Nilgün Yüksel, Mehmet Gazioglu ile Dönüşüm Üzerine

Share Button
Mehmet Gazioglu, Mystery-of-Bird-1-150X-100-cm-

Bu yılın Eylül ayı birçoğumuz için kaotik, hızlı, baş döndürücü geçmiş olmalı. Sanat etkinlikleri, daha önce hayata geçenlere eklemlenen yeni müzeler, sanatsal etkinliklerin devasa organizasyonlara dönüştüğü biteviye genişleyen bir sistem. Dışarıdan bakıldığında sonsuz bir üretim hâli. Olan biten her şey, her seferinde bakışımızı değiştiriyor, yeniliyor.

Bu geniş ağa elbette ki galeriler de yeni üretimler, yeni seslerle karşılık veriyor. GaleriMiz’de 12 Kasım – 7 Aralık tarihleri arasında yer alan Mehmet Gazioğlu’nun “Dönüşüm” adlı sergisi, görsel sanatların üzerinde çokça uğraştığı malzeme konusundan yola çıkarak görünen ve görünmeyen üzerine yeni cümleler üretiyor. Sergisini de bahane ederek, Mehmet Gazioğlu’nun koleksiyonerlikten sanat üretimine uzanan yolculuğunu konuştuk.

Mehmet Gazioglu,Blue-Monkey-2-120-X-100-cm-

Nilgün YÜKSEL: Koleksiyoner bir aileden geliyorsunuz. Koleksiyon sanatsal birikim anlamında neler kattı size?

Mehmet Gazioğlu: Böyle bir koleksiyona sahip olmak güç ve birikim istiyor elbette ama bir o kadar da heyecan verici. Ben her sanat eserinin sesi ve nefesi olduğunu düşünüyorum. Sanatsal dilin aktarımında renklerin uyumu ve zıtlığı, değişik formlardaki yaşamın varlığını hatırlatıyor, ona farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Daha da ötesi beni hayal edebileceğim bir yere çekiyor, özgürleştiriyor. Koleksiyon yapmak benim hayata ve sanata karşı açık fikirli olmamı sağladı.

N.Y.: Bir dönem film şirketi kurmuşsunuz sinemayla bağınızdan söz edebilir miyiz?

M.G.: Film şirketim MGBeyond’u 2013 yılında kurdum. O dönemde aile işime ara vermiştim ve sektörü tanımak için film ithalatı yaptım. Bana, para kaybedeceksin demelerine rağmen agresif bir şekilde 2 – 3 yıl devam ettim. Belli bir zararım oldu ama vazgeçmedim. Şirketimi şu anda yeniden yapılandırıyorum ve uluslararası film şirketlerine servis vermeye ve stüdyolar kurmaya hazırlanıyorum. Pineworks gibi takip ettiğim film stüdyoları var.

Mehmet Gazioglu, Echo 1 – 140 X 125 cm

N.Y.: Sanat üretimine fotoğrafla başladınız. Fotoğrafik imge ile yaşam ve sinema arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

M.G.: Fotoğrafik imge ile yaşam arasında sürrealist bir bağ var. Fotoğrafları olduğundan farklı bir şekilde manipüle etmek ve yeni bir şeyler yaratmak beni mutlu ediyor. Farklı olmayı ve insanları düşündürmeyi seviyorum. Herhangi bir şekilde imge ile bağlantı kuruyorsanız sinemayı da takip etmeniz kaçınılmaz. Sinema sanatı, fotoğraf, resim ve diğer görsel oluşumların toplamı. Ses ve kompozisyonla büyüyen bir disiplin. İçinde o kadar çok şey barındırıyor ki hem ana dair hem zamana dair veriler toplayabiliyorsunuz oradan.

N.Y.: Fotoğraftan resme ve heykele geçişinizi görsel dilin sınırlarını genişletmek üzerinden okuyabilir miyiz? Ya da vizör, kamera denen aracıyı ortadan kaldırıp birebir yapıtla ilişkiye geçmek arzusunun sonucu olabilir mi bu?

M.G.: Aslında çocukluğumdan beri tutku benim için fotoğraf çekmek. Ancak o zamanlar bu döneme göre daha sınırlıydı. Benim hikâyem cep telefonu ile oynarken instagramda kendi kendime bir şeyler üretirken başladı ve iki yıl boyunca devam etti. Çektiğim tüm fotoğraflarda manipüle etmeyi ve şaşırtmayı seviyorum. Daha sonra dijital sanatla ilgilenmeye başladım. Sonra da metal heykeller üretmeye başladım. Aslında bir sıralama yoktu. Kafamda gelişiverdi. Her geçen gün benim için farklı. Kendime sürekli bir şeyler katıyorum. Metal heykeller çocukluğumdan beri içinde olduğum dünyanın renkleri oldu.

Mehmet Gazioglu, Black-Water-120X121cm

N.Y.: Sizin ve ailenizin çok iyi tanıdığı bir malzemeyi dönüştürdünüz. Onu ilksel amacından çıkarıp sanat nesnesi olarak ele aldınız. Bu eylem biçiminiz de birçok sanat eserine ya da mesele konu olmuştur. Uzun zaman içinde devindiğiniz bir olguya yeniden bakmak ve onun sınırlarını keşfetmek. Bu fark etme, keşfetme ve dönüştürme sürecinden söz edelim mi?

