek. Sağlık görevi, insanı sağlıksızlığın sorunlarından kurtarmayı amaçlar. Yapılan ilaçlar da iyileştirmeye yöneliktir. Kimi yerde de ilaç ve sağaltım yoluyla insanları sömürme yolunu gidilmiştir. Bunlar konunun dışındadır.

Tarık Akan

Tarık Akan

Toplu ölümler için ilaç yapılmaz. Adı üstünde: İlaç… İyileştirme için kullanılan bileşimlerdir. Öldürücü özelliği olanlar olsa buna neden olmaması için özen gösterilir, kullanma süresi, miktarı ayarlanır. Doktorlar ve sağlık görevlileri ilacın insana zarar vermesini de engellemeyle yükümlü ve sorumludurlar. Onlar bu görevlerini insan canının kurtarılması için kullanırlar. Öldürmek için değil. Sağlıklı insanlarla sağlıklı bir toplumsal yaşamda insanlar daha yaratıcı ve daha mutlu olacaklarının bilincindedirler. Acılar gülümsemeye dönüşsün isterler. İnsanların bedensel sağaltımı için çok büyük çabalar ve verdiğimiz uğraşlar içsel bir dengeyle desteklenmedikçe sorunlar bitmez. İnsanların sanata, sanatın da insanlara gülümsemesini sağlamak gerekiyor. Sanat da insanın ruhsal sağlığındaki acıları gülümsemeye çeviren en önemli etmendir. Sağlık ve sanatın bu ortak yönünü hiçbir zaman unutmamalıyız. Sanatla yaşama gülümseyebilme sağlığını kazanan toplumlar uygarlaşan toplumlardır. İnsanlarsa daha üst düzeyde insanlaşabilenlerdir.

Ruhi Su

Share Button

Yorumlara kapalıdır