Nilgün Yüksel, NOVELLA: Ali – Sezer Ak Koleksiyonu

Share Button

Sezer ve Ali Ak ile bir akşam yemeğinde buluştuk bu söyleşiyi yapmak için. Söyleşinin bir yerinde Sezer Ak, sadece koleksiyon yapmadıklarını yeni dostluklar oluşturduklarından, sanatın mutfağına tanıklık ettiklerinden ve eserlerin ardındaki hikâyelerden söz etti. Bir esere bakmanın, onunla yaşamanın başka bir şekliydi sözünü ettiği. Üstelik öyle kısacık hikâyeler de değildi bunlar. Röportajı çözerken bir novella olmalı bu koleksiyon, dedim. Anlatıların birbirine bağlandığı bir novella. Yaşayan, dönüşen, uzun soluklu bir romana doğru evrilen bir novella.

Nilgün Yüksel: Sanata ilginiz, ardından koleksiyon serüveniniz nasıl başladı?

Ali Ak: Ben 2001 – 2002 yıllarını Bakü’de geçirdim. Oradaki çevremiz sergilere gider, antikayla ilgilenirdi. Ben de arkadaşlarımla sergileri, atölyeleri dolaşırken 6-7 tane resim aldım. Daha sonra bundan 10 yıl kadar önce burada da sergilere gitmeye başladık. Özellikle bizim yönetim kurulu başkanımız eşiyle sergilere katılır, bizi de davet ederdi. O sergilere giderken o faydalı bakteri bize de bulaştı. Eşimle giderek daha çok ilgi duymaya başladık bu alana. Ben bu konuda çok da okuma yapıyorum. Anlamaya çalışıyorum.

Eser alımlarınızı nasıl yapıyorsunuz?

Ali Ak: Daha çok galerilerden yapıyoruz. Müzayedelere hiç katılmadık, çünkü biz sanatçıyla tanışmayı seviyoruz. Sanatçıyla tanışıp eserini almayı seviyoruz.

Kendinizi koleksiyoner olarak tanımladığınız an ne zamandı?

Ali Ak: Herkes gibi, aldığımız eserler eve sığmamaya başlayınca kendimizi koleksiyoner olarak tanımlamaya başladık. Ben koleksiyonerlerin röportajlarını çok okurum. Koleksiyonerliğe ne zaman başladığınız sorusuna çoğunlukla “Aman, koleksiyoner demeyelim, sanatsever ya da toplayıcı diyelim”, gibi cevaplar verdiklerini görüyorum. Bu biraz aşırı bir tevazu gibi geliyor bana. Zaten koleksiyonerin kelime anlamı toplayıcı demek. Diyelim ki, pul koleksiyonu yapıyorsunuz “Ben pulseverim”, ya da para koleksiyonu yapıyorsunuz, “Paraseverim”, demiyorsunuz. Koleksiyonerlik, sanat eseri almaya başlayınca başlayan sonra da sürüp giden bir şey. Çoğu zaman, maddi olarak şartlarınız el verdiği sürece “Ben artık almayayım, burada keseyim”, diyemiyorsunuz.

Koleksiyon yaparken destek aldınız mı?

Ali Ak: Sanatçılarla konuşurken zaten bir şeyler öğreniyoruz onun dışında bir danışman kullanmadık. Çevremizdeki az sayıda koleksiyoner dostumuz, sanatçılar ve galericilerle yürüyoruz.

İlk aldığınız eseri hatırlıyor musunuz?

Sezer Ak: Sedef Yılmabaşar. Ankara’da bir sergiden küçük bir Sedef Yılmabaşar eseri almıştık. O eser hala benim çalışma odamda duruyor.

Ali Ak: Sonra, her Ankaralı gibi, Ayaz, Turani, Balaban ile devam ettik.

Berk Arıkan 116×89 tual üzeri akrilik

Özellikle takip ettiğiniz sanatçılar var mı? Özellikle almak istediğiniz bir eser oldu mu?

Ali Ak: Elbette. Takip ettiğimiz bazı sanatçıların eserlerini sergi öncesi görmek istiyoruz. Galericiler görsel gönderiyor. Serginin en güzel eserini almaya çalışıyoruz bu yüzden öncelikle seçmeye çalışıyoruz.

