Belgin Balanoğlu Alagöz ,Toplumsal Gelişim ve Sanat 1

Share Button
3 MAYIS, The third of may, 1808, GOYA

Tüm dünya toplumları XX. yy.’ın ilk yarısında Endüstri Çağı gelişim süreci içine girmiştir. Türkiye’nin ise çağdaş yeniliklere açılma başlangıcı Osmanlı saltanatının yıkılıp, Atatürk’ün Cumhuriyet ve Laik Devlet anlayışını kurması ile devamlılık kazanmıştır. 

Devamlılıkta vurgulamak istediğim Osmanlı’da bazı padişahların batılılaşma hareketleri içinde (Fatih Sultan Mehmet gibi) bulunması ve ancak bağnaz çevrelerin girişimleri ile sonuçsuz kalmış olması gibi bir durum hep yaşanmıştır. İşte Atatürk Cumhuriyeti’nin Halkçılık İlkesi; halkla devleti kaynaştıran bir yapı öngörmektedir. Sanat böyle bir oluşum içinde saray kapılarından çıkıp halktan insanların katılabildiği bir alan olmuştur. Elbette bu oluşumu bir iki cümle ile özetlemek yeterli değildir. Derin incelemeler ve araştırma sonuçlarını sosyal, kültürel, siyasal etkenleri ile belgelemek söz konusu olmalıdır ve kitaplaştırmak gerekir.

LAumône_dun_mendiant_à_Ornans _by_Courbet

Tüm dünyada da durum (sanat) böyle değişmiştir. Yaratıcı ve gelişimci toplum düzeneğinin oluşması, sanatın halk katmanına ulaşmasının kısaca ön gelişimine bakacak olursak, aşağıda aktaracağım bilgiler sanatın gelişim tablosundaki güçlükleri konusunda sizleri biraz olsun aydınlatabilir.

Fransız İhtilali’nin gerçekleşmesi de uzun süreçte yığılan ve yayılan düşünce gelişimlerinin sonucudur. XVIII. yy’da yetişen filozoflar, ekonomi kuramcıları insan hakları konusunda yeni ve farklı düşünceler oluşturmuş, halkı sorgulatıcı bir süreç içine sokmuşlardır.

Yüzyıllardan beri sürmekte olan düzen ile ilgili şüphe tohumları ulusların uyanmasına neden olmuştur. Bu filozoflar J.J Rousseau (1712-1778) ve Voltaire (1694-1779)’dir. Tutucu kilise ve Aristokrasi ancak 1793’te yerini Burjuvaziye bırakmıştır. Buhar ve elektriğin keşfi endüstriyel bir teknik ve ekonomik gelişim süreci başlatmış olup tüm toplumu kapsayan bir yapı da beraberinde ortaya çıkmıştır.

Delacroix, “Halka Yol Gösteren Özgürlük”, 260 x 325 cm, 1830

Tıp ise (1800) sağlık alanında devrim yaparak 150 yıl içinde Avrupa’nın 187,7 milyon olan nüfusunu üç kat artırmıştır. XX. yy.’ın başlarında mimari üslupla birlikte tüm akademik ve dogmatik eğitimler terk edilmeye başlanmıştır. Tarım kültürlerinin Monarşik yapısı (siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile geçtiği devlet düzeni.) zamanı dolan sistemler hâline gelirken bu dönemin sanatsal kültürü de kendini tekrar ederek gelmiştir.

Batıda da sanat geniş kitlelere yayılmayan, yansıtılmayan üst tabaka lüksü olarak yaşamıştır yıllarca. Batıdaki birçok saray ressamının bu dönemde halk arasına katılmaya başladıklarını halkın yaşamındaki dramatizeleri yansıtan resimler yaptıklarını sanat tarihi verilerinden öğrenmekteyiz. Batıda, Fransız İhtilali’ne kadar yaşanan süreçte (1789) sanatçılar doğrudan ya da dolaylı etki altına alınarak aristokrat ve dini kesimin hizmetinde tutulmuşlardır. Fransız İhtilali ile halkoyuna dayalı parlamenter sistemin oluşması ve yönetimi halkın belirlemesi ile güzel sanatlar orta sınıf halk yapısının içine girebilmiştir.

Bu dönemde Romantizme kayış gözlenir. Romantizm akımı; insanların durumunu, gerçeklerini acı bir dille, içinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, coşku veren, duyguları kamçılayan dille yorumlar ve psikolojik veriler gönderir. Sanatçılar konularını tarihi figürler ve olaylarla betimler çoğu kez. Napolyon’un dünyaya egemen olmak istemesindeki milliyetçilik duygularını kışkırtması (Nasyonalizm/Ulusçuluk) romantik duygu ve anlatımların ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Portrait of Henri Michel Lévy-by Edgar-Degas

Romantizm etkisinde çalışan ressamlar; Amerikalı Benjamin West (1738-1820) Quebec Meydan Savaşında General Wolfe’un ölümü, İsviçreli Alfred Rethel (1816-1859) tarih ve halkla ilgili resimler aracılığı ile milli heyecan yaratacak konular üzerine çalışmalar yapmışlardır. Alman Adolph Menzel ağaç baskılarından pitoreks bir anlatımla (estetik etkiyi hesaplamadan doğadaki gibi rastlantısal ışık verme) halkta hisli duygular uyandırmaya yönelik etkileme yaratmıştır. Ayrıca Gustaf Wappers, Edouard de Biefve gibi birçok sanatçı halkın merhamet hislerine, heyecan duygusuna ve ahlak değerlerine ithaf ediyordu. Romantizm Döneminin değerini yitirmesi “idealizm filozofları”nın yaydığı etki ile olmuştur.

Hegel, Goethe, Ludwig Feuerbach, Karl Max yeni felsefi oluşumlarla dünya siyasetindeki yerlerini almışlardı. Bununla birlikte toplumlar farklı bir anlayışa yöneliyordu. Bu dönem Auguste Comte metafiziği reddediyor, yalnız akli olarak kavranabilen şeyleri ve doğa bilimleri ile yöntemlerini öneriyordu.

Tüm bu siyasal, sosyal, felsefi, psikolojik ve endüstriyel gelişim; sanatçıların ürünlerine Konstrüktivist bir yapılanma (Çağdaş malzemeleri kullanan ve geometrik bir kompozisyon düzeni aracılığı ile geçmişle tüm bağlarını koparan endüstriyel malzeme ve tekniği yücelten akım.) getirmiştir. Bu akım en çok resim ve heykelde ürünler vermiştir. Bu anlayışta çalışan sanatçıların en ünlüleri; A. Pevsner, N. Gabo, Malevich, L. Moholy-Nagy… Ayrıca bu sanat akımı modern mimarlığın gelişiminde de etkili olmuştur.

Share Button

Yorumlar kapatıldı.