Galeri İlayda Atilla Galip Pınar’ın sergisini 24 Ocak tarihleri arasında “Aware”, 23 Şubat 2014 ev sahipliği yapacak.
varlığına karşı onun / cehaletin farkında olan birey, onun geçicilik, umutsuzluk, yalnızlık ve esaret sinir olur. Farkındalık sürekli ve daha yoğun hale geldikçe, kişi derin bir iç bulantısı ve yabancılaşma karşı karşıya gelecek. Şimdi o geri dönülemez bir şekilde … Bu farkındalık
Author: KolajART
Küresel II, Şükrü Karakuş, Mart Kolleksiyon Sanat Galerisi
Patchworld
Press Museum, in historical place of Istanbul and very close to Santa Sophia, is an important place where International Painting Exhibition was arranged in 1875 and have been arranging art exhibitions and cultural events for 139 years.
We are, photography artist Arnaud Lumet from France, painting artist Catalin Alexandru Chifan from Romania, painting and photography artist Slovac Katarina Balunova from Italy, photography and video artist Slovac Zuzana Krizalkovicova from Vienna, sculptor
İroni, Alev Oskay, İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi
|
Alev Oskay’ın “İroni” adlı Karışık İşler Sergisi İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi, 5 Şubatta 4. Kişisel sergisini açacak olan üniversitenin öğretim elemanlarından Alev Oskay’ın “İroni” adlı karışık işler sergisi ile buluşturuyor bizi. Sergi üniversitenin Ataköy yerleşkesinde 26 Şubata kadar izlenebilir. Cam, seramik, yerleştirme ve montaj çalışmalarından oluşan farklı malzemeleri bir arada kullandığı farklı tema ve biçimlendirmelerden oluşan sergi, temelinde kadın üzerine. Kadının toplumda maruz kaldıkları, bırakıldığı çoğu zaman belki de…sesini çıkaramadığı, çıkartılmadığı, tek başına dik durmanın dayanılmaz zorluğu…Bugüne kadar ki tüm çalışmalarında kadın olma halleri üzerine sözünü söylemeye çalışan Alev Oskay, temel aldığı eleştiri odağını yine değiştirmiyor. Üstelik bunu birebir kendi üzerinden yapıyor. Kendini forma dönüştürerek formu hedef yapıyor.(kendini forma, formu hedefe dönüştürüyor.). Empati serisi ile görsel olarak izleyiciyi, kendi yerine koymaya iten sanatçı; aynı zamanda yer değiştirmenin dinamiği ile sadece bakmanın (doğru yere bakmakla) bunun için yeterli olabileceğini savunuyor. Sanatçı fiilen kendisinin yerine bakmaya iterken aslında izleyiciyi aynalarla kendine baktırmayı hedefliyor. Onun için görmekten daha önemli neye ve nereye bakılacağı… Serginin tamamı buluntu içki şişelerinden oluşan “şişeden işler” bölümünde ise kadın bedenini şişelerle özdeşleştiriyor Alev Oskay. Kendi imgeleri ile birleştirdiği kimi zaman boş, kimi zaman içi buluntu nesnelerle dolmuş şişelerin aracılığı ile çeşitli ruh hallerini ve davranış biçimlerini sorguluyor yine kendi üzerinden. Migren hastası olan sanatçı yaşamını etkileyen bu savaşını yine onu nesneye dönüştürerek vermeye çalışıyor. Kullandığı ilaç kutuları ile esere dönüşen gerçeklik. Ruh hali ve bedende gerçekleşen deformasyonun biçime yansıması. Sanatçının yok saydığı sol yanı, yine sol yanının becerisi ile eserlerini bizlerle buluşturuyor. Karanlığa ihtiyaç duyuşu renk seçimine yansırken, hep koruyup kollanmak zorunda olduğu sol yanını (başını) sarıp sarmalamak da gazlı bezlere… Çalışmalarını büyük bir çoğunluğunu alternatif pişim tekniklerinden biri olan raku tekniği ile üreten sanatçının, son dönem işlerini kapsayan sergide, bu teknikle ilgili de bir gösterimi de yer almaktadır. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi |
Eser Güray, Düş Yolcusu Sanat Durağı
Babil Kitaplığı 2: “Ardışık Totemler ve Diğer Hikayeler”, Rafet Aslan, Galeri G-art
| www.g-artgaleri.com www.rafetarslan.com
