Dilara Göl, Disorder, Simbart Projects (18.03 – 08. 05.2021)

Share Button

‘Aklın değil, yüreğin sözünü geçirdiği durumlarda

delilik pusuda beklerdi.”

Andrew Scull

Dilara Göl ‘Disorder’ adlı Simbart Projects Çukurcuma’da 18 Mart – 8 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen ilk kişisel sergisinde bir akıl hastasının yazdığı mektuplardanyolaçıkarakürettiği son dönemçalışmalarıylayeralıyor. Kişinin hastalığından ziyade, içinde barındırdığı duyarlılık ve o duyarlılığın sergi alanında kurgulandığı bir dünya yaratıyor. Sanatçının tanımadığı bir insanın içsel yolculuğuna eşlik ediyor olması aidiyet duygusunu pekiştiriyor. Bir takım hassasiyetleri ve kişinin taşla kurduğu ilişkileri ele alan sergi, aslında bir bakıma normal ve anormal yargıları üzerinden bir eleştiri barındırıyor.

Mektuplarda hastanınelindenbırakmadığı taş, hasta için patolojik bir simge işlevini görüyor. Bukişinin taştabir kimlik araması, ona anlamlar yüklemesi ve taşın bir belleği olduğuna inanması, anlamsız gibi görünen bir nesne ile kurulan ilişkiyi, insanın varoluş kaygısını, kendi mevcudiyetini ve dünyanın algılanmasına dair detayları içeriyor.

Göl’ün ‘Ben Kimim’ adlı tuval çalışmasında beliren dağ ve taş figürleri, mektuplardaki yazılarda hasta için dünyanın ve kendisinin çektiği acıları simgeliyor. ‘Ama Beni Anladı Mı?’ ve ‘Anladı mı Beni? isimli tuval çalışmalarında yine hastanın sıklıkla kullandığı çiçek, taş ve yazı çağrışımlarına yer veriliyor. Sanatçı tanımadığı bu kişinin kelimelerinin içinde gezmeye çalışırken, toplumsal anlamda “normal ve anormal olana kim karar veriyor?” ve “Biri diğerlerinden farklıysa, bu onun bozuk olduğunu mu gösterir?” sorularının cevaplarını arıyor.

‘Ayrımsal’ isimli eski tip damıtma balonlarını kullandığı yerleştirmesinde ise bozuk, eksik, kırık taraflarımızın sağlam ve güçlü olanlardan çok daha gerçek olduğunu düşüncesiyle yola çıkıyor ve insanların düşüncelerini temiz-kirli, normal- anormal olarak ayrıştırmanın yarattığı zorbalığa dikkat çekiyor. Sanatçının iki cam arasında sergilediği eserlerinde çok yaşamış fakat farkedilmemiş malzemelerin; silgi tozları, dağılmış çiçekler ve yıpranmış formların bir araya gelmesiyle aslında dışarıdan bozuk olarak görünen şeyin içeride çok daha kırılgan ve naif olduğu vurgulanıyor.

Pratiğinde sıklıkla defter kullanıma yer veren sanatçı, tanımadığı biriyle ilişki kurmak adına en samimi iletişimi bir defter üzerinden yaratıyor. O kişinin düşünceleri ve sordurduğu sorular, Göl’ün tekrar eden imgeleriyle ‘Defter’  adlı çalışmasında karşımıza çıkıyor.

Öte yandan, bu mektupların bir akıl hastanesinde ve ilaçlar eşliğinde yazılmış olduğu gerçeğinden ilerleyerek oluşturduğu ‘Us’ adlı yerleştirmesinde ise kullanılmış olma ihtimali olan ilaçların prospektüslerini manipüle ederek yeniden okumaya açıyor. Genel anlamda her şeyin “onarılması” gerektiğini düşünmeyen Göl, duyarlılığın ölçütünün belirlenmesinde özneye ilaçlarla “onarılmış” bir form vererek normalliği inşa ederken, bir takım hassasiyetleri yok ettiğinin altını çiziyor.

‘Kütle’ isimli kağıt çalışmasında, pratiğinde daktiloyla çalışarak veyazarakdüşünmekolan sanatçı, hastanınkullandığı anlamlandırmaları daktilo ile yazdığı kelimelerle ifade ederken, hastanın mektuplarında sıklıkla rastlanan taş imgesini yeniden oluşturuyor.

Göl, sergideki çalışmalarında sembolik bir dışavurumu reflekssel olarak benimseyerek hasta ile kurduğu organik bağda ortaya çıkan kavramları empatik seçimler üzerinden üretimlerinde ortaya koyuyor. İçgüdüsel bir istifçilikle atölyesinde ve defterlerinde biriktirdiği semboller; esinlendiği kişinin ruhunda istiflediği olgular ile kucaklaşıyor. ‘Disorder’ sergisinde kavramların plastik karşılığını farklı medyumlar üzerinden izleyici ile paylaşan sanatçı, üretimlerinde sembolist bir yaklaşımla metaforlar aracılığıyla yalın bir yüzey ortaya koyarken; serginin bütününde şiirsel bir platform yaratıyor.

Share Button

Yorumlar kapatıldı.