Lütfiye Bozdağ: Suç Tarihinden “Unutmamak” Üzere Bir İz…

Share Button

BUBİ

Sanatçılar yaşadıkları topraklarda tarih boyunca işgallerin, katliamların, zulmün tanığı oldular. Bu toprakların egemen muktedirleri yaptıkları zulmü, işkenceyi unutturan politikalarıyla, toplumu belleksizleştirmek istediler, tıpkı 1993 yılında Madımak Otelinde yakılan aydınlar gibi.

2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nde gerçekleşen kitlesel linç eylemi ile 35 yazar ve şair ateşe verildi. Ortaçağ zihniyetini aratmayan bir vahşetle insanlar diri diri yakıldı. 1993 yılında Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından gerçekleştirilen şenlikler sırasında yakılan Madımak Oteli’nde 33 yazar, ozan, aydın ile 2 otel çalışanının faillerinin yargılanması 20 yıl sürdü. Yargılamada mahkeme 1994 yılında 37 sanık hakkında beraat kararı verdi. 2013 yılında ise, zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verdi.

Davanın “zaman aşımına uğramasına” tepki göstermek ve Sivas’ta yaşanan katliamı unutturmamak için 35 sanatçı, eserlerini kısmen yakarak müzeye bağışladılar. Beşiktaş Belediyesi, Mustafa Kemal Kültür Merkezi’ndeki Beşiktaş Çağdaş Sanat Galerisi’nde bu sanatçıların eserlerini sergileyen bir müze açmak için girişimde bulundu. Ankara Belediye Başkanı sanatın içine tükürürken, Beşiktaş Belediye Başkanı sanat eserlerini sergilemek için müze açıyor. Beşiktaş Belediyesinin sanata ve kültürel gelişmelere verdiği önemi, geçen yıl Akatlar’da bir sokağa ressam Adnan Çoker’in adını vermesinden de hatırlıyoruz.

Beşiktaş Belediye Başkanı, göreve geldiği 2004 yılından bu yana, kentleri besleyen nehrin, kültür ve sanat olduğunu her fırsatta dile getiriyor. İcraatlarında da kültür ve sanatı destekleyen çalışmalar yapıyor. Bir yerel yöneticinin kültür sanat politikaları konusunda gösterdiği bu tavırlar örnek teşkil etmesi açısından elbette önemli. Beşiktaş belediyesinin uygulamaları olağan bir tutumu göstermesine rağmen, sanatı küçümseyen, aşağılayan, yasaklayan bir siyasî erkin uygulamaları karşısında sıra dışı bir eylemlilik olarak algılanıyor. Kültür ve sanata düşman bir siyasî iktidar karşısında yerel yönetimlerin önemli bir organı olan belediyelerin kültür ve sanat politikalarının kamusal alanlarda önemi göz ardı edilemez. Ancak kendisini din ideolojisi üzerinden tanımlayan siyasî iktidarın, yerel yöneticilerin, açık kamusal alanlara koydukları heykelleri, resimleri toplumun ahlak değerleriyle uyuşmadığı gerekçesiyle yerinden sökme ve kaldırma eylemleri iktidar karşıtları tarafından tepkiyle karşılanırken, siyasî partinin tabanında ise sanata ve sanat üreten sanatçılara karşı bir düşmanlık refleksi geliştirmektedir.

Uluslararası Af Örgütü, Avrupa ve Orta Asya Direktörü John Dalhuisen, 27.03.2013 tarihinde yaptığı basın açıklamasında “İfade özgürlüğü hakkı”nın Türkiye’de tehdit altında olduğunu söylemişti. Aktivistler, gazeteciler, yazarlar ve avukatlara yönelik yasalardaki maddelerin kötüye kullanıldığını, kovuşturma açıldığını bunun da “Türkiye’nin en kemikleşmiş insan hakları sorunlarından biri” olduğunu belirtmişti. Siyasî iktidarın, aydın ve sanatçılar üzerinde yaptığı baskı ülkenin sanat iklimini de olumsuz etkilemektedir.

Tarih boyunca devletin muhafazakâr yapısını koruması, düşünmeyen, sorgulamayan ancak sadece itaat eden bir toplum yaratma çabası birçok tarihî gerçeklikle yüzleşmemizi engellemiş ve bu gerçeklerin üstünün kapatılmasına yol açmıştır.

“Unutmamak” sergisi iktidarın, Sivas katliamının üstünü örtüp unutturmak istemesine karşı bir başkaldırıdır. Sanatçılar bu katliamın unutulmaması için eserlerini yaktılar ve bir müzede sergilemek üzere tarihe bir nokta koydular. Bellek merkezli bir sergi için Madımak Katliamı’nda yakılan aydınları ve ödedikleri bedeli hatırlatmak için otuz beş sanatçı; toplumdaki duyarlı insanların endişesini dile getiren bir simge olarak eserleri ile unutturmaya karşı hatırlatmayı seçtiler.

Share Button

Yorumlara kapalıdır