Orbay Soydan: Baskıcı İktidarın Hasmı Sinema

Share Button

Sinema-ve-12-eylil-banner

Yıl 1948

CHP iktidarı, Türk filmlerini gösterecek sinemalara önemli oranda vergi indirimi uygulayarak yatırımcıların sinemaya yönelmesini teşvik eder. Ön-Yeşilçam dediğimiz bu dönemde sinema, köyde yaşanan çözülmeler, geçim zorlukları, komşuluk, mahalle arkadaşlıkları, kadın erkek ilişkileri, zengin olma ve sınıf atma düşkünlükleri gibi toplumsal gerçekçi konuları beyazperdeden bizlere yansıtır.

 

Fakat bu durum fazla uzun sürmez.  1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti döneminin baskıcı uygulamaları Türk Sineması üzerinde de etkili olur. Usta yönetmen Metin Erksan’ın ilk gerçekçi köy filmi denemesi olan Karanlık Dünya 1952 yılında sansürün gazabına uğrayan ilk film olur. Filmin oyuncularından Aclan Sayılgan ve Kemal Bekir’in Komünist Partisi kuruculuğundan tutuklanması filmin yasaklanmasına gerekçe gösterilir.

 

Usta yönetmenin, sansürle boğuşan diğer filmi ise Yılanların Öcü’dür Film, Fakir Baykurt’un 1954 yılında yazdığı aynı adı taşıyan romanından uyarlanmıştır. Öğretmen olan Fakir Baykurt bu kitap nedeniyle 1959 yılında soruşturma geçirmiş ve öğretmenlikten uzaklaştırılmıştır. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi’nde yazmaya başlamıştır.

 

TKP’nin eski üyelerinden olan senarist-yazar Vedat Türkali de 1961’de siyasî nedenlerle tutuklanmış, 7 yıl hapis yattıktan sonra, 1961 yılında çevirdiği Otobüs Yolcuları filminde, köyden kente göçü ve bunun sonucunda oluşan gecekondu bölgelerini, inşaat rantçılığı sorununu anlatmıştır.

 

Yazımda ağırlıklı olarak kitaplarından yararlandığım, Yeşilçam üzerine çalışmalarıyla tanınan sinema yazarı Mesut Kara “Sinema ve 12 Eylül ” adlı eserinde, bu durumu bugünün kentsel dönüşüm hamlelerine benzetir ve kitabında  “bugünün kentsel dönüşüm hamleleri de kent yoksullarını hedef alıyor. Rantçı sermayesinin ya da iktidarın, kindar yandaşlarının değirmenine taşıyor. Yeni kentsel dönüşüm hamleleri, çıkarları milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiren yasalarla, İstanbul, Ankara, İzmir ve başka birçok kentte başta “gecekondular” olmak üzere milyonlarca insanın evini yıktırmayı hedefliyor.” der.

met

Biz Bu Filmi Daha Önce İzlemiştik

Mesut Kara’nın “Sinema ve 12 Eylül” adlı eserinde, Vedat Türkali Otobüs Yolcuları’yla ilgili şunları anlatır: “27 Mayıs’ın ortamında film, toplumsal-eleştirel bir içerik de kazandı. Kent kıyısında Güvenevler adıyla bir ortaklığın yaptırdığı yapılardaki yolsuzluk, o günkü gazetelerde de yer almış, yöneticileri tutuklanıp mahkemeye götürülmüşlerdi. Halkı, orta katmanları, onların başlarını sokacakları bir yuvaya kavuşma özlemlerini sömüren, dalavereci yapı ortaklıklarının serüveniydi anlatacağımız. Yakasını Güvenevler oyununa kaptırıp, canı yanmış birkaç da yakın arkadaşımız vardı. Onlardan aldık Güvenevler dosyasını, ayrıntılarıyla inceledik. Otobüs şoförüyle, arabanın burnundaki çalımlı kız öyküsü oluşmuştu.”

 

1961 Anayasasının Getirdiği Özgürlükçü Ortam

Kitapta 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlükçü ortamda Yeşilçam Sinemasının, Demokrat Parti iktidarının getirdiği popülist dünyasının dışına çıkarak, devrimci bir uyanışın toplumsal muhalefetin oluşumuna nasıl katkı sağladığı ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Ben kısaca bahsedeceğim.

 

Bu dönemde İstanbul Valiliğine verilen bildirim ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) kuruldu. Kuruluşundan kısa bir süre sonra Behice Boran, Cemal Hakkı Selek (Pınar Selek’in dedesi), Yunus Koçak, Fethi Naci ve daha birçok tanınmış aydın partiye üye oldular.

 

İlk kez Türk Sinema tarihinde yazarıyla, sendikacısıyla, karikatürcüsüyle, sansüre karşı Türk Filmcileri, bugün Beyoğlu’nda Etibank’ın altındaki gece kulübünde, o zamanki Gen-Ar tiyatrosunda Türkiye Tiyatrocular sendikası (Tİ-SEN) ile toplusözleşme imzaladılar.

 

Hepsi sinemanın toplumsal bir görevinin olduğuna inanıyorlardı. Toplumsal sorunları izleyiciye anlatmak.

Çünkü…

aşık

Sinema iktidarın devamlılığı açısından hayatı bir öneme sahipti.