Rafet Arslan’ın Babil Kitaplığı 2:” Ardışık Totemler ve Diğer Hikayeler” Galeri G-art ‘ın yeni adresi Kumbaracı Yokuşu No:37/A ‘da 24 Ocak Cuma akşamı zleyiciyle buluşuyor. Sanatçı Rafet Arslan; 10 yılı aşkın süredir hikayelerini kolajlarına, öykülerine, resimlerine, ses kayıtlarına, performanslara döküyor. Çağdaş sanat sahnesinin bu önemli ismi için modern(ya da postmodern) bir hikaye anlatıcı demek yanlış olmaz. Arslan’ın birer imge formuna döktüğü “yeni” hikayeleri Babil Kitaplığı serisi başlığıyla ve iki ayrı etkinlik şeklinde yeni izleyici ile buluşuyor. Rafet Arslan’nın Babil Kitaplığı serisinin ilk ayağı : “Ziggurat Terbiyicesi” kitap lansmanı ve sergisi Çukurcuma HAYAKA ARTI’da gerçekleşti. İkinci “Babil Kitaplığı” sergisi “Ardışık Totemler ve Diğer Hikayeler” ise 25 Ocak 2014 tarihinde G-Art / Galleryrooms’da başlayacak . Ardışık Totemler ve Diğer Hikayeler” sergisinin merkezinde sanatçının “ardışık totemler”, “ayna aksinde bu-dünkü gündelik hayat”, “Babil kitaplığına giriş” başlıklı 3 serisi ve onlara eşlik eden yeni hikaye fragmanları/girizgahları olan yapıtları yer alıyor. Arslan’ın sanatında totem kavramı sonsuzlukla ilişkideki kadim olan ile, gündelik hayatı işgal eden bitimsiz tüketim arasındaki zıtlığı açığa çıkaran bir metafordur. Ve ürettiği yapıtlar ile sanatçı şu soruyu sorar; Totem bir işaret, alamet ise 21. yüzyıl için tahayyül ettiği totemler neyin sembolüdür? Selametin mi kıyametin mi? Sonsuzluğun bengi döngüsü ile gündelik olanı sürekli tüketilip hemen çöpe dönüşü, sonra geri dönüşümü ve yeniden ve yeniden üretimi ve tüketimi- döngüsü… Kadim olanın tinsel kutsiyeti ile ve sanatın onla kurduğu etik ilişkinin karşısında tüketimin atık olma hali, geçiciliği.. “ardışık totemler” imgeleyerek sanatçı insan uygarlığının ard arda gelişen, döngüsüne dair yeni sorular ortaya atar. Sanatçı bu karşıtlığın arkeolojisine soyunurken, aynı zamanda gündelik hayatın insan ruhu üzerine çöken ağırlığının da bir hassas terazisidir. Bu günü işgal eden dünün karanlık hayaletlerinin gezindiği köhne dehlizlere girmekten, karanlık içinde ışık aramaktan ve karanlığın kendisi ile dalga geçmekten ve estetik “kara mizah” ile kahkaha atmaktan çekinmez. “Ayna aksinde bu-dünkü gündelik hayat”larımızın aksini bize geri çevirir. Sanatçı; son durağı belli bu hayatlar içinde, sonsuzluğa dair ışık huzmelerini de sürekli arar. Bu arayış sanatçıyı insan kültürünün tüm barbarlığı içinde parıldayan en naif arzularının kütüphaneciliğine soyundurur. Ansiklopedi ya da kitap ciltlerinden sonsuzluk ile iletişim kapısını çalmasını arzuladığı, kendi kitaplığını yaratmaya soyunur.Bu çabanın imkansızlığı ve sonsuzluğunun cazibesi ile büyülenerek, kendi “Babil kitaplığına giriş” yapar. “Babil Kitaplığı” serileri Borges’in aynı adlı öyküsündeki; sürekli yenilenen ve böylece sonsuza değin kendi içinde büyüyen bir kitap/hikaye evreninden esinleniyor. Arslan’ın yazar olarak yarattığı kitaplar yanında, kült bir nesne olarak “kitap”ta kendi üretimi içinde önemli bir yere sahip. Kitapla, onun sayfaları, kağıdı, cildi, kokusu duyusal bir ilişkiye geçiyor ve onu kendi sezgisel üretimi içine yediriyor. Sanatçı; sonsuzluk ile kurduğu bu bağlantıyı, yine sonsuzluğun birer simgeleri olan Ziggurat, Totem gibi yapıların kendisinde yarattığı tinsel çarpışmalar ve bu düş evreninin bir zuhuru olarak resimler, kolajlar, asamblaj ve heykeller ile ifade ediyor. Basılı mataryeli yeniden kurgulayarak üretilen bir sanat olarak kolaj, bunu nesneler ile yeni ilişkiler kurarak yaratan asamblaj; montaj sanatı ustası olarak nitelendirilebilecek sanatçının ülkemiz sanatı içinde özgün konumunun altını çizen unsurlar. Sergi 25 Ocak – 22 Şubat 2014 tarihleri arasında G-art / Kumbaracı Yokuşunda Pazar, Pazartesi günleri dışında her gün 11:00-19:00 saatleri arasında gezilebilir. Rafet Arslan hakkında daha detaylı bilgi için: |






