Işıl Savaşer: Soyut Sanatta Derinlik ve İfade

Share Button
Piet Mondrian, Composition C, No 3, 1935.

Soyutlama, Antik düşünürlerin “mysterium tremendum” olarak adlandırmış oldukları ve çağdaş dilde “kaygı” olarak ifade edebileceğimiz durum ile bağıntılıdır. Alman sanat tarihçisi Wilhelm Worringer (1881 – 1965), başlangıçtaki sanatsal itkinin, doğanın taklidiyle ilgisi olmadığını, dış dünyanın karmaşıklığı içerisindeki tek dinginlik olasılığının saf soyutlama olduğuna inanmıştır. İçgüdüsel biçimde geometrik soyutlama yaratmıştır. Bu kaygı boyutu, Kandinsky, Maleviç ve Mondrian’ın eserlerine yardımcı olmuştur; teofizik, tinselci, anti-materyalist düşüncelerle eserler arasındaki bağ bu boyuttur.

Çağdaş düşün, soyutluk kategorisi içerisinde oluşmaktadır, dolayısıyla çağdaş kültürün bir parçası olan çağdaş sanat da aynı kategoride düşünülmektedir. Çağdaş düşünce ve çağdaş bilim, bu soyutlama süresince ampirik gerçekliğe değil, aslında gerçekliğin özüne yönelmektedir. Sözü edilen gerçekliğin özü ise soyut, düşünsel bir varlıktır. Onu duyusal olarak kavrayamayız, ancak düşünsel olarak kavrayabilir ve ifade edebiliriz.

Wassily Kandinsky

Resim, üç boyutlu nedenselliği yüzeyselliğe indirgemekte ve salt bir biçimselliği ifade etmiş olmaktadır. Nesnelerin üç boyuttan iki boyuta, yüzeyselliğe indirgenmiş olması da soyut sanatı belirleyen bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüzeysellik, nesneleri üç boyutluluk içerisinde algılayan objektif natüralizme karşıt bir kavrama biçimidir, fakat sübjektif natüralizme de, örneğin; empresyonizme de karşıt olduğunu ifade edebiliriz.
empresyonizmin özelliği doğayı, nesneleri renk ve ışık algıları olarak çözümlemek, resim yüzeyine yansıtmaktır. Nesnelerin maddeselliği önemli değildir, ancak nesneler ve varlıklar çizgi, konturdan yoksun, renksel yüzeyler olarak kavranmaktadır. Soyut sanatın objesi, empresyonistlerin düşündüğü gibi gözlemlenebilen objeler değil, düşünce ürünü olan objelerdir. Empresyonistler sanatın ‘görme sanatı’ olduğunu ifade etmişlerdir.

Kazimir Malevich, Siyah Kare ve Kırmızı Kare, 1915.

Geçen yüzyıldan itibaren sanatta hâkim olan, doğayı görme sanatı olan resim, sanat soyut ile beraber, görme mantığı yerine doğayı düşünme mantığına dönüşmüştür. Dolayısıyla bu yeni mantık, evrene yeni bir biçim vermeyi de getirmiştir.

“Cezanne <<Doğa, yüzeyde değildir, tersine derinliktedir. Renkler, bu derinliğin yüzeydeki ifadesidir; Renkler dünyanın derinliklerinden yüzeye doğru çıkarlar.>>” (https://cdn.istanbul.edu.tr)

<<ifade>> (expression) kavramı, 1900’lü yıllarda önemli bir kavram olmuştur. Sanatta, felsefede expressionism, özellikle Croce felsefesinde çağa tinsel-estetik nitelik kazandırmıştır. Croce felsefesi özellikle ifade kavramına dayanmaktadır. İfade, ‘ben’in objeye, iç dünyanın dış dünyaya olan üstünlüğü, gücü anlamındadır. Thoe Van Doesburg, sanatın ifade olduğunu ve ifadeyi biçim verme olarak algılayabileceğimizi savunmuştur. Biçim vermekle sanat, deney objesinin doğal görünüşünü de ortadan kaldırmaktadır. Bu sayede estetik deneme o derece güçlü olmaktadır. Sanatçı, kendi ‘ben’ dünyasında sahip olduğu şeyleri ifade etmektedir, dolayısıyla sanatın objesi dış dünyadan insanın iç dünyasına, yani ‘ben’ dünyasına kaymış olmaktadır. Soyut sanatın en temel niteliği olup, doğadan ve doğa biçimlerinden ayrı, kendi “ben” dünyasında bir biçim dünyası aranmış olmasıdır.

