IŞIL SAVAŞER, SANAT VE BİLİM İLİŞKİSİ

Share Button

Sanat ve bilim, insanoğlunun var olmasıyla birlikte başlamış ve insanın dünyayı kavramasının en önemli biçimleri olmuştur. Toplumun dünya görüşüne dayanmaktadır, o dünya görüşünde zaman içerisinde ilerlemektedir. Bilim de, sanat da “doğanın” en üstün varlığı olan “insanın” gizleri ile uğraşmaktadır. Tabii ki bu gize akıl yoluyla ulaşmaktadır.

Yunan ve Roma uygarlıklarında aklın kullanılması sayesinde bilim ve sanatta yükselmiş oldukları gözlenmektedir. Bilim ve sanat aynı gerçekleri yansıtmaya çalışmaktadır ve aralarındaki ilişki insan olgusunda birbirine bağlanmış, tarih boyunca insanlığın serüvenini, mücadelesini yansıtmıştır. Sanat, yaratımlarını çoğaltmak ve yetkinleştirmek adına bilimsel araştırmaları ve gelişmeleri izlemektedir. Sanatçı eserlerini üretirken öznellik büyük özellik taşımaktadır. Oysa bilim adamı mevcut olanla bağ kurarken, onu direkt olduğu gibi kavrayıp algılamasını engelleyebilecek her türlü inanç, tutum vb. gibi öznel öğelerden arınmaktadır. Sanatçının ise mevcut nesnesine bağlı kalarak onu yansıtmak gibi bir sorunu olmamıştır. Öznelliği ön plandadır.

Yunan uygarlığında güzellik duygusu matematiğe koşut olarak ele alınmıştır.  Euclid, Thales, Pytagor, Archimedes’in önde olduğu Yunan matematikçilerinin ortaya koymuş olduğu kavramlar, onların kültür içerisinde matematiği ne derece entelektüel bir uğraş olarak ele alınmış olduğunu kanıtlamaktadır.

Matematik yaratıcılıkta ressam, mimar veya müzisyenin eserlerini yaratırken duyduğu sezgi ve ahenginin bir dışavurumudur. Bilim sayesinde sanatın ortaya koymuş olduğu yaratımlar estetik bir değer kazanmaktadır. Bilim, entelektüel çabaların üst düzeyde ele alındığı, maddi dünyadaki ilişkileri daha iyi kavramamıza yarayan bir araçtır. Sanat da bilimin ortaya koyduğu somut gerçeklerden yararlanmaktadır.

Sanat ve bilim eski çağlardan günümüze dek günlük yaşamdaki duyumlardan düşüncelerden çelişkiler oluşturur ve tekdüzelikten uzak bir yol izler. Duygu ve aklın birlikte rol oynadığı simetri, uyum ve biçimsel güzellik anlayışı da matematik ve sanatın ortak etkileşimi ile oluşmaktadır. Sanatı bilimin bir şekilde duygu haline dönüşmüş şekli olarak düşünebiliriz. Bununla birlikte bilim ile sanatın ortak ve farklı yönleri olduğunu gözlemleyebilmekteyiz. Doğa hem bilim, hem de sanat için gerçek bir kaynak oluşturmaktadır. Bilimde dışsal doğa, sanatsa ise içsel doğa önem kazanmaktadır. Doğanın yasaları ile bilim arasında mükemmel bir uyum var olmaktadır. İnsanlığın tarihinde ilk bilimsel kavramlar insan-doğa etkileşiminden kaynaklanmıştır. Bilim doğayı bozamadan ve değiştirmeden doğanın bilinmeyenlerini toplumsal farklılıklar ve zamanı gözetmeden somut gerçeklerle insanlığa sunmaktadır. Sanat ise gerçekleri olması gerektiği şekilde idealize etmekte, yaratmaktadır. Bunu yaparken de öznel bir bakış açısı sergileyerek olayları değerlendirmekte ve doğayı değiştirmektedir. Sanat, insan ruhuna ve estetik hazlara hitap etmektedir. Sanat doğadaki niteliklerle bilim ise niceliklerle uğraşmaktadır. Bu gerçeklikte bilimsel ve sanatsal çalışmalarda toplumsal, ekonomik ve kültürel ortamın son derece yönlendirici etkisi bulunmaktadır. Sanatçı, ortam ve koşullara bağlı kalma konusunda bilim adamına göre daha özgürdür. Özgürlük, yaratma etkinliğinin yanı sıra bilim ve sanatın ilişki kurduğu bir başka yerdir. Özgürlük kavramı, bilim ile sanatın kendilerini dışlaştırmaları, üretmeleri konularında güdümsüz, serbest olmaları anlamına gelmektedir. Sanat yaratıcı bir süreç olduğundan özgürlüğe ihtiyaç duyan insan eylemidir. Bilim, soyutlamalar ve kavramlar oluşturarak bilimsel bilgi bütünlüğüne ulaşırken, sanat ise imgelem gücünün yardımını kullanmaktadır.  Bu bağlamda sanatçının doğada gördüğü ve estetik ilişki kurduğu nesne, aslında gerçek bir nesne değil, estetik olarak duyumsadığı nesne olmaktadır.