M.G.: Bir yerden başlamam gerekiyordu. Çelik fabrikasında çalışıp metali ele almamak da olmazdı sanırım. Ben sadece çeliğin yapısını kullandım. Bu süreç on ay sürdü ve ilk çalışmalar kontrolsüz bir şekilde ortaya çıktı. Metalin davranış özellikleri mikro ve makro yapıları ilişkilendirme yeteneğine bağlıdır. Mikro yapılar geometrik düzeni olan farklı fazlardır. Metal modeli kristalografik yönlerdeki hızlı değişimin özelliğini gösterir. Her bir tanecik birbirinden farklıdır. Aslında izleyicilerin mikroskop kullanmadan mikro yapıları keşfetmelerini sağlıyorum. Üzerinde farklı kolajlar yaparak yaratıcı bir boyut çerçevesinde garip, modern figürler ortaya çıkarıyorum. Aslında işlerim kabul edilmeyen görüntüleri yansıtıyorlar. Malzeme çok sert ve güçlü. Derinliği oluşturmak için kontrollü oksijen ile birleştiriyorum. Modern ve Pop kültürün cesur renklerini, grafik çizgileri kullanarak metalin karmaşık bir o kadar da canlı dokusundaki uyumu ortaya çıkarıyorum.

N.Y.: Malzemeyi tanımanız yapıt üretiminizi kolaylaştırdı mı?

M.G.: Hayır, kolaylaştırmadı aslında. Sadece malzemeyi tanımam belli kuralları, özellikleri bilmemi sağladı. Çok sert, ağır ve güçlü bir malzeme. Çalışması meşakkatli.  Bu yüzden bazen tek başıma değil bir ekiple çalışıyorum.

N.Y.: Sanat üretiminin motivasyonu nedir sizin için?

M.G.: En büyük motivasyonum özgürlüğüm. Ancak deadlinelar (son tarihler) benim için ayrı bir motivasyon oluyor. Çalışma saatlerim artıyor. Özellikle o andaki işimi bitirene kadar durmadan çalışıyorum. Bu zorlayıcı olduğu kadar keyifli bir süreç benim için.

Share Button
Nilgün Yüksel

Hakkında Nilgün Yüksel

1999 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011’de YTÜ Sanat Tasarım Fakültesinde doktoraya başladı. Tombak, Genç Sanat, Türkiye’de Sanat, rh+sanart dergilerinde yazı işleri ve editörlük görevlerinde bulundu. Tombak dergisinde Osmanlıca metin çevirisi yaptı. Türkiye’de sanat ve rh+sanart dergilerinde güncel sergiler üzerine düzenli eleştiriler yazdı. Sanat ve diğer disiplinler, müze ve sanatsal oluşumlar üzerine özel dosyalar hazırladı. Plastik sanatlar alanında jüri üyelikleri ve danışmanlık yaptı. Sanatçılar üzerine monografik kitaplar kaleme aldı. 2010 yılında Çağla Cabaoğlu Galeri işbirliğiyle Şangay Uluslararası sanat fuarına gidecek serginini küratörlüğünü yaptı. 201-2012 yılları arasında yönetmen Semih Kırmemiş ile Bedri Rahmi Eyüboğlu belgesel filmini yaptı. 2014 yılında sanat öğrencilerine burs sağlamak amacıyla üzerinde dört yıl çalıştığı, “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı proje sergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar plastik sanatlar alanında 300’ün üzerinde makale kaleme aldı. Türk ve yabancı sanatçılara özel kataloglar yazdı. 2010 – 2011 eğitim döneminde özel Aydın Üniversitesinde Sanat Sosyolojisi dersleri verdi. 2012’te İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kültür araştırmaları, sanat teorileri, güncel sanat, eleştiri pratikleri üzerinde çalışmakta, güncel eleştiri yazıları kaleme almakta, kendi alanında ders vermekte, editörlük, sanat danışmanlığı ve küratörlük yapmaktadır. **** Nilgün Yüksel is an art historian and freelance art critic, lives and works in İstanbul. She has been working in a departmant of fine art, İstanbul Technical University. She curated exhibitions such as “Tree of Life” (for Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Shangai Art fair ) and “Artist as an Art Object” (sponsored by Yapı Kredi Private Banking). She worked as an editor and art critic at art magazines such as Tombak, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, rh+sanart. She made a documentary film about Turkish artist Bedri Rahmi Eyüboğlu (with director Semih Kırmemiş). She has written monographies about Turkish artists and numerous articles in national art magazines such as Türkiye’de Sanat, Gençsanat, Artdekor, Cosmolife, Antik Dekor, Milliyet Sanat, Mimarlık, Skala, Artist, rh+sanat, Evrensel Kültür, Tombak, Kolaj Art, This year, she is a boarding member of AICA, Turkey. e-mail: nilguneyuksel@gmail.com

Yorumlar kapatıldı.