Bilkent Üniversitesi ev sahipliğinde, Ara Güler Müzesi ve Galeri Siyah Beyaz iş birliğiyle, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Ara Güler sergisi 18 Kasım akşamı İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek özel bir davet ile açılıyor.
Ara Güler’in Ankara fotoğraflarından oluşan özel bir seçki sunan sergi, sanatçının kamerasından kentin toplumsal dokusunu, kent yaşamını ve bireysel hikâyeleri yansıtıyor. Pek çoğu Ara Güler arşivinden ilk kez sergilenecek bu fotoğraflar farklı yıllar içerisinde Ankara’nın özgün ruhunu ve değişimini gösteriyor. Açılış resepsiyonunda Ara Güler Müzesi’nin 2023 yılında açtığı “Bir Avuç Güzel İnsan” isimli sergisiyle aynı ismi taşıyan, sanatçının Türkiye ve dünyanın önde gelen edebiyatçılarıyla kurduğu dostluklara yoğunlaşan belgeselin gösterimi izleyiciye sunuluyor. Etkinlik, Bilkent’in sanat, kültür ve eğitim vizyonunu bir araya getiren önemli buluşmalardan biri olarak düzenleniyor.
Fakülte Dekanı Prof. Dr. Yasemin Afacan, Bilkent’te sanatsal etkinlikler düzenlemekten mutluluk duyduklarını belirterek “Ara Güler Sergisi’ni fakültemizin desteğiyle Bilkent Üniversitesi’nde ağırlamak bizim için hem ilham hem de gurur verici” dedi.
Sergi, 19 Kasım – 8 Aralık 2025 tarihlerinde, 10.00 – 17.00 saatleri arasında İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.
GSTMF, Bilkent’te Sanat, Tasarım ve Kültürün Buluşma Noktası
Etkinlik, Bilkent Üniversitesi’nin çağdaş sanat üretimini destekleyen fakültesi GSTMF (Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi) desteğiyle İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenleniyor. Prof. Dr. Afacan, Bilkent Üniversitesi’nde sanatı, tasarımı ve teknolojiyi bir araya getiren altyapıyı da vurgulayarak “Fakültemiz bünyesinde seramik, baskı ve Dolby Atmos stüdyolarımızla, Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir üretim altyapımız var. Bu stüdyolar, öğrencilerimizin sanatı, tasarımı ve teknolojiyi birlikte düşünerek özgün işler üretmelerine olanak tanıyor.” dedi.
1984 yılında Prof. Dr. İhsan Doğramacı tarafından kurulan Bilkent Üniversitesi, Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi olarak eğitim, bilim ve sanatı bütüncül biçimde desteklemeyi hedefliyor. Üniversitenin ilk fakültelerinden olan GSTMF, yetkin akademik kadrosu ve görsel sanatlar, iletişim ve tasarım, mimarlık ve medya alanlarını bir araya getiren disiplinlerarası yapısıyla öğrenci üretimlerini profesyonel düzeye taşırken, akademik araştırma ve proje üretimiyle öncü fakültelerden biri olma niteliğini sürdürüyor.
Bilkent Üniversitesi Hakkında
1984 yılında Prof. Dr. İhsan Doğramacı tarafından kurulan Bilkent Üniversitesi, Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesidir. Üniversite; araştırma, sanat ve eğitimi bütüncül bir yapı içinde geliştirmeyi hedefliyor. 5 bin dönümlük kampüs; 13 fakülte, 8 araştırma merkezi ve 3 enstitüden oluşuyor.
Bilkent Üniversitesi, akademik etkinliklerinin yanı sıra her yıl halka açık konserler, sergiler, tiyatro oyunları ve atölyeler düzenleyerek Ankara ve Türkiye’nin kültürel yaşamına katkıda bulunuyor. Kampüste Bilkent ve GSTMF sergi alanları, Bilkent Konser Salonu, ODEON, Bilkent Tiyatro Salonu ve İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi yer alıyor. Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO) ise Türkiye’nin ilk özel orkestrası olarak düzenli konserler veriyor.
Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF)
Bilkent’in en köklü fakültelerinden biri olan GSTMF, sanat ve tasarımı kuramsal bilgiyle birleştirerek uluslararası düzeyde eğitim veriyor. Grafik Tasarım, Güzel Sanatlar, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı, Mimarlık ve İletişim ve Tasarımı bölümlerini bünyesinde barındıran fakültede bin altı yüz elli öğrenci eğitim görüyor.
Dolby Atmos Uzamsal Ses Stüdyosu
Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarımı Bölümü (COMD) ile Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF) içinde kurulan Dolby Atmos Uzamsal Ses Stüdyosu, öğrencilerin sesin mekânsal etkisini deneyimleyebilecekleri modern bir üretim alanı olarak hizmet veriyor. Öğrenciler, bu stüdyo sayesinde sinema, müzik, oyun ve yeni medya projelerinde uluslararası standartlarda ses tasarımı yapabiliyor. Stüdyo, 2023 Kasım ayında Apple Music iş birliğiyle düzenlenen “Experiencing Spatial Sound via Apple Music” etkinliğiyle tanıtıldı ve hâlihazırda derslerde, bitirme projelerinde ve disiplinlerarası araştırmalarda aktif olarak kullanılıyor. Türkiye’de üniversite düzeyinde uzamsal ses (spatial audio) teknolojisini eğitim, araştırma ve yaratıcı üretim süreçlerine entegre eden ilk örneklerden biri olan bu stüdyo, fakültenin sanat, tasarım ve teknolojiyi bir araya getiren yenilikçi vizyonunu temsil ediyor.