Bilim ve sanatın her ikisinin de toplumsal açıdan işlevleri farklı olup, birlikte gelişme göstermekte ve birbirlerini etkilemektedirler. Sanatçı üretmiş olduğu çalışmalarında bilinçli ya da bilinçsiz olarak bilimin olanaklarından faydalanmaktadır. Resim sanatının temel öğelerinden çizgi, yüzey, nokta aynı zamanda geometrik kavramlardır. Altın oranın, Mısır piramitlerinden başlayarak Yunan tapınak ve heykellerinde, Rönesans döneminde kullanılmış bir oranlar sistemi olduğunu bilmekteyiz. Bununla birlikte ışık ve ses üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar da müzik üzerinde etkili olmuştur. Seslerin oluşmasına, müzik haline dönüşümüne fizik ve matematik kurallarının etkili olduğu tespit edilmiştir. Sanatın bir anlamda insanla doğa arasındaki estetik ilişki olduğu düşünülürse, sanatın insana olan katkısının tinsel olduğu kanaatine varmaktayız.

Bilimsel çalışmaların resim sanatı üzerindeki en önemli etkileri izlenimci ressamlarda gözlenmiştir. Isaac Newton’un ışık üzerine yapmış olduğu araştırmaların resim sanatında izlenimcilik dediğimiz üslup üzerinde etkileri olmuştur. İzlenimci ressamlar doğa nesnelerinin üzerindeki ışığı güneş renkleriyle saptamaya çalışmışlardır. Aynı görüntünün değişik ışık etkileri altında birbirinden çok farklı çalışmalar üretilmiştir. 19. Yüzyılda resim sanatında renk gittikçe önem kazanmış ve biçimi resimden uzaklaştırma eğilimi göstermiştir. Bu etkilerle Rönesans döneminden beri uygulanan artistik anatomi ve bilimsel perspektif önemini yitirmiştir. Nesnelerin ışık renkleriyle düzenlenmesi ön plana çıkmıştır. Rönesans’tan 19.yüzyıla kadar sanatçılar, resim ve heykel çalışmalarında öncelikle taslak oluşturmuşlardır.  Barok dönemde ve daha sonraki süreçte bu gelenekten tamamen vazgeçilmiştir. O dönemin sanatçılarına göre taslak hazırlamak, hayal gücünü sınırlamakta ve dolayısıyla çalışmaların özgürlüğünü engellemiş olmaktadır. Bilimsel ışık araştırmalarının resim sanatına uygulanması, bu sanatın yapısal kuruluşunu da kökünden etkilemiş ve değiştirmiştir. Bilimsel ve teknik gelişmeler salt mimari ve uygulamalı alanlar üzerinde değil, tüm sanatsal yaratımlar üzerinde etkili olmaktadır.

KAYNAKÇA

  • Ersoy, A., Sanat Kavramlarına Giriş, Hayalperest Yayınevi, 2016, İstanbul
  • Tunalı, İ., Felsefenin Işığında Modern Resim, Remzi Kitabevi, 1989, İstanbul
  • Yetişken, H., Estetiğin ABC’si, Şinasi Yayınları, 1992, İstanbul
  • Geiger, M., Estetik Anlayış, Çev.Tomris Mengüşoğlu, Doğu Batı Yayınları, 2015, İstanbul
  • Alioğlu, N., (2010), Folklor/Edebiyat, sayı 62, s. 217-228, https://dergipark.org.tr/tr/pub/fe/issue/26025/274096
Share Button

Yorumlar kapatıldı.