Sezer Ak: Ben sosyal medyayı çok kullanırım. Geç yattığım zamanlar bir instagram ya da facebook taraması yaparım. Hatta gecenin bir yarısı eşimi uyandırıp, “Çabuk bu esere biz talip olalım, yoksa sabaha satılır”, dediğim, sonra da habercilikte haber atlatılır ya, onun gibi galeriye ya da sanatçıya mesaj atıp işi bağladığım oldu. Çünkü bizim camiada aynı işin peşine düşen insanlar vardır. Hatta bir keresinde sabah düşündüğüm kişiler aynı eseri almak için galeriye telefon etmişler, galerici de gece satıldı, demiş.

Ali Ak: Böyle durumlar oldu ama özellikle almak için peşine düştüğümüz bir eser olmadı. Sadece var olanlar arasından en iyisini seçmeye çalışıyoruz.

Koleksiyonunuz için bir tarz belirlediniz mi?

Ali Ak: Hayır. Eklektik bir koleksiyon. Çoğu zaman koleksiyon için bir konsept belirlenmesi gerektiği fikrini duyuyor ya da okuyoruz. İleride konsept bir müze açacaksanız bu olabilir ya da yatırım için alıyorsanız daha dar kapsamlı bir toplama yapılabilir. Biz tamamen keyif için yapıyoruz bu işi. Çünkü kendinizi bir konuyla sınırladığınız zaman diğer eserleri dışlamış oluyorsunuz. Eserini aldığımız sanatçıların çoğu yaşayan sanatçılar. Ve çoğu da bizden genç.

Genç sanatçıları takip edebiliyor musunuz?

Ali Ak: Evet, üstelik özellikle takip ediyoruz. Bu çok heyecan verici bizim için. Çünkü genç bir sanatçıdan iş alıyorsunuz ve on sene sonra kim bilir nerede olacak, sorusunu soruyorsunuz. Bir serüvene eşlik ediyorsunuz. Öte yandan ekonomik olarak da daha uygun.

Bu seçim genç sanatçı için de heyecan verici.

Sezer Ak: Kesinlikle. Ayrıca bir şeklide desteklemiş oluyoruz o sanatçıyı yeni üretimleri için.

Ali Ak: Bizim sadece desteklemek amacıyla yaptığımız alımlar da vardır o yüzden.

Yayın takip ediyor musunuz?

Ali Ak: Yayınlardan Artam ve İstanbul Art News’ı takip ediyorum. Artam dergisinin görsel tasarımını beğeniyorum. Art News’ı da bir ödev gibi okuyorum. Üç tane gazete, her biri otuz küsur sayfa. İnternetten de yabancı yayınları takip ediyordum ama son zamanlarda daha az takip etmeye başladım, çünkü arada farklı kitaplar okumak istiyorum.

Yurtdışını takip ediyor musunuz?

Ali Ak: Evet, etmeye çalışıyoruz. Bizim bütün yurtdışı seyahatlerimiz müze ağırlıklı.

Sezer Ak: Yurtdışı gezilerimizi bile müze, sergi, fuar etkinlikleri çevresinde planlıyoruz. Türk halkının yurtdışında alışveriş zamanı vardır ya, biz onu zamanımız varsa havaalanındaki free-shoplarda değerlendiriyoruz. Onun dışında kentlerde sanat ağırlıklı geziyoruz. Zaten bir süre sonra gezmeyince bir boşluk hissi doğuyor.

Ali Ak: Geçenlerdebirkaç günlüğüne Berlin’e sonra da bir günlüğüne Münih’e gittik. O bir günlük gezide de dört müze gezdik.

Koleksiyonunuzu bir sergi ya da etkinlikle kamuyla paylaşmak gibi bir fikriniz var mı?

Ali Ak: Şu anda sergileyecek kadar yeterli görmüyorum koleksiyonu. Bunun dışında koleksiyondan parçaları sergilenmek üzere ödünç verdiğimiz oldu tabii.

Sezer Ak: Sergi teklifi aldığımız oldu ama sayıca biraz daha artmanın iyi olacağını düşünüyoruz. Bu arada hiç hesapta olmayan baret koleksiyonu çıktı ortaya. Onu sergilediler. Duvardakilerden önce onları sergiledik böylece.

Koleksiyonunuzun arşivini tutuyor musunuz?

Ali Ak: Elimizde 160 kadar eser var ve evet arşiv tutuyoruz. Her aldığımız eseri fotoğraflıyoruz, nereden, hangi yıl ve ne kadara aldığımızı not ediyoruz, sanatçıyla mutlaka fotoğraf çektirip dosyalamaya çalışıyoruz. Bu önemsediğimiz bir şey.

2019 Ankara Sanat Fuarı’nda baret koleksiyonunuzu izledik. Bu koleksiyonu daha önce Cermodern’de sergilemişsiniz. Bu fikir nereden çıktı? Nasıl gelişti?