Sinema iktidarın devamlılığı açısından hayatî bir öneme sahiptir. Sinema doğrudan baskıcı rejimlerde siyasal iktidarın, egemen ideolojinin muhafazasını sağlama işlemi görürken, yarı özgür toplumlarda farklı ve muhalif denebilecek filmler yapılabilir, ancak bu filmlerin yapımcıları da her bakımdan baskının, yasakların, sansürün etkisiyle karşı karşıya kalabilirler. Örneğin; 12 Eylül darbesinin baskıcı ortamında, sinema salonları kapanıp yerlerine iş merkezleri yapılıp, aileler salonlardan çekilmiş ve evlerine kapanmıştır. 12 Eylül’le birlikte 1979 yılında 195 olan film sayısı, 1980 yılında 62’ye düşer, 1982 yılında 71, 1983’te 78 olur. Darbenin şoku atlatıldıktan sonra Türk filmi sayısı ancak 1986 yılında yüzlü rakamlara ulaşarak 1986 yılında 185 olur. Burada bir parantez açmak gerekirse, Türkiye’de 2011 yılında 75 olan yerli film sayısı 2012’de 60 filme kadar geriledi.

 

Diğer taraftan 1990’lara doğru sansürün neredeyse işlemez hale gelmiş fakat sinemacılarımız bu döneminin getirdiği yılmışlık, boğulmuşluk duygusunun etkisiyle, artık topluma dönük filmler yapmaktan vazgeçmiştir. Bu tarihten sonra Sürü, Düşman, Yol gibi siyasal angajman taşıyan filmlerin yerini kadının cinselliğini ön plana çıkaran Müjde Ar’ın başrolünü oynadığı Aşk-ı Memnu gibi daha popülist filmler almıştır.

 

Baskıcı Dönemlerin Kurtarıcısı Aşk-ı Memnu

1975 yılında ekranlara aktarılan Halit Ziya Uşaklıgil’in romanı Aşk-ı Memnu, ilk olarak 1899-1900 yıllarında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilerek yayınlanmıştır. II. Abdülhamit’in baskıcı döneminde aydınlar, birçok baskı ve yıldırma hareketine maruz kalmış, İstanbul’dan uzaklaştırılırmış, kitaplar, gazeteler, dergiler sansürden geçirilmiş ve sonuçta birçok yazar bireyci çalışmalara yönelmiştir. Yine böyle bir dönemde,  Türkiye’nin yazarlarının, gazetecilerinin, avukatlarının, askerlerinin, sıradan vatandaşının, muhalif olan herkesin cezaevine konduğu 2008 yılında Aşk-ı Memnu tekrardan dizi olarak hayatımıza girmiştir.

 

AKP Döneminde Sinema

AKP’nin ileri demokrasi döneminde ise, Türkan Saylan’ın hayatını konu alan Türkan adlı dizinin başına gelmeyen kalmadı. İki kez günü değiştirilen diziye reklam vermek isteyen şirketlerin hükümetten çekindikleri için vazgeçtikleri gündeme gelmiş ve dizi erken finale gitmişti.

 

Yine F tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamasını anlatan “F Tipi Film” yapımcısı  Caner Bozkurt, filmin afişlerine sansür uygulandığını öne sürerek, “gerek afişlerimiz için Ulaşım A.Ş. ile sözleşme olmasına ve ödemeyi yapmış olmamıza rağmen (afişlerin) ulaşım araçlarına asılmaması, gerek de duvar afişlerimizin tek tek sökülmesi açık bir sansür politikasıdır” demişti.

 

Siber aktivizmi ve Redhackin eylemlerini konu alan Red’in Mersin’deki gösterimi de son anda iptal edilmişti. Sinema Merkezi’nin hazırladığı filmin gösterimi için Mersin Cep Sineması ile anlaşılmıştı. Ama gösterim günü geldiğinde etkinlik- salonun polis tarafından kapatılması korkusu nedeniyle- salon sahibi tarafından iptal edilmişti.

 

Edirne’ye bağlı Enez ilçesinde de kentsel dönüşümü anlatan İmre Azemin ilk uzun metrajlı filmi “Ekümenopolis” belgeselinin gösterimi son anda Kaymakam tarafından engellenmişti.

 

Kuşkusuz bunlar bu kadarla sınırlı değil, en son, İstanbul Beyoğlundaki Emek Sineması yıkılarak yerine AVM yapılmasına karar verildi.

 

Yeni Yasaklar Kapıda

Yukarıda bahsettiğimiz Metin Erksan’ın Âşık Veysel’in hayatını anlattığı yasaklanan “Karanlık Dünya” filminin, daha sonra şartlı olarak gösterimine izin verilmişti. İzinin şartlı olarak gösteriminin gerekçeleri de, filmde görülen ekinlerin boylarının kısa ve cılız olması, tarım işçilerinin çok ilkel gösterilmesi ve filmde turna dansı yapan kızların ikisinin çıplak ayaklı, ikisinin çarıklı olmasıydı.

 

Günümüzde ise siyasal iktidar, “ecdadımıza ters, kızlı-erkekli âlem yapıyorlar, muhafazakâr yapımıza aykırı, filmlerde alkollü özendiriyorlar. Bu projeye engel olmalıyız” diyor. Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi yakın bir zamanda gösterimi izne bağlanan ya da sansürlenen filmler ile karşılaşırsak şaşırmamak gerekir.

 

Özetle; aslına bakılırsa, Türkiye’nin sinema tarihi bile, bir başına Türkiye’nin siyasi hayatını gözler önüne seriyor.

 

Kaynakça:Mesut Kara, Sinema ve 12 Eylül, Agora Kitaplığı,2013

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Y%C4%B1llara_g%C3%B6re_T%C3%BCrk_filmler

Share Button

Yorumlara kapalıdır