Işıl Savaşer, Postmodernizm ve Kavramsal Sanat

Share Button

Sanat çevrelerinde, 1960’lardan sonra ortaya çıkmaya başlayan postmodernizmin, kültürel, düşünsel ve politik eleştirinin parametrelerini belirleyen yeni düşüncelerin ve duyguların birleşimi olduğu düşünülmektedir. İletişim teknolojilerindeki yeni gelişmeler, Soğuk Savaş sonrasında ABD öncülüğünde şekillenen yeni dünya düzeni ve kültürel-ekonomik küreselleşmenin etkilerinden de soyutlanamamaktadır. Sanatsal modernizmin sonuna işaret etmektedir. Modernizmin sanatçıya, bireysel üslupçuluğa atfettiği önemin yanında, postmodernizm özgünlük gibi belli başlı modernist ilkelere karşı duran yaklaşımlar sergilemektedir. Postmodern süreçte görülen sanatsal eğilimlerin tümü, belli bir mecraya bağlı değildir. Enstalasyon, asamblaj, heykel, fotoğraf gibi farklı ifade şekilleriyle yeni bir kavramsal sanat anlayışı yaratılmıştır. Bu anlayış disiplinler arası ve çoğulcu bir anlayıştır.

Postmodernizmin tarifine, sanat eleştirmenleri, sosyologlar ve tarihçiler 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan liberal ekonominin neden olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Bir başka deyişle kentsel, sanatsal, yaşamsal alanlarda bir başkalaşım gözlemlendiğini ifade etmişlerdir.

 Postmodernizm, 1960’larda başlayan kent kökenli bir değişim olup, önce daha çok mimaride olduğu gözlenmektedir. Postmodernitenin de zamanla tüm plastik sanatları etkilediği görülmüştür.
1990 sonrası “postmodern” terimin batı metropol kentlerinin yaşam biçimi olarak kullanıldığı, uluslararası bir terim olduğu görülmektedir. Amerika ve Avrupa’daki metropol kentlerin yaşamına giren ve tüm dünyaya yayılan iletişim araçlarıyla en küçük yerel kültürlere de ulaşılabilmektedir.                 1960’lı yıllarda nesneyi betimlemekten çok, düşünceyi ön plana çıkaran yepyeni bir sanat görüşüyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu görüşe göre, sanat eserinin biçimi ve maddesel varlığı yerini kavramsal düşünceye bırakmıştır. Kavramsal sanat ilk defa 1960 yılında Sol de Witt tarafından bir akım olarak ortaya atılmıştır. Kavramsal sanat, sanatı kuramsal düzeyde çözümlemeyi amaçlar.

Sorgulayan, felsefe ve mantık gibi süreçlerle ilişkili bir eğilim olmuştur. Gerçekte kavramsal sanatın başlangıcı Marcel Duchamp’e dayanır, ancak günümüze kadar devam etmektedir. Dadacılar ve Duchamp, geleneksel sanata karşı çıkmışlardır.

Kavramsal sanatçılar, akımın ilkeleriyle yola çıkarken, 2. Dünya Savaşı sonrasında soyut dışavurumculuk akımı ile toplumsal, ideolojik içerikli çalışmalara da karşı çıkmışlardır. Kavramsal sanat, akla, mantığa önem vermektedir ve düşünceyi temel almaktadır, duyguyu temelden reddetmektedir. Dadacılar, toplumsal yaşam içerisinde sanatın ayrıcalıklı bir konumda olmasını reddetmişler ve sanatın, halkın arasında sokağa inmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
Duchamp ise sanat kavramında, “özel şekilde üretilen sanat eserleri” düşüncesini eleştirmiş ve sanat eserinin yerine ready-made (hazır nesne) koymuştur. Duchamp’in hazır nesnesi sonraları yeni bir “dil” oluşturmuş ve bu dil dönemin sanat anlayışına da hakim olmuştur. Hazır nesne ve sanat arasındaki bağlantı da bir biçim sorunu değil, işlev sorunu haline gelmiştir. Kavramsal sanatçı Joseph Kosuth’a göre bu dönüşüm, kavramsal sanatın başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Kosuth aynı zamanda eserlerinde düşüncenin önemini vurgulamış, görünenin yalnızca birer araç olduğunu ifade etmiştir.

Sanatçının bu çalışması ortada gerçek bir sandalye, arka planda sandalyenin gerçek fotoğrafı, sandalyenin tanımı yapılmış metni olarak üç parçadan meydana gelmektedir. Oluşturulmuş bir dilin, ilginç sisteminin görsel olarak sunumudur. Toplumda yaşayan insanlar, o toplumun dilinde oluşturulan kavramlarla düşünmektedirler ve düşüncelerini de uzlaşarak oluşturdukları göstergelerle ifade etmektedirler. Kosuth’un, insanların birtakım şeylere olan ilgisinin, onları düşünüp yorumladığı dilsel mekanizmayı görsel olarak ifade ettikleri düşünülmektedir.

1960’lı yıllarda şekillenen kavramsal sanatın modernizminden gelen geometrik abstraksiyonun etkisinde kalarak biçimlendiği ve minimalist soyutlamadan da etkilendiği düşünülmektedir. Kavramsal sanat anlayışları Land Art, Arte Povera, Video Art, Elektronik Sanat, Show nitelikli gösteriler, events, fluxus, performance, happening gibi kavramsal sanatın içinde gösterilmektedir.

1960’lardan 2000’lere uzanan dönem boyunca yapılan çalışmalar, modernite kavramının tasviyesiyle ilgilidir ve eleştirmenler modernist çağın çözülmesi olarak ifade ettikleri postmodern sürecinde gerçekte bir ara dönem olduğunu ileri sürmektedirler.

KAYNAKÇA:

Antman A., 20. Yüzyıl Batı Sanatında Akımlar, Sel Yayıncılık, 2010, İstanbul

Erden E. O., Modern Sanatın Kısa Tarihi, Hayalperest Yayınevi, 2016, İstanbul

Turani A., Çağdaş Sanat Felsefesi, Remzi Kitabevi, 2011, İstanbul

Eroğlu Ö. Modern Sanat, Tekhne Yayınları, 2015, İstanbul

Turani A., Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi, 2013, İstanbul

Share Button

Yorumlar kapatıldı.