Ali Ak: Alarmart grubundanHakan Esmer ile Erhan Lanpir çok eskiden beri tanıdığım arkadaşlarımızdır. Ankara’da bulundukları bir tarihte beni ofisimde ziyarete geldiler. Ofis binamızı gezdirirken, yönetim kurulu başkanımızın odasında ona hediye edilmiş bir baret gördüler. Baretin üzeri kolaj tekniği ile kaplanmıştı. Hakan Esmer, “Bundan çok güzel koleksiyon olur”, dedi. Gerçekten iyi fikirdi. Bir akşam yemeğinde dostumuz ressam Funda İyce Tuncel ile paylaştık bu fikri. O hemen Yalçın Gökçebağ’ı aradı, sonra başka sanatçılar arandı ve proje hızlı bir şekilde başladı. Biz de tanıdığımız sanatçı ve galerici arkadaşlara Ostim’den aldığımız çuval çuval baretleri dağıttık. Toplam on ay içinde de bu koleksiyon oluştu.

Sezer Ak: Yaşayan koleksiyon adını verdik biz bu baretlere. Yeni sanatçılar ve eserlerle büyümeye devam edecek.

Ali Ak: Hatta Ankara Sanat Fuarı’nda sergilediğimiz sırada birçok sanatçı gelip projede yer almak istediğini söyledi. Katılma şartlarını soranlar bile oldu. Vukuatlı nüfus cüzdanı istemiyoruz tabii…

Sezer Ak: Bana da baretlerle ilgili çok mesaj geliyor, özellikle instagram üzerinden, bu arada oradan da katılmak isteyen ya da şartları soranlar oluyor. Hepsine karşılık vermemiz mümkün değil tabii ki. Çünkü, nasıl ilerleyeceğiz, nereye kadar yaşayan bir koleksiyon olacak çok kestiremiyoruz şimdilik. Bazı sanatçılara baret vermeye devam ettik ama çalışmalarına çok vakıf olamadığımız sanatçılara da şimdilik olumlu bir cevap veremedik.

Ali Ak: Bazen hiç beklemediğiniz şekilde çok genç bir sanatçı şaşırtıcı derecede yaratıcı bir iş çıkarabiliyor. Bu sürprizli sonuçlar karşısında kimseyi de dışlamamaya özen gösteriyoruz.

Metin Kalkızoğlu 89 x 116 tual üzeri akrilik

Nilgün Yüksel: Malzeme sanatçı için başlı başına yaratım olanaklarını zorlayan kafa açıcı bir şeye dönüşebilir. Bu anlamda bu kollektif çalışma deneysel bir içerik de taşıyor.

Sezer Ak: Oldukça deneyimli sanatçılar bile zorlandıklarını söylediler çalışma sürecinde. Dışbükey bir malzeme. Bize gelen işlerde bazen boya dökülmeleri oldu. Sonra Funda Hanım ilk çalışmayı yaptığı için diğer sanatçılara teknik ile ilgili bilgi verdi ama “zor malzeme” adı kondu baretlere.

Sertap Yeğin 180×240 tual üzeri yağlıboya

Nilgün Yüksel: “Deus Ex Machina”(1) başlığıyla sergilediniz fuarda baretleri. Biz işleri görmek yanında nefis bir metin okuma fırsatını da bulduk.

Ali Ak: Metni Cermodern’in yöneticiliğini de yapan dostumuz Zihni Tümer kaleme aldı. Orada açılan sergi için oluşturmuştu bu metni. Biz aynı konseptle sanat fuarına taşıdık. Zaten Cermodern’deki sergi bitti, ertesi gün fuar açıldı. Onun devamı gibiydi, ama elbette ki Cermodern’de daha geniş bir sunum yapılmıştı. İnsanlar baretlerin etrafında dolaşıp 360 derece görebiliyorlardı bu işleri. Fuarda böyle bir imkân olamadı tabii.

Erhan Lanpir 130×180 tual üzeri akrilik

Nilgün Yüksel: Koleksiyonunuzdan hiç parça çıkardığınız oldu mu?

Ali Ak: Hayır olmadı.

Sezer Ak: Umarım bundan sonra da olmaz.

Nilgün Yüksel: Sizin için koleksiyon oluşturmanın anlamı ne?

Ali Ak: Ben uzun yıllardır petrol endüstrisinde çalışıyorum ve meslek hayatım boyunca hep bilimle uğraştım. Koleksiyon bizim için farklı bir alana açılmaktı. Bilim, doğrular ve yanlışlarla uğraşır. Yeni bir bilgi ortaya çıktığında eskisi bırakılır ve daha doğru olan üzerinden devam edilir. Sanat eserinde böyle bir kavram yok. Bu da başka bir açılım.