Özgün seramik ve baskı atölyeleri Fakültenin Güzel Sanatlar Bölümü, sahip olduğu atölye ve stüdyoların teknik çeşitliliğiyle çağdaş sanat pratiklerine geniş olanaklar sunuyor. Bölümdeki resim, heykel, seramik ve baskı atölyeleri, öğrencilerin farklı disiplinlerde deneyim kazanmalarına olanak tanırken, mekânsal genişliğiyle zengin bir üretim ortamı oluşturuyor. Seramik atölyesindeki üç fırın farklı pişirim tekniklerinin uygulanmasına imkân tanırken, baskı atölyelerinde bulunan ikişer adet gravür ve litografi presi özgün baskı üretimini destekliyor. Ayrıca atölyelerde yer alan özgün yıkama sistemleri ve serigrafi pozlama cihazları, deneysel ve teknik açıdan güçlü bir üretim altyapısı sağlıyor.
Ara Güler Müzesi Hakkında
Ara Güler Müzesi, Türkiye’de foto muhabirliği ve fotoğraf sanatının öncülerinden Ara Güler ile Doğuş Grubu iş birliği sonucu kurulmuştur. Müze Ara Güler’in 90. yaş günü olan 16 Ağustos 2018 tarihinde kendisinin de katılımıyla Bomonfada’da açılmıştır. Ara Güler Müzesi, Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini, ilham veren yaşamını ve değerli arşivini geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlamaktadır. Yuriçi ve yurtdışı sergiler, yayınlar, etkinlikler ve iş birlikleri ile fotoğraf sanatının görsel, duygusal ve sosyal etkisini öne çıkarmayı ve yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Ara Güler’in yaşamı boyunca arşivini muhafaza ettiği Beyoğlu, Galatasaray’da bulunan Güler Apartmanı’nın kalıcı müze adresi haline getirilmesi planlanmaktadır. Ara Güler Müzesi, 2022 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Müze statüsüne geçmiştir. Ara Güler Müzesi Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) üyesidir.
Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi Hakkında
2016 yılında Doğuş Grubu ve Ara Güler iş birliği ile kurulan Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin amacı, Ara Güler’in yaşamı boyunca oluşturduğu arşivini, özgün yapısına sadık kalarak korumak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi arşiv koruma çalışmalarına 2017 yılında, yaşadığı yüzyılın en önemli kaydedicilerinden biri olan Ara Güler’in arşivine uzun yıllar ev sahipliği yapmış olan Galatasaray’daki, Güler Apartmanı’nda başlamıştır. Daha sonrasında Bomonfada’da kurulan merkez, Ara Güler arşivinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak günümüz müzecilik ve arşivcilik kriterlerine uygun olarak tasarlanmıştır. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonunda Türkiye tarihinin görsel yansıması olan Ara Güler’in fotoğraf arşivi ile birlikte fotoğraf makineleri, karanlık oda ekipmanları, kitapları, günlükleri, yazışmaları, mektupları, kişisel eşyaları ve sanat eseri koleksiyonu da yer almaktadır. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nde arşivin dijitalleştirme, indeksleme, tasnif, konservasyon ve restorasyon çalışmaları yapılmaktadır. Arşivin online bir portal üzerinden ulaşılabilir olması için güncel çalışmalar devam etmektedir. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı özel ödülüne layık görülmüştür.
Galeri Siyah Beyaz Hakkında
Ankara’da 4 Şubat 1984 tarihinde yaşam bulan bir galeridir. Siyah Beyaz’ın kuruluş düşüncesi 1980’lerde Paris’te tasarlanır. Faruk Sade, mimarlık öğrenimine yeni boyutlar katmak için gittiği Paris’te sanat ortamının içinde soluk almaya başlar. Galeri Siyah Beyaz 1984 yılında kurulduğunda sanat ortamında tavrını nitelikten yana koyan bir galeri olarak dikkat çekmişf. Galerinin başlangıçtaki bu küçük mekânı giderek deneysel işler yapan ve alışılmış kalıpların dışında çalışan sanatçılar için çekici bir güç olmaya başladı. Ne var ki Siyah Beyaz öncelikle genç sanatçıları yenilikçi-deneysel eğilimlerine kucak açmasıyla da öteki galerilerden belli bir ölçüde ayrılmaktaydı. Türkiye’de pek çok galerinin yıllanmış, pazarını bulmuş ve kurumsallaşmış sanatçıların peşine takıldığı göz önünde bulundurulursa, Siyah Beyaz’ın özellikle Ankara’da bu yöndeki ısrarlı tutumu ‘zoru başarmak’ olarak nitelendirebilir.
