Nermin Yokuş İpekçiler: Batı Resim Sanatında Çıplaklık Olgusu – 1

Share Button
Theodore Gericault, Çıplak Adam, 1808                                                 

ÇIPLAKLIK OLGUSU

Toplumsal bir varlık olan insan, var oluşundan bugüne değin gerek doğanın getirdiği şartlara ve gerekse toplumsal kültüre göre bedenini örtme ihtiyacı duymuştur. Tarihsel süreç içerisinde beden kimi zaman dışlanmış, kimi zaman da yüceltilmiştir; ama yine de çıplak insan bedeni her zaman toplumda ve sanatta odak noktası olarak kalmıştır.

Erkek bedenin çıplaklığı sanat içinde genellikle gücün sembolü olarak karşımıza çıkarken, kadın çıplaklığına göre daha az yer verilmesinin nedeni de erkeğe yüklenen yücelik sıfatından kaynaklanmaktadır. Erkeği soymak aslında gücü sorgulamaktır. 14.yy’dan günümüze kadar çıplak kadın bedeni neredeyse çıplak resim türünün tek konusu haline gelmiştir

Sanat tarihçisi “Linda Nochlin” erkek egemen bir toplumdan ve ressamların çoğunun erkek oluşundan bahseder ve “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok ?” adlı makalesinde bu durumu şöyle açıklar: “16-17.yy’da kurulmaya başlanan sanat akademilerinde eğitim programlarının temelini, genellikle bir çıplak erkek modelden çalışmak oluşturuyordu. Sanatçılar kadın modelden de çalışırlardı, ancak kadın modelden çalışmak devlet sanat okullarında 19.yy’a kadar, hatta kimi kurumlarda sonrasında da yasaklanmıştı… Kadın sanatçılar içinse erkek ya da kadın çıplak modelden çalışmak tümüyle olanaksızdı.

Batı’da kadına yönelik yasaklamalar nedeniyle kadın ressamların az olması ve erkek ressamların ürettiği ve sonuç olarak kadın çıplaklar dizisine dönüşen resimler karşımıza çıkmaktadır.

Rubens, Susanna, 1607

SANATTA ÇIPLAKLIK (NÜ) KELİMESİNİN ANLAMI

Sanat tarihçisi Kenneth Clark çıplaklık ve soyunukluğu birbirinden ayırır. Clark’a göre “soyunukluk”; elbisesiz olma durumudur, “çıplaklık” ise sanatsal bir temsil kategorisidir. Soyunukluk; insanın elbisesizken duyduğu bir tür mahcubiyeti ima eder, çıplaklık ise; rahat, kendinden emin ve hoşnut bir beden imgesidir. Sanat eserlerindeki güzel çıplak bedenlere bakmanın hazzı Clark’a göre fiziksel değil öncelikle düşünsel bir hazdır ve çıplaklık estetiğin bir tezahürüdür.

John Berger ise sanattaki çıplaklıkta cinsiyet hiyerarşisini ve iktidar farkını vurgulayarak şöyle açıklar; “Erkekler kadınları seyrederler, kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Böylece kadın kendisini görsel bir nesneye seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur, burada beden nesneleşir.” Berger resimdeki nü’nün aslında nü kadın olduğunu savunur. Ayrıca kadının çıplaklığının bizzat kendi duygularının ifadesi olmadığını, bunun yerine sanat eserinin sahibinin duygularının göstergesi olduğunu söyler.

Ana tanrıça figürleri, tarih öncesi, Anadolu

SANAT ESERLERİNDEKİ ÇIPLAKLIĞIN İŞLEVİ NEDİR?

Kenneth Clark’a göre; bu sorunun cevabı çıplaklığa yüklenmiş görsel değerden kaynaklanır.

Berger’e göre ise; birini çıplak görmek merakı ve gizemi ortadan kaldırdığından rahatlatıcıdır. Ayrıca bakan kişinin, izlenen kişiye karşı üstünlüğünün oluşmasını sağlar.

Richard Leppert ise; çıplağa bakma arzusunun özünde cinsel bir gereklilik olduğunu vurgular.

Ana tanrıça figürleri, tarih öncesi, Anadolu

ÇIPLAKLIĞIN TARİHÇESİ

Tarih öncesi çağlarda doğurganlık ve bereket simgesi olarak kullanılan ana tanrıça figürleri (küçük heykelcikler şeklinde) daima çıplak olarak betimlenmişlerdir. Bunların en eskileri M.Ö. 7-20 binyılına ait olup Çatalhöyük’te bulunmuşlardır.

Arkeo Blog > Anadolu'da Ana Tanrıça İnanışı | Arkeoloji ve Sanat -  Arkeolojinin Yayınevi

Paraksiteles, M.Ö 4.yy, Knidos Afroditi

Çıplaklığı bir anlamda yüceltenler antikitie döneminde antik yunanlılar olmuştur. O zamana kadar tanrı heykelleri çıplak yapılırdı, tanrıça heykelleri ise sadece gerdan ve bir göğsü açık olurdu.