Behzat Feyzullah 200×150 tual üzeri yağlıboya

Sezer Ak: Bir de işin alışveriş kısmı var. Bedel ödüyorsunuz ve karşılığında bir şey alıyorsunuz ama bunun yanında sanat alanına girmekle biz çok güzel dostluklar kazandık. Bizim için koleksiyon oluşturmak sadece sanat eseri almakla kalmadı. Sanat dünyasından insanlarla çocuklarımızın düğünlerinde bir araya gelmeye, beraber seyahatlere çıkmaya başladık. Örneğin şurada bir Ahmet Güneştekin eseri var. Ben o esere baktığımda sadece eseri değil anıları da görüyorum. Kahvaltı etmemizi, kızlarını, asistanlarını, Monako, Barselona sergilerine katılmamızı. Her sanat eserinde hem sanatçıyı hem ailesini tanıyoruz. Aslında hepsinin bir hikayesi var. Hakan Esmer’in ilk eserini aldığımızda kızı üç yaşındaydı, babasının yanında, elinde ıhlamur bardağıyla dolaşıyordu, şimdi üniversiteye hazırlanıyor. Aslında biz sanatın mutfağına da tanıklık ediyoruz ve bu, çok keyif veren bir şey.

(1) Klasik Yunan ve Roma tragedyalarında oyunun sonunda sorunlar örgüsünü mucizevi bir şekilde çözmek üzere ilkel bir vinçle sahneye indirilen tanrı kılığına girmiş aktör. İnsanın güçsüzlüğü karşısında erdemi sunan bir yöntem.

Share Button
Nilgün Yüksel

Hakkında Nilgün Yüksel

1999 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011’de YTÜ Sanat Tasarım Fakültesinde doktoraya başladı. Tombak, Genç Sanat, Türkiye’de Sanat, rh+sanart dergilerinde yazı işleri ve editörlük görevlerinde bulundu. Tombak dergisinde Osmanlıca metin çevirisi yaptı. Türkiye’de sanat ve rh+sanart dergilerinde güncel sergiler üzerine düzenli eleştiriler yazdı. Sanat ve diğer disiplinler, müze ve sanatsal oluşumlar üzerine özel dosyalar hazırladı. Plastik sanatlar alanında jüri üyelikleri ve danışmanlık yaptı. Sanatçılar üzerine monografik kitaplar kaleme aldı. 2010 yılında Çağla Cabaoğlu Galeri işbirliğiyle Şangay Uluslararası sanat fuarına gidecek serginini küratörlüğünü yaptı. 201-2012 yılları arasında yönetmen Semih Kırmemiş ile Bedri Rahmi Eyüboğlu belgesel filmini yaptı. 2014 yılında sanat öğrencilerine burs sağlamak amacıyla üzerinde dört yıl çalıştığı, “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı proje sergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar plastik sanatlar alanında 300’ün üzerinde makale kaleme aldı. Türk ve yabancı sanatçılara özel kataloglar yazdı. 2010 – 2011 eğitim döneminde özel Aydın Üniversitesinde Sanat Sosyolojisi dersleri verdi. 2012’te İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kültür araştırmaları, sanat teorileri, güncel sanat, eleştiri pratikleri üzerinde çalışmakta, güncel eleştiri yazıları kaleme almakta, kendi alanında ders vermekte, editörlük, sanat danışmanlığı ve küratörlük yapmaktadır. **** Nilgün Yüksel is an art historian and freelance art critic, lives and works in İstanbul. She has been working in a departmant of fine art, İstanbul Technical University. She curated exhibitions such as “Tree of Life” (for Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Shangai Art fair ) and “Artist as an Art Object” (sponsored by Yapı Kredi Private Banking). She worked as an editor and art critic at art magazines such as Tombak, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, rh+sanart. She made a documentary film about Turkish artist Bedri Rahmi Eyüboğlu (with director Semih Kırmemiş). She has written monographies about Turkish artists and numerous articles in national art magazines such as Türkiye’de Sanat, Gençsanat, Artdekor, Cosmolife, Antik Dekor, Milliyet Sanat, Mimarlık, Skala, Artist, rh+sanat, Evrensel Kültür, Tombak, Kolaj Art, This year, she is a boarding member of AICA, Turkey. e-mail: nilguneyuksel@gmail.com

Yorumlar kapatıldı.