NİLGÜN YÜKSEL, GERÇEKTEN KATARSİS

Share Button

Aristoteles’in tragedyaya dair kullandığı bir kavram “Katarsis”. İzleyicinin oyuncuyla kurduğu özdeşleşme sonunda yaşadığı ruhsal arınmayı tanımlıyor genel anlamda. Hazır tiyatrodan söz açmışken Brecht, bu kavrama karşı çıkar. O, izleyicinin arınmasını değil, izlemesini ister. Bu yüzden sık sık sahnedekinin bir oyun olduğunu hatırlatır.

Küratörlüğünü Bedri Baykam’ın yaptığı, Şevval Başalan’ın Piramid Sanat’ta devam eden “Katarsis” sergisi, katarsisin içinden geçtiğiniz değil onun yanında durduğunuz bir deneyim. Bedende dolaşan, duyarlılıkları sorgulayan, arınmayla yüzleşmeyi bir araya getiren bir sergileme biçimi.

Henüz sergi alanına girmeden sesler karşılıyor izleyiciyi. Uzaktan inlemeyi çağrıştıran, bazen birbirine karışan sesler. Göreceklerinize dair bir prova.

Canın Tözü ya da Kargalara Saygı

Kişisel deneyimlerden ve insani duyarlılıklardan yola çıkılmış bir sergi “Katarsis”. Beden parçaları, hayvan temsilleri ve sürrealist imgelerin birbiri içine geçtiği gravürler, varlığın kendilendiliğine dair hatırlatmalar olarak çıkıyor karşımıza. Başalan’ın kargaları iyileştirme deneyimlerini öğrendikten sonra gravürlerde bedenin içini ve dışını apaçık eden kargalar, bir yandan insanileşirken bir yandan canın tözüne dönüşüyorlar.

Uzun bir yaşayışın, koruyuculuğun, salt kendine ait olmanın ileticileri olarak kargalar, bir bakıma yaşam hakkına, salt canın varlığına saygıyı ifade ediyorlar. Nitekim, gravürlerin sergilemede yer aldıkları alan hem içerik bakımından hem bütüncül görsel algı bağlamında sergiyi toplayan sonra genişleten merkezlerden biri olma sorumluluğunu yükleniyorlar.

Şevval Başalan.-Görebilmenin Hazzı-kil üzerine akrilik, 2020

Beden Algısı ya da Parçalanmalar

Başalan’ın çalışmalarında beden algısı yüzeyde dolaşmıyor. Aksine fiziksel ve zihinsel anlamda olabildiğince derine iniyor. Beden dendiğinde çoğumuzun aklına gelen deri, ten imgesi yok bu çalışmalarda. Yüzeye çıkan iç organlar ve bizimle konuşan uzuvlar var.

Bedenin her bir parçası izleyeni izliyor, kendine dair olanı anlatıyor. Beden, tüm iç organlarımız ve uzuvlarımızla varlığın, ruhun, toplumsal yargıların bileşeninde parçalanıyor, kişileşiyor. Dil, gözyaşının tadına bakıyor, kalp ümitsizce gözlüyor, beyin, beynin algısı, parçalanan zihin birbirinin içinden geçerek sergi alanındaki seslere karışıyor.

Bedene Müdahale, Kadınlığın Yazgısı ve Öfkesi

Çeyizden alıntılanmış parçalar, içinden parmak çıkan vajina, kerpetenle kesilmiş penis, böcekleri ezen topuklu ayakkabılar ve tuvale yapıştırılmış nesneler…

Bütün bunları toplumsal cinsiyet ve tabular bağlamından okumayacağım. Çünkü zaten hepsi bir araya geldiğinde belirlenmiş değerlere, önyargılara, saldırının hedefi olan kadın bedenine, ruhuna dair içsel bir öfkenin temsilleri olarak karşımıza çıkıyor.

En sade haliyle genç bir sanatçı kadın olmaya giden süreçte hepimizin karşılaştığı, tanık olduğu yargıları, yargılanmaları, örselenmeleri ve bütün bunların yarattığı sonucu dışa vuruyor.

Çeyizden çıkan parçalar da böcekleri ezen topuklu ayakkabılar da bedenin bir parçası, bedene müdahalenin göstergeleri. Tıpkı kutulara yerleştirilip hapsedilen organ parçaları gibi.

Öte yandan hastalığa ve bedenin iyileşme sürecinde bedene yapılan zorunlu müdahaleye dair gönderme de yer alıyor sergide. Başalan, astım hastalığından dolayı kullanmak zorunda olduğu ilaçları da sanatsal bir dönüşüme uğratıyor. Çizimleri ile süreci aktarıyor. Tıpkı diğer gösterimlerde olduğu gibi yazgımıza yazgılı olmadığımızı hatırlatıyor.

Malzemenin Estetiği

Nam June Paik, bir gün katot ışınlarının boya ve fırçanın yerini alacağını söylemişti. Kehanetinde haklı çıkmadı. Katot ışınları, boya ve fırçanın yanına yerleşti. Aslında bu, sanatçının özgürleşmesi anlamına da geliyor.