M.Ö 4. yy’da heykeltıraş Paraksiteles tarafından yapılan “ Knidos Afrodit’i “ ilk çıplak tanrıça heykelidir. Paraksiteles İstanköy Adası için iki Afrodit heykeli yapar, bunlardan birinde tanrıça örtülüyken diğerinde çıplaktır. Ancak halk çıplak heykeli almak istemez ve heykel Knidos şehri tarafından alınır. Ondan sonra bu duruş yaygın olarak kullanılmıştır.

Herkül, M.Ö 4.yy, Napoli Müzesi

Antikite döneminde erkek bedenleri “ideal“ olarak betimlenmiştir. Eski Herkül temsillerinde Herkül’ün vücudu son derece abartılı ama zarif kaslarla gösterilir.

Klasik yunan heykelciliğinde erkeklerin cinsel organları vücuttaki genel orantılara göre dikkatler başka yerlere kaysın diye genellikle küçük yapılır ve gizlenmez.

Çok tanrılı inançlarda çıplaklık utanılacak bir şey değildir.

                

Giovanni di Paolo, Aziz Fabian ve Aziz Sebastian, 1420

Tek tanrılı inançlara geldiğimizde çıplaklık utanma ve örtünmeyle ilişkilendirilmiştir. Din sanat üzerinde güçlü bir baskı yaratır.

Paolo “Aziz Sebastian” betimlediği çalışmasında; Sebastian’ın gövdesini bir kahraman gövdesi (vücuduna saplanan oklarla ölmeyen ancak dövülerek öldürülür) gibi, çıplaklığını gizlemek için ise örtülü betimler.

    Masaccio, 1427, Fresk, Santa Maria Del Carmine, Floransa

ÂDEM VE HAVVA TASVİRLERİ

Batı resim sanatında “çıplak”ın serüveni, erken Rönesans döneminde Âdem ve Havva tasvirleri ile başlamıştır.

Çıplak kadın imgelerinin kaynağı Havva’nın günahıdır. Tanrı’nın yasaklamış olduğu bilgi ağacının meyvesinden yiyerek masumiyetlerini yitirirler ve cennet bahçesinden kovularak cezalandırılırlar.

Âdem ve Havva mitinin gelişimi ile çıplaklıkla günah ilişkilendirilir ve çıplaklık günahkâr beden gibi tasvir edilir.

Cennetten kovuluş mitinin en güçlü anlatımı Masaccio’nun yapıtında görülür; Âdem ile Havva’nın yaşadığı utanç ve korkuyu keskin bir ifadeyle yansıtır. Âdem ağlar vaziyette iki eliyle yüzünü kapatır, Havva ise çıplaklığının farkındadır ve yüzünde işlediği günahtan dolayı dramatik bir ifade bulunur.

Hans Baldung, Havva, Yılan ve Ölmüş Adem, 1510-1530, National Gallery of Canada, Ottawa

Batı resim sanatında Âdem ile Havva tasvirleri uzunca bir dönem sadece tensel çıplaklıkları ile gösterilmiştir.

Hans Baldung, Âdem ve Havva’nın cennetten kovulmalarını erotik bir görsele bağlayan ilk ressamdır.

Baldung “Havva, Yılan ve Ölmüş Âdem” adlı resminde; Âdem ile Havva’yı çıplaklıklarının ötesinde kışkırtıcı bir cinselliği ima edecek şekilde Havva’yı günahkâr olarak betimler. Havva’nın yüzünde herhangi bir utanma belirtisi yoktur.

Dini anlatımlarda Havva’nın Âdemi etkileme, dolayısıyla da insanlığın genel sefaletine sebep olma gücünden bahsedilmektedir. Bu yüzden resimlerde de Havva dimdik ve Âdem’in eşiti gibi gösterilir. Hâlbuki Batı resminde sonradan Havva’nın günahının varisleri olarak düşünülen diğer kadınlar genellikle yatar vaziyette gösterilir.

Pompei Duvar Resmi, M.Ö. 1.yy

VENÜS TASVİRLERİ

Batı resim sanatında Âdem ile Havva tasvirlerinden sonra resmedilen ilk çıplak Botticelli ile “ Venüs’ün Doğuşu “ olmuştur.

Antik Yunan’da en önemli mitolojik kişiliklerinden birisi olan aşk tanrıçası Afrodit, Roma’da Latince “Venüs” adını almış ve farklı sanat eserlerinde önemli bir yer edinmiştir.

M.Ö. 1. yy’da Pompei duvar resminde Afrodit istridye kabuğu içinde betimlenmiştir.

Hıristiyanlığın M.S.4.yy’da Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olmasından sonra, mitolojik kişiliklerin sanatsal betimlemeleri ortadan kalkmıştır. Fakat Rönesans’ın ortaya çıkışı ile mitoloji yeniden gündeme gelmiş ve bu dönemde ele alınan tüm çıplak kadın resimlerine “ Venüs “ adı verilmiştir.