Soyut sanat, ifadenin, yeni bir biçim yaratmanın sanatıdır. İfadenin objesi iç dünya, ‘ben’ dünyası olmakta ve görünüş dünyası ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Burada önemli olan ifade dünyasını görünür kılmaktır, bu da yeni bir evren yaratmaktır. Bu yeni, kendine özgü biçim verme durumu yeni bir kavramda soyutluk kazanmaktadır. Bu kavram ‘soyut’ olup, ‘ifade’ ve ‘soyut’ birbirleriyle örtüşmektedir. Mondrian’a göre soyut her zaman tinsel-evrensel olarak biçim veren ifadedir. Mondrian, iç ve dış, ruh ve doğa, immanens ve trancendens arasında oluşan bir hesaplaşmanın söz konusu olduğunu ifade etmiştir. Burada ruh ve immanens sözcükleriyle kastedilen şey derinlik olgusudur, yani tümel-evrensel olan, varlığın özüdür.

Çağdaş soyut sanatta insan, bu öze, derinliğe, evrensele varmak soyutlamaya gitmektedir. Yine Mondrian’a göre, çağımızda sanatın bu görevini ilk algılayan sanatçı Cezanne’dır. Bu biçim dünyası da estetik-sanatsal varlık dünyasını meydana getirmektedir. Cezanne’a göre resim, dünyanın görünüşünden giderek kurtulmaktadır. Nesne biçimlerinden kurtulan sanatçı, evrenin yüzeysel görünüşünden çıkıp, derinliğe uzanacaktır. Sanat, nesnelerin arkasındaki derinlik ve özü kavramadır. Buna göre öz, temel varlık, derinlik duyusal değil, aksine metafizik bir varlık halindedir. Bu metafizik-tinsel dünya, sanatın ortaya koymuş olduğu, somutlaştırdığı bir varlıktır. Bu durumda soyut sanat, basit bir stilizasyon değil, ruh ve doğa, iç ve dış, immanens (içkinlik) ve transendens (aşkınlık) arasında oluşan bir denkleşmenin söz edildiği bir sanat haline gelmiştir. Burada önemli olan ve kastedilen özdür, temel varlıktır, mutlaktır, derinliktir. İnsan bu çaba içerisinde soyuta ulaşabilmektedir.

Tümel-evrensel olana, temel varlığa yönelmiş olan sanat, yeni bir boyut, yani metafizik bir boyut kazanmış olmaktadır. Sanat yapıtı, metafizik gerçekliğin etkili olduğu bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek çağdaş sanat, gerekse çağdaş felsefe ana ereğe ulaşmayı hedeflemişlerdir, bu ana erek, varlığın özü ve derinliğidir. Tek bir ifadeyle mutlaktır. Mondrian’ın söylemiyle; soyut, stilizasyon ile gerçekleşmez. Soyut, daima tinsel-evrensel olanın fonksiyonu içerisinde biçim veren ifade olup, dışsal olanın, derin şekilde içe aktarılması, içsel olanın da en salt şekilde dışsallaştırılmasıdır.

Mondrian ve Maleviç’in saf soyutlaması, özellikle geometrinin soyutlamasıdır. Doğasını dünyadan almakta, aynı zamanda da bu dünyanın özünü ifade etme iddiasını hedeflemiş bir soyutlama…

KAYNAKÇA

  • Bonfand, A., Soyut Sanat, Çev. Işık Ergüden, Dost Kitabevi, 1994, Ankara
  • Butler, C., Modernizm, Çev. Nursu Örge, Dost Yayınları, Ankara
  • Erden, E.O., Modern Sanatın Kısa Tarihi, Hayalperest Yayınevi, 2016, İstanbul
  • Eroğlu, Ö., Sanatın Tarihi, Tekhne Yayınları, 2015, İstanbul
  • Lynton,N., Modern Sanatın Öyküsü, Çev.Cevat Çapan, Sadi Öziş, Remzi Kitabevi, İstanbul
  • Thompson, J., Modern Resim Nasıl Okunur?, Çev.Firdevs Candil Çulcu, Hayalperest Yayınevi, 2014, İstanbul
  • Turani, A., Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi, 2013, İstanbul
Share Button

Yorumlar kapatıldı.