Gravür, yerleştirme, hazır nesne, seramik, kolaj, tuval, boya, kâğıt, kalem, ses kaydı… Başalan, uzun bir mirası devralan yüzyılımızın anlatım olanaklarını kullanmış bu sergide. Bazen profesyonel üretimin başındaki birçok genç sanatçının yazgısını paylaşarak olanaksızlıktan (edindiği değil) bulduğu malzemelerle yaratmış eserlerini bazen de anlatımının, duyumunun gerektirdiği malzemeleri almış ele.

Sonuçta geldiği noktada izleyiciyle girdiği etkileşimde sanat ve yaşam üzerinden aktarmak istediğini dolaysız aktarmış izleyiciye.

Bir Sergiyi Göstermek ve Katartik Yüzleşme

Bedri Baykam, sergi düzenlemesini bir sanat eseri gibi ele almış. Başta da belirttiğim gibi seslerin çağrısı çarpıcı bir görüntüyle karşılıyor izleyiciyi. Başlangıç bizi sanatsal deneyime hazırlıyor.

Gravürler bir merkezi oluştururken ilerleyen alanda Başalan’ın daha önce yaptığı işlere dair gösterim sanatçının yaratımda ilerleyişini algılamak açısından başka bir merkeze dönüşüyor. Giderek küçük adacıklara bölünen, birbiri içinde bağımsızlaşarak birbirini destekleyen işlerle tıpkı eserlerdeki yükselip alçalan bir ritim ile izlenebiliyor sergi.

Başalan’ın dilini, fırçasını sakınmayan dışavurumcu tarzı, salt gözün ve kulağın duyusuna değil bedenin hissedişine dönüşüyor.

Bu bağlamda sergi, evet, sahiden katartik!

Bununla birlikte sonsuz bir arınma vadetmiyor. Sergiyi geride bıraktığınızda ruhunuzun göz yaşları dışarı taşmayacak. Aksine genç bir sanatçının cesurca ortaya koydukları, kendini, deneyimlerini, etkilenimlerini, duyarlılıklarını olduğu gibi paylaşımı hem kendinizle hem cesaretle yeniden yüzleşmenizi getirecek.

Çoğu zaman bir yazı sadece aktarıcıdır. Yapılan üzerine tekrar söz söyleyen, not düşen bir aktarıcı. Bununla birlikte yazının deneyimi ile üretimin deneyimi her zaman farklıdır.

Şevval Başalan’ın Bedri Baykam küratörlüğünde Piramid Sanat’ta yer alan “Katarsis” sergisi 1 Aralık’a kadar devam ediyor. İzleyin.

Share Button
Nilgün Yüksel

Hakkında Nilgün Yüksel

1999 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011’de YTÜ Sanat Tasarım Fakültesinde doktoraya başladı. Tombak, Genç Sanat, Türkiye’de Sanat, rh+sanart dergilerinde yazı işleri ve editörlük görevlerinde bulundu. Tombak dergisinde Osmanlıca metin çevirisi yaptı. Türkiye’de sanat ve rh+sanart dergilerinde güncel sergiler üzerine düzenli eleştiriler yazdı. Sanat ve diğer disiplinler, müze ve sanatsal oluşumlar üzerine özel dosyalar hazırladı. Plastik sanatlar alanında jüri üyelikleri ve danışmanlık yaptı. Sanatçılar üzerine monografik kitaplar kaleme aldı. 2010 yılında Çağla Cabaoğlu Galeri işbirliğiyle Şangay Uluslararası sanat fuarına gidecek serginini küratörlüğünü yaptı. 201-2012 yılları arasında yönetmen Semih Kırmemiş ile Bedri Rahmi Eyüboğlu belgesel filmini yaptı. 2014 yılında sanat öğrencilerine burs sağlamak amacıyla üzerinde dört yıl çalıştığı, “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı proje sergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar plastik sanatlar alanında 300’ün üzerinde makale kaleme aldı. Türk ve yabancı sanatçılara özel kataloglar yazdı. 2010 – 2011 eğitim döneminde özel Aydın Üniversitesinde Sanat Sosyolojisi dersleri verdi. 2012’te İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kültür araştırmaları, sanat teorileri, güncel sanat, eleştiri pratikleri üzerinde çalışmakta, güncel eleştiri yazıları kaleme almakta, kendi alanında ders vermekte, editörlük, sanat danışmanlığı ve küratörlük yapmaktadır. **** Nilgün Yüksel is an art historian and freelance art critic, lives and works in İstanbul. She has been working in a departmant of fine art, İstanbul Technical University. She curated exhibitions such as “Tree of Life” (for Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Shangai Art fair ) and “Artist as an Art Object” (sponsored by Yapı Kredi Private Banking). She worked as an editor and art critic at art magazines such as Tombak, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, rh+sanart. She made a documentary film about Turkish artist Bedri Rahmi Eyüboğlu (with director Semih Kırmemiş). She has written monographies about Turkish artists and numerous articles in national art magazines such as Türkiye’de Sanat, Gençsanat, Artdekor, Cosmolife, Antik Dekor, Milliyet Sanat, Mimarlık, Skala, Artist, rh+sanat, Evrensel Kültür, Tombak, Kolaj Art, This year, she is a boarding member of AICA, Turkey. e-mail: nilguneyuksel@gmail.com

Yorumlar kapatıldı.