Sandro Botticelli, Venüs’ün Doğuşu, 1484-1486, Uffizi Galerisi, Floransa

Botticelli, Pompei resmindeki gibi Venüs’ü bir istiridye kabuğunun içinde doğarken betimlemiş ve yanına diğer mitolojik karakterleri de eklemiştir.

Pompei’deki Venüs figürü uzanmışken Botticelli Venüs’ü ayakta betimler.

Yeni doğan Venüs çıplaklığından ötürü rahatsız, sağ eliyle göğsünün birini örterken saçlarıyla vücudunu kapar, başını sola doğru eğerek masumane bir ifade sergilemeye çalışır.

Sandro Botticelli, Venüs ve Mars, 1445-1510 , National Galeri, Londra

Botticelli “ Venüs ve Mars “ resminde ise mitolojideki ünlü âşıklardan Venüs ve Mars’ı betimler.

Savaş tanrısı Mars’ı pürüzsüz bir heykel parçasına dönüştürür, belden aşağısı neredeyse kadınsıdır.

Mars’ın çıplaklığını kumaş parçasıyla saklar, hafif uykulu bir şekilde gösterilir. Ancak Venüs bunun tam aksidir.

Cinsel kimlikleri ve cinsel rolleri ters yüz ederek görmek eylemine farklı bir alternatif getirir.

Bronzino, Bir Venüs ve Cupid Alergorisi, 1540, National Galeri, Londra

Bronzino’nun yapmış olduğu “Bir Venüs ve Cupid Alegorisi” resminde ise Venüs fiziksel güce sahip bir beden olarak sunulmaktadır.

Venüs’ün oğlu Cupid’i, Venüs’ün cinsel tahakkümü altındaymış gibi betimler,  toplumsal cinsiyet rollerini tersine çevirerek bir anlamda tabuları yıkar.

Giorgione, Uyuyan Venüs, 1510, Dresden Devlet Sanat Müzesi, Almanya

Giorgione “Uyunan Venüs” çalışması ile Rönesans resminin ilk uzanan nü tablosunu yapmıştır.

Venüs’ün vücut kıvrımları ile doğanın görünümünü özdeşleştirir. Böylece doğa-insan birlikteliğini, aşk temasıyla yorumlayarak kadın güzelliğini idealize eder.

Uyuyan Venüs, duruşu ve ifadesiyle izleyiciyle arasına mesafe koyar, adeta bir dokunulmazlığa sahiptir.

Titian, (Tiziano Vecellio), Urbino Venüsü, 1534, Uffizi Galerisi, Floransa

Tiziano ise “Urbino Venüsü”  adlı çalışmasında Venüs’ü idealize bir şekilde resmetmesine rağmen içerik olarak idealize etmemiştir.

Venüs dokunulmaz, yüce bir tanrıça olmaktan çok, davetkâr bakışları ile izleyici ile doğrudan bir iletişim kurar ve aradaki mesafeyi ortadan kaldırır.

Klasik mitolojiden sahneler, çıplak kadın resimleri İspanyol resminde ender görülür.

Barok dönemden Diego Velazquez “Aynalı Venüs” adlı çalışmasında çıplaklığı cinsel bir obje olarak betimlemiştir.

Venüs sırtı görünecek şekilde uzanır. Ayakucundaki çocuk melek Venüs’e ayna tutar. Bu sayede Venüs sırtını dönerek çıplaklığını gizlemeye çalışsa da ayna onu çıplaklığıyla tekrar yüzleştirir.

Diego Velazquez, Aynalı Venüs, 1647, National Galeri, Londra

KAYNAKÇA

Batur, Enes, “İlk Çıplak: Adem ile Havva”, P.Kültür Sanat Antika Dergisi, Sayı.18, 2000, İstanbul

Batur, Enes, Modernizm Serüveni, 2005, İstanbul, YKY

Baudrillard, Jean, Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm, Çev. Oğuz Adanır, 2002, İstanbul, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Berger, John, Görme Biçimleri, Çev. Yurdanur Salman, 2005, İstanbul, Metis Yayınları

Duerr, Hans Peter, Çıplaklık ve Utanç, 1999, İstanbul, Post Yayınevi

Ergüven, Mehmet, Pusudaki Ten, 2008, İstanbul, Agora Kitaplığı

Gomrich, E.H, Sanatın Öyküsü, Çev. Bedrettin Cömert, 1992, İstanbul, Remzi Kitapevi

Işık, Emre, Beden ve Toplum Kuramı, 1998, İstanbul, Bağlam Yayınları

Irigaray Luce, Sen Ben Biz, Çev. Sabri Büyükdüvenci-Nilgün Tutal, 2006, Ankara, İmge Kitapevi

Leppert, Richard, Sanatta Anlamın Görüntüsü, Çev. İsmail Türkmen, 2002, İstanbul, Ayrıntı Yayınları

Larry Shiner, Sanatın İcadı, Çev. İsmail Türkmen, 2004, İstanbul, Ayrıntı Yayınları

Sennet, Richard, Ten ve Taş, Çev. Tuncay Birkan,2002, İstanbul, Metis Yayıncılık

Share Button

Yorumlar kapatıldı.