Dünya Sanat Günü etkinlikleri kapsamında UPSD’nin düzenlediği Panel yarın 27 Nisan Çarşamba günü, İstanbul Modern’de yapılacak:
TÜRK ÇAĞDAŞ SANATI VE PİYASASI
“Türk çağdaş sanat eserlerinin değerini kimler saptar? Kimler saptamalıdır? Piyasayı belirsizliğe iten faktörler nelerdir? Yabancı sanat eserleri Türkiye piyasasına bir tehlike arz ediyor mu?”
Moderator: Bedri Baykam (UPSD ve IAA Baskani)
Konusmacilar:
Can Elgiz
Author: KolajART
Şener Azizoğlu: Bir Yüz, Işık ve Gölge Filmi Olarak “PERSONA”
Bergman’ın ‘Persona’ sı gerçekten yüz, ışık ve gölge üzerine bir filmdir. Sinema tarihinin en gösterişli açılışlarından biri olarak projeksiyon makinesinin içinde başlar. Cihaz yavaş yavaş ısınır ve sonunda açığa çıkan fallik ışık karanlığı döller; imgeler görünür hâle gelir. Bu Tekvin’de “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı, “Işık olsun”
“hayalciler/dreamers”, Platform A Sanat Galerisi, (23 Nisan – 26 Mayıs 2016)
“hayalciler/dreamers”
Platform A Sanat Galerisi, seramik sanatçısı Deniz Pireci ve ressam Gazi Sansoy’un yer aldığı “hayalciler” isimli Resim ve Heykel Sergisi’ne ev sahipliği yapıyor.23 Nisan Cumartesi günü başlayacak sergide sanatçılar farklı disiplinde yaptıkları eserlerini “hayalciler” üst başlığı altında birleştirerek, Ankaralı izleyicilerin beğenisine sunuyor. Hayalciliğin sanatla uğraşan insanların en önemli ortak paydası olduğunu düşünen
II. Uluslararası Felsefe, Eğitim, Sanat ve Bilim Tarihi Sempozyumu (19-22 Ekim 2016)
II. Uluslararası Felsefe, Eğitim, Sanat ve Bilim Tarihi Sempozyumu 19-22 Ekim 2016 tarihlerinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde gerçekleştirilecektir. Sempozyuma bildiri ile ya da dinleyici olarak katılabilirsiniz.Bildirilerinin tam metin olarak basılmasını isteyen katılımcıların çalışmaları elektronik kitap olarak basılacak ve sempozyum sırasında verilecektir.
Bildirilerinin makale olarak yayınlanmasını isteyen
İstanbul’un Palet Arkası, Ebülfez Ferecoğlu, Derinlikler Sanat Merkezi, (07 – 30 Nisan 2016)
Ressam Ebülfez Ferecoğlu bu sergisinde sergiye verdiği esprili isim gibi, yaşadığı ve çok sevdiği şehir İstanbul’un, zaman zaman göremediğimiz ya da farkında olamadığımız adeta ‘’perde arkası’’nı ele almıştır. Bunu da İstanbul’un tarihi, mimari, sosyolojik, psikolojik, idari ve günlük hayatını kendi has avangard üslubunu kullanarak gerçekleştirmiştir.
Sanatçı eserlerindeki şehir görüntülerinde mimari net görüntüyü vermemektedir. Aksine





